Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Bir Ankara hikáyesi!

Emin ÇÖLAŞAN

SEVGİLİ okuyucularım, Cumhuriyet'in başkenti Ankara'da inanılmaz olaylara tanık oluyoruz. Ankara'daki yetkililerin umursamazlığı ve duyarsızlığı, insana ‘‘Acaba Ankara böyle ise Türkiye'nin diğer yörelerinde neler oluyor’’ sorusunu sorduruyor.

İnşaatı yıllardan beri süren Akay Kavşağı projesinin yarısı, bir yıllık gecikmeyle açıldı. Geri kalan için Allah kerim!

Bu projenin yasal olmadığı konusunda verilmiş yargı kararları var. İ. Melih belediyesi, yargı kararlarını dinlemedi ve işi sürdürüyor. Bir ülkenin başkentindeki belediye bile yargı kararlarını takmıyorsa, varın gerisini siz düşünün!

Kavşağın açıldığı günün sabahında geçitlerin üzerine kocaman ve profesyonelce hazırlanmış bir pankart asıldı. Aynen şöyleydi:

‘‘Buradan (bu kavşaktan) Emin Çölaşan, Mimarlar Odası Yönetimi ve Çankaya Belediyesi Yöneticileri Geçemez.’’

Dikkat ediniz, bu pankart Ankara'nın göbeğine, kavşağın inşaat alanındaki bekçi kulübesinin hemen iki metre yanına asılıyor.

İnşaatın iki sorumlusu var. İlki, bu projeyi yapan BESA isimli şirket. İhaleyi nasıl ve kaça aldığı bilinmiyor. İkincisi ise İ. Melih belediyesi.

Orada bir çökme olsa, yıkılsa, arızalı çıksa sorumlusu kim olacaktır?

Elbette onlar.

O halde, oralara hiç kimse elini kolunu sallayarak giremeyeceğine göre, şantiyenin göbeğine asılan o iğrenç pankartı hangi ‘‘soytarı’’ astırmıştır?

* * *

Bizim Akay Kavşağı'ndan geçmemiz yasaklanmış!.. Çünkü ben o projenin hesabını soruyorum, İ. Melih ağzını açamıyor. Çankaya Belediyesi mahkemeye verdi, iki adet ‘‘Yasal değildir, yapılamaz’’ kararı aldı. TMMOB bildiriler yayınladı, bu kavşağın hiçbir işe yaramayacağını kent bilimi açısından kanıtladı. Nitekim haklı çıktı.

Şimdi bir düşünün ki, başkentin göbeğine böyle pankartlar asılıyor ve insanlar böylece hedef gösteriliyor. Vatandaşın büyük tepkisi üzerine pankartı indirmek zorunda kalıyorlar. Ama bir şeyi unutuyorlar:

Biz bunlardan korkacak adam mıyız?

Terör ille de silahla olmaz, pankartla da olabilir. Acaba İçişleri Bakanlığı bu konuda ne yapıyor? Ankara Valisi ne yapıyor? Gazetelerin Ankara eklerinde bu konu günlerden beri veriliyor ama bu makam ve kişilerden en ufak bir tepki yok.

Onun için ‘‘Ankara böyleyse, bu kadar umursamaz olmuşsa, Allah diğer kentlerimizde oturanlara kolaylık versin’’ diyorum.

* * *

Şimdi bakınız, bu düzmece kavşağın hesabı ortada yok. İşi alan BESA isimli bir firma. Soruyoruz:

- Bu ihaleye en ünlü firmalar girdi, daha ucuz fiyat vermelerine karşın onlar elendi, iş BESA'ya verildi. BESA'nın deneyimi nedir?

- İhaleyi hangi koşulllarla, hangi fiyata kazanmıştı? Diğerlerinin fiyatı neydi?

- Sözleşme uyarınca inşaat ne zaman bitecek ve maliyeti ne olacaktı?

- Bugüne kadar BESA'ya ne kadar ödendi? Sözleşmeye gecikme cezası konmuş muydu? Ne kadar gecikme cezası kesildi?

- İnşaatın henüz yarısı bile bitmediğine göre, bitiş ne zaman olacak? Maliyet ne kadara yükselecek, şirkete ne kadar daha ödenecek?

Bu sorulara ne Salih Bezci isimli şahsın BESA isimli şirketinden, ne de İ. Melih'ten bir tek yanıt gelmiyor!

Memleketin 30 milyon doları hiçbir işe yaramayan, trafik sorununu çözmediği artık gözle de görülen bir çukura gömülmüş oluyor ve bunun hesabını soracak hiçbir makam yok Ankara'da.

Biz soruyoruz, ardından bizi hedef gösteren iğrenç bir pankart asılıyor.

Bu ne biçim rezalettir, kepazeliktir?

* * *

Ankara'da yaşayan milyonlarca insanın gözleri önünde yıllardan beri bir rezalet sergileniyor. Kentin göbeği iptal edilmiş, hadise yılan hikáyesine dönmüş, iş bir türlü bitmiyor. Toz, toprak, pislik. Çevredeki güzelim ağaçların tümü kesilmiş.

Kentin merkezindeki iki ana cadde, Akay ve Tunus aylardan beri trafiğe kapalı. Ne olduğunu, ne olacağını bilen yok.

Altı üstü birkaç yüz metre uzunluğunda bir geçit yapılıyor! Komedi üç yıldan beri devam ediyor. Daha en azından bir yılı var.

İ. Melih bu kavşağın hesabını vermekle yükümlü. O çukura babasının parası değil, kamunun, devletin ve milletin parası gömüldü.

Kimin parasının hesabı kimden gizleniyor?

* * *

Ankara bitmiş, Ankara yozlaşmış. Balık baştan kokmuş. Bu kokuşma doğal olarak Anadolu'ya yansıyor.

Ülkeyi yöneten beyler böylesine vurdumduymaz olunca, gözlerinin önündeki kepazeliğe bile ses çıkarmayınca, hadise dalga dalga, yurdun her tarafına yayılıyor. Paralar cukkalanıyor, yandaşların ceplerine hortumlanıyor, tezgáhlar kurulmuş, tıkır tıkır işliyor.

Bu ülkenin 30 milyon dolar parasının hesabını soruyoruz, kimseden tık yok! Üstelik pankartlarla hedef gösteriliyoruz.

Şikáyetimizi Cottarelli'ye mi yapalım?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI