Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Bayram muhabbeti

Emin ÇÖLAŞAN

BUGÜN Şeker Bayramı. Bayramınız kutlu olsun. Türkiye büyük tatilde. Eğer bu bayramda fırsatı kaçırdıysanız, bir yere gitmeniz mümkün olmadıysa, hiç üzülmeyin...

Çünkü önümüzdeki mart ayında aynı tatili yeniden yaşayacaksınız.

5 Mart Pazartesi günü öyle bir dört günlük Kurban Bayramı tatili geliyor ki, tadına doyum olmaz!

Pazartesi günü başlıyor, perşembe akşamı bitiyor.

Yani bir tek 9 Mart Cuma gününü idare etmeyi başardığınız takdirde, söylemesi ayıptır ve benden duymuş olmayın ama, önünüzde bir kez daha net 9 günlük tatil var.

Zaten siz istemeseniz de, hükümetimiz bu bir günü topluma bağışlayacak ve iki ay aradan sonra Türkiye 9 günlük ikinci tatiline girecek.

Farkındaysanız iş çığırından çıkıyor.

Dünyanın hiçbir yerinde böyle tek başına veya üst üste 9 günlük tatiller yok.

* * *

Kurban Bayramı ve Şeker Bayramı deyince, aklıma biz gazetecilere geçmişte sağlanmış olan bir olanak gelir.

Biz Kurban Bayramı'nda 3, Şeker Bayramı'nda 2 gün otomatik tatil yapardık. Bayram günlerinde her ilin Gazeteciler Cemiyeti tarafından Bayram gazeteleri çıkarılır, gazeteciler yılda topu topu 5 gün, içlerine sinerek tatil yapardı.

İçlerine sinerek diyorum; çünkü o günlerde gazete çıkmadığı için, dünya yıkılsa gazetecinin umurunda olmazdı.

Bu kuralı birkaç yıl önce ne yazık ki Sabah Gazetesi bozdu.

Bir bayram öncesinde ‘‘Biz bayramda da çıkacağız. Bu kuralı artık tanımıyoruz’’ dediler ve gerçekten de çıktılar.

Onu izleyen bayramda, diğer gazeteler de çıkmak zorunda kaldı.

Sabah Gazetesi bunu niçin yapmıştı?

Para için!

Daha çok para kazanmak için!

Bayramlarda fazladan 5 gün çıkacaklar ve o 5 günlük süre içerisinde ilan geliri elde edeceklerdi.

Basın çalışanlarına yapılmış en büyük saygısızlıklardan biriydi.

O yüzden, hayatta hep bir söze inanmışımdır:

‘‘Ne oldum deme, ne olacağım de.’’

* * *

Bugün bayram. Bugün havadan sudan yazmak istiyorum. Biraz gırgır, biraz daha tatlı konular.

Birkaç gün önce postadan bir kitap çıktı.

İsmi: ‘‘Maraba Türkiye.’’ (Kora Yayın).

Yazarı: Serkant Gürgünlü.

Tanımadığım bir isim. Sağolsun, kitabını bana imzalamış.

Kitabı aldım, otomatik olarak arka kapağına baktım, yazarın resmini görmek için. Genç bir arkadaş.

Fakat tam o anda gözüm arka kapakta kendi ismime takıldı.

Hani ‘‘Kitap için ne dediler’’ faslı vardır ya!

Arka kapakta aynen şöyle yazıyor:

Emin Çölaşan: ‘‘Bugün böyle bir kitap yazan yarın belediyeden ihale alır, liboş olur, parayı götürür. Bu adamlara dikkat etmek lazım. Yarın belki bizi Avrupa Birliği'ne şikáyet eder.’’

Allah Allah, benim belleğim bazen çok zayıf olur, acaba bu arkadaş kitabı için daha önce benden görüş istedi de, böyle bir şey mi yazıp verdim?

Veya telefonla sordu da, bu doğrultuda birkaç cümle mi söyledim?

Sonra arka kapakta yer alan diğerlerini okudum.

Sakıp Sabancı: ‘‘Yazalıııım, yazalıııım, bu delikanlı gibi yazalıııım.’’

Mustafa Topaloğlu: ‘‘Faydalı bir eser.’’

Hande Ataizi: ‘‘Ay şeker gibi çocuk valla. Bunu çıtır çıtır yemek lazım.’’

Bülent Ersoy: ‘‘Ablan kurban olsun senin o güzel ellerine.’’

Süleyman Demirel: ‘‘Bu kitabı kendim için okuduysam namerdim. Binaenaleyh bu kitap okumakla aşınmaz.’’

* * *

İşin içinde bir bityeniği olduğu anlaşılıyordu. Kitabın içinden bir de mektup çıktı. Serkant Gürgünlü bana bir de mektup yazmıştı:

‘‘Sevgili Emin Abi, arka kapakta senin adını kullandığım için bana lütfen kızma. Ayrıca gazetecilik üzerine yazdığım bölümde senin kulaklarını çınlattım. Umarım kitabımı beğenir ve bana teşekkür etmek için bir alo dersin. Demesen de canın sağolsun. Ben seni hep sevmeye ve hep okumaya devam edeceğim.’’

Serkant'a teşekkür için bir alo diyemedim, kusurumu bağışlasın. Ama bu ilginç esprisine burada yer vermekle, ona olan teşekkür borcumu yerine getirdim.

Vallahi şu meslekte her gün öyle olaylar yaşıyorum ki, hangisini yazacağımı şaşırıyorum! İnanın, Türkiye dışında başka bir ülkenin gazetecisi, bunların binde birini yaşamaz.

Bizim mesleğin dayanılmaz zevki de, zaten buradan geliyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI