Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Bay Başkan!

Emin ÇÖLAŞAN

O, her adli yılın açılışında kendince önemli bir nutuk atıyor. Günler öncesinden kapanıyor ve 115 sayfalık bir metin hazırlıyor. Törende okuyor da okuyor.

Bay Başkan'ın ‘‘çok önemli’’ bir nutuk atacağı, önceden şeriatçı basında yer alıyor. Belli ki oralara sızdırmış. Fethullah'ın gazetesi manşet atıyor:

‘‘Adli Yıl bugün başlıyor. Gözler Sami Selçuk'ta.’’

Fazilet'in gazetesi de ‘‘müjdeyi’’ birinci sayfadan duyuruyor:

‘‘Selçuk ders verecek.’’

Her ikisi de Bay Başkan'ın neler söyleyeceğini bildiriyorlar. Önceden sızdırılmış, konuşmasından sonra rahatlayacaklar...‘‘Helal olsun, Yargıtay Başkanı yine bize çalıştı’’ diyecekler.

***

Bay Başkan nutkunu atıyor, bir sürü konuda ahkám kesiyor. Türkiye'nin birinci tehlikesi olan irticadan söz yok! Yoksa olmasını mı bekliyordunuz?

Bay Başkan ve diğerlerinin hak ettiği yanıtı, hemen ardından konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Eralp Özgen veriyor. Ağzına sağlık.

Törenden sonra etrafına gülücükler dağıtan Recai beyamca çok mutlu. Bay Başkan'ın konuşmasını çok beğendiğini söylüyor. Dünkü şeriatçı basın da zevkten dört köşe olmuş. İşte size dünkü manşetleri:

‘‘Önce hukuk. Yargıtay Başkanı hukuku ve demokrasiyi savundu. Cumhurbaşkanı, mesajıyla Selçuk'a destek verdi.’’

‘‘Cumhurbaşkanı Sezer ve Yargıtay Başkanı Selçuk, devlete hukuku ve insanı hatırlattı.’’

‘‘Fosillere asil cevap. Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, fosillerin dayatmalarına karşı bir asil çıkış daha yaptı.’’

‘‘Yargıtay Başkanı Selçuk, Türkiye'yi rahatlatacak yolu gösterdi. Kutan: Selçuk muhteşem konuştu.’’

Helal olsun be! Bay Başkan öyle muhteşem adam ki!.. Ve de öyle muhteşem konuşuyor ki, şeriatçıların ağzından bal damlatıyor. Bay Sezer'in de desteğini almış, onlara göbek attırıyor.

***

Ben çok merak ediyorum, Bay Başkan'ın attığı bu nutuklar acaba yargıyı bağlıyor mu?

Yargıtay'ı, Danıştay'ı, çilekeş hákim ve savcılarımızı ne ölçüde bağlıyor onun sözleri? Yoksa kendi kişisel görüşleri, fantezileri mi?

Hangisi bayım, hangisi?

Nutuk atmadan önce, okuyacağı metni hangi yargı temsilcilerinin bilgisine sunuyor?

Ama kim ne derse desin, Bay Başkan her konuşmasında olay yaratmayı beceriyor. Öyle laflar ediyor ki, Apo bile savunmasında onun ve zamanın Anayasa Mahkemesi Başkanı Bay Sezer'in sözlerini Yargıtay'a belge olarak sunabiliyor!

Vallahi en büyük başkan, bizim Bay Başkan! Garanti veriyorum, gelecekte cumhurbaşkanı olur bu başkan!

ONLAR VE BİZ

Bu yaz Yunanistan'ın Mikonos adasına da gitmiştik. Daha önce de yazmıştım, tamamen çıplak, kayalık bir ada. Abartmadan söylüyorum, hiç toprağı yok. Bu nedenle hiçbir evin bahçesinde çim yok, çiçek yok.

Ayrıca adada ağaç yok. Tümünü saysanız belki 100 ağaç çıkar. Böylesine çıplak, hiçbir doğal güzelliği ve esprisi olmayan bir yer bu Mikonos.

Fakat adamlar bu adayı almışlar, doğal dokusunu, eski evlerini, yerleşim birimlerini olduğu gibi korumuşlar, pırıl pırıl bir turizm cenneti yaratmışlar...

Ve bu çıplak adayı bir ‘‘eşcinseller ve çıplaklar cenneti’’ yapmışlar. Normal insanlar, aileler de gidiyor ama kadınlı erkekli eşcinsel turistler bu adada yoğunlaşıyor.

Bir bakıyorsunuz, ailelerle dolu plajın bir köşesinde anadan doğma birileri yatıyor, denize giriyor. Sokakta erkek erkeğe, kadın kadına sarmaş dolaş tipler görüyorsunuz. Kimse kimseye karışmıyor, rahatsız etmiyor, yan gözle bakmıyor.

***

Kuşadası'na kocaman bir yolcu gemisi gelmiş, Amerikalı eşcinselleri getirmiş. İlgili makamlar bunları ilçeye sokmamış, gezmelerine, alışveriş yapmalarına izin vermemiş.

Zaten bir gün kalacaklarmış, yüzgeri edilmişler.

İşte onlarla bizim, Yunanistan'la Türkiye'nin arasındaki fark burada yatıyor.

Yunanistan bir adasını bunlara açmış, onları rahat ettirip şakır şakır döviz kazanıyor. Adanın otelleri, lokantaları, gece kulüpleri, plajları onlarla dolu. Mikonos döviz basıyor.

Biz ise onları Kuşadası'ndan geri çeviriyoruz! Bırakacakları dövize ‘‘Sizin olsun, paranıza ihtiyacımız yok’’ diyoruz. Hem de bunu hiç utanıp sıkılmadan, turistin ve turizmin en yoğun olduğu bir beldemizde yapıyoruz.

Neyin adına, hangi anlayış adına?

Namus mu, ahlak mı, yoksa kafasızlık mı, ilkellik mi, ne?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI