Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Batman görüntüleri

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, gerçekten de akıl ve mantık dışı olaylarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. Bunların hepsi bize bir ders olmalı ve yaşadıklarımızdan geleceğe yönelik bir şeyler çıkarmayı öğrenmeliyiz.

Hizbullah isimli terör örgütünün polis tarafından öldürülen lideri Hüseyin Velioğlu, birkaç gün önce memleketi olan Batman'da toprağa verildi.

Cenaze törenindeki görüntüleri ekranlardan ve gazetelerden izlediniz.

Mezarın başında kara çarşaflı kadınlar, takkeli, sakallı, şalvarlı erkekler. Ama kadınlar çoğunlukta.

Öldürülen bir katil de olsa, insandır. Cenazesi elbette insanca ve törelere uygun biçimde kaldırılmalıdır.

Cenaze toprağa veriliyor. Başında bir kalabalık. Mezarlık sonrasında bu kalabalık yürüyüşe geçiyor, tekbir getirerek, Velioğlu lehine sloganlar atarak Batman sokaklarına yayılıyor, gazetecilere saldırıyor.

Ortalıkta yüzlerce kara çarşaflı kadın var.

Yüzleri görünmüyor. Hatta bazısının gözleri bile kapalı.

Başka bir şey olsa, bu kadınları hiçbir güç sokağa salamaz. Demek ki bir katilin ismi bunları sokağa dökebiliyor.

***

Peki ama nasıl oluyor bu hadise? Velioğlu'nun başında bulunduğu örgütün ne olduğu ortaya çıkmış, Türkiye'nin dört bir yanında mezar evler bulunmuş.

Bahçelerden, evlerin içinden çürümüş veya yeni öldürülmüş cesetler çıkarılmış. Yani her şey apaçık ortada. Göstericiler bu sahneleri görmediler mi?..

Ve bu insanlar, bu ortamda bile adamın cenazesinde onun için ve onun lehine gösteri yapabiliyor.

Ne adına? Müslümanlık adına mı?

Eğer öyleyse, ‘‘Müslümanlığın’’ bu kadar ayağa düşürülmesine hep birlikte yeniden isyan etmemiz gerekiyor. Bu sütunda bu konuyu sık sık işliyorum. Türkiye'de birileri ya cehaletten, ya da bilinçli olarak, dinimizi ayaklar altında çiğniyor.

Batman olayı bunun en son göstergesi.

Şimdi belki diyeceksiniz ki ‘‘O gösteriye katılanlar cahil ve kandırılmış insanlardır’’.

Bu kadar ucuz bir mazeret geçerli olur mu?

Burada bir şeyi daha unutmamak gerekir: Acaba o kara çarşaflı kadın görüntülerinin hepsi kadın mı? Aralarına çarşafa bürünmüş erkek teröristler de sızmış olamaz mı? Onun için böyle gösterilerde çarşaf olayına dikkat etmek gerekebilir!

***

Şimdi gelelim bu yazıyı yazmamın asıl nedenine! Biliyorsunuz, Meclis'te içtüzük değişikliği yakında görüşülecek. İçtüzüğe ‘‘Milletvekilleri Meclis'e başı açık gelir’’ hükmünün konulmasına Fazilet ve DYP'nin tümüyle birlikte ANAP ve MHP'li bazı milletvekilleri karşı çıkıyor.

Diyelim ki yarın bir seçim oldu ve Batman'da izlediğimiz örgütlü kara çarşaflı kadınlardan biri milletvekili seçildi. Niçin olmasın ki?

Bu kadın Meclis'e o haliyle girecek!

Üzerinde kara çarşaf, suratı ve hatta gözleri kapalı.

Yüzünü bile görmeyeceksiniz.

Şimdi size soruyorum ey bu içtüzük değişikliğine karşı çıkan milletvekilleri.

Buna razı mısınız?

Bu konuyu burada defalarca yazdım, uyardım. Olacağı budur. Ortam uygun olduğu anda din tüccarları Meclis'e böylelerini sokacaklar, Amerikalı Merwe'yi bile bize mumla aratacaklardır!

‘‘Razı mısınız?’’ sorusuna ‘‘Eğer millet onu o haliyle seçtiyse elbette razıyız’’ diyebilir misiniz?

Haydi çıkın ortaya ve mertçe yanıt verin.

Oynadığınız ucuz oyunun iki adım sonrası işte budur.

***

Türkiye'de oy avcılığı ve din sömürüsü, bazı insanlarımızı işte bu duruma getirdi. Eğer iğrenç bir terör örgütünün başındaki kişi öldüğünde onun lehine ‘‘Müslümanlık adına’’ gösteri yapılıp slogan atılıyorsa, demek ki vahşice öldürülmüş 50'ye yakın Müslümanın çürümüş cesetleri bile, o göstericiler için hiç önemli değildir.

Bunu sadece ‘‘cehalet’’ sözcüğü ile açıklamak da mümkün değildir. Attıkları tohumların nerelerde nasıl yeşerdiği, vahşi teröristler lehine gösterilere bile nasıl dönüştüğü, din tüccarı politikacılara ders olmalıdır. Bugüne kadar olmadı, hiç değilse bundan sonra olsun.

ELEKTRİK OLAYI

Yine son birkaç gün içinde komik bir olaylar dizisi yaşadık. Hükümet adına açıklama yapan Başbakan Yardımcısı-Enerji Bakanı Cumhur Ersümer barajlarda suyun çok azaldığını, bütün Türkiye'de günde 3 saat elektrik kesintisi yapılacağını açıkladı.

Ardından Baba devreye girdi, kesintiden vazgeçilmesi için hükümeti uyardı.

İki gün sonra Ersümer, elektrik kesintisinin günde 1.5 saate indirildiğini duyurdu...

Ve ertesi gün, elektrik kesintisinin kaldırıldığı bildirildi!

Bizimle dalga mı geçiyorlar?

Kamuoyuna böyle açıklamalar yapmak ciddi iştir ve bir hesaba dayanması gerekir... Çünkü elektrik kesintisi, kim olursa olsun her vatandaşı günlük yaşamında ilgilendiren bir konudur. Elektriği kesilen veya kesilecek herkes bu durumdan şu veya bu biçimde etkilenir. Okullar, hastaneler, oteller, fabrikalar, imalathaneler, evler, her yer bire bir etkilenir.

Elektrik ya vardır, ya yoktur. Ya yeterlidir, ya değildir.

Ben hükümetin bu ciddiyetsiz ve çelişkili açıklamalarını anlayabilmiş değilim. İşin içinde başka bir iş mi var? Bizim sırtımızdan bir oyun mu oynanıyor?

Nedir bunun içyüzü? Üç günde ne oldu da her şey değişti?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI