Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Ayıptır albayım, ayıptır

Emin ÇÖLAŞAN

Pazar günkü yazımda Fazilet Partisi Konya milletvekili emekli kurmay albay Hüseyin Arı'nın marifetlerini burada belgelerle sergilemiştim. Bu şahıs Kasım 1995'te Isparta'da 58. Tümen Kurmay Başkanı olarak görev yaparken 24 Aralık 1995 seçimleri için ordudan istifa edip emekli olmuş, üzerinde üniforması ile Refah Partisi Konya il binasına gelmiş, yine üniforması ile Refah bayrağı önünde resim çektirmiş, basın toplantısı yapmıştı.

Gazetecilere dağıttığı yazılı metnin sol üst köşesinde de, ismini ve askerlikteki görevini kullanmıştı.

Dahası, aynı gün Konya'da yerel gazetelere kocaman ilanlar verip oğlunun hafızlık hocalarına teşekkür emiş, ilanların altında yine unvanını kullanmıştı:

‘‘Hüseyin Arı. Kurmay Albay. 58. Tümen Kurmay Başkanı. Isparta’’

Her aşamada üniformasını ve ordudaki unvanını kendi çıkarı için kullanmaktan çekinmemiş ve milletvekili seçilmeyi başarmıştı!

Bunları niçin yazmıştım? Aynı şahıs, Türk Silahlı Kuvvetleri geçtiğimiz günlerde Recai Kutan'a sert bir çıkış yaptığında orduyu eleştiriyor, ‘‘Ordu siyasete karışıp suç işliyor’’ diyordu!

Oysa bundan 4.5 yıl önce üniformasını dine ve siyasete alet eden, kendi çıkarına kullanan, ta kendisiydi!

* * *

Hüseyin Arı isimli Fazilet milletvekili benim yazım üzerine dün Konya gazetelerine demeç vermiş, kendini savunmaya çalışıyor ve konuştukça batıyor.

Konya'da yayınlanan Yeni Gazete'nin dünkü nüshasında yer alan yanıtını kendi sözlerinden özetleyerek aktarıyorum:

‘‘1 Kasım 1995'te, 24 Aralık seçimleri nedeniyle TSK'dan istifa yoluyla emekliliğimi istedim. 3 Kasım tarihinde istifam onaylandı. 5 Kasım akşamı Tümen'den 12 adet vesikalık fotoğraf istediler. 6 Kasım Pazartesi günü resmi elbisemi giyerek fotoğrafçıya gittim. (Refah bayrağı önünde üniformasıyla poz verdiği, basın toplantısı yaptığı, oğlunun hafızlık ilanlarını yayınlattığı gün.)

Fotoğrafçıdan doğruca (Refah Partisi) il teşkilatına hareket ettim ve sivil elbisemi oraya getirttim. İl binasına (üniformayla) girdiğim an basın mensupları birkaç resim aldılar. Basın mensuplarına ‘Ben bu elbisemi 29 yıl politikaya bulaştırmadım. Şimdi müsaade edin, hemen sivil elbisemi giyip geleceğim' dedim ve basın toplantısını sivil elbise ile yaptım. (Bari onu da üniformanla yapsaydın!)

Küçük oğlumu (Konya'da) Kuran kursuna kaydettirmiştim. Oğlum da, bir tesadüf, tam ben politikaya geçtiğim tarihte bu kursu bitirmişti. Ben de hocalarına (aday olduğu Konya'da) teşekkür ilanı verdim.

İki dönemdir (Refah ve Fazilet'ten) Konya milletvekili olarak görev yapmaktayım. Tüm çabam, ordumuzun erinden orgeneraline kadar siyasetin dışında olmasıdır.’’

* * *

Bu şahsın düştüğü duruma bakın! Birincisi, pazar günü ne yazdıysam, onu doğruluyor. Hatta benim bilmediğim ayrıntıları da ekliyor.

İkincisi, üniformasını siyasete alet ettiğini de kabul ediyor. Emekliye ayrıldığı halde kurmay albay üniformasıyla Refah il binasına giriyor, orada Refah bayrağı önünde yine üniformasıyla poz verip resim çektiriyor, sonra sivil elbise giyip basın toplantısı düzenliyor. Gazetecilere dağıttığı yazılı metnin sol üst köşesinde ise yine ordudaki unvanını kullanıyor.

O halde benim yazımın nesine yanıt veriyor?

* * *

Ben bu şahsın oğlunun ‘‘hafızlık’’ ilanlarına da pek inanmadım. Oğlunun hafızlığının, siyasete girmesiyle aynı tarihe denk geldiğini söylüyor. Yani kendisi Isparta’da görev yaparken oğlu orada okula gitmiyor da, tam o sırada Konya'da hafız mı oluyor? Bence o hafızlık ilanları, tamamen o güne denk getirilen bir siyasi yatırım.

* * *

Konya gazetelerine, dünkü açıklamasında bir şey daha söylüyor:

‘‘Yoksa Emin Çölaşan bu yazısı için malum yerlerden emir mi aldı?’’

Sıkışınca böyle derler! Ama burası çok doğru!

Gerçekten de, ben o yazıyı yazmadan bir gün önce odama Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı, İçişleri Bakanı ve MİT Müsteşarı girdiler, Hüseyin Arı ile ilgili belgeleri bana verdiler, silah çektiler, bunları yazmamı istediler ve bir çayımı bile içmeden gittiler.

Ben de, ‘‘malum yerlerden’’ aldığım emir üzerine korktum ve o yazıyı yazmak zorunda kaldım.

Yaaaa, valla böyle!

* * *

‘‘Bak albayım, 53 yaşında koskoca adamsın ve iki dönemden beri milletvekilisin.

Senin düzeyine gelmiş, belli rütbeler elde etmiş biri böyle kıvırtmaz. Geçmişte yaptıklarına bugün böyle gülünç kılıflar üretmeye kalkışmaz. Biraz mert ve yürekli olur.

Yok efendim emekli olduktan sonra tümen senden vesikalık resim istemiş de, resim çektirmeye üniformayla gitmişsin de, sonra parti binasına gelmişsin de, gazetecilere elbiseni değiştireceğini söylemişsin de!..

O gün albay üniformanla parti binasında Refah bayrağı önünde poz verip resim çektiren, üniformasını ve unvanını dine ve siyasete alet eden, aynı gün oğlunun hafızlık ilanlarını ordudaki unvanıyla gazetelerde yayınlatıp adaylığı garantiye alan sensin.

Şimdi TSK, senin genel başkanın Kutan'a yanıt verince ‘‘Ordu siyaset yapıp suç işliyor’’ diye ahkám kesen yine sensin.

Senin geçmişte yaptıklarına mı, şimdi söylediklerine mi inanalım?

Ayıptır albayım, ayıptır milletvekilim! Biraz mert ol, yürekli ol. Kendini böyle küçültme.

Tamam mı?’’

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI