Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Adalet Bakanı istifa eder mi? Etmez!

Emin ÇÖLAŞAN

ADALET Bakanı Hikmet Sami Türk sevdiğim ve saygı duyduğum bir abimizdir. Ancak bu makamda öyle hatalar yapıyor ki, inanılır gibi değil.

Geçtiğimiz yaz F tipi cezaevleri Türkiye'nin gündemindeydi. Bunlar için trilyonlarca lira para harcanıyordu.

Devlet, pek çok cezaevinde koğuşlara egemen olamamıştı. Koğuşlarda devletin değil, çetelerin ve terör örgütlerinin sözü geçiyordu. Bu durum Türkiye'nin en büyük ayıplarından biriydi.

Devletin yetkilileri bu koğuşlara giremiyordu ve oraları kurtarılmış bölge olmuştu. İçeride ne ararsanız vardı. Silah, uyuşturucu, telefon, içki, pankart, flama. Şimdi de öyle.

O koğuşlarda kadınlarla erkekler birlikte kalıyordu.

Devlet bunun çözümünü F tipi cezaevlerinde bulmuştu. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk bu projenin en büyük savunucusu, en büyük destekçisiydi.

***

Cezaevlerinin yapımına hızla başlandı. Bakan Bey Ankara'da yapılmakta olan cezaevine geçtiğimiz haziran ayında biz gazetecileri götürdü, gezdirdi. Uygar bir yer olduğunu gözlerimizle gördük.

İçeride hücre falan yoktu. Tek kişilik 59 ve ve üç kişilik 103 odadan oluşan her cezaevinde toplam 368 kişi kalacaktı. Her F tipi cezaevinde modern mutfaklar, kapalı spor salonu, futbol sahası, kütüphane, iş atölyeleri, revirler vardı. Odalar aydınlıktı.

Şu anda Türkiye'de 11 adet F tipi cezaevinin yapımı sürüyor. Kocaeli, Tekirdağ, Ankara ve İzmir'de ikişer adet yapılıyor. Diğerleri Adana, Edirne ve Bolu'da. Bazıları bitti.

Bakan Bey bize Ankara'da yapımı bitmek üzere olan cezaevini gezdirirken, yanımızda Akit Gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez de vardı. Yıllar önce gazeteci Ahmet Emin Yalman'ı Malatya'da tabancayla vuran Üzmez, uzun yıllar cezaevlerinde yatmıştı. Oraya doğal olarak karşı fikirlerle gelmişti. Ama içerisini gezdiğimiz sürece ‘‘Burada yatacak olanlara iyi davranılırsa çok güzel bir yer olmuş’’ diye hayranlığını dile getirdi.

Unutmayalım, gezdiğimiz yer turistik tesis değil, cezaevi idi.

Bu gezi sonrasında çok olumlu yazılar yazıldı. Bakan Bey'in şimdi sergilediği tavra bakınca ‘‘Acaba bizi işletmiş miydi, kullanıldık mı?’’ sorusu aklıma takılıyor.

***

Bakan Bey, yarattığı eserle gurur duyuyordu. Bu cezaevlerine büyük para yatırılmıştı. Bizi bizzat gezdiriyor, anlatıyor, getirdiği yeniliği ve bunun topluma sağlayacağı yararları haklı olarak savunuyordu.

Şimdi aradan sadece altı ay geçti ve Hikmet Sami Türk, maalesef geri adım attı. F tipi cezaevleri uygulamasının ertelendiğini açıkladı.

Bir şeylerden korktuğu, o yüzden geri adım atacağı, haftalar öncesinden belliydi... Çünkü yapımı bitmek üzere olan cezaevlerini geçtiğimiz eylül ayında hizmete sokacağını bizlere anlatan, basına bu yolda demeçler veren kendisiydi.

O halde ne olmuştu?

Açık söyleyeyim, ne olduğu beni hiç ilgilendirmiyor...

Çünkü ben, Türkiye'de her alanda yaşadığımız bu ciddiyetsizlikten bıktım. Gazeteci olarak bıktım, vatandaş olarak daha çok bıktım.

Adalet Bakanı korktu mu? Evet, bence korktu ve geri adım atmak zorunda kaldı.

Ya da hiç hesap yapmamış, birkaç ay sonra neler olabileceğini düşünmemişti.

***

Türkiye'de devletin saygınlığı, işte böyle iktidarlar, böyle siyasetçiler yüzünden büyük yara alıyor.

Eğer devletin bakanları, sokağa dökülen birkaç bin kişi yüzünden geri adım atıyorsa, o devlet zaten bitmiş demektir.

Karşı taraf elbette direnecek, F tipi cezaevlerini ‘‘hücre’’ olarak niteleyecek, egemenlik kurduğu koğuş sistemini sonuna kadar korumak isteyecek ve bu amaçla her kesimdeki yandaşlarını devreye sokacaktır.

Bir gerçeği hepimiz iyi bilelim:

Türk devletinin şu anda en yumuşak karnı, en zayıf noktası, cezaevleridir.

Meclis'ten çıkan son af rezaleti de sadece bu yüzdendir.

‘‘Arkadaş benim burada sözüm geçmiyor, bari af çıkarıp hepsini dışarı salayım da, biraz rahat nefes alayım.’’

Bu anlaşıyla devlet yönetilir mi? Yönetilirse işte böyle olur!

***

Cezaevlerinin bu duruma gelmesindeki tek sorumlu elbette Hikmet Sami Türk değil. O, kendisine geçmişten bırakılan korkunç mirası devraldı.

Ama o da korktu.

İyi bir başlangıç yaptı ve sonunda geri adım atmak zorunda kaldı.

Sadece cezaevleri konusunda değil, Meclis'ten geçirdiği af yasasıyla da yıprandı, yara aldı, Türkiye'nin başına iş açtı. Kendi hükümetini de yaraladı.

Yani Bakan Bey bu işlerin üstesinden maalesef gelemedi.

Bendeniz hem af, hem de F tipi cezaevlerini yüzüne gözüne bulaştıran Hikmet Sami Türk'ün yerinde olsaydım, bugünden tezi yok istifa ederdim.

Yok yok, şaka söyledim! Burası Türkiye abicim!

Bizde böyle bir uygulama, böyle bir gelenek yoktur ki Türk istifa etsin! Bizde siyasetçi, hele bakan falan olmuşsa, koltuğuna zamkla yapışır. Onu yerinden hiçbir güç kımıldatamaz.

Hele böyle yazılar, sinek vızıltısı gibi gelir!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI