"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Emel’li geceye dair

Cahide’nin pazartesi konserlerinde bu kez Emel vardı.

10 yıldır İstanbul barlarında sahne almıyormuş Emel, o yüzden bir "ilk"miş kendisi için bu konser.

Nitekim bu "ilk" hatırına bütün şarkıcı arkadaşları oradaydı: Deniz Seki (Hüsnü’yle beraber gelmiş), İzel, Kubat, Demet Sağıroğlu.

Ayrıca arkadaş olup olmadıklarını bilmediğim diğerleri: Ayşegül Aldinç ve Demet Akalın.

Sahneye assolistlere özgü bir elbiseyle çıktı Emel, ağır ağır...

Kollarında o simsiyah, dirseğe kadar uzanan eldivenlerden bile vardı, sımsıkı saran...

Endişeler aynıydı: Nasıl hareket edecek bu sıcakta, ter ter terlemeyecek mi?

Gel gör ki hareket etti valla Emel, endişeleri boşa çıkardı, ki biz bile olduğumuz yerde terliyorduk.

Bu arada Madonna’nın sahnede terlememek için tüm bedenine votkayla karıştırılmış su sürdüğünü biliyor muydunuz? Bu da günün bilgi çerezi olsun...

Neyse, Emel’in şarkılarıyla 90’lara gidip gidip gelindi bir ara: Hovarda, Karlar Düşer, Hadi gir ruhuma sar beni/Çal fikrimi deli et beni ve Faka Bastın’larla...

Mesela Hovarda’nın düzenlemesi hakikaten iyidir, çok hoş bir şarkıdır (kanımca, kararımca).

Sonrasında klasik bar şarkıları söyledi Emel, benim hiç ilgimi çekmeyen (Elveda Meyhaneci filan).

Ama işte bar insanı da eğlenmek, hoplamak zıplamak istiyor.

İki dakika boş bıraktın mı, "sıkıldım" diyor, akabinde "hadi gidelim". Böyle hain bar insanı.

Son olarak hatırlatmadan geçmeyeyim, çünkü çok müdavimi var: Cenk Eren haftaya pazartesi tekrar Cahide’de olacakmış.

Kiremitçi’lere basın danışmanı lazım

Yasemin Kiremitçi "yakın arkadaşım" dediği Günaydın ekinin köşe yazarıyla telefonda dertleşiyor. Köşe yazarı da "bu söylediklerini yazabilir miyim?" diyor.

Kiremitçi onaylıyor, hatta "Tuna’yla ilgili şunu da ekle" filan diyor.

Sonra köşede yazılanlar gazeteye manşet olunca büyük puntolarla, Yasemin Kiremitçi "Ben röportaj vermedim ki" diyor, diyebiliyor Medyatava aracılığıyla.

Tamam bu bir röportaj değil aslında. Çünkü ortada soru cevap olayı yok.

Ama bu bir demeç, bu bir açıklama. Ne olursa olsun adı, sonuç değişmiyor işte.

Yasemin Kiremitçi kendi rızasıyla konuşmuş oluyor.

Ve pardon ama, söylediklerinin manşete çıkarılabileceğini hiç mi bilmiyor/sezmiyor?

O zaman kendilerine acilen şöyle adamakıllı medya planlaması yapan bir basın danışmanı lazım. Kime konuşulacağını, ne yapılacağını, hangi davetlere çocuksuz katılınması gerektiğini söyleyen/akıl veren...

Yoksa, "ben konuşmadım, ben öyle demedim"le olmuyor iş.

Ürek’in kendi gündemine uygun şarkısı

Benim ilk kez Türkbükü Güverte’de Gülşen’den dinlediğim eğlenceli şarkı, yani "Elalem ne derse desin, hadi hadiii, hadiii" meğer Fatih Ürek’in şarkısıymış.

Bunu da Cumartesi ekinde Sibel Arna’nın röportajı sayesinde öğrendim.

Aynı röportajda Ürek, internette dolaşan msn görüntüleri ve konuşmaları üzerine de gayet açık konuşmuş. Saklamamış hiçbir şeyi. Gerçi ilk başta "o görüntülerdeki ben değilim" diye bir tepki göstermiş ama o kadarı da doğal.
Sonuçta msn’de yaptığı konuşmalar, web cam’deki görüntüleri onun özeli.

İstediğini yapar, kimseye hesap vermek zorunda değil.

Şarkısındaki gibi işte: Elalem ne derse desin, hadi, hadi, hadiii!
X