Gündem Haberleri

    Emeklinin toplusözleşme önerisine olumsuz yanıt

    ANKARA (A.A)
    05.02.2006 - 11:09 | Son Güncelleme:

    Tüm Emekliler Sendikası (Emekli-Sen), Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na sunduğu toplusözleşme taslağı önerisine olumsuz yanıt aldı.

    Konuyla ilgili değerlendirmesini tamamlayan Çalışma Genel Müdürlüğü, sendikaya cevap verdi. Genel müdürlüğün sendikaya gönderdiği cevap yazısında, Türkiye'deki işçi ve işveren ilişkilerinin 4857 sayılı İş Kanunu, sendikal hak ve özgürlüklere ilişkin faaliyetlerin Anayasa'nın 51. maddesi, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu ile 2821 sayılı Sendikalar Kanunu, toplu iş hukukuna ilişkin faaliyetlerin de 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nda düzenlendiği belirtildi.

    Yazıda, bu kanunların en belirgin özelliğinin, uygulandığı kesimler itibariyle işçileri, memurları, kamu ve özel işverenleri kapsaması olduğuna işaret edildi.

    Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) Teşkilatlanma Hürriyeti ve Bu Hakkın Korunması hakkındaki 87 sayılı sözleşmesinin, “tüm çalışanlara” sendika kurma ve teşkilatlanma hakkı tanıdığı ve bu hakkın nasıl korunacağını hükme bağladığı belirtilen yazıda, sözleşmenin 2. maddesinde, “çalışan ve çalıştıranların” hiçbir biçimde ayrım gözetmeksizin ve önceden izin almaksızın, seçtikleri örgütleri kurma ve ana tüzüklerine uymak koşulu ile bunlara üye olma hakkı bulunduğuna yer verildiği kaydedildi.

    “Sendika, işçilerin, memurların ve işverenlerin kendi aralarında kurdukları ve ortak ekonomik, sosyal ve kültürel çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla faaliyet gösterdikleri bir örgütlenme modelidir” denilen yazıda, sendikaları diğer kuruluşlardan ayıran en önemli özelliklerden birinin, ayrı bir yasaya tabi olmaları ve buna bağlı olarak bazı yetkileri kullanma olanağı elde edebilmeleri olduğu vurgulandı.

    “HERKES” YORUMU

    Yazıda, sendika kurma hakkı için iç hukukta ve Türkiye'nin onayladığı ILO'nun 87 ve 98 sayılı sözleşmelerinde temel öznenin ”çalışanları”, uluslararası hukukta ise “herkesi” ifade ettiği belirtilerek, şu görüşlere yer verildi:
    “Burada üzerinde durulması gereken konu, sayılan uluslararası belgelerde sözü edilen 'herkes'ten neyin kastedildiğidir. Tabi ki bu konuda değişik görüşlerin ortaya konulması mümkündür. Ancak bu belgelerin emek-sermaye ilişkisi içerisinde olmayan emekli olmuş, üretici, köylü, işsiz gibi grupları kapsamadığı ortadadır.

    Türkiye'nin taraf olduğu BM İnsan Hakları Sözleşmesi, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi, BM Kişi Hakları ve Siyasi Haklar Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası metinlerde sendika hakkı bir insan hakkı gibi değerlendirilerek 'herkese' tanınmıştır. 'Herkes' kavramı, sözleşmelerde düzenlenen 'eşitlik ilkesi'nden hareketle ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka herhangi bir inanç, ulusal ya da toplumsal köken, servet, doğuş veya herhangi bir ayrım gözetmeksizin yabancılar dahil herkes olarak anlaşılmaktadır. Böylelikle sendika hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilerek, yabancı-vatandaş ayrımı yapılmaksızın herkes ve her mesleğe tanınmış olmaktadır. Herkes ifadesi, bilim çevrelerinde de bu şekilde değerlendirilmektedir. Bir başka anlatımla 'çalışan herkes' örgütlenme hakkına sahip bulunmaktadır.”

    DERNEK ÖNERİSİ

    Toplumu oluşturan tüm bireylerin, çalışıp çalışmadıklarına bakmaksızın “sendikal” oluşumlar şeklinde teşkilatlanabileceklerini ileri sürmenin doğru bir yaklaşım olmayacağı savunulan yazıda, şunlar kaydedildi:
    “Kaldı ki, kazanç paylaşma dışında, kanunla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere belirli sayıdaki meslek sahibinin veya kişinin bilgi ve çalışmalarını birleştirmek suretiyle her zaman dernek şeklinde örgütlenmeleri mümkün bulunmaktadır.

    Farklı bir uygulama sendikaların marjinalleşmesine sebep olabileceği gibi halen sayıları 92 bin civarında olan derneklerin de sendikalar şeklinde örgütlenmelerine neden olabilecektir. Diğer yandan çalışma hayatına ilişkin uluslararası metinlere bakıldığında da ”sendika”dan işçileri temsil eden kuruluşların kastedildiği görülmektedir.”

    SENDİKA YARGIYA GİDECEK

    Emekli-Sen'in Avukatı Süleyman Beysülen, yaptığı açıklamada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın verdiği yanıtla sendikanın tüzel kişiliğini tartışmaya açtığını söyledi. Beysülen, bakanlığın, Sendikalar Kanunu hükümleri ve Anayasa'nın 51. maddesine göre, emeklilerin sendika kuramayacaklarını belirterek, toplusözleşme yapılmasının da mümkün olmadığını savunduğunu ifade etti.

    AB'ye uyum sürecinde Türkiye'nin onayladığı sözleşmelerde sendika kurma hakkının “herkese” tanındığına dikkati çeken Beysülen, bakanlığın olumsuz yanıtının dayanağının, burada kullanılan ”herkese” ifadesinin, “çalışan ve çalıştıranlar” olarak yorumlanması olduğunu kaydetti.

    Uluslararası sözleşmelerdeki tarifin emeklilere de sendika kurma hakkı tanıdığını ileri süren Beysülen, “Anayasa'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle, usulüne göre onaylanmış uluslararası sözleşmelerin iç hukukla yaşanabilecek uyuşmazlıklarda esas olacağı hükmünden hareketle, Türkiye'deki emeklilerin de sendika kurma hakkı ortaya çıkıyor” dedi. Süleyman Beysülen, konuyu yargıya taşıyacaklarını dile getirerek, dava dilekçesini yarın İdare Mahkemesi'ne sunacaklarını bildirdi.

    ÖNERİ

    Emekli-Sen'in yasal bir sendika olduğu ve üyeleri adına toplusözleşme yapma hakkı bulunduğu ifade edilen öneride, sendika üyesi emeklilerin taban aylığının 750 YTL olması ve bunun altında kalan aylıkların bu miktara çekilmesi isteniyor.

    Emekli aylıklarında yapılacak artışlarda, uygulanan farklı yöntemlerin ortadan kaldırılması gerektiği belirtilen öneride, aylıklara 2006 yılının birinci 6 ayı için yüzde 30 oranında, ikinci 6 ayı için de TÜFE artışı oranına yüzde 2 refah payı eklenerek zam yapılması talep ediliyor.

    Öneride, emeklilere, Ocak ve Temmuz aylarında olmak üzere 2 aylık tutarında ikramiye verilmesinin de yer aldığı bir dizi ekonomik ve sosyal talep bulunuyor.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı