« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Emeğe saygı gösterin

Cevat Güler ’G.Saray teknik direktörsüz şampiyon oldu’ sözlerine kızıyor.

Röportaj: Ali Naci KÜÇÜK
SON GÜNCELLEME

"6 Nisan’dan bu yana gazete ve televizyonlarla ilgilenmemiştim. 1 haftalık süreçte televizyon izlemeye başladım. Şimdi ben de bu tür söylemlerin olduğunu görüyorum. Kimin ne söylediği çok da önemli değil, ben bunları duymuyorum."

GALATASARAY’ı son 6 haftada aldığı önemli görevle başarıya taşıyan Cevat Güler sözlerine, "Yaşamım değişti" diye başladı ve "G.Saray teknik direktörsüz şampiyon oldu" sözlerini hatırlatmamız üzerine yüz hatları dahi gerildi. İlk kez bu konu hakkında sert çıkış yaptı, "Lütfen emeğe saygı. İnanın, kimin ne dediği çok önemli değil" dedi. İşte Türkiye’nin son günlerde sevdiği isim Cevat Güler röportajı... 

Bir anda taraftarların sevgilisi oldunuz. Yorumunuz?

Taraftarla bir köprü özel olarak biz oluşturmadık. Onlar bizi sevdi. Çünkü biz işin şov kısmının bize yakışmadığını düşündük. Bizim tarzımıza yakışmazdı. 

Hiç deplasmanlara gitmiyordunuz, burada olmayı hiç düşündünüz mü?

Çok samimi olarak söyleyeyim, hiçbir zaman düşünmedim. Hatta Ankara’ya giderken bile herhalde "Sadece tahtaya oyuncuları yazıp, "Çıkın oynayın" deriz diye düşünüyordum. Bu konuya hiç kafa yormadım. O ana kadar ben hiç düşünmedim. Deplasmana gitmememin nedeni ise, buradaki futbolcuların performansını yükseltmekti.

 "G.Saray teknik direktörsüz şampiyon oldu" diyorlar. Bu sizi nasıl etkiliyor?

6 Nisan’dan bu yana gazete ve televizyonlarla ilgilenmemiştim. Bunların hiçbirisini dinlememiştim. Cumartesi akşamı maç bittikten sonra geç saatte eve gittim. Ve bu 1 haftalık süreçte televizyon izlemeye başladım. Evet, şimdi ben de böyle olduğunu görüyorum. Artık bugün o söylemlerin hiçbir önemi yok. Çünkü maratonu biz önde bitirdik ve şampiyon olduk. Bugün kimin ne söylediği çok da önemli değil, ben bunları duymuyorum. Emeğe saygı gösterilmesi lazım. Ben başka da bir şey söylemek istemiyorum. 

Kariyeriniz için risk değil miydi?

Her görev kendi içinde risk taşır. Ama riskli diye bu işe korkarak girmemiz olmazdı. Uçak yolculuğunda da bir risk var.

Burak Dilmen: Bir işe şüpheyle başlarsanız, başarılı olmanız mümkün değil.

Takımı şampiyon yaptınız ancak, teknik direktör arayışı sürüyor, bu sizi kırıyor mu? Yardımcı antrenörlük yapar mısınız?

Bu soruya yanıt vermek istemiyorum. Biz halen şampiyonluğun zevkini ve tadını çıkarmaya çalışıyoruz. Herhalde önümüzdeki haftalardan itibaren gelecekle ilgili kararlarımızı netleştiririz.

 Feldkamp’ın gidişinde oyuncuların büyük rol oynadığı iddia edildi?

Bu söylentilere inanmıyorum. Ben oyuncunun gönderebildiği teknik direktör varsa, getirdiği teknik direktör de olur. Bu iş, yönetim kurulunun işi.

Burak Dilmen: Karl Heinz Feldkamp istifa etti. Başka bir ihtimal yok. Diğerlerinin hepsi spekülasyon.

 Derbide F.Bahçe favori gösteriliyordu, nasıl hazırlandınız?

Kim söyledi ki F.Bahçe’nin Ali Sami Yen’de favori olduğunu Allah aşkına. Hep F.Bahçe soruluyor. Ne yani Sivasspor maçı daha mı kolaydı? F.Bahçe maçı sonrası biz rakibi yendik ve 3 puan aldık. O 3 puanın diğer maçlardan farkı yok. Siz, Fener’i yendiniz diye size 6 puan vermiyorlar ki.

 Feldkamp ile uyumunuz nasıldı?

Kalli bir kere sezon başında gelip, "Bu takımı hep birlikte yöneteceğiz" dedi. Tüm yetkiyi de 5’imize birden verdi. Ancak, tabii ki son kararı kendisi veriyordu. Hepimizin antrenmanlarda yetkisi aynı idi. Kalli ve Ahmet Akcan’ın gitmesi ile bu yetki sadece üçe indi.

 Karl Heinz Feldkamp’ın gidişi takımı kenetledi mi?

Burak Dilmen: Bize görev verildi. Neden verildi, niye verildi ya da ne zaman alınacak gibi bir düşüncemiz olmadı. Çünkü bütün enerjimizi bu işe vermek zorundaydık, yoksa başaramazdık... 

Feldkamp aşırı disiplin uyguladığı için futbolcuların bunaldığı söylendi?

Burak Dilmen-Cevat Güler
: Odak noktasında olduğu için hep Kalli sorgulandı, göze battı. Belki Türklerin daha ciddi kuralları var ama kimse onlarla ilgilenmiyor. Feldkamp yalnızca düzeni korumak adına bu kuralları getirdi. Disiplinin büyüğü küçüğü olmaz.

Bu görevi hiç beklemiyorduk

Biz antrenör olarak bugüne kadar Süper Lig’de böyle bir kulübün sorumluluğunu almadık ama bizim de 26 yıllık bir antrenörlük hayatımız var. Bu yüzden G.Saray teknik heyetinin sorumluları olmak bizleri ürkütmedi. Bu görevi bekledik mi? Tabii ki de hayır. Bizde böyle bir sorumluluk alacağımızı beklemiyorduk. Yönetimde bu görevi verdiği için sorumluluk üzerimize düştüğünde de işimizi yaptık. Onlarda yapamayacağımızı düşünseler herhalde vermezlerdi.

Lincoln iyi niyetli biri

Lincoln için Türkiye, kültürü, yemeği, davranışı ile alışamadığı bir ülke olabilir. Uyum süreci diye düşünmek lazım. İyi niyetli olduğunu düşünüyorum. Bugün değilse de yarın yapacağı hizmetle bunun karşılığını verecektir...

Barusso ise devre arasında geldi. Ancak takım oturmuştu. Onun yerinde olanlar formasını kaptırmamak için canını dişine taktı. Barusso da forma bulamadı. G.Saray’da forma giymek o kadar da kolay değildir.

Türkiye Kupası’nı hafife almadık

 Herkes şampiyonluk yarışını düşündüğü için mi kupadan elendiniz?

Türkiye Kupası’nı hafife almadık. Zor olacağını biliyorduk. Çift ayaklı maçlarda sürpriz sonuçlar alınabilir. Bunu beceremedik. Orada başarısız olduk.

 G.Antep maçında Servet’in orta sahada görev almasına sizin de itiraz ettiğiniz ortaya çıktı? Doğru muydu?

Kendi içimizde maçla ilgili lehte, aleyhte konuşmalar her zaman olur. Karşı fikri düşünenler olmazsa orada yeni fikirler üretilmez. Kendi içimizde yaşadığımız kendi içimizde kalmalı...

Bu başarıda herkesin payı var

Sizce G.Saray’ın en iyisi kimdi?

Bir şampiyonlukta en iyiyi aradığınız zaman o şampiyonluğu yok etmeye çalışmış olursunuz. Soruyu şöyle sorun o zaman. Bu şampiyonlukta kimin emeği daha az. Bizim malzemecimizin mi, bize yemek yapan aşçılarımızın mı, yoksa idarecilerin mi? Bunun yanıtını aramak şampiyonluğu gölgelemek, parçalamaktır. Size bir örnek, Sivas maçında hava yağmurlu ve bir anda şiddetli rüzgar çıktı. Soyunma odasında malzemecilerimiz futbolcuların vidalarını aniden değiştirmeye başladı. Eğer o vidaları Hasan ve Veli değiştirmeseydi bizim durumumuz, o maçın sonunda ne olurdu? Aslan payı futbolcuların ama bu başarı bütün yönetim ve G.Saray çalışanlarının başarısıdır.

Aldığımız 83 puan hediye değil

 G.Saray’ın şampiyonluğa ulaşmasında F.Bahçe’nin Avrupa’da çeyrek finale kadar devam etmesinin etkisi oldu mu?

F.Bahçe’nin neden etkilendiği bizi ilgilendirmez. Biz de Leverkusen’e 5-1 yenildik ve etkilendik. Daha önceki senede de Gerets’le aldığımız şampiyonlukta, "F.Bahçe’nin hediyesi" olarak lanse edildi. Kimse kimseye şampiyonluk hediye etmez. O yıl toplanan 83 puanı rakibimiz mi verdi? Ya da başka rakiplerimiz isteyerek mi verdi...

 Bu sezon unutamadığımız an?

34 haftanın hepsi... Burak Dilmen: Her hafta önümüzdeki maçın önemli olduğunu düşündük. Biz 10 ay 5 kişi büyük emek verdik. Sanki Kalli ve Akcan şu anda gölgede bırakılıyor. Biz 5 kişi çalıştık, büyük bir dönem, ama şampiyonluk sevincini 3 kişi yaşadık... Nezihi Boloğlu: En önemlisi de 35. hafta oynayacağımız maç..

Hasan Şaş’ın katkısı büyüktü

 Hasan Şaş’ı sorsam...

Hasan Şaş ile ayrı bir parantez açmak lazım. Randevusu olan bir ameliyat olmasına rağmen Hasan ameliyatını erteledi. Kalli gittiği için biz de onun daha çok takımla olmasını istedik. Ailem geldi, 3’üncü erteleme falan diyordu. Hasan’ın bize katkıları çok büyük oldu. 

Hiç korktuğunuz maç oldu mu?

Evet, Almanya’daki Bayer Leverkusen maçı...Leverkusen maçında 10.dakikada ilk golü yediğimiz anda bu maç kötü gidecek diye düşünmeye başlamıştım ve korktuğumuz başımıza geldi.

 

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz