"Güzin Abla" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Güzin Abla" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Güzin Abla

’Elveda mektubu’ yazısına

Belki de hiç bu kadar ilgi gören mektup olmamıştı. Herkesin kanı donmuştu benimki gibi.

Herkes endişe duymuştu bu genç kız için. İnanmayanlar da vardı. "Yok artık bu kadar da olmaz" diyenler de. "İntihar etseydi, basında yer alırdı" diye düşünenler de.

Kendisine yardım için ulaşmak isteyenler de çoğunluktaydı. İçinde yaşadığımız zaman çok kötü olsa da. Oh, insanlık ölmemiş şükürler olsun!

Ne yazık ki bu çağda bile ülkemizin ücra köşelerinde ensest olaylarına da, sessiz sedasız cinayete kurban giden isimsiz kadınların varlığına da inanmak zorundayız. Bu mektuplar sıklıkla ulaşıyor bana. Kadın kuruluşlarının araştırmalarında da karşılaştıkları buna benzer sorunlar işte. İnanılması zor ama gerçek. Köşem ülkem insanının aynası sadece. Olup bitenler hep buraya yansıyor. Sapıkça, haince davranan bu vicdansız insanlar da bir gerçek.

İnananlara da, inanmayanlara da söz veriyorum; bu kızımızla ilgili bir gelişme olursa, sizleri haberdar edeceğim.

Ne yazık ki bunca mektuba yer veremem. Herkesin duygularına tercüman olan üçünü yayınlayabiliyorum, bağışlayın...
Kadını korumaya yönelik kuruluşlar nerede

Hani sözler biter de, insanın düşünceleri zembereği boşalmış saat gibi karmakarışık olur ya... Hani yürek acıması vardır, artık acıyı umursamaz yüreğiniz. Hani kilitlenir ya duygular...

Vücudunuzdan kan çekilir, ne ilikleriniz ne kemikleriniz kalır. Yedi kat yerin altında gibi hissedersiniz kendinizi; bedeninize öylesine bir ağırlık çöker ve siz altında ezilirsiniz o ağırlığın. Kollarınız kalkmaz, ayaklarınız yürümez olur.

Mideniz bulanıp başınız dönmeye başlar. Boğazınız kurur, gırtlağınız yanar. Ve söyleyecek sözleriniz, kafanızın içerisinde kalınca bir kitaba dönüşür; ama sayfaları paramparça ve karmakarışık bir kitaba.

Kendimi böyle hissettim "Bu bir elveda mektubu" nu okurken.

Çaresizliğin haykırışlarını duyduğumda tüm duygularım dumura uğradı. Üzüntü mü? Yok hayır. Acımak mı? Asla.

Panik, endişe, kaygı mı? Evet; elimi uzatamamanın kaygısı. Derin kuyulardan gelen bu sese yanıt verememek...

Biliyorum şansının tükendiğine inanıyorsun. Ama sana dokunabilmemiz için, bize iki nefeslik süre tanısaydın. Haydi dön bak arkana. Hepimiz senin için kahroluyoruz.

Sormak istiyorum. Hani neredeler o çok fedakarca çalışan kadını koruyup kollayan kurumlar, dernekler? Neredeler? Kadını güçlendirmeye yönelik projelerin peşinde koşturanlar... Ezilmiş, şiddete uğramış kadın adına, AB’den mali destekli projeler hazırlayıp, etkinlik yapanlar... Otel, konferans salonlarında kadın konulu paneller düzenleyen hemcinslerimiz neredeler?. Bunca katliama dönüşen yaşam parçaları, bunca çaresizlik sürerken; lütfen artık göstermelik faaliyetlerden sıyrılıp, kökten çözüm bulabileceğimiz, netliğe ve dürüstlüğe sahip olalım.

EMEL AYGÖREN ŞEN

Çaresizseniz çare sizsiniz

"Elveda mektubunu" okudum. Kendimi çok kötü hissettim. Bir an utandım kendimden, bunları yapanlarla aynı kategoride olmaktan, yani insan olmaktan. Branşım psikoloji olsa da, psikolojim yetmez oldu. Kalemim varmaz oldu kağıtlara. Umarım hayattasın, umarım beni şu an okuyorsun. Eğer hayatta isen çok şanslısın, o zaman hiçbir şey bitmiş değil.

Çok haklısın, insanlar çok kötü fakat yaşamak çok güzel. Sana zarar verenleri Allah ıslah etsin. Unutma canını sen yaratmadın, yaratan var ve sen alamazsın. Kalem senin elinde, sen çizeceksin kaderini ve yolunu. Güllerle kaplı bir yol çizelim, dilediğince yürü. Ben buradayım, sen de umarım oralardasındır hálá.

T. KARAGÖZ

Anka kuşu gibi kendimizi küllerimizden yaratmak zorundayız

Benim de benzer şeyler düşündüğüm, her şeyi bırakıp kaçmak istediğim anlar oldu. Ama sonra insan güzellikler de yaşamaya başlıyor. Yeter ki mücadele et.

Ben önde gelen mühendislik bölümlerinden birini bitirip master yaparken, bir türlü iş bulamamış borç harç içinde biriydim. Şırnak’ta doğup, Mardin’de okuyup İstanbul’a geldim; doğduğum ve ilkokulu bitirdiğim köyleri görsen oralardan nasıl geldiğime sen de inanmazsın. Tam okulu dondurup askere gidecekken, kız arkadaşım da beni terk etmişti.

İstanbul’a gelmen için gereken yol parasını bir şekilde yollarım sana. Kadın sığınma evlerine yerleşmen için elimden geleni yaparım. İstanbul’da Türkan Saylan’a ulaşırız, yıllar önce Mardin’de kendisi ile tanışmıştım, bana burs vermişti. Senin için borç alır, para bulurum.

Benim de iki kız kardeşim var, seni de başka bir kardeşim gibi görür ve yardımcı olmaya çalışırım. Söz seni yalnız bırakmam. Araştırırız, güvenilir bir iş bulmanı sağlarız. Keşke sana, gel her konuda yardımcı olayım diyecek gücüm olsa. Ama beş çocuklu ailenin en büyüğüyüm, henüz onlara bir katkım olamadı.

Çevrende göremesen de inan, bu ülkede gerçekten insan gibi insanlar da var. Ben iş ararken memleketimle alakası olmayan, İstanbul’da tanıştığım bir aile bana çok yardımcı olmuştu. Hem maddi hem de manevi olarak.

Unutma, akrabalarını sen seçemezsin, onlar iyi veya kötü olabilirler; ancak arkadaşlarını, dostlarını sen seçersin.

Anka kuşunu bilir misin? Kendi küllerinden kendini yaratır Anka kuşu. Benim gibiler, senin gibiler mücadele etmeli; kendi küllerimizden kendimizi yaratmalıyız. Çünkü, hayat mücadele demek... (Güzin Abla’ya yaz; o bana ulaşmanı sağlayacaktır)

SERDAR
X