Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elle attım desin alnından öpeyim

Eliyle gol atan bir oyuncu, gol kararından sonra, “Elimle attım” derse, golü iptal eder ve o futbolcuyu alnından öperim. Oyunu başlattıktan sonra ya da maç sonrası söylerse yapacak bir şey yok. Zaten maçtan sonra söyleyince nasıl olsa onların eli Tanrı’nın eli oluyor!

GİZLİ DÜNYA

Kapalı bir kutu gibidir hakem
dünyası. Pek bilinmez.
Ne düşünürler, ne isterler, nelere tepki gösterirler?
Hiç irdelenmez.
Oysa çok ilginçtir hakem dünyası.
Kutuyu biraz araladığınız zaman, o rengarenk ortam sizi çeker.
Keyiflenirsiniz. Neşelenirsiniz. Şaşırırsınız.
Ne dersiniz, futbolumuzun bu sessiz insanlarına kulak vermek güzel olmaz mı?

ÖNCE, “Geçmiş olsun” diyelim. Önemli bir operasyon geçirdi. Aşil tendonundan ameliyat oldu. Sahalardan iki ay uzak kalacak.
Yunus Yıldırım, Süper Lig’in en önemli isimleri arasında yer alıyor. Hep kritik maçlarda düdük çalıyor.
Yeri geliyor şampiyonluk maçında sahaya çıkıyor, yeri geliyor kümede kalma mücadelesinde görev yapıyor.
Geçen sezonun son haftasında oynanan F.Bahçe-Trabzonspor maçını Yunus Yıldırım’ın yönettiğini hatırlatmamıza gerek var mı acaba?
Dikkati, cesareti ve otoritesi ile tanınıyor Yıldırım.
Sahada serttir. Taviz vermez. Yüzü de pek gülmez.
Mücadelenin güzelleşmesine gayret eder. Oyunu hiç kesmez.
Kart ve penaltı konusunda ise çok cimridir. Pek göstermez.
Yazı dizimizin ilk konuğu olan Yunus Yıldırım, sorularımızı içtenlikle yanıtladı.
Edilen küfürleri duymuyoruz
Müsabakalara tamamen odaklanmamız gerekiyor. Haliyle taraftarın ettiği küfür ve benzeri sözleri duymuyoruz. Yalnız uğultu şeklinde ses dalgalanmaları oluyor. Zaten tribüne kulak verirseniz işinizi sağlıklı yapamazsınız. Hatanın büyüklüğü veya küçüklüğü fark etmiyor. Kararı verirken öyle görerek değerlendirmişsiniz. O anı öyle yaşamışsınız. Bundan dolayı üzülüp, oraya takılı kalmanın anlamı yok. Bazen de “vicdanın rahat mı” diye bize tepki gösteriyorlar. Kasıtlı yapılmayan bir davranışın vicdan muhasebesi olmaz.
Eliyle gol atan bir futbolcu, gol kararından sonra, “Hocam elimle attım” derse, golü iptal eder ve o futbolcuyu alnından öperim. Oyunu başlattıktan sonra ya da maç sonrası söylerse yapacak bir şey yok, “Senin gibi oyuncuya da bu yakışır” derim. Zaten maçtan sonra söyleyince nasıl olsa onların eli Tanrı’nın eli oluyor! Üstelik fair-play adayı gösteriliyorlar. Biz hakemler de emek hırsızı olarak görülüyoruz. Yandığımızla kalıyoruz. Fakat daha sonra Tanrı hesabı sağlam kesiyor.
Elle atan da ihraç edilmeli
Hakemi aldatmaya çalışmak, dünyanın her tarafında olduğu gibi ülkemizde de oluyor. Böyle bir durumda oyuncunun empati yapması gerekir. Kendisi böyle bir durumda mağdur olsa acaba ruh hali nasıl olur? Örneğin İrlanda’nın Dünya Kupası’na gidememesi... Henry’nin ve takımının yaşadığı berbat durum. Bence kuralın içinde de sıkıntı var. Golü elle önleyene ihraç, golü elle atana ihtar veriliyor. Oyuncular böyle durumlarda ihtarı her zaman daha rahat göze alabiliyorlar. Bence kural değişmeli ve golü elle atan da ihraç edilmeli.

İyi hakem sağlam karakterli olur

BİR hakem için sahada en büyük şanssızlık, herkesin gördüğü bir olayı, hakem ekibinden hiç kimsenin görememesi olsa gerek. Benim de zaman zaman üzüntülerim oldu. Ama bu üzüntülerin üzerinde durulmaması gerektiğini düşünüyorum. Her yaşadığım değişim, en mutlu ve en sevindiğim anlardı. İyi bir hakemde olması gereken özelliklerin başında sağlam karakterli kişilik gelir. Tabii bu kişi yeniliğe açık, bilgili, vizyon sahibi, cesaretli ve liderlik vasıflarına sahip olmalıdır.

Derbiler bizim için unvan maçıdır

HER maç kendi içinde önemlidir. Derbi maçlarda görev yapan her ferdin ve kurumun farklı kazanımları olur. Hakemin kazanımı ne olur derseniz, unvan maçıdır, terfi kazanır, rütbe alır. Kariyeri ve sınıfı değişir. Maçı yönetmeden önce başarı ve başarısızlık sonucunu yaşarsak sıkıntı olur. Dış etkenlere takılıp motivasyon düzeyini ne çok yüksek, ne de düşük tutmalıyız. Sonuçta kurallar aynı. Maçın içinde kendi sorumluluğunda olanları iyi değerlendirirsen başarılı olma şansın çok yüksektir. Her zaman bulunduğun anın keyfini bilerek yaşarsan, işte o zaman başarılı olursun. Zorluk yaşamadan elde edilen hiçbir şeyin kıymeti olmadığını düşünüyorum.

Aşkolsun hocam bari maçın bitimini bekle!

GÖREVLİ olduğum bir maçta ikinci yarıyı başlatacaktım. Başlama işaretini vermeden önce gördüm ki, bir oyuncunun forması şortunun dışındaydı. Bu futbolcuya uzaktan işaret ettim ve formasını şortunun içine sokması gerektiğini belirttim.
Elimle ve kolumla da bu işareti açık bir şekilde izah ettim.
Futbolcu sağına soluna şöyle bir baktı ve sonra da bana kibarca tepki gösterdi:  “Aşkolsun hocam, formamı burada nasıl çıkarıp vereyim, bari maçın bitimini bekle.” Haliyle diğer futbolcular çok güldü.

‘Hakem hatasıyla şampiyon olduk’ diyeni hiç görmedim

HAKEMLİĞE başladığım için hiç pişmanlık duymadım. Pişmanlık duyarak ve hayatı geriden gelerek yaşamanın anlamı yok. Hayatımızda keşke olmamalıdır diyorum. O an mutsuz da olsan onun da tecelli etmesinin nedeni vardır. Hakemlik de elbet bir gün bitecek. Hedefim, zamanı geldiğinde kimseye kırılmadan, öfke, kin ve nefret duymadan güzel duygularla bırakmak.
“Şampiyonu hakemler belirler” şeklinde hep bir söylem oluyor. Okulda öğrenci iyi not alınca, “Ben aldım” der. Kötü not aldığında ise “Öğretmen verdi” der. Bunca yıldır da, “Biz hakem hatasıyla şampiyon olduk” diyeni hiç görmedim. Oysaki başarı ve başarısızlık, herkesin kendi yaptıklarıyla alakalı diye düşünüyorum.
Bir maç öncesi maçın skoru ile ilgili çirkin bir teklif gelse, ne mi olur? Böyle bir olayın şakasına bile tahammülüm olamaz. O kişi acınacak duruma düşer. Şunu da belirteyim ki, samimiyetsiz ya da sahte davranışta bulunanlardan, korktuğum kadar nefret de ederim. O kişi hele bir de “Arkandayım” dedi mi, yandın demektir.

YARIN: FIRAT AYDINUS

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI