Eğitim Haberleri

    Elinizdeki yaşam

    Sinem SINMAZ - 2011 SBS Birincisi
    01.06.2013 - 16:07 | Son Güncelleme:

    “Eğer değişmezsek büyümüyoruz demektir, Eğer büyümüyorsak gerçekten yaşamıyoruz demektir” der Amerikalı gazeteci yazar Gail Sheehy, aslında değişimin büyüme sürecinin ve yaşamın değişilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak.

    Ne acıdır ki bizler yani çocuklar ve gençler hayatlarımızı yönlendirecek çok büyük bir değişimle henüz 13-14 yaşındayken sınanıyor ve büyümek zorunda kalıyor belki de bırakılıyoruz. Elbette bazılarımızın çoktan karşılaştığı bazılarımızın da önümüzdeki ay ilk defa karşılaşacağı ismi bile bu son dönemlerde uykularınızı kaçıran, tüylerinizi diken diken eden Seviye Belirleme Sınavı’ndan (SBS) bahsediyorum. Hayatınızın en güzel senelerinden biri olması gereken mezuniyet senenizi adeta cehenneme çeviren o sınav.

    Bundan tam 4 yıl önce 6’ncı sınıftayken ilk karşılaşmamı yaşadığım 6, 7 ve 8’inci sınıfın sonlarında olmak üzere 3 kere girdiğim ve OYP ortalamasıyla naçizane bir başarı elde ettiğim bu sınavın kafanızda yarattığı bütün bu çağrışımlardan adım gibi eminim. Ancak bu sınavı 3 kez tecrübe etmiş bir öğrenci ve ya 2011 SBS birincisi olarak değil sizin bulunduğunuz yerde bulunmuş ve dışarıdan kendinden emin gözükmeye çalışırken içeriden stresle boğuşmanın ne demek olduğunu az çok anlamış bir arkadaşınız olarak söylüyorum: Bu stresten kurtulmak ve yapabileceğiniz en iyi sonucu almak ilk olarak sizin ellerinizde. Çünkü, bu son dönemde aileleriniz ve öğretmenleriniz bu süreçte size ne kadar destek olmuş olurlarsa olsunlar sınava girecek olan sizlersiniz ve yaşanan duyguları ancak ve ancak siz deneyimleyebilirsiniz. İşte zaman zaman boğuluyor gibi hissetmenize neden olan bu duyguları, baskıyı üzerinizden attığınızda senenin başından beri düzenli çalışmalarınızın verimini alabilir ve başta kendiniz olmak üzere size yardımcı olan herkesi gururlandırabilirsiniz. Benim (ve inanıyorum ki çoğu öğrencinin) durumumda bu baskıyı atmak, sosyal hayattan geçiyordu.

    “Şimdi ne yapacağım” afallamasını yaşadım

    Sosyal hayatınızı düzene sokmanın ve sizi siz kılan bazı noktalardan asla vazgeçmemenin sınav döneminde başarılı olmanızı sağlayacak en büyük anahtar olduğuna inanıyorum. Sonuçta bu sınava girerken hepimiz henüz 13-14 yaşlarında yani çocukluğun yeni bittiği gençliğe henüz adım atılan senelerdeydik ve sizler de şu anda öylesiniz. Bu dönemde yapılabilecek en büyük yanlış benim için kitapların başına oturup öğrencinin haricinde insan olan kimliğimi unutmaktı. Bu nedenle ben kendi sınav dönemimde elbette kısıtlamalar yapsam da sosyal hayatımı asla bitirmedim, böylece gerektiğinde arkadaşlarıma kafamı dağıtabildiğim gibi sınav bittiğinde de “şimdi ne yapacağım” afallamasını yaşamadım. Yahut arkadaşlarımdan soyutlandığım için kimlik bunalımına düşüp kafamı asıl derslerime vermem gereken zamanda tam tersine kafamı başka şeylere yormadım.
    Sosyal çevremin haricinde hobilerime tutunmamın başarımı arttıran bir başka etken olduğuna inanıyorum. Maalesef ki bu dönem sizin için fedakarlıklar dönemi, bu fedakarlıkları ben de yaptım. 6 yıllık gitar eğitimimi ve voleybol eğitimimi bıraktım ancak bunlardan asla vazgeçmedim. İstediğim zaman, ders çalışmaktan çok bunaldığım vakit bilgisayar karşısında saatlerce takılıp kalmak yerine 20 dakikamı gitar çalmaya ayırarak hem dağılan dikkatimi topladım hem de eğlenceli vakit geçirdim. Veya kardeşim ve bazı arkadaşlarımı toplayıp, onları bulamadıysam da kendi başıma futbol oynadım. Topu tüm gücümle tekmelerken attığım stresi siz düşünün artık. Beni ben yapan müzik ve sporla uğraşmak gibi değerleri bir süre askıya alsam da kendimi toparlamak ve eğlenceli zaman geçirmek adına hobilerimi akıllıca kullanmak da bu süreç içerisinde bana çok yardımcı oldu. Dolayısıyla size de kafanızı bulandırmak yerine sıkıldığınız anda bu tarz hobilerinizi sürdürmenizi öneriyorum.

    Konu limitiyle çalışın

    Bütün bunların dışında, elbette ki sınav başarınız en çok etkileyen etken ders çalışmanız. İnanın ki şu an hissettiklerinizi anlıyorum ben de oturup saatlerce ders çalışabilen bir öğrenci değildim ve değilim. Doğrusunu söylemek gerekirse ben ders çalışmaktan oldukça sıkılırım. Bu nedenle dersinize ve konulara çalışırken dikkat etmeniz gereken en önemli noktanın uzun süre değil verimli olarak çalışmak olduğuna inanıyorum. O masanın başında 4 saat oturursanız tabii ki 2 saati sıkıntıdan ve dikkat dağınıklığından duvara bakmak 1 saati figür karalamak ancak geri kalan 1 saati ders çalışmakla geçer. Bu işkenceyi kendinize yapmak yerine en iyisi kendinizi tanıyın, çalıştığınızı konuyu bilip bilmediğinizi anlayın. En büyük sorun da belki de burada, saatlerce konuyu okuyup aslında hiçbir şey anlamıyor ancak öğrendiğimizi sanıyoruz çoğu zaman. Bunun yerine size önerim, bu son dönemeçte çözdüğünüz denemelerde eksik olduğunuz konuları belirleyin ve bir zaman limiti koymak yerine konu limitiyle çalışın. Örneğin “bugün 4 saat çalışacağım” demek yerine “bugün 3 konuyu bitireceğim” diyerek kendinize bir amaç koyun. Böylece bu 4 saati boş boş doldurmak yerine bu 3 konuyu 2 saatte ama en iyi şekilde kavrayarak çalışır ardından konu testlerini çözerek de gerçekten konuyu anlayıp anlamadığınızı test edersiniz. Böylece hem verimli çalışmış olursunuz hem de geri kalan zamanınız size kalır. İşte bu şekilde kendinizi en iyi şekilde tanıyıp, çalışma sistemini oturttuktan sonra en yüksek verimi alabileceğine inanıyorum.
    Son haftaya girildiğinde heyecan artık doruğa çıkmış olur, konular bitmiştir denemeler başlar. Son hafta sabah 8’de kalkıp saat 10’da bir tane olmak üzere her gün yaklaşık 2 ya da 3 deneme testi çözdüm. Konu çalışmak yerine çözdüğüm denemelerde ortak bir konuda hata yaptıysam bunların üzerinden tekrar geçip, ancak onun haricinde kafamı karıştıracak çalışmalardan uzak kaldım. Böylece biraz dinlenerek girdiğiniz son düzlükte siz de önceden başlayarak sınav günü temposuna kendinizi alıştırabilirsiniz.

    Sınavdan önceki gün güzel bir uyku çekin

    Sınav günü gelip çattığında önceki gün güzel bir uyku çekin, sabah son iki haftadır yaptığınız gibi kahvaltınızı yapın ve sınavdan en az 40 dakika önce sınav salonunda olmak üzere evden çıkın. Bütün eşyalarınız kaleminiz, saatiniz, sınav belgeniz ve kimliğiniz akşamdan hazır olsun ki sabah sabah bir de onun heyecanını yaşamayın. Kitapçık elinize geldiğinde genelde soruları nasıl çözüyorsanız, stilinizi değiştirmeden çözün. Ben soru sırasını değiştirmeden çözüyordum. Siz de nasıl rahat ediyorsanız öyle yapın ama benim düşüncem son anda alıştığınızın dışına çıkmayın. Sınav başladığında dert etmeyin oradaki konsantrasyonla ne o çok korktuğunuz adım seslerini duyacaksınız ne de sürekli öksüren birini. Sınavda bir soruda takıldığınızda durun ve nefes alın, kendinizi o sorunun üzerinde düşünerek paralamayın çünkü çoğu zaman bir saniye kafanızı ayırdığınızda nerde hata yaptığınızı fark edersiniz. Arka arkaya yapamadığınız sorular çıktığında paniklemeyin, kitapçığı kapatıp 20 saniye kadar gözlerinizi kapatın döndüğünüzde zaten bir soruyu yaptığınızda güveniniz yerine gelir. Bu noktada artık kendinizi tanımanız ve nasıl sakinleştirdiğinizi bilmeniz de devreye giriyor. Süreniz bittiğinde kendinizden emin bir şekilde o kağıdı teslim edin, orada ne olduysa oldu bu sizsiniz ve elinizden gelen her şeyi yaptınız.

    Sonra başka bir stres başlayacak: Okul seçimi

    Sonunda yazın ortasında beklenen sonuçlar geldiğinde sınavdan sonra bir başka stres başlayacak, okul seçimi. O ana kadar çok şey düşünmüş çok seçeneği kafanızda tartmış olabilirsiniz ama emin olun son ana kadar hiçbir şey belli değildir, benim durumunda da aynen böyle oldu. 3 yıldır gideceğime inandığım liseden son anda vazgeçtim. Ailemle lise arayışlarımız sürdü ta ki İzmir Amerikan Koleji Türk Müdürü Anet Gomel ile görüşene kadar. Nitekim hazırlığı bitirdiğim ve lise 1’i bitirmek üzere olduğum bu zamanlarda kararımda ne kadar haklı olduğumu da anlıyorum. Gelişen özgüvenim, İngilizcem, yaratıcılığım, sorun çözme becerilerim, hızla artan akademik başarım ve sosyal alandaki gelişimim dahil olmak üzere okulumun bana kattıkları saymakla bitmez.
    Benim okulum beni tanımlıyor, olmak istediğim yeri, gelmek istediğim yeri bana hedef gösterip oraya en iyi şekilde ilerlememi sağlıyor. Sizler de sizi tanımlayan bir okul bulmalısınız. Sınavdan sonra unutmayın ki alacağınız sonuçlar sizin sonuçlarınız olacak, başarınız sizin başarınız olacak. Seçim sizin seçiminiz, ailenizin ya da başkalarının sizi yol göstermenin ötesinde hiçbir şeye zorlamasına izin vermeyin. Kendinizi tanımlayacak bir okul bulun, böylece bu sınavı ve değişiklikleri en iyi şekilde atlatarak büyümenin ilk ya da son olmayan bir çok zorluğundan birini başarıyla aşın. Umarım bu zorlukları atlatarak siz de benim kadar mutlu olursunuz. Ancak unutmayın, bu değişiklikleri kabul etmek ve büyümek, dolayısıyla da yaşamak sizin elinizde.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı