Gündem Haberleri

    Elektrik hırsızlığı üzerine

    Hürriyet Haber
    25.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    DÜNKÜ yazım nedeniyle Ankara'dan avukat Osman Uşaklı aradı ve elektrik hırsızlığının yasal boyutu konusunda şu bilgiyi gönderdi:‘‘Türk Ceza Kanunu'nun hırsızlık suçunu düzenleyen 491. maddesi aynen şöyledir: 'Her kim, diğerinin taşınabilir malını rızası olmaksızın faydalanmak için bulunduğu yerden alırsa, 6 aydan 3 seneye kadar hapsolunur.' Kaçak elektrik kullanımında, daha doğrusu elektrik hırsızlığında, elektrik taşınabilir bir mal olarak kabul edilmiyordu. Bu yüzden de, elektrik hırsızlarına herhangi bir ceza verilemiyordu. Bu nedenle, TCK'nın yukarıda sözü edilen 491. maddesine 6 Haziran 1991 tarih ve 3756 sayılı yasanın 12. maddesi ile bir bent eklendi. Buna göre ekonomik bir değer taşıyan her türlü enerjinin de taşınabilir bir mal sayılacağı hükmü getirildi. Dolayısıyla, bu değişiklikten sonra kaçak elektrik kullanımı, daha doğru bir deyimle ise elektrik hırsızlığı da, TCK'nın 491. maddesi kapsamına girdi. Bu nedenle, elektrik hırsızlığının cezası 6 aydan 3 yıla kadar hapistir.Bu suç şikáyete bağlı olmayıp, resen takibi gerektiren bir suçtur. Buna rağmen en büyük görev, bu hırsızlığı tespit edecek, daha doğrusu tespit etmek isteyecek TEDAŞ görevlilerine düşmektedir. Elektrik hırsızlığı tespit edilip savcılığa bildirildiği takdirde, failleri hakkında dava açılıp 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi mümkündür. Hatta elektrik hırsızlığının bilirkişilerce saptanan maddi değeri, yasanın tanımladığı pek fahiş değer kapsamına girerse, yine TCK'nın 522. maddesi hükmüne göre, verilecek ceza yarısına kadar artırılabilir. Yani elektrik hırsızı 4.5 yıl ceza alabilir.’’***Ortada 1,5 milyar dolarlık elektrik hırsızlığı olduğunu Enerji Bakanı söylüyor. Bu, korkunç bir rakamdır. Hem devletten, hem de elektrik faturasını namusuyla ödeyen vatandaşın cebinden çalınan paradır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir soyguna yol verilmez, dünyanın hiçbir ülkesinde üretilen elektriğin yüzde 15'i çalınmaz, toplumun sırtına 1,5 milyar dolarlık yük bindirilmez. Türkiye bütün kurumlarıyla, bakanlıkları, savcılıkları ve mahkemeleriyle bu işin üzerinde gitmeli ve beleşçilere en ağır cezalar verilmelidir. BİR MEKTUP DAHAŞanlıurfa'da kurulu ŞUREDAŞ firması ortaklarından dün gelen faksı da özetleyerek yetkili makamların dikkatine sunuyorum:‘‘Şanlıurfa'da Valilik, Belediye, Sanayi ve Ticaret Odası ile halk tarafından kurulan 672 ortaklı bir firmayız. Kentimizde daha büyük bir şirket yok. l996 yılında Enerji Bakanlığı tarafından ilan edilen elektrik dağıtım tesisleri ihalesine 4 firma katıldı ve en yüksek teklifi vererek 1997 yılında kazandık. Şanlıurfa Elektrik Dağıtım Kuruluşu bugün 400 kişinin çalıştığı ve yıllık 30 milyon dolar zarar eden bir kuruluştur. Şanlıurfa'da elektriğin resmi kayıp/kaçak oranı (elektrik hırsızlığı) yüzde 67'dir. 200l yılında bu oran yüzde 74 olmuştur. Reel bir hesaplama ile mevcut işletmenin 3.5 yıllık görev zararı 300 milyon dolar dolaylarındadır. Şirketimiz TEAŞ'tan aldığı elektriğin bedelini, tüketiciden tahsil edemese dahi, devlete ödemeyi taahhüt etmiştir. Ayrıca amacımız 700 işçi çalıştırmaktır. İstihdam neredeyse iki kat artacaktır. Gelinen aşamada, işletme hakkı devir bedeli olan 45 milyon doları yatırmaya ve işletmeyi devralmaya hazır olan şirketimizin devir işlemleri, olumsuz hiçbir yargı kararı olmadığı halde engellenmektedir. Yasal sözleşmelerimizden kaynaklanan haklarımız elimizden alınmak istenmektedir. Bizler ŞUREDAŞ ortakları olarak devletimizle yaptığımız sözleşme hükümlerine uyduk ve devletimizin de bu sözleşmelerin gereğini yapmasını bekliyoruz. 6 yıldır şirketimizi ayakta tutmaya çalışıyoruz. Bir araya gelmesi mümkün değildir denilen kişi ve grupları bir araya getirdik. Sözleşme uygulanmazsa dağılıp gideceğiz. İmzalanan sözleşmelerde yasalara aykırı bir durum varsa, iptal etsinler. Aksi takdirde sözleşme hükümlerini yerine getirsinler. Bu isteğimizi Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başbakan Yardımcıları, bakanlıklar ve MGK'ya da bildirdik. Ancak sorunumuza bugüne kadar sahip çıkan olmadı. Şirketimiz kurulduğu günden bu yana hiçbir gelir getirici faaliyette bulunmadan, öz kaynakları ile ayakta durmaya çalışıyor. Enerji alanı, bilinçli bir biçimde kaosa (kargaşaya) sürüklenmek isteniyor.’’ Bu mektupta ŞUREDAŞ'ın ortakları tarafından anlatılan hususların doğru olup olmadığını bilemem. Eğer doğruysa, elektrik soygununun bir bölümünün de devlet kuruluşlarının vurdumduymazlığı nedeniyle ortaya çıktığı anlaşılır ki, affedilecek bir şey değildir.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı