Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elde var sıfır...

Oktay EKŞİ

Böyle durumlarda yani Yalım Erez'in her gün ‘‘Her şey tamam. Hafta başında veya en geç hafta ortasında hükümeti kuracağım’’ türünden iyimser beyanları ile özellikle CHP'den gelen zihin karıştırıcı beyanların yoğun olduğu günlerde ‘‘tahmin’’ olarak ne söyleseniz boştur.

Çünkü hesapların hepsi altüst olabilir.

Nitekim durum şu:

DSP ile ANAP, Yalım Erez'in kurması beklenen hükümete bir zorluk çıkarmadan destek vaat etmiş durumdalar.

Politikayı sadece kendisini başbakan yapacak bir araç olarak gören Tansu Çiller'in DYP'sinden zaten olumlu bir şey beklenemezdi. Nitekim Bülent Ecevit'in hükümeti kurma çalışmaları sırasındaki sözde olumlu tavrı, sudan bahanelerle terk etmesi bunun sonucu idi. O nedenle DYP'yi unutun.

Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın 55'inci hükümet düştükten sonraki olumlu tavrı da biliyorsunuz ‘‘Balgat’’çıların yani Necmettin Erbakan ile onun sadık kullarının baskısı sonucu, fazla uzun sürmedi. Çünkü Erbakan için hiçbir şeyin değeri ve önemi yoktur. Onun için yegane amaç, ele geçen her kozu, ‘‘kendisinin tekrar siyasete girmesini ve Fazilet Partisi'nin başına geçmesini sağlayacak bir af çıkarma’’ yönünde kullanmaktır. Bunu sağlamak şartıyla dünya yıkılsa, umurunda değildir.

Nitekim Fazilet Partisi kendisini naza çekmeye başladı.

Fazilet Partisi'nin nazlanması, öte yandan CHP'nin pazarlık gücünü artırdı.

O yüzden olacak dün gazetelere yansıyan ‘‘CHP'de yumuşama var. Deniz Baykal, partisinin Erez kabinesinde ANAP ve DSP ile eşit sayıda sandalye sahibi olması ve koalisyonda partilerin kurumsal olarak temsil edilmesi önerisinde ısrar etmeyecek’’ türünden yorumlar dün CHP'nin hem Genel Başkanı hem de Genel Sekreteri tarafından sert ifadelerle tekzip edildi:

‘‘CHP'nin dediği dedik’’miş. Üsluba bakarsanız ‘‘ölmek var dönmek yok’’ anlamında bir vurgulama olduğunu görürsünüz.

Bildiğiniz gibi CHP de, ‘‘saygın bir milletvekili tarafından düşük profilli (!?) bir hükümet kurulmasına destek verecek’’ti.

Olaylar, aranan ‘‘saygın milletvekili’’ olarak Yalım Erez'i ortaya çıkarttı. O da -tüm 30 günde dünyayı düzeltirim türünden bol keseden laflarına rağmen- herhalde olsa olsa Baykal'ın istediği türden (düşük profilli) bir vakit kaybı hükümeti kurabileceğini anladı.

Ama Deniz Baykal'ın şartları bitmedi. Bitmediği gibi yumuşama da olmadı.

Gördüğünüz gibi hepsi de ilke(!)li, hepsi de ülke için her türlü özveriye(!) hazır, hepsi de yüksek düzeyli(?) politika yapıyor ama varılan sonuç sıfır.

Sonuca bakın, kimin ne olduğuna siz karar verin.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI