Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Elçi’nin gördüğü protokolün yazarı

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ilk kez girdiğim TBMM’deki makam odasında gözüme ilk çarpan, koltuğunun arkasındaki fotoğraf oldu. Kelepçeli sıraya dizilmiş KCK davası sanıklarının o çok tanıdık fotoğrafı.

İlgimi görünce Demirtaş, “Asarken birkaç güne kaldırırız diye düşündüm, ama üçüncü yıl. Arkadaşlarımız içeride kaldıkça da indirmeyeceğim” dedi.
Türkiye, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Demirtaş’ın milletvekili seçildiği Hakkari’ye yaptığı sürpriz geziyi birkaç dakika önce öğrenmişti.
Sohbet de buradan başlayınca; Demirtaş’ın ilk sözleri, “Ben de yeni öğrendim. Herhalde güvenlik gerekçesiyle gizli tuttular. Keşke haberimiz olsaydı. Genel başkan olarak ben katılamazdım; ama milletvekili arkadaşlarımız eşlik ederlerdi. Sayın Gül’e tavrımız yok” oldu.

GÜL VE ÇİÇEK KÜRTÇE DERS ALSA

“Gerçi halkla teması var mı, yok mu onu bilmiyoruz” şerhini düşme gereği duysa da sözlerini şöyle bir öneri ile sürdürdü:
“Bakın Sayın Cumhurbaşkanı Hakkari’ye gitmeden önce Kürtçe ders alsa, oraya gidince de vatandaşa birkaç cümle Kürtçe konuşsaydı ne güzel bir jest olurdu. Vatandaşın devlete olumsuz bakışı böyle değişir. Bu TBMM Başkanı için de geçerli. ‘20 milyon Kürt vatandaşımız var’ diyorsak ve buraya onlar da geliyorsa, Meclis başkanı o vatandaşları az çok anlamak için Kürtçe kurs alsa güzel olmaz mı? Bunlar Kürtçe’ye bakışı değiştirir.”
Öcalan’ın kardeşi üzerinden yayılan mesajı ise, “Öyle çok olumlu bir hava görmedim, iki yöne de gidilebileceğini söylüyor. Maalesef seçimden bu yana gerilim düşmedi, arttı” diye yorumlayan Demirtaş’ın, Murat Karayılan’ın Taraf’ta yayımlanan mektubuna bakışı ise şöyle:
“Müzakereler konusunda bilgi kirliliği olduğunu, bunun müzakereleri zorlaştırdığını anlatmak istiyor. Bu kirliliği yok ederek müzakereleri yeniden başlatma mesajı veriyor. O mektubu ben böyle okudum.”

BİZİM DERLEDİĞİMİZ METİN

Şerafettin Elçi’nin, “Gördüm” dediği protokolün ne olduğunu merak ettiğim için Demirtaş’a “Protokolü siz de gördünüz mü” diye de sordum.
“Protokolleri biz görmedik. Elçi’nin söylediği, bizim Öcalan ve KCK yetkililerinin söyledikleri; Özgür Politika ile ANF Ajansı’nda çıkan yazılardan derlediğimiz, tahmini bir protokol” açıklaması ilginçti.
Gerçek protokolü kendilerinin de görmek istediğini belirterek, “Hükümet veya görüşmeleri yürüten heyet açıklama yapmalı. Hiç değilse muhalefet liderlerine açıklasınlar ki sürece katkı sağlansın” çağrısında bulundu.
Demirtaş, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in KCK tarafından sorgulandığı yönündeki haberlere itirazı var.
Sorum üzerine önce bir sayfaya KCK şeması çizdi, sonra da, “İyi bilinsin; KCK başka bir şey, BDP başka. BDP üyeleri arasında şiddete, silaha başvuran varsa bulup çıkarsınlar. Onları savunmamız söz konusu değil. Ama ‘şuna selam verdin’ diye herkesi içeri almak kabul edilemez” açıklaması yaptı.
Baydemir’in girip çıktığı bina için söyledikleri de şu oldu:
“Bizim mahalle ve kent meclislerimiz var. O bina bu meclislerimizin Yerel Yönetim Komisyonu binası. Partimizin MYK kararı ile tutulmuş, kirası ödenen, kayıtlarda görünen bir bina. Bu meclisler, belediyelerin bazı kararını beğenmeyip bunu da bildiriyor. Hepsi bu.”
Peki, olası kara harekâtı durumunda BDP ne yapacak; onu da açık söyledi:
“Çok kararlıyız, bu çılgınlığı protesto ederiz. Bunu PKK’yi savunmak için değil, oraya gidecek asker için yaparız. Asker de bizim çocuklarımız. Çünkü, biliyoruz ki oraya gitmeleri halinde sonuç almaları mümkün değil.”
X