Gündem Haberleri

    Elazığ'daki şehitler için şok iddia

    Hürriyet Haber
    26.08.2009 - 11:04 | Son Güncelleme:

    Taraf Gazetesi'nden Mehmet Baransu'nun haberinde şok iddia... Elazığ'da tim komutanı, nöbette uyuyan askere ceza olarak pimini çektiği el bombasını tutmasını emretti... Bombanın mandalını 45 dakika elinde sıkan er gücü tükenince patlama meydana geldi, 4 er şehit oldu...Askeri savcılık olayla ilgili soruşturma başlattı. Emri veren teğmen tutuklandı.

    ELAZIĞ'DA BOMBA PATLADI: 4 ŞEHİT - Arşiv

    ŞEHİTLERE TÜRKÇE-KÜRTÇE AĞIT - Arşiv

    İŞTE MEHMET TEĞMEN’İN İFADESİ

    Dört askerin hayatını kaybettiği olayla ilgili 8. Kolordu Komutanlığı tarafından soruşturma başlatıldı.

    Teğmen Mehmet Tümer’in ifadesi şöyle "17 Haziran 2009 tarihinde de taburun geçici olarak görevlendirildiği Elazığ-Karakoçan Nohuttepe Üs Bölgesi’ne katıldım.16 Ağustos 2009’a kadar Tim Komutanı olarak görev yaptım. Tabur Elazığ İl Jandarma Komutanlığı’nın harekât ve komutasına verilmişti.

    16 Ağustos 2009 tarihinde Nohuttepe Üs Bölgesi’nden timimle birlikte Saat 20:30 civarı ayrıldım. Yaya intikalle Düztepe mevkiine gittik. Saat 23:00 civarı geçici üz bölgesi tesis ettik ve sabaha kadar gözetleme yaptık.Saat 09:30’da uyandığımızda Uzman Çavuş Şakir Akçan Bixi mevziinde görevli İbrahim Öztürk ve Ahmet Şensoy’un uyuduğunu tespit ettiğini ve İbrahim Öztürk’ün el bombasını aldığını bildirdi.

    İBRAHİM’E BOMBASINI SORDUM

    Saat 10:30 civarında İbrahim Öztürk’ü mevziinde ayakta gördüm, yanına gidip el bombasının nerede olduğunu sordum. Bu sırada Ahmet Şensoy istiharat için uyuyordu. İbrahim el bombasını mevzii içinde aradı, bulamadı.

    Halen el bombası alınmış olduğundan haberdar değildi. Normalde mevziiye yerleştiklerinde el bombalarını mevzii içinde ulaşabilecekleri bir yerde muhafaza etmeleri gerekir. El bombasını bulamayınca beraberimde götürdüğüm bombayı göstererek ‘burada, gece uyuduğun için alındı’ dedim. Fırsat eğitimi kapsamında el bombasının pimini çekerek ‘mandalını bırakmadığın sürece patlamaz’ deyip bombayı eline verdim. Bundan maksadım, el bombasının önemimi kavraması idi.

    Mevziinden ayrılmasını emrederek mevziime döndüm. İki mevzii arasında yaklaşık 15 metre kadar mesafe vardır.

    Mevziide iken İbrahim Öztürk’ün, kendi mevziinin yakınındaki roket mevziine gittiğini gördüm. Bu iki mevzii arası takriben 20 metre kadardır. Uyarıp mevziinde beklemesini emrettim.

    Yanıma geldi pimi istedi. Gelip takacağımı söyleyip mevziisine gitmesini söyledim. Mevziine döndü, bir iki dakika sonra tekrar roket mevziine gittiğini fark ettim.Bu kez yanıma çağırdım,tekrar mevziine gidip oturmasını,pimi gelip takacağımı söyledim.Bu sırada ben kendi mevziimde idim.

    DÖNDÜM VE PATLAMA SESİ DUYDUM

    Yanımda Yiğit Acer, 5 metre kadar yakınımda Soner Süvari Astsubay ile Şakir Akçan Uzman Çavuş vardı, İbrahim mevziine döndü.

    Ben de Şakir Uzman ile Soner Astsubay’ın yanına gittim. Yaklaşık 15 dakika kadar sonra patlama sesi duyuldu. Saati hatırlamıyorum, 11:00 - 11:30 arası olabilir.

    Sonradan duyduğuma göre İbrahim elindeki el bombasıyla benim göremeyeceğim şekilde üç mevzi dolaşmış, üçüncü mevziide patlama gerçekleşmiş. Patlama sesini duyunca koşarak sesin geldiği yere gittim. İbrahim’in mevziinin önünde şiarın üzerinde yüzükoyun yığıldığını gördüm.

    Elazığ'da 4 askerin  ölümüyle sonuçlanan patlamanın, nöbette uyuyakalan bir erin komutanı tarafından cezalandırılmak istenmesi sonucu yaşandığı ortaya çıktı.

    Taraf gazetesinin haberine göre olayın bir kaza sonucu değil nöbette uyuyakalan Er İbrahim Öztürk'ün komutanı Teğmen Mehmet Tümer tarafından cezalandırılmak istenmesi nedeniyle yaşandı.

     

    Teğmen pimini çektiği el bombasını Er Öztürk'e verdikten sonra "Mandalı bırakırsan ölürsün, bırakmazsan yaşarsın" dedi. Ama pimi almak için çok uğraşan Öztürk saatler sonra bomba patlayınca 3 arkadaşıyla birlikte hayatını kaybetti.

     

    Görgü tanıklarının ifadelerine göre, 17 Ağustos 2009'da devriye görevi yapan Uzman Çavuş Şakir Akçan, 05.00-07.00 devriyesine saat 06.00'da attı.

     

    Öztürk ve arkadaşı Ahmet Şensoy'un nöbet yerinde uyuduğunu gören Çavuş Akçan, askerlerden Öztürk'ün mevzideki el bombasını Şensoy'un ise silahının alev gizleyenini aldı. Amacı askerlerin uyuduğunu kanıtlamasıydı.

     

    Sabahın erken saatlerinde de nöbetçi askerlerin uyuduğunu söyleyip, komutanı Teğmen Mehmet Tümer'e el bombası ve alev gizleyenini verdi.

     

    PİMİ ÇEKTİ BOMBAYI VERDİ

     

    Teğmen Tümer vakit kaybetmeden, İbrahim Öztürk'ün nöbet tuttuğu mevziiye gitti. Er Öztürk'e el bombasını nerede olduğunu sordu. Er Öztürk, mevziiye bakmasına rağmen bombayı bulamadı. Teğmen Mehmet Tümer, "Akşam uyuduğun için alındı diyerek elindeki el bombasını asker İbrahim Öztürk'e gösterdi. Ardından da pimi çekerek kendisine verdi. "Mandalı bırakırsan ölürsün, bırakmazsan yaşarsın" demeyi de ihmal etmeyerek mevziden ayrıldı.

     

    KOMUTAN PİMİ GERİ VERMEDİ

     

    Elinde pimi çekilmiş el bombası bulunan Er Öztürk, Teğmen Tümer'in bulunduğu mevziiye giderek "25 yaşına geldim. 75 gün askerliğim kaldı. Beni öldüreceksiniz" dedi ve pimi kendisinden istedi. Ama Komutan Tümer, "Nöbet yerine git, ben gelip takacağım zamanı biliyorum" karşılığını verdi. Bunun üzerine Öztürk, çevredeki diğer mevzilere, pim aramaya arkadaşlarından yardım istemeye gitti. İkinci kez Komutanın yanına geldiğinde yine aynı cevapla karşılaştı.

     

    Tekrar mevziler arasında dolaşmaya başladı. Olayın üzerinden çok geçmeden de arkadaşları Mesut Bulut, İbrahim Yaman ve Ali Osman Altın'ın bulunduğu mevziye geldi. Bu sırada Öztürk'ün elleri terlediği için bomba büyük bir gürültüyle patladı. Öztürk ve 3 arkadaşı olay yerinde yaşamını kaybetti.

     

    BÖYLE BİR EĞİTİM YOK

     

    Başlatılan soruşturma kapsamında ifade veren Teğmen Mehmet Tümer fırsat eğitimi kapsamında el bombasının pimini çektiğini mandalı bırakmadığı sürece bombanın patlamayacağını şehit Er İbrahim Öztürk'e söylediğini ileri sürdü. Ancak ifadesi alınan sekiz tanık, birlik içinde pimi çekilmiş bir şekilde el bombası eğitimi verilmediğini vurguladı.

     

    GÖRGÜ TANIĞI ERLER OLAY ANINI ANLATTI

     

    Piyade Çavuş Yiğit Acar:

     

    Şakir Uzman çantasından alev gizleyen ve el bombası çıkarıp, uyuyan askerlerden aldığını söyledi. El bombası ve alev gizleyeni Mehmet Teğmen’e verdim. O da 15-20 dakika sonra İbrahim Öztürk’ün yanına gitti ve geri geldi. Kütüklüğünden bir el bombası pimi çıkardı. El bombasından çıkarıldığını anlayan Soner Astsubayla Şakir Uzman, ‘ne yaptınız’ diye sordu. Mehmet Teğmen ‘ona iyi bir ders olsun’ dedi.

     

    Piyade Uzman Çavuş Şakir Akçan:

     

    Devriyede İbrahim Öztürk’ün gözetleme yapması gerekirken uyuduğunu tespit ettim. Yanındaki el bombasını aldım. Amacım sonradan uyuduğunu inkâr etmesini önlemektir. Ayrıca Emrah Göz’ü de uyurken gördüm ve onun da silahının alev gizleyenini almıştım. Mehmet Teğmen saat 09:30’da uyandığında durumu kendisine bildirdik. Mehmet Teğmen, malzemeleri alıp yanımızdan ayrıldı. 15-20 dakika sonra Mehmet Teğmen ardından da İbrahim Öztürk mevziiye geldi. Teğmen, İbrahim’in mevziden ayrılmamasını, birazdan gelip pimi takacağını söyledi. Bombanın piminin çıkartıldığını anladık. 15-20 dakika sonra da patlama oldu.

     

    Piyade Er Recep Koyuncu:

     

    Mehmet Teğmen, İbrahim’in mevzisine geldi. 10 dakika oturdular. Teğmenin elinde el bombası vardı, bombasının pimini çekip, İbrahim’e verdi. “Mandalı bırakırsan ölürsün, bırakmazsan yaşarsın” dedi ve havan mevzisine gitti. İbrahim, teğmenden pimi vermesini istedi. “25 yaşındayım. 75 günüm kaldı, beni öldüreceksiniz” dedi. Mehmet Teğmen mevzisine gitmesini, zamanı gelince pimi takacağını söyledi. İbrahim daha sonra tekrar teğmenin yanına gitti. Pimi istedi. Teğmen yine vermedi. 5-10 dakika sonra da patlama oldu.

     

    AİLELERİ NE DİYOR?

    Vatani görevlerini yaparken şehit düşen 4 askeri geçen hafta gözyaşları arasında toprağa veren aileleri, başlatılan soruşturma ve ortaya atılan iddiayı öğrenince şoke oldu.

    Şehit erlerden İbrahim Öztürk'ün, Mersin'in Tarsus İlçesi'nde oturan babası 54 yaşındaki Hacı Öztürk, sabah akrabalarının telefonuyla olayın basına yansıdığını öğrendiğini ve çok şaşırdığını söyledi. Doğruca Askerlik Şubesi'ne giderek Şube Başkanı Binbaşı Abdulkadir Yavuz ile görüştüğünü belirten 3 çocuk babası Hacı Öztürk, DHA muhabirine oğlunun acısını yaşarken şimdi bu haberle şoke olduğunu söyledi.

    Komutanının askerlik görevi nedeniyle oğluna kızmış olabileceğini belirten hacı Öztürk, "Diğer askerlerin günahı neydi? Böyle bir şey olabilir mi? Acımı yaşarken bir anda asabımı bozdular. Biz de kendimize göre araştırmamızı yapacağız. Doğru neyse er geç ortaya çıkacaktır. Daha fazla bir şey söyleyemiyorum. Acım daha çok taze" dedi.

    Gaziantepli er Mesut Bulut'un, Araban İlçesi'ne bağlı Körhacıoba Köyü'nde oturan babası Sinan Bulut, "Eğer iddialar doğruysa Genelkurmay gereğini yapar, onlara güveniyoruz" dedi. Askeri yetkililerin kendilerine çocuklarının şehit olduğu haberini verirken 'El bombası patladı. Oğlunuz 3 arkadaşıyla şehit oldu, olayla ilgili geniş soruşturma başlatıldı' dediğini kaydeden Sinan Bulut, "Ancak, olayın oluş şekliyle ilgili net bir açıklama yapılmamıştı. Gerekenin yetkililer tarafından yapılacağını düşünüyorum. O nedenle ben herhangi bir başvuruda bulunmayacağım" dedi. Bulut ailesinin 'başsağlığı' dileklerini kabul ettiği bayraklarla süslü köy okulunda ziyaret gelenlerle ilgilenen şehidin amcası Bedir Bulut ise, "Zaten Genelkurmay inceleme başlatmış. Biz onların gerekeni yapacaklarına inanıyoruz. O nedenle herhangi bir adli girişimde bulunmayacağız" diye konuştu.

    Şehit çavuş İbrahim Yaman'ın Samsun'un Salıpazarı İlçesi'nde oturan babası 53 yaşındaki Adem Yaman, oğlunun şehit olmasıyla ilgili raporun henüz gelmediğini, gerçeğin ortaya çıkmasını beklediklerini söyledi. Çiftçilik yapan 4 çocuk babası Adem Yaman, "Bu iddiaların doğru olup olmadığını bilmiyorum. Bize sadece karakoldan gelen bir komutan mevzide arkadaşının elinde bomba patladığını söyledi. Yazılı bir rapor vermediler. Bu iddialara inanmak istemiyorum" dedi. Şehit çavuşun kardeşi lise öğrencisi 17 yaşındaki Recep Yaman da "Ağabeyim fırıncılık yapıyordu, terhisten sonra evlenecekti. İddialar doğruysa hakkımızı yasal yollardan arayacağız. Gerçekleri öğrenmek istiyoruz" dedi.

    Şehitlerden er Ali Osman Altın'ın, Afyonkarahisar'ın Büyük Kalecik Beldesi'nde oturan ailesi de şoke oldu. Babası Ali İhsan Altın gazetecilerle görüşmezken, annesi Zakire Altın, "Benim yavrum benden gitmiş, ne söylesek geri gelmez. Bu işler bizim acımızı tazelemekten başka bir şeye yaramıyor" dedi. Şehit erin ağabeylerinden Mehmet Altın, kendilerine olayın mevzide bomba patlaması sonucu meydana geldiğinin söylendiğini anlattı. Gerçeğin ortaya çıkacağını belirten Mehmet Altın, "Bunlara inanmıyoruz. Bu haberlerle bizim askeriyeye olan inancımız sarsılmaz. Gerçek ortaya çıktığında o zaman biz de konu üzerinde düşünürüz. Ne yaparsak yapalım giden evladımızın geri gelmeyeceğini biliyoruz. Bizim devletle, askerle uğraşma gibi bir niyetimiz yok" dedi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı