Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

El nino ve yıldızlar

Pasifik bölgesinden başlayan ve gezegenimizin tamamını saran yaklaşık yarım metrelik bir sıcak su akıntısı dünyanın suyunu ısıtmaya başladı. Hepsi hepsi 40-50 santimetrelik sıcak su akıntısı Endonezya'dan Peru'ya, okyanusu baştan başa geçip gidiyor. Tabii öyle sakin sessiz bir şekilde gitmiyor. Geçtiği her yerde varlığını öyle bir hissettiriyor ki, neredeyse tüm dünyanın iklimini altüst ediyor. Nasıl oluyorsa oluyor, (Bunu ancak meteoroloji uzmanları anlıyorlar) akıntının bir ucunda bulunan ülkeyi seller sular basarken öbür ucunda bulunan ülkeler de kuraklıktan kavruluyorlar. Nehirler kuruyor, hortumlar ortalığı kasıp kavuruyor. Ve bütün bunların altında ‘‘El Nino’’ adındaki sıcak su akıntısının parmağı olduğu düşünülüyor. ‘‘El Nino’’ İspanyolca ‘‘Çocuk’’ anlamına geliyor. Ve, dünyanın iklimini böylesine değiştiren hareketin tamamına bu ad verilmiş. ‘‘Çocuk’’ Hz. İsa'ya atfen, masumiyet ifadesini taşıyor. Ancak, dünyada meydana gelen iklim değişiklikleri sonucu yaşanılan felaketlere bakacak olursak, pek masum bir çocuk olduğu söylenemez. Fakat, bu iklim hareketine ‘‘Çocuk’’ adı verilmesi bence çok isabetli. Çünkü, çocuklar son derece doğal ve yaptıklarının sorumluluğunu taşımayan varlıklardır. Ve meydana gelen olayların nedeni de doğanın masum hareketinden başka birşey değildir. İşte, bu noktada insan düşünmeye başlıyor. Acaba, dünyanın suyunu ısıtan, doğal felaketlere neden olan sadece bu mu? Doğanın masum bir hareketinden daha fazla birşey olamaz mı? Ve, bu doğa hareketinin altında gizli başka nedenler yok mu? Sebepleri ve sonuçları sorgulamaya başladığımız andan itibaren o kadar çeşitli nedenler ortaya çıkartabiliriz ki, ucu taa insana kadar dayanır. Öyle ya, insan, kendi rahatı için doğayı biçimlemeye başladığı andan itibaren bazı dengeleri de yerlerinden oynatmış ve bunun sonucunda da doğanın bir tepkisiyle karşılaşmış olamaz mı?Sonra, okyanuslarda her zaman sıcak ve soğuk su akıntılarının bulunduğu yıllar öncesinden beri bilinmektedir. Örneğin, şimdi (Yapılan tahminler doğruysa) Peru'ya doğru ilerleyen ‘‘Çocuk’’ yakın bir gelecekte şimdiye kadar görülenlerden çok daha şiddetli bir felakete neden olacak. Ancak, işin tuhaf tarafı Peru'lu balıkçılar asırlardır bu akıntıyı biliyorlar. Fakat, her nedense, etkisi şimdi anlaşılıyor. Ya da, şimdi dünyayı etkilemeye başladı.Aslında 1949 yılından bu yana üç kez oluşan bu akıntının, 1982-1983 yılı ortalarında dev bir sıcak su akıntısı biçiminde meydana geldiği bilinmektedir. ASTROLOJİ VE İKLİMBu olaya astrolojik açıdan bakacak olursak, 1981 sonunda Jüpiter, Satürn ve Pluton Terazi Burcunda biraraya gelmiş, daha sonra 1982'de Mars Satürn ve Pluton yine Terazi Burcunda (Hava gurubu) güçlü bir etkileşim içine girmişler.Şimdi ise, Kova Burcunda (Hava gurubu) Uranüs ve Jüpiter güçlü bir etkileşim içine girerek dünyayı etkilemektedirler. Uranüs zaten bir değişim sürecini belirtir. Ve, Uranüs, yöneticisi olduğu Kova Burcuna (1996) girmesiyle birlikte Uranüs'ün bütün özellikleri tam olarak açığa çıkmaya başlamıştır. Üstelik bir çeşit büyüteç özelliğine sahip olan Jüpiter ile birleştiği andan itibaren Uranüs'ün etkileri de büyüyerek kendisini göstermektedir. Az önce Uranüs'ün değişim sürecini belirttiğini ifade ederken sadece kişiler üzerinde değil, dünyanın da bir değişim sürecinde bulunduğunu belirtmekte yarar var. Beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan fırtınalar, hortumlar ve doğa felaketlerine yönelik olayların açığa çıkacağını işaret eden Uranüs, Kova Burcunun tabiatını da tam olarak ortaya çıkartmaktadır. Gökyüzünün bu konumu, dünyanın hem iklim açısından hem de sosyo-ekonomik ve teknolojik açıdan büyük değişimlere gebe olduğunu göstermektedir. Bir çeşit sera etkisine neden olan ve iklimler üzerinde ciddi değişimlere yol açan ‘‘Çocuk’’un ortaya çıkmasını destekleyen bir faktör olarak Kova Burcundaki Uranüs'ün Jüpiter ile birleşimini gösterebiliriz. Tabii aynı anda diğer etkileri de göz ardı etmemek gerek. Çünkü aynı anda hem Satürn, hem de Pluton bu kavuşumu kuvvetle destekliyorlar. Tabii bu arada su gurubunun bir üyesi olan Akrep Burcuna ağustos ayında giren Mars, Uranüs-Jüpiter kavuşumuna sert bir enerji göndermiş ve doğa olaylarının hızlanmasına neden olmuştur. Burada anlaşılması gereken çok önemli bir noktayı hemen belirtmeliyim; Gökyüzü hiçbir zaman olayın yaratıcısı değildir. Fakat olayın açığa çıkması için gereken potansiyeli yıldızlar oluşturur, diyorum, Yasemin'ce...
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI