Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

El klasiko...El insaf...El Mander & Demir-el

El klasikoyu hak eden kazandı. Bizim derbiye ise el ensaf diyorum

Bu Volkan Demirel’e haksızlık mı olacak. Hayır. Volkan Demirel ‘büyük kaleci’ olmakla ‘büyük sporcu’ olmak arasındaki ince farkın ‘rakibe saygı’ dan geçtiğini anlayana dek hiç değilse.

HAFTANIN MAÇI  VE KAHRAMANI

YORGUN ve yaşlı hafızamı taradım şöyle bir, futbol tarihinde böyle bir maç oldu mu diye. Biz Sergen’in iki golüyle Çelsi’yi öyle bi yendi idik, o maçta bile rakibin o kadar pozisyonu olmadı idi, son G.Saray-Fener derbisinin futbol dilinde karşılığı yok. Sanırım artık Cansın’ın tesadüfi golüyle biten maçı konuşmayacağız. GS psikolojik önemi 3 puandan çok daha fazla olan bir maçı kaybetti. ‘Yenildik ama ezilmedik’ vardı eskiden. Bu maç ‘ezdik ama yenildik’ maçı idi tamamen. Böyle bir maçı kaybettikleri halde sıfır olayla maçı tamamlayan, centilmenlik dersi veren Galatasaray taraftarına da büyük ve hak ettikleri alkışları topluca ve tek tek gönderiyorum. Yıllardır centilmenlik güzellik vs gibi eski ve itibar görmeyen değerler üzerinden yazan, eski kafalı ve azınlık sözcüsü bir futbolsever olarak benim bile hazmedemeyeceğim bir yenilgiydi açıkçası. İşte bu yüzden lig tivi’nin yeni uygulaması olan ‘maçınadamı’nı başkalaştırıyor ‘maçın adamları’na çeviriyor ve gönül tahtına Galatasaray taraftarları’nı oturtuyorum, buyursunlar. Bu Volkan Demirel’e haksızlık mı olacak. Hayır. Volkan Demirel ‘büyük kaleci’ olmakla ‘büyük sporcu’ olmak arasındaki ince farkın ‘rakibe saygı’ dan geçtiğini anlayana dek hiç değilse.

HAFTANIN OLAYI

‘Kişilik hakkın kadar konuş Azizim’

FUTBOLUN sadece basit bir oyun olmadığını son ‘ırkçılık’ tartışmasında gördük işte. Emre Belözoğlu yasal hakkını kullanarak haber yasağı getirtti. Ben Emre’nin saha dışındaki o mahcup mütevazı, utangaç ve saygılı haline denk gelmiş biri olarak O’nun saha içindeki hallerine inanamadığımı söylemekle konuyu geçeyim. Hatta durumu biraz da sulandırayım. Maçlara akredite olmakla ilgili son ve beyhude çabam yine TSYD’den döndü. Şarkıcıysam akredite olamaz mıyım? Bu da bir ırkçılık mıdır? Rakibine karşı negatif ayrımcılık yapan bir futbolcunun kişilik hakkına saygı duyan ve pozitif ayrımcılık yaparak yayın ve haber yasağı koyan Türk adaleti, 3 Temmuz’da patlatılan bombada da aynı hassasiyeti takınaydı keşke. Kıssadan hisse Aziz Yıldırım, Emre’nin avukatını tutabilir derhal. Hukuk karar verene kadar kişilerin ve camiaların kişilik hakkı korunsaydı bu gerilim, bu düşmanlık, bu perişan lig olmazdı. Hukuk ya da federasyon etik kurulundan önce bu oyunun kendisi karar verecek sanırım. Bu davaya inanmayanlar ve Fenerbahçe’nin bu yıl mağdur edildiğine inananlar için Fener’in şampiyonluğu çok çok anlamlı olacak. Peki ya G.Saray’ın 34 maçlık hükümdarlığının ve normal sezonu önde bitirmesinin bir kıymeti olmayacak mı? Seneye de O’na üzülürüz. Napalım?

HAFTANIN iSYANI

‘Ne kadınlar sevdim... Hep ofsayttılar’

 “AlvEz, Bebe ve Sidney olsaydı yenerdik biz Trabzon’u.” Koca bir sezon ilk onbire şekil veren kadronun formsuzluğuna çare bulamayıp müzmin yedek 3 oyuncuyu kadro dışı bırakarak günü kurtaranlar bizimle dalga geçmiyorsa ben geçeyim bari. Zor zamanda görevi üstlenen yeni yönetim ilk hamleyi yaptı, iki maç üst üste ofsaytten yiyince zehir zemberek bir bildiri yayınladılar önceki gün.
Her zaman ofsaytten yenmez belki arada atarız da. Şampiyon olamıyorsan şampiyonu belirle bari. Bir dost takılmış bana tivitırdan. “Fe abi kızma ama siz en son ne zaman maç kazandınız, hatırlamıyorum” diyor. Bir ara Bıraga’yı yendiydik di mi? Kadersiz Beşiktaşlı son bi şey istiyor sizden. Ligin kaderini çizin bari. Ama nizami ama ofsaytten...

ALKIŞLAR VE TEESSÜFLER

‘Köprüde trafik var Aslan’a sabırlar’

ARDA’nın golleri, Cüneyt Çakır’ın görevlendirildiği büyük maç ve hatta Mesut Özil’in muhteşem asisti ve oyunu gururumuzu okşadı. Ersan İlyasova, enbiey’de en bi bilmem ne seçildi, filan. El klasikoyu hak eden kazandı. Bizim derbide oynanan futbolla sonuç kıyaslandığında ‘el insaf’ demekten kendimizi alamadık ama kazanan her zaman haklıdır, sevinmek kazananın hakkıdır. Minik bir itirazım var, sevinirken bile kaybedeni rencide etmeyeceksin. Mehmet Topuz’un son derece başarısız ve tirajikomik kangal taklidi. Kantarın topuzunu kaçırmaktan başka bi şeye yaramaz. Pitbul da zaten sevimsiz bir köpektir. Gün gelir sahibini parçalar. İstoç G.Saray formasını niye şortunun arkasına sıkıştırmış diye sorgulamak da bir o kadar anlamsızdır, önüne sıkıştırsa daha büyük sıkıntı olurdu korkarım. Gökhan Gönül’ün G.Saray taraftarının çok şık ve başarılı koreografisine laf etmesini iki sebeple yakışıksız buldum.  Gökhan ki koreografiyi en çok seven tribünün sevgilisidir, ayrıca o seyirci koreografi yapmasaydı da çakmak çakı rakı şişesi mi fırlatsaydı. Koreografi çok güzeldi lakin aslanın Saracoğlu’na gidişi şovdaki kadar kolay olmayacak besbelli, şampiyonluk trafiği sıkıştı, o köprü tıkanır ve aslanın yolculuğu uzar. Sevinirken birbirimizin hassasiyetlerini ıskalamasak keşke. Kırmayın birbirinizi... Morinyo ile cüppeli Gardiyola bile onca tatavaya rağmen tokalaşabiliyor, siz de sevin birbirinizi. Yemeyin. Hem atlar köpekler havladı diye koşmaz. Ben Luçesku’yu özledim. Bir de Rasim Kara’yı, oy.

X