Ekran yasaklarına karşıyım

Güncelleme Tarihi:

Ekran yasaklarına karşıyım
Oluşturulma Tarihi: Eylül 15, 2013 13:14

Haberin Devamı

Birol Güven, televizyon dünyasına yön veren birkaç adamdan biri. Senaryoları, milyonları ekran başına çekiyor, yaptığı dizilerin tekrarları bile reyting rekorları kırıyor. Türkiye’nin en çok kazanan senaryo yazarı ve yapımcılarından Birol Güven’le “Seksenler” dizisinin setinde buluştuk. Dizi setindeki dönem kıyafetlerinden giydim, saçları perukla boyatıp uzattım. 80’lere gidip Birol Güven’le yazarlığı, televizyon dünyasının dinamiklerini, değişen seyirci algısını ve yeni sinema filmini konuştuk.

* Böyle etkili bir senaryo yazarının çocukluğu kağıt kalemle geçmiş olmalı. Kaç yaşında başladın yazmaya?
- 28 yaşına kadar hiçbir şey yazmadım. Türkiye’deki birçok insan gibi hayatın götürdüğü yere gittik. Bence doktorlar hariç kimse eğitimini aldığı işi yapmadı genel olarak, böyle bir istatistik de var. 12 Eylül sonrasında daha apolitik hale gelmiş, puanı nereye yeterse orada okumuş insanlarız.
* Sen nereyi tutturdun?
- Ankara Dil Bilimi İngilizce. Üniversite okumak önemliydi o zaman. Su akar yolunu bulur...
* Senin hayalin neydi?
- Özel bir hayalim yoktu ama ne olmayacağımı biliyordum; birinin yanında çalışmak istemiyordum.
* Senaryo yazarlığıyla yetinmeyip yapımcılığa başladın. Bu işin bu kadar büyüme nedeni insanlara yeni iş alanı açma isteği mi, yoksa hırs mı?
- İstihdam benim için önemli bir konu. Türkiye’de bu işin ticaretini yapmak ciddi risktir. Sadece senarist olarak yaşasaydım daha huzurlu bir hayatım olurdu.
* “Seksenler” fikri nasıl doğdu?
- Sadece gündelik hayatı, küçük şeyleri, sıradan insanların sıradan hikâyelerini anlatacağım diye bir kararım var. Günümüzü çok anlattık, artık dönem neden anlatmayalım diye düşünüyorum. Bir de ergenlik yılları insanlarda iz bırakıyor. Tüm sorunlarına rağmen ergenliği özlüyor insan. Bu sebeple “Seksenler” bende de çok iz bıraktı.
* Sektöre girmen Gani Müjde sayesinde olmuş. Pişman mıdır seni ortaya çıkardığına?
- Yok yahu, onunla da güzel şeyler yaptık. Bizim tanışmamız bence tasarlanmış bir tesadüf. O zamanlar radyoculuk için bir yere başvurmuştum. Sonra ajansa gittim, sahibi ile görüşürken “Dur seni Yavuz Turgul ile tanıştırayım” dedi. O da “Bu nereden çıktı, benim işim var” gibi bir eda ile beni Gani Müjde’ye götürdü. Gani, Yavuz Turgul tarafından getirildiğim için beni yazar zannetti, ben de yazar gibi yaptım.
* Senaristliği ne zaman öğrendin sence? Acemiliğin ne kadar sürdü?
- Senaristliği öğrendim demek çok iddalı bir laf. Birkaç yıl önce bir üniversiteden aradılar “Senaryo dersi verir misin?” diye. Ben “Varsa alırım” dedim. Ben gündelik hayatı yazmayı ve bu küçük hikâyeleri büyük hayata döndürmeyi iyi biliyorum.
* Hayatında dönüm noktası olan dizi hangisi?
- En önemli dizim “Ayrılsak da Beraberiz” ama benim için dönüm noktası tabii ki “Çocuklar Duymasın”. Bir salon, bir mutfak ve toplam 150 metrekarelik dekor. 30 reyting salı günü, aynı bölüm cuma günü 18 reyting, pazar günü 12 reyting ve hepsi birinci. Bunu ben yapmış olamam. Hatta senaryoları da 2-3 saatte falan yazıyordum.

OYUNCULAR ÖZEL HAYATLARINI SAKLAMALI

* Tekrarlarından para alma meselesi çözüldü mü?
- Henüz o mesele çözülmedi...
* Aldığın gün Türkiye’nin en zengin adamı olacak mısın?
- Yeni yasa ile bu sorun çözülecek. Müzikçiler artık çok iyi durumda, biz de onlara ulaşmaya çalışıyoruz. Ama geriye dönük bir şey alınamaz tabii, ancak yasa sonrası geçerli...
* Tamer Karadağlı ve Pınar Altuğ’un dönmesi epey çalkantı oluşturdu.
- Aslında o dönemde “Çocuklar Duymasın” reklam pastasını bile etkileyen büyük bir mecraydı ve biz bu krizleri yönetemedik. Pınar gündemden düşmek için gitti, ben diziyi bitirmek istedim, ama sözleşmeler vardı.
* Pınar Altuğ özel hayatı nedeniyle diziden yollandı. Özel hayatın dizideki rolle nasıl bir alakası var?
- Bugün de aynı fikirdeyim; oyuncular özel hayatlarıyla gündemde olurlarsa oynadıkları karaktere seyirciyi ikna edemezler. Özel hayat özel olmalı.

BEN BAŞARILI OLMAK İSTEMİYORUM, SIKILDIM

* Yeni dönem televizyon yıldızları kimler sence?
- Gittikçe işler de değişiyor, ünlüler de... Yeni bir TV envanteri oluştu, bu isimler 5-10 yıl önce yoktu. İşin doğası gereği yeni yüzler olmak zorunda.
* Ustalar, yüzleri eskidiği için kenara mı çekilecekler?
- Çok iyi oyuncular kalacak. Ben ne oynarsam seyirci beni izler diye bir şey yok. Müthiş bir seyirci kitlesi oluştu. Eski dizilere bakın mesela, “Ben bunu nasıl izlemişim” dersiniz. Oysa o zamanlar yıkılıyordu ortalık. Seyirci çok iyi şeylere alıştırılıyor ve hep “Bana yeni oyuncak ver” diyor. Futbol ve televizyonda dün yoktur, sadece bugün vardır. Reytingler üç hafta düşük gelirse sorgulanırsın, beşinci haftada kaldırılırsın.
* Böyle bir sektörde çalışmak uykularını kaçırmıyor mu?
- Projelerle duygusal bağ kurmuyorum artık. Başarılı olması için elimden geleni yaparım ama olmadıysa geçmiş olsun. Başarı, insanların önüne konmuş yeni bir din, yeni bir inanç. Ben başarılı olmak istemiyorum, sıkıldım. Şöyle bir çözüm buldum: Eskiden işlerim kötü gidince çok üzülüyordum, ama benim artık iki önemli projem var, biri oğlum, diğeri kızım. Kalanı umurumda değil.

SİYASETİN EN YÜKSEĞİNİ BİZ YAPIYORUZ

* Siyaset, senaryolarına ne kadar giriyor?
- Siyasetin en yükseğini biz yapıyoruz. Ben siyasetin günlük hayata etkisini anlatıyorum. Herkes darbeyi anlattı ben başka şeylere kafa yordum.
* Ne gibi?
- Mesela kaç düğün iptal oldu 12 Eylül sabahı? Kaç simitçi işe çıkamadı? 12 Eylül döneminde askeri konsey bir karar çıkardı, bütün esnafın çöp tenekesi ya siyah ya lacivert olacak diye. Bunu sadece biz anlattık. “Seksenler” sayesinde sıradan insan darbenin ne olduğunu anladı.
* Geçen yılın en başarılı televizyon projesi sence ne? Kıskandığın bir dizi var mı?
- “Seksenler”i başkası yapsa kıskanırdım. Son yılların başarılı işi ise “Muhteşem Yüzyıl”dır.

Haberin Devamı

RECEP İVEDİK'LE NURİ BİLGE İZLEYİCİSİNİ AYNI SALONA SOKACAĞIM

Haberin Devamı

* Gelelim sinema filmine... “Mandıra Filozofu”nda neler bekliyor bizleri?
- Büyük konuşabilirim, bu senenin en iyi filmi olacak. Türsüz bir film bu arada, bir türü yok. “Recep İvedik” ile Nuri Bilge Ceylan seyircisini aynı salona sokacağız. Çok komik sahneler de var, sözler de...

EKRAN YASAKLARINA KARŞIYIM

* RTÜK deyip susacağım, sen konuş.
- Ben hiçbir kurum için “Her şeyi yüzde 100 yapıyor ya da yapamıyor” demem. Televizyondaki yeni çıkan alkol yasasına karşıyım ama. Bazen alkol hikayenin gereğidir çünkü. Alkolü özendirme, tamam. Ama alkol bir hikayenin ayrılmaz parçası olabilir. Alkol sahnesi çekmek zorundaysak, o noktada yasak olmaması gerekiyor.
* Sigara?
- Liberal bir insanım. Cezaevinde geçen bir hikâyeyi, sigara olmadan nasıl çekeceksiniz? Önemli olan yayın saati, çocukları olumsuz görüntülerden korumak. Eğer alkol sahnesi sakıncalıysa, 21.30 sonrası yayınlanmalıdır, çocuklar da erken uyumalıdır. Bu kadar...
* Ama çocuklar erken uyumuyor artık.
- E televizyoncuları terbiye edece-ğimize çocukları terbiye edip yatağa sokmalıyız o zaman. Normali bu.
* Diziler uzun dendi, sen 45 dakikaya indirdin. Ne diyorsun bu konuda?
- Türk seyircisi uzun dizi ister. En
elit izleyici bile “Prison Break”i internetten indirir, 8 bölüm arka arkaya izler. Dizilerin kısa olması yanlış bir talep.
Dizi sürelerinin değiştirilmesi değil, şartların iyileştirilmesi için çalışmalıyız.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!