Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ekonomiye balyoz darbesi

Aynı meslekten bazı insanlar, işlerin iyi gittiği zamanlarda hata yapan meslektaşlarını acı eleştirir.

Tam tersine, işlerin sarpa sardığı zamanlarda da sorumlu mevkilerde oturan aynı meslektaşlarını, onları acımasızca tenkit edenlere karşı korur. Ben, kendimi bu kümede görüyorum. Benim bir işim yönetim danışmanlığıdır. Konjonktür sayesinde, yani rüzgârın arkadan estiği yıllarda, şirketlerinin elde ettiği başarılarla şımaran yöneticilere fena bozulurum. İçimden onları pataklamak gelir. Ancak konjönktür terse dönüp de firmaları zarar etmeye başlayınca, moralleri bozulanlara kol kanat germek ve aklımın yettiğince yardımcı olmak isterim. Benim diğer işim, 30 yıldır kesintisiz sürdürdüğüm ekonomi köşe yazarlığıdır. Bugün fıtratım icabı, haklarında eleştirel yazılar yazmış olduğum ulusal ekonomi yöneticilerini desteklemem gerekir gibi bir ruh haleti içindeyim. Bu kimsenin umurunda olmasa da..

TÜRKİYE’DE EKONOMİK KRİZ, DEVALÜASYONDAN ÇIKAR

Son altı ay içinde Türk Lirası kabaca % 20 değer kaybetti. Yani devalüe oldu. Bu, küçük de olsa yaklaşan bir krizin öncü göstergesidir. Devalüasyon oranı “döviz fiyat artışı bölü dövizin yeni fiyatı” olarak hesaplanır. Eğer “yarım Dolar +yarım Euro” nın fiyatı 2,00 TL’den, 2,50 TL’ye çıkmışsa, devalüasyon oranı 50/250 yani % 20’dir. Siz bu formüle göre kendi hesaplarınızı yapın. Döviz fiyatları, geldiği bu düzeyin altına iner mi? İnebilir. Hatta inmelidir de. Ancak “Cari Açık/ Milli Gelir” oranına bakılırsa, TL hâlâ gereksiz değerlidir. Cari açığın kapanması için döviz fiyatları artmalıydı. Bunu değerli bir devlet adamı ve ekonominin patronu Babacan da kabul ediyordu. Ama bu düzeltme “usuletle ve suhuletle” gerçekleşmeliydi.

SİYASET EKONOMİYİ VURDU

Bu amaçla “Yumuşak İniş” (Soft Landing) programına geçildi. Yumuşak iniş için “faizi tut-dövizi sal” yöntemi benimsendi. Bunu, “sıcak para” esnafı ve borazancıları benimsenmedi. Merkez Bankası’na “faizi yükselt” diye içeriden ve dışarıdan baskı yapıldı. Merkez “yumuşak iniş”i gerçekleştirmek maksadıyla bu baskılara boyun eğmedi. Pek tabii faizler arttı, pek tabii enflasyon hedefin üstüne çıktı, ama ipin ucu kaçmadı. Ta ki yolsuzluk bombası patlayıncaya kadar. Bomba patladı, ekonomi kafasına balyoz yemiş gibi serseme döndü. Yumuşak iniş sertleşti, piyasaların asabı bozuldu. Bu da geçecektir. Ama herkesin gelir ve/veya servet kaybı olacaktır.
SON SÖZ: HEP AYNI ŞEYİ YAPAN, HEP AYNI SONUÇLA KARŞILAŞIR.

X