Ekonomistler piyasanın 2012 falına baktı

Emek Kaplangil / hurriyet.com.tr
01 Ocak 2012 - 00:00Son Güncelleme : 01 Ocak 2012 - 12:14

2011 piyasalar açısından oldukça hareketli bir yıl oldu. Yatırımcılar, bu dönemde borsalardaki aşırı dalgalı hareketlerin yanı sıra kur tarafında da hem içeride hem dışarıda oldukça oynak seanslar yaşadı. 2011 bu şekilde geride kalırken 2012 için beklentileri ekonomistler ve akademisyenlere sorduk.

 

Bu dönemde en önemli belirsizliğin yine euro bölgesinden kaynaklanacağına dikkat çeken uzmanlar, Avrupa'daki likidite sıkışıklığı nedeniyle oluşacak finansman sıkıntısının Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olabileceği konusunda uyarıyor.

 

Kur tarafındaki baskının da devam etme olasılığına dikkat çeken uzmanlar, kurun bir süre daha yüksek seyretmesini muhtemel görürken, Merkez Bankası'nın bu nedenle faizi yüksek tutmak zorunda kalacağını ve bunun da ekonomik olarak büyümede yavaşlama etkisi yaratacağını belirtiyor.

 

ANA UNSUR EURO BÖLGESİ

 

2012 için en önemli belirsizliğin euro bölgesinden kaynaklanacağını belirten Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Saltoğlu euronun dağılmasının geçerli olduğu bir senaryoda Türkiye için 2012'de yüzde 2.5 ila 3 arasında büyüme oranının mümkün göründüğünü söyledi.

/images/100/0x0/55eb1775f018fbb8f8aa7c43 

Saltoğlu, bu durumda yılın ikinci yarısında yüzde 6 ila 7'lere gelen bir enflasyon ve yüzde 7 ila 8'ler civarında bir cari açığın beklenebileceğini kaydetti.

 

Saltoğlu şöyle devam etti:

 

"Kur da ilk altı ayda dönem dönem yüksek ama iyi makro veriler sonrası ikinci altı ayda bugünkünden daha düşük bir kur seviyesi beklenebilir. Merkez Bankası'nın gösterge faizini artırma olasılığı ve faiz koridorunu terk etme olasılığını düşük görüyorum.

 

Eğer euro kontrolsüz bir dağılma sürecine girerse ki; bu olasılık düşük olmasına rağmen daha düşük büyüme ve daha fazla kur oynaklığı olabilir. Türkiye'yi ve Merkez Bankasını zorlacak konu ise diger bir stres senaryosu olan bölgede çıkacak politik sıkıntılar ve akabinde oluşacak petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyredecek olmasıdır.

 

Global olarak bakıldığında ise, 2012'nin ilk yarısında İtalya başta olmak üzere önemli borç ödemeleri var ve bu süreci nasıl yönetecekleri son derece önemli. Bunun sonrasında krizin seyri belli olunca piyasalar daha rahat fiyatlama yapabilirler.

 

ALTIN DEĞER KAZANABİLİR

 

Euro/dolar paritesi de aşağı yönlü baskı altında olacaktır. Altın yine bir aşamada değer kazanabilir. ABD ekonomisi baz senaryoda toparlanmaya devam edebilir ama çeşitli politik baskılar ekonomide sıkıntı yaratabilir. Çin ise yavaşlama trendini devam ettirecektir. Petrol fiyatları ise politik belirsizlikler nedeniyle oynak ve yukarıda kalmaya devam edebilir."

 

SICAK PARA MUSLUĞU KAPANABİLİR

 

Radikal Gazetesi yazarı ekonomist Uğur Gürses ise 2012'de en büyük riskin, aralarında Türkiye'nin bulunduğu yüksek büyüme oranına sahip ülkelerin sıcak para girişinin azalması durumunda karşılaşabileceği durumlar olduğuna dikkat çekti.

 

Gürses şu değerlendirmeyi yaptı:

 

"Dış kaynakla büyüyen bir ülkeyiz. 2009 krizi sonrasındaki yüzde 9-10’luk büyümenin kaynağı da bu oldu. Geride kalan bu iki yılın önceki dönemlerden farkı, bu gelen dış kaynağın 'sıcak para' olarak tanımlanan kısa vadeli sermaye ile olmasıydı. Son bir yılda Avrupa’da gelişen finansal kriz bence en zor aşamasına girdi; AB’deki finansal kurumlar her bir euroyu kredi vermek yerine likit olarak tutmak istiyorlar. İyi ya da zayıf fark etmiyor, bankalar likidite peşinde. Bu da, bizim gibi ülkelere gelen fonların azalması demek.

 

"2012 bol döviz kaynağının azaldığı bir yıl olacak.Yani finansal kanaldan bizi etkileyecek, büyüme oranımız aşağı çekilecek. İkincisi de, Avrupa’daki finansal kriz, ekonomik daralmaya doğru yol alıyor. Olasılıkla bu 2011’in son çeyreğinde başladı. AB’deki ekonomik yavaşlama ve resesyon da bize olumsuz etki yapıp, ihracatımızı etkileyerek ekonomimizi yavaşlatan ikinci unsur olacak. Türkiye ekonomisinin ilk iki çeyrekte yüzde 1’in altında büyümesi güçlü bir olasılık.

 

FAİZ YÜKSEK KALACAK

 

"Döviz kuru üzerinde baskının bir süre daha devam etmesini, döviz kurunun bir süre daha yüksek seyretmesi muhtemel. Çünkü, ekonomi yavaşlıyor olsa bile, halihazırdaki büyüme hızının tükettiği döviz ülkeye yeterince gelmiyor olacak. Rezervlerden harcıyor olacağız. Yeterince finansman gelmediği için, cari açığın bir bölümü rezerv azalışı ile karşılanacak. Merkez Bankası da, rezerv kaybını frenlemek ile enflasyon sarmalına düşmemek için faizi bir süre daha yüksek tutmak zorunda kalacak. Bu da ekonomik yavaşlamaya ivme verecek."

 

ABD'DEKİ BÜYÜME DURGUNLUĞU ÖNLEYECEK

 

ING Başekonomisti Sengül Dağdeviren ise 2012 yılında euro bölgesinde negatif büyümeyi artık kaçınılmaz gördüklerini, bunun da yakın zamanda doların, euro üzerinde belirgin bir baskı oluşturacağını düşündüklerini ifade etti. Ancak Dağdeviren, ABD’deki ılımlı büyümenin devam etmesi ve finansman kanalların açık olmasının dünya ekonomisini genel bir durgunluktan koruyacağını söyledi.

 

Dağdeviren şöyle konuştu:

 

"Bu ortamda Türkiye’de finansal piyasaların göreli istikrarlı seyrini, TL’nin diğer gelişmekte olan para birimlerine oranla olumlu performansını koruması mümkün görünüyor. Nitekim sanayi üretimi verileri, güven endeksleri Türkiye’de büyümenin 2011’in son çeyreğinde de güçlü olduğuna işaret etse de, 2012 yılı itibarıyla büyümede yavaşlama eğiliminin belirginleşeceğini öngörüyoruz.

 

TL ÜZERİNDEKİ BASKI AZALACAK

 

"Dış ticaret açığında Ekim ayı itibarıyla büyük olasılıkla iki yıldır devam eden artış eğiliminin sonuna geldiğimiz teyit edildi. Sonuç olarak TL üzerindeki baskının göreli olarak azalacağı bir döneme girdiğimizi söylemek yanıltıcı olmayacaktır.

 

"Tabii burada enflasyonun iki haneye çıkmakta olduğu bir dönemde, dış risklerin de etkisiyle Merkez Bankası’nın kısa vadeli faizleri yüksek düzeylerde tutmaya devam edeceği beklentimizi de vurgulamakta yarar var. Nitekim bu duruşun hem kredilerdeki yavaşlamayı desteklemek, hem enflasyon beklentilerini kontrol altında tutmak hem de Avrupa merkezli dış belirsizliklerin sermaye akımları üzerinde yarattığı baskıyı dengelemek için önemli olacağını düşünüyoruz."

 

Dağdeviren, 2008-2009 benzeri bir global likidite/kredi krizi yaşanmadığı ve ekonomik büyümede öngörülen yavaşlama gerçekleştiği sürece önümüzdeki yılın ilk yarısında iki haneli ancak yılın ikinci yarısında yeniden tek haneye inebilecek bir faiz görünümünün bugün itibarıyla mümkün göründüğünü vurguladı.

 

Dağdeviren, "Ancak dış belirsizliklerin devam ettiği düşünülecek olursa kısa vadede temkinli duruşu ve sıkı politika duruşunu korumak gerekiyor. Enflasyonda yüzde 5 hedefine yakınsama daha uzun zaman alabilecekse de 2012 sonunda hedef aralığında yüzde 7’nin biraz altında bir enflasyon görme olasılığımız hala güçlü görünüyor" dedi.

 

 

ekaplangil@hurriyet.com.tr

 

https://twitter.com/#!/emekkaplangil

 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı