Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ekonomik zemberek boşaldı mı acaba?

Kurthan FİŞEK

FRIEDRICH Engels'in 130 yıl önce söylediğine geldik sonunda... ‘‘Siyasetin zembereği ekonomidir. Ekonomik zemberek boşalırsa, siyaset zıvanadan çıkar...’’

Çıktı netekim...

İki ay önce, ezici çoğunlukla, ‘‘erken seçim’’ kararı alındı.

Şimdi herkes kıvırtıyor, topu birbirine atıyor.

Ağzı olan gonuşuyor. Gulağı olan dinliyor, ama, duymuyor.

* * *

Otuz dokuz yıldır günlük politikaya endekslenmiş bir hayatım var.

Ekonominin bu kadar sapıttığını, siyasetin bu kadar cıvıttığını hiç görmemiştim...

Birbirlerini seven, dinleyen, anlayan, uzlaşmaya, anlaşmaya çalışan bir tek Allah'ın kulu yok...

* * *

Menderes, Polatkan ve Zorlu'nun idamını önlemeye en çok çalışan, ama, beceremeyen kişi, CHP'nin ebedi şefi, DP'nin ezeli muhalifi İsmet İnönü'ydü.

Aynı İsmet Paşa, üç yıl sonra, kendisini topla, tankla, tüfekle iki kere devirmeye kalkışan Aydemir-Gürcan cuntasını ipten döndürmeye çalıştı. İlkinde başardı, ikincisinde başaramadı, ama, insanlık kendisinde kaldı.

Vural Önsel diye birinin Süleyman Demirel'i yumruklamasından (13 Mayıs 1975) sonra, ilk ‘‘geçmiş olsun’’ diyen Bülent Ecevit'ti.

Demokratik nezaket ve ahlâk icabı, 21 Haziran 1975 günü, Ecevit'e karşı Gerede'deki sûikast teşebbüsüne en büyük tepki Demirel'den geldi.

Şimdi durum böyle mi?

Herkes birbirinden nefret ediyor.

Herkes düşman cephelere ayrılmış durumda...

Birbirlerine yağmurlu günde yarım bardak su bile vermez bunlar...

Olympos tepesindeki Zeus da böyle yapardı. Herkesi gaza getirir, birbirine düşürür, tanrılığını sürdürürdü.

Gittiği yere kadar...

* * *

‘‘Çocuk masalları’’ okur musunuz?

Ben okurum... Okurum, çünkü küçükleri eğlendirip oyalar, özürlü büyüklere özlü dersler verir.

En sevdiğim masalın ismini de vereyim bu arada...

‘‘Büyücünün Çırağı’’...

Devenin çığırtkanlık, pirenin berberlik yaptığı vakitlerde, ünü dünyaya yayılı bir büyücü, onun da ele avuca sığmaz bir çırağı varmış... Haylaz çırak, kazan fokurdatıp büyü hazırlayan ustasını merakla, gıptayla seyreder, ‘‘Aahhhh! Aaahhh!’’ diye iç geçirip dururmuş, ‘‘Bir punduna getirip aynı büyüleri ben de yapsam keşke...’’

Günlerden bir gün, ustasının alışverişe gidip cadı kazanını boş bırakmasından faydalanmış haylaz çırak... Ustasından nasıl görmüşse, kilerde her bulduğunu kazana doldurmuş... Ustasının gıdım gıdım koyduğunu yığmış da yığmış, aklında kalan bütün büyülü sözleri, yalan yanlış, yarım yamalak mırıldanmış...

Cehennem dünyasının bütün şer kuvvetlerini böylece ayağa kaldırmış budala ve yeteneksiz çırak... Öylesine kaldırmış ki, dağlardan, tepelerden, bayırlardan sular-seller kopup gelmiş... Hırsı hem aklından, hem kabiliyetinden büyük (Can Yücel'in sevimli tabiriyle ‘‘kifayetsiz muhteris’’) büyücü çırağının önce harekete geçirdiği, sonra kontrolunu kaybettiği cehennem dünyasının o şer kuvvetleri, boyundan büyük işlere kalkışanlara ibret dersi olarak, çırağı da, her şeyi de sürükleyip götürmüş...

Çocuk masalı ya! Anlattık işte...

* * *

Usta büyücüler... Yeteneksiz çıraklar...

Usta büyücülerin, kadirşinas politikacıların rahle-i tedrisinden geçtik biz...

Şimdiki kifayetsiz muhterisler mi?

KGRG... Kak sağrılarına rahvan gitsin!

Demokrasiyi, insanı sevsinler, yeter bana...













X