'Ekonomik büyüme 2010 yılında sınırlı kalacak'

A.A
27.12.2009 - 11:13 | Son Güncelleme:

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, ekonomi yönetiminin ekonomik toparlanmayı hızlandırmak ve işsizliğin sosyal maliyetlerini düşürmek için ekonomi politikalarında reel sektöre öncelik vermesi gerektiğini söyledi.

Nurettin Özdebir , 2009 yılını değerlendirdi ve 2010 yılına ilişkin beklentilerini dile getirdi.

Küresel ekonomiyle entegre olmuş, mal ve sermaye akımlarına açık bir ekonomi olarak Türkiye'nin de pek çok ülke gibi küresel krizden derin biçimde etkilendiğini ifade eden Özdebir, başta Avrupa Birliği (AB) olmak üzere gelişmiş ülkelere yapılan ihracatın, o ülkelerdeki ekonomik daralma nedeniyle sert bir biçimde düştüğünü hatırlattı.

Krizin, içeride de beklentileri olumsuz biçimde etkilediğini, tüketici ve reel kesim güven endekslerinin hızlı bir biçimde gerilediğini, özel tüketim ve yatırım harcamalarının hızla düşüşe geçtiğini anlatan Özdebir, tüm bu gelişmeler sonucunda 2009 yılında ekonominin yaklaşık yüzde 6 küçülmesinin, işsizlik oranının da yüzde 15'lere yaklaşmasının beklendiğini söyledi. Özdebir, bu rakamların küresel krizin Türkiye'ye maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu gösterdiğine işaret etti.

Ekonomik krizin en derin etkisini reel kesimde, özellikle sanayi üretiminde gösterdiğini belirten Özdebir, “2008 Ağustosunda düşmeye başlayan sanayi üretimi Şubat 2009'da dibe vurmuş ve ancak Ekim ayında bir önceki yılın üzerinde bir üretim düzeyine ulaşabilmiştir. Ancak, sanayi üretimindeki toparlanmanın niteliği ve sürdürülebilirliği konusundaki endişelerimiz devam etmektedir” diye konuştu.

Bu endişelerin temelinde kredi kanallarının hala “tıkanık” olmasının yattığını vurgulayan Özdebir, bankaların, büyük işletmelere düşük faizlerle kredi verirken KOBİ'lere kredi vermediğini, verseler de çok yüksek faizler talep ettiklerini savundu.

“Ayrıca Kredi Garanti Fonunun etkili bir biçimde çalışmaması da finansman sıkıntısı içindeki KOBİ'lerin sorunlarını ağırlaştırmaktadır” diyen ASO Başkanı, KOBİ'lerin finansman kanalları açılmadıkça, sanayide güçlü ve yaygın bir toparlanma beklemenin “aşırı iyimserlik” olacağını dile getirdi.

Özdebir, bu nedenle bankacılık kesiminin KOBİ'lere kredi açmak için öne sürdükleri şartları yumuşatmaları ve KOBİ kredilerinin yeniden yapılandırılmasında daha esnek bir tavır sergilemeleri gerektiğini ifade etti. Nurettin Özdebir, aksi takdirde sanayideki kan kaybının 2010 yılında hızlanarak devam edeceği uyarısında bulundu.

“İHTİYATLI İYİMSERLİĞİMİZİ KORUYORUZ”

Türkiye ekonomisinin 2010 yılındaki performansının da esas olarak dünya ekonomisindeki gelişmelere bağlı olacağını belirten Özdebir, şunları kaydetti:

“Eğer dünya ekonomisi 2010 yılında toparlanmaya başlarsa Türkiye ekonomisinin de buna paralel bir gelişme sergileyeceğini tahmin ediyoruz. Ancak küresel krizden çıkışın nasıl olacağı ekonomistler arasında da tartışma konusu.
Bazı ekonomistler krizden çıkışın yavaş ancak sürdürülebilir olacağını düşünürken bazı ekonomistler krizin çift dipli olacağını, yani küresel ekonominin yeniden resesyona gireceğini ifade etmektedir. Eğer çift dipli bir kriz yaşayacaksak işlerin yeniden nasıl ve ne zaman bozulacağını kestirmek güçtür. Önümüzdeki dönemde finansal piyasalarda yeni sürprizler yaşayabiliriz. Ama biz, çift dipli resesyon olasılığını göz ardı etmemekle birlikte ihtiyatlı iyimserliğimizi koruyor ve küresel ekonomideki toparlanmanın, yavaş olmakla birlikte devam edeceğini düşünüyoruz.”

“EKONOMİ YÖNETİMİ TEŞHİS VE TEDAVİDE GEÇ KALDI”

Ekonomik büyümenin 2010 yılında çok sınırlı kalacağını, toparlanmanın oldukça yavaş olacağını tahmin ettiklerini belirten Özdebir, ekonomi yönetiminin, küresel krizin Türkiye üzerindeki etkilerini teşhis ve tedavide geç kaldığını, ekonomik tedbirlerin alınmasındaki gecikmenin krizin maliyetinin yükselmesine neden olduğunu söyledi.

Ekonomide güven artırıcı tedbirlerin alınmasındaki gecikmelerin, tüketici ve reel kesim güveninde toparlanmayı da geciktirdiğini vurgulayan Özdebir, “Ekonomi yönetimi, ekonomik toparlanmayı hızlandırmak ve işsizliğin sosyal maliyetlerini düşürmek için ekonomik politikalarda reel sektöre öncelik vermelidir. Ancak daha da önemlisi, gerçekleştirilecek yapısal reformlarda reel sektör üzerinde yoğunlaşılmasıdır” diye konuştu.

ASO Başkanı, reel sektörün rekabet gücünü artıracak, ülkede iş yapma ortamını iyileştirecek, üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın önünü açacak yapısal reformların mutlaka gerçekleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
Etiketler:


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı