TÜSİAD: Ekonomi yönetimi anlayışı değişmeli

Güncelleme Tarihi:

TÜSİAD: Ekonomi yönetimi anlayışı değişmeli
Oluşturulma Tarihi: Haziran 05, 2001 00:00


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Tuncay Özilhan, ''Ülkeyi krizden kurtaracak olan IMF kaynağı değil ekonomi yönetimi anlayışının değişmesidir'' dedi.
Haberin Devamı

Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nde (ESİAD) konuşan Özilhan, ülkenin yeni oluşumlar sürecinde bazı güçlükler yaşadığını belirtti. Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı'nın eksik unsurları olduğu, makroekonomik çerçeve ve dış kaynağın belirginleşmesinden sonra Türk ekonomisinin yeni krizler üretmeyecek şekilde yeniden yapılandırılmaya başlandığını anlatan Özilhan, bu süreçte de bazı güçlükler yaşandığını kaydetti.

Programın uygulandığı ilk 2 haftada kamu ücretleri, buğday fiyatları ve tütün yasası konularında önemli tartışmaların yaşandığına ve yapısal reformlarda aksamalar gözlendiğine işaret eden Özilhan, Türkiye'yi krizden kurtaracak olanın IMF kaynağı değil, ekonomi yönetimi anlayışının değişmesi olduğunu savundu.

Tuncay Özilhan, yaşanan krizlerin, Türkiye'nin kötü yönetilmesinin sonucu olduğunu öne sürerek, şöyle konuştu:

''Hem ekonomimizin bugüne kadar oluşturduğu olumsuz birikim, hem bu birikimi aşacak yeni yapısal düzenlemeleri engelleyen siyasi kilitlenme esas olarak ülkeyi yönetenlerin kendi günlük iktidar çıkarlarını Türkiye'nin geleceğinden daha önemli görmelerinden kaynaklanmıştır.

Toplumun tüm kesimlerini büyük sıkıntıya sokan ekonomik krizin sadece ekonomik dengesizliklerden değil, siyasi sistemdeki tıkanıklıktan, Türkiye'nin bir yönetim zaafı içinde olmasından kaynaklandığını hepimiz görüyoruz.

Ekonomide uygulanmaya başlanan yeniden yapılanmanın, siyasi yapıların köklü dönüşümünü de kapsayacak şekilde ele alınması kaçınılmazdır.''

Türkiye'yi krizlerden çekip çıkarmak için çağın gereklerine uygun, etkili ve verimli bir yönetim anlayışını yerleştirmenin gerekliliğinin anlaşıldığını kaydeden Özilhan, ancak bunun siyasiler arasında pek net anlaşılamadığını ve siyasi kilitlenmenin aşılamadığını gördüklerini bildirdi.

Buğday taban fiyatları ve Tütün Yasası konusunda yaşanan olumsuzlukları da değerlendiren Özilhan, şöyle dedi:

''Buğday taban fiyatı tartışması ele alınırsa; IMF'ye verilen ve koalisyonu oluşturan üç parti liderinin imzasını taşıyan Niyet Mektubu'nda hükümetin ekonomik programın uygulanmasına ilişkin taahhütleri var.

Altına imza atılan bir konuda (hayır öyle yapmayalım da böyle yapalım) demek, verilen sözü tutmamak olmaz. Bu kendi çıkarını ülke çıkarının üzerinde tutarak, sadece oy kaygısıyla siyaset yapma anlayışının bütün bu yaşananlara rağmen değişmediğinin göstergesidir.

Tütün Yasası ile ilgili olarak da aynı gelişmeler yaşandı. Hükümet mensupları Türkiye'nin hassas bir dönemden geçmekte olduğunun, piyasaların bıçak sırtında dengelerini korumaya çalıştıklarının ve bu nedenle ağızdan çıkacak her söze ne kadar dikkatedilmesi gerektiğinin farkında değiller mi?''

Özilhan, programının, Devlet Bakanı Kemal Derviş'i kişisel olarak bağladığı yolundaki değerlendirmeleri eleştirerek, ''Bu durum Türkiye'yi hem uluslararası arenada sözüne güvenilmez bir ülke konumuna getirmekte hem de yeni siyasi ve ekonomik krizlerin altyapısını hazırlamaktadır'' dedi.

SİYASETTE YAPISAL DEĞİŞİM

Türkiye'de siyasi parti yapısı, devlet kurumları ve seçim ekonomisi uygulamalarının göze çarptığını belirten Özilhan, yapısal değişimin öncelikle siyasette yaşanması gerektiğini savundu.

Hükümetin çalışma yöntemlerinde ve kamuoyuyla iletişim kurma konusunda ciddi sorunları bulunduğunu ileri süren Özilhan, ülkenin zor dönemden, çağdaş ve şeffaf yönetim anlayışıyla kavuşturulmuş istikrarlı ekonomiyle çıkılacağını dile getirdi.

"Türkiye çok önemli değişimden geçiyor, kabuk değiştiriyor'' diyen Özilhan, bu süreçte sivil toplum örgütlerine önemli görevler düştüğünü söyledi.

Hükümetin programa sahip çıkmasını beklediklerine işaret eden Özilhan, programın takipçisi olacaklarını, bundan sonra daha çok reel sektörün canlanması ve ihracatın artırılmasına yönelik çalışmalar yapacaklarını vurguladı. Özilhan, üretim ve ihracatın artırılması ve desteklenmesine yönelik hükümete baskı yapacaklarını bildirdi.

Özilhan, IMF ve Dünya Bankası kaynaklı 15.6 milyar dolar dış kaynakla iç borç üzerindeki baskının şimdilik hafifletildiğini belirterek, enflasyonda hızlı yükseliş ve iç borç ödeme güçlüğüne düşmenin eşiğinden dönüldüğünü anlattı.

Ülke ekonomisinin önündeki en önemli sorunu, kamu açıkları ve iç borç stoğunun ulaştığı seviye olarak değerlendiren Özilhan, yıl sonunda iç borç stoğunun, kamu bankalarının görev zararları ve fondaki bankaların sermaye ihtiyaçları için çıkarılan kağıtlarla birlikte 100 milyar doları aşmasının beklendiğini dile getirdi.

Banka sisteminin bugün içinde olduğu durum ve mali piyasaların güvensiz ortamında suni faiz düşüşlerini zorlamanın tehlikeli olduğunuöne süren Özilhan, şöyle konuştu:

''Son şansın doğru kullanılması için planın öngördüklerinden daha köklü önlemler alınmalı. Son şansın doğru kullanılması için reel faizleri çok ciddi ölçülerde düşürecek, vadeleri çok ciddi ölçülerde uzatacak türde köklü ve kalıcı önlemlerin alınması gerekir.

Kurlarda ve yılsonu enflasyonundaki belirsizlik nedeniyle hem yatırımcılar hem de bankalar uzun vadeli bono almaktan kaçınmaktadır. Enflasyon ve büyüme tahminlerinde de belirsizlikler var.

Hükümetin yüzde 52 ve yüzde 58 yıl sonu TÜFE ve TEFE tahminlerine karşılık TÜSİAD'ın tahminleri yüzde 66 ve 74'dür. Hükümet 2001 yılı için yüzde 3 oranında küçülme beklerken TÜSİAD bu oranı yüzde 6 olarak öngördü.''

Kur-faiz dengelerinin oturmadığı, enflasyon ve büyüme tahminlerinin açıklık kazanmadığı ortamda Şubat krizinin işletmelerde yarattığı gerçek zararı tespit etmenin de mümkün olmadığını kaydeden Özilhan, buna bağlı olarak işletmelerin bu durumdan nasıl çıkılacağınıda belirleyemediğini söyledi.

Özilhan, sözlerini şöyle tamamladı: ''Bu ortamda hepimiz yatırımları durdurduk, işsizlik yaratmamak için ücretleri ödemeye devam ediyoruz ve çok zorlandığımız zamanlarda kısa süreli ücretsiz izinlerle idare ediyoruz.

Bu süre içinde yine de iyimserliğimizi korumaya çalışıyoruz. Bu havayı dağıtmak için ekonominin içinde bulunduğu durgunluktan kalıcı olarak çıkılacağına dair sinyallerin verilmesi gerekir.''

ÇOLAKOĞLU: EKONOMİDEKİ DEĞİŞİM SİYASETTE DE YAŞANMALI

TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Nuri Çolakoğlu, ekonomide yaşanan değişim ve dönüşümün siyasette de yaşanması gerektiğini, bu nedenle Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası'nın değişmesi gerektiğini söyledi.

Bu değişikliklerin de TBMM üyelerine bağlı olduğuna işaret eden Çolakoğlu, şöyle dedi: ''Geçmişte meyhane sohbeti olan (Ne olacak Türkiye'nin hali) başlıklı konular, şimdi ülkenin her kesimi tarafından büyük harflerle söylenir oldu.

Yeni siyasal oluşumlar var. Türkiye'nin her yerinde 30-40 grup yeni siyasal oluşum için ülkenin her yerinde toplanıyor. Geleceğe umutla bakmak için çok neden var.''

Toplantının sonunda TÜSİAD'ın 30. yaş günü nedeniyle TÜSİAD kurucu üyeleri işadamı Selçuk Yaşar, Melih Özakat, Raşit Özsaruhan ve Başkan Özilhan yaşgünü pastasını kesti. (İzmir-aa)

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!