GeriEkonomi Tarımın geleceği lisanslı depoda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tarımın geleceği lisanslı depoda

Tarımın geleceği lisanslı depoda

Konya’da düzenlenen ‘Tarım Zirvesi’ yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de katıldığı zirve’de öne çıkan konu başlıkları arasında lisanlı depoculuk yer aldı. DenizBank Orta Anadolu Bölge Müdürü Cem Turgut Gelgör, “Lisanslı depoculuk sistemi fiyat istikrarı gibi çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Tarımın geleceğini bu tür yenilikçi yaklaşımlarda görüyoruz” dedi.

AYDIN, Kars, Antalya, Edirne ve Diyarbakır’dan sonra Konya, Hürriyet ve DenizBank işbirliği ile gerçekleştirilen ‘Tarım Zirve’sine ev sahipliği yaptı. Altınıcı kez düzenlenen zirveye Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Konya Valisi Cüneyit Orhan Toprak, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, Demirören Medya Gazete Reklam Satış Grup Başkanı Gürcan Korkmaz, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Hande Fırat, DenizBank Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak ve DenizBank Yönetim Hizmetleri ve Yatırım Grubu Genel Müdür Yardımcısı Tanju Kaya katıldı.

Konya’da Selçuklu Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen ‘Zirve’de düzenlenen panelde tarımın sorunları masaya yatırılırken, çözüm önerileri tartışıldı. Yoğun bir katılıma sahne olan organizasyon kapsamındaki panelin moderatörlüğünü Hürriyet Ekonomi Yazarı Noyan Doğan üstlenirken, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Sefer Levent, Hürriyet Ekonomi Yazarı Erdal Sağlam ve DenizBank Orta Anadolu Bölge Müdürü Cem Turgut Gelgör konuşmacı olarak yer aldı.

Tarımın geleceği lisanslı depoda

ZİNCİRİN İLK HALKASI

Özellikle hububat açısından zengin bir bölgede faaliyet gösterdiklerini ifade eden Denizbank Orta Anadolu Bölge Müdürü Cem Turgut Gelgör, üreticileri ürünlerin üretimi kadar, depolanması ve ürünlerdeki fiyat hareketliliği de yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti. Konya’nın sahip olduğu ağırlıklı olarak hububatlar gibi stoklanabilir ürünlerden oluşan üretim deseninin, endüstriyel niteliği bağlamında tarımsal sanayinin de katma değer yaratacak diğer unsurların da başlangıç noktası olduğunu söyledi. Bu büyük çaptaki üretimin değer zincirinin ilk halkası olduğuna vurgu yapan Gelgör, “Hem önemli bir ihtiyaç noktası olması hem de yeni finansman olanakları yaratması bağlamında en çok öne çıkan başlıklardan biri lisanslı depoculuk. Lisanslı depoculuk sistemi fiyat istikrarı gibi çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Bilindiği gibi gıda enflasyonun yüksekliği kadar oynaklığı da bizim için önemli bir sorun. Bu sorunu çözebilmek de ancak bu tür enstrümanlarla mümkün olabiliyor” dedi.

YÜZDE 9’U KONYA’DA

Etkin bir lisanslı depoculuk sisteminin üreticilerin ürettikleri ürünleri hasat zamanı tek seferde düşük fiyattan piyasaya sürmelerinin önüne geçtiğinin altını çizen Gelgör, “Yıl içinde yaygın ürün arzı daha istikrarlı bir fiyat grafiği sağlıyor. Depoya bırakılan ürün karşılığında üretilen Elektornik Ürün Senedi (ELÜS) ürüne hukuki açıdan kanıtlanabilirlik ve haliyle de teminat niteliği kazandırıyor. Üreticimiz de hasat dönemi biriken ödemelerini karşılamak için ürünü düşük fiyattan satmaya mahkum olmuyor. ELÜS’ler aracılığı ile ürününü teminat olarak göstererek bankalardan kredi kullanabiliyor. Biz de elimizden geldiğince bu alana destek olmaya çalışıyoruz. Tarımın geleceğini bu tür yenilikçi yaklaşımlarda görüyoruz. Ancak tarım ürünlerinin finansal enstrümanlara dönüştürüldüğü bu süreç için her şeyden önce bu ELÜS’lerin likiditesinin sağlanması, yani bunların istendiğinde kolaylıkla satılabileceği bir piyasa derinliğinin yaratılması gerekiyor. Bunun için de birkaç ay önce Türkiye Ürün İhtisas Borsası kuruldu. Yalnızca bu ELÜS’lerin işlem gördüğü bir borsa olarak yakın zamanda faaliyetine başlayacak. Bundan sonra da kuşkusuz hem depo kapasiteleri daha aktif hale gelecek hem de yeni kapasitelere ihtiyaç duyulacaktır. Konya, lokasyon olarak bu tür bir sisteme uygun ürün deseni ile faaliyet izni alarak çalışmaya başlayan toplamda 14 lisanslı depo firmasının, kuruluş izni alan ise 24 firmanın yer aldığı ve kurulu kapasitelerin de giderek arttığı düşünüldüğünde gelecekte bu tür bir borsacılığa dayalı tarım ticaretinin önemli merkezlerinden bir olacaktır. Zira depolanabilir ürünlerin ülkemizdeki üretim alanlarının yüzde 9’u Konya’da bulunuyor” dedi.

ORTA ANADOLU’DA 79 BİN ÇİFTÇİ ÜRETİCİ KART ABONESİ

DenizBank olarak Orta Anadolu bölgesinde 9 ilde hizmet verdiklerini belirten Müdürü Cem Turgut Gelgör, “En batıda Konya’dan en doğuda Sivas’a kadar kuş uçuşu 756 km mesafesi olan bir alanda hizmet veriyoruz. Bu alanda tarım üreticisinin coğrafi dağınıklığı da düşünüldüğünde hem şubelerimiz hem mobil ekiplerimiz, çok geniş bir alanda her an üreticilerin yanında olmak adına sürekli hareket halindeler. Bölgemiz genelinde toplam 49 şubemiz var, bunlardan 36 tanesi tarım hizmeti veriyor. 6 tanesi ise tarıma özel tasarlanmış Yeşil Damla konseptli şubelerimiz. Konya’da ise 11 şube ile hizmet veriyoruz, bunlardan biri Yeşil Damla şubesi. Bölge genelinde özel bankalar içerisinde yüzde 50 pazar payına sahipken, Konya’daki pazar payımızı yüzde 45. Yani neredeyse her iki birim kredinin birini DenizBank olarak biz sağlıyoruz. Toplam 580 bin Üretici Kart’ımızın 79 bini Orta Anadolu bölgesinde bulunuyor” dedi. 

‘STRATEJİK ÜRÜNLERE DESTEK’

SON dönemler neredeyse her ürününün fiyatının yükseldiğini, tohuma, ilaca, mazota, gübreye zam geldiğini söyleyen Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, “Masrafı artan çiftçi geliri yeterince artmadığı için sıkıntı yaşıyor. Türkiye tarımının orta ve uzun dönemli planlara ihtiyacı var. Bir şeyleri yanlış yapıyoruz. Birçok ülke bazı ürünleri kendileri için stratejik ürün olarak belirliyor. Buna göre planlama yapıyor, çiftçisini destekliyor. Kabu edelim her şeyin aynı oranda her yerde desteklenmesini bekleyemeyiz. Biz örneğin Çukurova’da buğdayı, Marmara’da pirinci, Adana’da karpuzu baş tacı yapalım” dedi. Hayvancılıkta yaşanan sıkıntılara da değinen Levent, sözlerini şöyle sürdürdü: “İçeride fiyatlar arttı. Çözüm olarak ithalat yapıldı. Şimdi birçok üretici besicilikten vazgeçmeye başladı. Çünkü para kazanamıyor. Geliri artacağı zaman et fiyatlarının artması ile suçlanıyor. Sorunu baştan çözmek gerekiyor. Biz niye gidip yetişmiş hayvan ithal ediyoruz. Madem ithalat yapılacak çiftçiye ucuz dana, buzağı temin edelim, baksın, büyütsün. Böylece ana sayımız artar. Ete değil süte teşvik vererek anaları çoğaltmamız gerekiyor ki içeride dana sayısı yükselsin fiyat ucuzlasın.”

‘HASAT DÖNEMİ İTHALAT YOK’

GÖREVE yaklaşık 3 ay önce başlayan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, “TMO için Konya çok önemli. Hububatın yüzde 10’u Konya’da üretiliyor. Lisanslı depoculuk konusunda da çok önemli bir ilimiz. Çiftçilerin ürünlerine en sağlıklı şekilde depolamak için gayretlerimiz sürüyoruz. 2018’de hububat üretimi geriledi. Ancak ülkeye hububat sıkıntısı yaşatmayacak tedbirler aldık” diye konuştu. Bundan sonra TMO olarak çiftçinin ürünü için hasattan 15 gün önce alım fiyatlarını belirleyeceklerini ifade ededen Güldal, “Bu fiyatı belirlerken üretim miktarını, maliyeti, enflasyonu, iç ve dış piyasa şartları dikkate alacağız. Çiftçimiz bir yıl önceki fiyata göre değil reel rakamlara göre fiyat alacak. Hasat dönemlerinde ithalat yapma görevimiz de var. Ancak hasat dönemi bitmeden ithalatın ‘i’sini bile telaffuz etmeyeceğiz. Çiftçi ürünü elinden çıkardıktan sonra ihtiyaç olursa yapacağız” dedi.

BU SÜREÇTE DİKKATLİ OLMALIYIZ

GEÇMİŞTE ekonomide bir türbülans yaşandığını vurgulayan Hürriyet Gazetesi Ekonomi Yazarı Erdal Sağlam da, panelde şunları söyledi: “Kurlar yıbalışına göre yüzde 70 arttı. Ancak sonrasında geriledi. Ne kadar gerilese de dolardaki artış yüzde 40’ı buldu. Böyle olunca da maliyetler ve gelirler arasında sıkıntılar yaşandı. Faizin ve dövizin çok hızlı artması sadece çiftçileri değil herkesi etkiledi. Şu anda kurlarda ve faizlerde bir gerileme var. Dikkatli olunması gereken bir süreçten geçiyoruz. Enflasyon yüzde 25’ler civarında. Yıl sonu enflasyon beklentisi ise yüzde 22-23. Önümüzdeki dönemde yani ocak ayından sonra enflasyon yeniden artış görebilir. Kurlarla ilgili de Amerikan Merkez Bankası Fed’in ne yapacağı belirleyici olacak. Bunlardan hepimiz etkileneceğiz. Türkiye’nin yurtdışından kaynak bulması gerekiyor. Çiftçiler başta olmak üzere herkesin temkinli olmasında yarar var.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle