GeriEkonomi Tarımda devrim zamanı
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Tarımda devrim zamanı

Tarımda devrim zamanı

Aydın ve Kars’tan sonra ‘Tarım Zirvesi’nin son durağı Antalya oldu. DenizBank ve Hürriyet işbirliği ile gerçekleştiren zirveye Antalya Büyükşehir Belediyesi de destek verdi. Zirvede düzenlene panelde ise tarımdaki sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarımda başarının yakalanabilmesi için ‘tarımda devrim yapılması gerektiğine’ dikkat çekti.

DENİZBANK ile Hürriyet’in bir araya gelerek düzenlediği‘Tarım Zirvesi’nin üçüncüsü Antalya’da gerçekleştirildi. Aydın ve Kars’tan sonra Antalya’da da yoğun ilginin olduğu zirveye, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan’ı Menderes Türel, DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, Hürriyet İcra Kurulu Başkanı Çağlar Göğüş, Denizbank Tarım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak, Hürriyet Reklam Grup Koordinatörü Gürcan Korkmaz ve Hürriyet Antalya Bölge Temsilcisi Bikan Karaca katıldı. Antalya Tarım Zirvesi kapsamında düzenlenen panelin moderatörlüğünü Hürriyet Ekonomi Yazarı Noyan Doğan üstlenirken, panelistler arasında Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, Hürriyet yazarı Vahap Munyar, DenizBank Akdeniz Bölge Müdürü Adnan Aykın, Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ve Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Mustafa Satıcı yer aldı. Panelde üreticinin, sektörün sorunları masaya yatırıldı, çözüm önerileri tartışıldı.

ÜRÜNE GÖRE TEŞVİK

Antalya’da 80’li yıllarda turizmde, 90’lı yıllarda ise seracılıkta tarih yazıldığını dile getiren Ali Çandır, “Turizmde ‘her şey dahil, Antalya hariç deriz. Tarımda ise Antalya dahil.’ Ekonominin yüzde 30’u tarım sektöründe geliyor. Antalya’nın sosyal yaşantısı böyle ayakta duruyor. Artık yeni bir başarı hikayesine ihtiyaç var. Antalya tarımının nereye evrileceğini üzerine çalışılması gerekiyor. Biz de bu yönde adımlar atıyoruz” dedi. Tarım ve gıdada bir dönem çiftçilerin, bir dönem aracıların, bir dönem perakendecilerin mutlu olduğunu ancak şimdi ise siyasetçiler dahil herkesin sektörden şikâyetçi olduğunu dile getiren Ali Çandır, “Tarım sektöründe her halka durumdan şikayet ediyor. Yıllardır tarımda seferberlik ilan edilmeli diyoruz. Ancak artık tarımda devrim yapma zamanı geldi demeliyiz. Her şeyi bozup yeniden inşa etmeliyiz. Tarım çok önemli bir sektör demenin ötesinde devrim yapılması gerekiyor. Hükümet çok ciddi teşvik ve destek sağlıyor. Burada da kavramların tam olarak oturması gerekiyor. Biz ülke olarak bazı şeyleri ithal edebiliriz. Tüm ürünleri üretecek değiliz. Bizim güçlü olduğumuz, domine edeceğimiz, etkili olacağımızı ürünlerde teşvik vermeliyiz” diye konuştu.

ÜRETİCİ MOTİVE EDİLMELİ

Enflasyon rakamları açıklandıktan sonra her dönem hormon iddialarının ortaya atıldığını belirten Çandır, “Bizim çiftçimiz çocuğuna yedirmediğini hiç kimseye göndermez. Bir de yine her yıl ortaya çıkan fiyat konusu var. Antalya tarımında çok farklı domatesler üretilir. 50 kuruştan 6.50 liraya domates bulunuyor. Ancak sanki 50 kuruşluk domates İstanbul’da 10 liraya satılıyormuş gibi düşünülüyor. Bugün domatesi hiç bir şey yapmadan İstanbul’a göndermenin maliyeti bile 1.25 TL. Değerlendirme yaparken bunların göz önünde bulundurulması gerekiyor. Ürünü katma değerli hale getirmek için üreticinin motive edilmesi gerekiyor. Bir bölgede üretici belli bir oranda örgütlenmeli, ortak dikim yapılmalı, bu sayede önce çiftçi kazanabilir. Birlikte hareket edilirse maliyetler düşürülebilir. Üretilecek çeşit seçilerek üretim yapıldığında, depolarda paketlendiğinde, dijital ortamda satış yapılınca spekülasyon da bitmiş olacak. Faizler ile ilgili spekülasyonlar bankaları nasıl etkiliyorsa, gelecekte çiftçi olacak gençler de bunlardan etkileniyor” diye konuştu.

MALİYETLER BİR ARAYA GELİNİRSE DÜŞER

ÜRETİCİLERİN bir araya gelmesi gerektiğini belirten Vahap Munyar, “Üreticiler kooperatifleşerek, örgütlenmesi gerekiyor. Ancak bir araya gelerek maliyetlerini düşürebilirler. Kooperatifleşmede geçmişte kötü örnekler oldu. Doğru kooperatif modeli oluşturulursa başarı yakalanabilir. Buna en iyi örneklerden biri de Isparta’da yaşandı. Bir araya gelen gül üreticileri bir anda cirolarını 10 milyon liranın üzerine çıkardı” dedi. Tarımda yaşanan gelişmeleri geçmişte yaşadığı örneklerle anlatan Munyar, 10 yıl önce Antalya’ya bir iş için geldiğini ve orada bombus arıları ile yapılan üretime şahit olduğunu anlattı. Munyar, “O dönemlerde bu arılar ithal ediliyordu. Ancak günümüzde artık bombus arısının Antalya’da üretilebildiğini görüyoruz. Bu çok güzel bir örnek. Bu örneklerin arttırılması gerekiyor” dedi. Tarım ve gıda alanında doğru bilginin yayılmasının önemine de dikkat çeken Munyar sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir kişi geçmişte televizyonlara çıkıp ‘Antalya’da üretilen hıyarlara hormon basılıyor. Bu ürünler Antalya’dan kamyonlara yükleniyor. İstanbul’a gelene kadar yolda büyüyorlar’ şeklinde bir açıklama yaptı. Doğru bilgi olmamasına rağmen herkes buna inandı. Bu yüzden üreticilerin kendilerini iyi anlatması gerekiyor.”

TARIMDA CİDDİ ÜRETİCİYİZ AMA ÖLÇEK EKONOMİSİ YOK

TÜRKİYE’nin ciddi bir üretici olduğunu, ancak ölçek ekonomisi yapamadığına dikkat çeken Mustafa Satıcı, “Rekabet edemiyoruz, üretimi planlayamıyoruz. Gıda güvenliği konusunda sistematiği bir türlü oturtamıyoruz. Dış pazarda bu bize sıkıntı yaratabiliyor. Dönem dönem ürünler geri dönebiliyor. Ancak yine de iyi noktalara geliyoruz. Sebze ve meyve özelinde baktığımızda yakın coğrafyaya ancak satabiliyoruz. Rusya çok önemli pazar. Antalya’dan 66 ülkeye, Türkiye’den 109 ülkeye ihracat yapıyoruz. Üretimimizin 3.5 milyon tonu ihraç ediliyor. 45 milyon ton üretimin geri kalanı iç piyasada tüketiliyor. Ancak küçük üretim alanlarda üretim olduğu için rekabet yapılamıyor. Üretimde kalite kaybolabiliyor. Ayrıca tarım sektörü stratejik bir sektör. İki temel özelliği var. İstihdam ve net ihracatı. Tarım sektörünün yüzde 97 gibi çok yüksek bir net ihracatı var” dedi. Rusya ile yaşanan uçak krizi ve sonrasındaki gelişmeler hakkında da değerlendirmelerde bulunan Satıcı, “Kriz öncesinde ihracatta Rusya’nın payı yüzde 45’ti. Sene sonunda ihracatta kayıp yüzde 7 civarında oldu. Verilen destekler ve diğer ihracat pazarlarının yükselmesiyle düşüş sınırlandı” ifadelerini kullandı.

GELECEĞE YÖNELİK PLANLAMA YAPILMALI

TARIMDA en büyük eksikliğin planlama olduğunu ifade eden Sefer Levent, planlı üretim yapılırsa, geleceğe yönelik üretim modelleri oluşturulursa, Türkiye’nin bugün ithal ettiği birçok ürünü ihraç edebilecek konuma gelebileceğini söyledi. Bu anlamda tarımda ciddi bir reforma ihtiyaç olduğunun altını çizen Levent, “Teknoloji artık çok gelişti. Hangi bölgede hangi üründen ne kadar yetişiyor, net bir şekilde görülebiliyor. Ancak bu yetmez. Dünyada hem piyasa verileri, hem de teknoloji kullanımı yoluyla hava tahminlerinden yola çıkıp ürünlerle ilgili öngörülerde bulunuluyor. Bizim bu doğrultuda stratejik planlama yapıp hangi ürün yetiştirilmeli belirlememiz gerekiyor. Böylece üretimin verimli ve sürdürülebilir olması sağlanabilir” dedi. Planlamanın hayvancılık için de şart olduğuna dikkat çeken Sefer Levent, “Yükselen et fiyatlarına karşı ithalat ile ateş söndürülüyor, ancak yetmiyor. Temel sıkıntı, yetiştirilecek sayıda hayvan olmaması. Önce bu çözülmeli. Getirilen hayvanları kestikçe et fiyatı problemini çözemeyiz. Burada teşvik konusu öne çıkıyor. Et fiyatlarının düşmesi için yapılması gerekenin süte teşvik olduğunu düşünüyorum. Önce ana sayısı artmalı ki danası olsun, et üretimi çoğalsın” dedi. Hürriyet olarak gıda, tarım ve hayvancılık konusuna önem verdiklerini belirten Levent, “Vatandaşın ekonomisi köşesinde de bu konulara dikkat çekmeye çalışıyoruz. Çiftçilerimizin her geçen gün maliyetleri yükseliyor. Yakıt, tohum ve gübre gibi en önemli girdilerde sürekli fiyatlar artıyor. Yakıtın 5 lirayı geçtiği, dövizin bu kadar yükseldiği dönemlerde çiftçilerin maliyeti de doğal olarak yukarılara çıkıyor. Buna göre bakıp, yorum yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

DENİZBANK MİLLİ BİR MİSYON ÜSTLENDİ

GEÇMİŞTE çiftçilerin kredi almakta çok zorlandığını anlatan Adnan Aykın, “Bir kredi alabilmek için çiftçiler defalarca bankaya giderdi. 15-20 gün sonunda ancak krediye ulaşabilirlerdi. Ancak artık bu durum yaşanmıyor. Denizbank olarak Gazipaşa’dan Muğla’ya kadar 47 şube ile faaliyet gösteriyoruz. 26’sında tarım iş kolu var. Şubelerimizde ziraat mühendisleri çalışıyor. Köy toplantılarına kadar gidiyoruz. Akdeniz bölgesi olarak 1 milyar TL krediye yaklaştık. Burada DenizBank milli bir misyon üstlendi. Çiftçiyi sadece kredi verilen bir kitle olarak görmüyoruz. Çiftçileri bizim için eli öpülesi insanlar. Çiftçiye ne hak verilirse haktır. Biz de bu misyonla hareket ediyoruz. Antalya, Isparta ve Burdur özelinde bakıldığında özel bankalar arasında tarım kredilerinin yüzde 45’ini biz sağladık” diye konuştu. Tarımda ciddi anlamda bir modernizasyona ihtiyaç olduğuna dikkat çeken Adnan Aydın, sözlerini şöyle sürdü: “Örneğin yayla seracılığı diye bir şey gelişti ve her geçen gün artıyor. Sıcak dönemlerde yetişmeyen ürünler yaylalarda yetiştiriliyor. Böylece üretim 12 aya yayılmaya başladı. Antalya bu anlamda çok özel bir bölge. Antalya, 12 ay katma değer yaratan bir üretim kapasitesine sahip.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle