GeriEkonomi Suudi Arabistan arzı dengelemek için stratejik rezervlerini kullanıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Suudi Arabistan arzı dengelemek için stratejik rezervlerini kullanıyor

Suudi Arabistan arzı dengelemek için stratejik rezervlerini kullanıyor

Eski Lübnan Petrol İdaresi Müsteşarı Rabih Yaghi "Aramco tesislerine düzenlenen saldırı sonrası ABD de gerekirse stratejik rezervlerini kullanıma açacağını duyurdu ancak piyasayı dengeleyen ABD rezervlerinden ziyade, Suudi Arabistan’ın kendi stratejik rezervleridir" dedi.

Saudi Aramco tesislerine düzenlenen saldırılar sonrası Riyad yönetiminin ülkede petrol üretim seviyesinin normale döndüğünü açıklaması, fiyatlarının düşmesinde en büyük etken olarak görülse de uzmanlar Riyad'ın bu açıklamasına şüpheyle yaklaşıyor.

Ülkenin doğusundaki Abkayk ve Hureys tesislerine düzenlenen saldırılar sonrası üretiminin yüzde 60'ını kaybeden Suudi Arabistan, saldırıdan sadece iki hafta sonra tesislerin onarıldığını ve üretimin eski değerine yaklaşarak günlük 8 milyon varili geçtiğini bildirdi.

Riyad yönetiminin açıklamalarına göre, saldırı öncesi günlük 5,5 milyon varil üretim yapılan Abkayk tesisinde üretim 4,9 milyon varile ulaşırken, saldırı öncesi üretimin 1,5 milyon varil olduğu Hureys tesisinde ise yapılan onarımlar sonrası üretim günlük 1,3 milyon varil seviyesini gördü.

Ayrıca Suudi Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman 17 Eylül'de basına yaptığı açıklamada, günlük üretimin eylül sonunda 11 milyon varile, kasım sonu itibarıyla ise 12 milyon varile ulaşacağını açıklamıştı.

Toplantıda konuşan Saudi Aramco Başkanı Yasir Osman el-Rumeyyan'ın, Aramco'nun halka arz sürecinin bu saldırılardan etkilenmediği ve 12 ay içinde ilk arzın yapılacağını açıklaması da yabancı yatırımcıları rahatlatma çabası olarak okunmuştu.

Saldırılar sonrası bölgede hızlanan askeri kamplaşmayla birlikte petrol fiyatlarında yükselme beklenirken, Riyad yönetiminden gelen açıklamaların ardından fiyatlarda istikrarlı bir düşüş yaşandı.

Öte yandan Suudi Arabistan, 18 Eylül'de ABD yönetiminin Hürmüz ve Babu'l Mendeb Boğazı'nda seyrüsefer güvenliği için kurduğu deniz koalisyonuna katıldığını ilan etmişti. ABD Savunma Bakanlığı da koruma sistemlerinin kırılganlığı ve savunma yeteneklerinin zayıflığı ortaya çıkan Suudi Arabistan’ı güçlendirmek için radar sistemleri, Patriot füzeleri ve yaklaşık iki yüz personeli görevlendireceğini duyurmuştu.

Basra Körfezi'nin güvenliği için farklı bir koalisyon kurulmasını isteyen İran ise ülkenin petrol sanayisine yönelik fiziksel ve siber saldırılara karşı teyakkuz çağrısında bulunmuştu.

Bölgede hızlanan kamplaşmaya rağmen, saldırı sonrası yüzde 20 artarak 72 dolar seviyesine yükselen Brent petrolün varil fiyatı 61,04 dolara kadar geriledi. Uzmanlar, bu düşüşte üretimin değil, stratejik petrol rezervlerinin etkili olduğunu belirtiyor.

"ÜRETİMİN İKİ HAFTADA NORMALE DÖNMESİ İMKANSIZ"

Konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede bulunan Eski Lübnan Petrol İdaresi Müsteşarı Rabih Yaghi, dünya petrol piyasasını bir gecede sarsabilecek ölçüdeki bir saldırının zararının sadece iki hafta içinde telafi edilip, üretimin normal seviyeye dönmesinin imkansız olduğunu bildirdi.
Suudi Arabistan'ın günlük üretiminin eski seviyesine ulaşmasının aylar alacak bir süreç olduğunu vurgulayan Yaghi, Suudi Arabistan'ın arz boşluğunu telafi etmek için Aramco tesislerinden ziyade, ülkenin stratejik petrol rezervlerini kullanmış olabileceğini ifade etti.

Yaghi, halka arz süreci devam eden Saudi Aramco'nun uluslarası piyasalarda değerini ve yatırımcıların güvenini kaybetmemesi için Riyad yönetiminin böyle bir strateji izlediğini dile getirerek, "Aramco tesislerine düzenlenen saldırı sonrası ABD de gerekirse stratejik rezervlerini kullanıma açacağını duyurdu ancak piyasayı dengeleyen ABD rezervlerinden ziyade, Suudi Arabistan’ın kendi stratejik rezervleridir. Riyad’ın bu rezervleri kullandığını açıklamak yerine Aramco’nun üretiminin normale döndüğünü belirtmesi, küresel piyasaya enerji sektöründe güvenilir bir üretici olduğunu ve petrole bağımlı olan ekonomisinin böylesi büyük bir saldırıya rağmen kısa sürede toparlanabilecek güçte olduğunu gösterme amacı taşıyor." ifadelerini kullandı.

Ayrıca Körfez’deki jeopolitik ve güvenlik meselelerinin petrol fiyatlarını etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğuna dikkati çeken Yaghi, "Bölgede yükselen tansiyonun petrol fiyatlarını bir gecede yüzde 20 artırabildiğini gördük. Bu bağlamda petrol devine düzenlenen saldırıya karşılık olarak askeri hücum veya sert bir tepkinin olmaması, piyasalardaki endişeyi azaltıp fiyatları aşağıya çekti. Körfez'deki ekonomik savaş, askeri savaşa dönüşmediği sürece petrol fiyatlarında bir yükselme olacağını sanmıyorum." dedi.

ARTAN ÜRETİCİ SAYISI FİYATLARI DENGELİYOR

George Mason Üniversitesinde araştırma görevlisi olan Omid Shokri de yüksek petrol fiyatlarını baskılayan bir diğer etkenin piyasalarda sağlanan arz-talep dengesi olduğunu belirterek, "Uluslararası petrol piyasasında en önemli konu arz-talep meselesi. Piyasanın her zaman OPEC ve OPEC dışı ülkelerden gelecek fazla arza ihtiyacı var. Avrupa gibi dünyanın en çok enerji tüketen ülkelerinde gözlemlediğimiz yavaş ekonomik büyüme de talebin artmasını önlüyor. Şu anda dünya genelinde arzın azaldığını ve arz-talep dengesinin sağlandığını gözlemleyebiliriz. Aramco saldırılarından sonra petrol fiyatlarının düşmesi beklenmiyordu ancak halihazırda piyasalarda var olan arz-talep dengesi fiyatları aşağı çekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Öte yandan son zamanlarda doğal gaz ve LNG üreten ülke sayısında artış olduğunu dile getiren Shokri, sektördeki fırsatların çeşitlenmesi, artan üretim ve üretici sayısıyla fiyatların düştüğünü kaydetti.

Shokri, ayrıca ülkelerin imzaladıkları petrol ve gaz anlaşmalarının daha esnek ve kısa süreli olacağını vurgulayarak, "Enerji ithal eden ülkelerin önünde seçenek arttıkça ithalatçı ülkelere bağımlılıkları azalıyor. Bu da doğrudan fiyatları dengede tutuyor." diye konuştu.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle