GeriEkonomi Son dakika... Merkez Bankası enflasyon raporunu açıkladı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Son dakika... Merkez Bankası enflasyon raporunu açıkladı

Son dakika... Merkez Bankası enflasyon raporunu açıkladı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya yılın ikinci enflasyon raporuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çetinkaya, "2019 yılının ilk çeyreğinde iktisadi faaliyette bir önceki döneme göre kısmi bir toparlanma gözlenmiştir." dedi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, "Enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 14,6 olarak gerçekleşeceğini, 2020 yıl sonunda yüzde 8,2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz." dedi.

Çetinkaya, Marriott Şişli Otel'de düzenlenen "Enflasyon Raporu 2019-II" bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, enflasyon tahminlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Yılın ilk çeyreğinde iktisadi faaliyette kısmı bir toparlanma görüldüğünü ve gelecek dönemde cari dengedeki iyileşmenin devam edeceğini vurgulayan Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Enflasyonu düşürmeye odaklı, sıkı bir politika duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngörmekteyiz. Bu çerçevede, enflasyonun 2019 yıl sonunda yüzde 14,6 olarak gerçekleşeceğini, 2020 yıl sonunda yüzde 8,2’ye, 2021 yıl sonunda ise yüzde 5,4’e geriledikten sonra orta vadede yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını tahmin ediyoruz. Enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, 2019 yılı sonunda yüzde 12,1 ile yüzde 17,1 aralığında (orta noktası yüzde 14,6), 2020 yılı sonunda yüzde 5,1 ile yüzde 11,3 aralığında (orta noktası yüzde 8,2) gerçekleşeceğini öngörmekteyiz."

Kısa vadede maliyet yönlü bazı gelişmelere ve risklere rağmen gelecek üç yıl için enflasyon tahminlerinde önemli bir değişiklik yapmadıklarına işaret eden Çetinkaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunu son para politikası kararımızın açıklamasında yaptığımız değişiklikle beraber okumakta fayda var. Geçtiğimiz hafta yayımlanan karar metninde gerekirse ilave sıkılaştırma yapılabileceğine dair ifadeyi çıkarıp enflasyonun hedeflenen patikayla uyumunu gözeten bir parasal duruş sergileyeceğimizi vurgulamıştık. İfadelerdeki bu değişiklik kısa vadeli bir yön sinyalinden ziyade yapısal bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Enflasyonun projeksiyonlarla uyumunu sürekli gözetecek şekilde parasal duruşun belirlendiği bir çerçeveyi esas alıyoruz. Dolayısıyla bu rapordaki tahminlerimizde önceki döneme göre bir farklılaşma olmaması, enflasyondaki düşüşün hedeflenen doğrultuda gerçekleşmesi için parasal sıkılığın sağlanacağı ve korunacağı şeklinde okunmalıdır."

"HEDEFE GİDEN PATİKAYI KORUMAYI TERCİH ETTİK"

TCMB Başkanı Çetinkaya, enflasyonun hedeften saptığı dönemlerde, merkez bankasının projeksiyonlarının hedefe doğru giderken izlenecek yola dair öngörü içerdiğini belirterek, "Bu açıdan bakıldığında açıklanan patika bir nevi ara hedef olarak da nitelendirilebilir." dedi.

Bu çerçevede, raporda dışsal faktörlere dair bazı varsayımların bir önceki döneme kıyasla yukarı yönlü güncellense de para politikası duruşunu sıkı tutarak enflasyon üzerindeki etkilerini önemli ölçüde telafi edebilecekleri öngörüsünde bulunarak, "Bu nedenle de hedefe giden patikayı yani projeksiyonlarımızı korumayı tercih ettik. Enflasyonun öngörülebilir olmasını ve enflasyondaki düşüş sürecinin planlanan doğrultuda ilerlemesini sağlamak için elimizdeki bütün araçları kararlılıkla kullanmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.

Bu raporda da Euro Bölgesi ekonomik görünümünü detaylı inceleyen, yakın dönem için temel makro değişkenlerin tüketici enflasyonuna katkılarını analiz eden ve 2019 yılı tüketici enflasyonu üzerindeki baz etkilerini inceleyen çalışmaların yer aldığını ifade eden Çetinkaya, "Cari dengedeki hızlı iyileşme ve kaynaklarını analiz eden, yurt içi talep kısa dönem tahmin modellerini inceleyen, Türkiye için iktisadi faaliyet ısı haritası üreten ve ihracatın belirleyicilerini bölgesel ayrımda inceleyen kutular da mevcut. Ayrıca, getiri eğrisinin eğiminin nasıl yorumlanacağına dair gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında karşılaştırmalı analiz sunan bir kutu ile uluslararası rezerv gelişmelerini analiz eden bir çalışma da yer alıyor." diye konuştu.

Çetinkaya, küresel iktisadi faaliyette bir süredir gözlenen ivme kaybının 2018 yılının son çeyreğinde de sürdüğünü aktararak, büyüme hızının Euro Bölgesi ve Japonya'nın yanı sıra bazı gelişmekte olan ülkelerde de yavaşladığını kaydetti.

2019 yılı küresel büyüme görünümüne dair risklerin ağırlıklı olarak aşağı yönlü olduğunu ifade eden Çetinkaya, şunları söyledi:

"Bunun birinci nedeni küresel ekonomi politikadan ilişkin belirsizliklerin yüksek seyretmesi, ikincisi ise yavaşlama eğiliminin derinleşmesi durumunda kısıtlı bir politika alanının bulunmasıdır. Enflasyon oranları yılın ilk çeyreğinde gelişmiş ülkeler grubunda gerilerken, gelişmekte olan ülkeler grubunda bir miktar yükseldi. Ilımlı küresel büyüme ve emtia fiyatları görünümü çerçevesinde 2019 yılında küresel manşet enflasyon oranlarının yatay bir seyir izleyeceği tahmin edilmekte.

Gelişmiş ülke merkez bankalarındaki normalleşme süreçleri yılın ilk çeyreğinde büyük ölçüde durakladı. Bu gelişmede küresel ekonomi politikalarındaki belirsizliğin yüksek seyretmesi, iktisadi faaliyetteki yavaşlama eğiliminin belirginleşmesi ve enflasyon oranlarının hedeflerle uyumu etkili oldu."

Çetinkaya, söz konusu normalleşme süreçlerinin yavaşlayacağına dair sinyallerin uzun vadeli tahvil getirilerinin gerilemesine yol açtığını aktararak, "Küresel ekonomi politikalarındaki belirsizliğin yüksek seyretmesi, iktisadi faaliyetteki yavaşlama eğiliminin belirginleşmesi ve enflasyon oranlarının hedeflerle uyumu etkili oldu. Söz konusu normalleşme süreçlerinin yavaşlayacağına dair sinyaller uzun vadeli tahvil getirilerinin gerilemesine yol açtı. Küresel ekonomi politikalarındaki belirsizliğin yüksek seyretmesi ve gelişmekte olan ülkelerin kendilerine özgü koşullarına bağlı risk unsurları önemini korumakta. Dolayısıyla, gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları dalgalı bir seyir izlemekte." ifadelerini kullandı.

Türkiye ülke risk primi, belirsizliklerin ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle şubat ayından itibaren diğer gelişmekte olan ülkelerden yukarı yönlü ayrışmaya başladığını vurgulayan Çetinkaya, "Mart ayının son haftasında ise finansal piyasalarda gözlenen dalgalanmayla birlikte söz konusu ayrışma daha belirgin hale geldi. Mart sonuna kadar olan dönemde piyasa faizlerinde gözlenen sınırlı yükselişe karşın, bankaların fonlama maliyetlerindeki gerilemeye bağlı olarak kredi faizlerinde düşüş eğilimi devam etti. İlk çeyrek geneli itibarıyla kredi kullanımında ılımlı bir toparlanma gözlendi." diye konuştu.

Çetinkaya, tüketici enflasyonunun 2019 yılının ilk çeyreğinde 0,6 puan azalarak yüzde 19,7’ye gerilediğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu dönemde döviz kurunun gecikmeli etkilerinin azalması, dayanıklı mallardaki geçici vergi indirimlerinin süresinin uzatılması ve iç talebin zayıf seyretmesi temel mal grubu kanalıyla enflasyondaki düşüşe katkı verirken, gıda ve hizmet gruplarının enflasyona katkısı önceki çeyreğe kıyasla yükseldi. Üretici enflasyonunda yıllık bazda gözlenen azalışa karşın, tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı maliyet baskıları ilk çeyrekte de güçlü seyrini korudu.

Dengelenme süreci 2018 yılı dördüncü çeyreğinde belirginleşirken, iktisadi faaliyet ocak Enflasyon Raporu’nda ortaya konulan görünümle uyumlu şekilde zayıf seyrini sürdürdü. Finansal koşullardaki sıkılık ve istihdamdaki yavaşlama 2018 yılının son çeyreğinde iç talebi sınırlamaya devam ederken net ihracat iktisadi faaliyeti destekledi. Bu gelişmeler sonucunda toplam talep koşullarının enflasyona düşüş yönlü katkısı belirginleşti. Ekonomideki dengelenme 2019 yılının ilk çeyreğinde de net ihracatın büyümeye güçlü desteğiyle birlikte devam etti. Bu gelişmelere bağlı olarak, önümüzdeki dönemde cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesini bekliyoruz."

PARA POLİTİKASI UYGULAMALARI VE FİNANSAL PİYASALAR

TCMB Başkanı Çetinkaya, yılın ilk çeyreğinde fiyat istikrarına yönelik risklere vurgu yaparak sıkı para politikası duruşunu koruduklarını ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24 düzeyinde sabit tuttuklarını anımsatarak, "Bunun yanı sıra, piyasaların ve aktarım mekanizmasının etkin işleyişini desteklemek amacıyla Türk lirası ve döviz likidite yönetimi araçlarını kullandık. Finansal piyasalarda yaşanan gelişmeleri dikkate alarak, 25 Mart-8 Nisan 2019 tarihleri arasında haftalık repo ihalelerine geçici olarak ara verdik ve fonlamayı gecelik borç verme imkânından sağladık." dedi.

Bu dönemde BIST Bankalararası Repo Piyasasında TCMB işlemleri hariç tutularak hesaplanan ortalama faiz artış kaydettiğini, ancak fonlamanın tekrar haftalık repo ihaleleri kanalıyla yapılmaya başlaması sonucunda yeniden politika faizinin etrafında dalgalanmaya başladığını dile getiren Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Ayrıca, mart ayının son haftasında yurt dışı swap piyasasında faizlerin yükselmesine neden olan Türk lirası likidite sıkışıklığının etkilerini sınırlamak amacıyla döviz karşılığı Türk lirası swap imkânının limitlerini artırdık. Bu çerçevede, döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap satış işlem limitinin Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 10’undan kademeli olarak artırılarak 4 Nisan 2019 itibarıyla yüzde 40’a yükseltilmesi, yurt dışı swap piyasasında gözlenen Türk lirası likidite sıkışıklığının normalleşmesine katkıda bulundu. Sıkı para politikasının sürdürüldüğü mevcut rapor döneminde getiri eğrisi ters eğimini korurken, ülke risk primindeki artışın etkisiyle kur takası faizlerinin, tüm vadelerde bir önceki döneme göre arttığı gözlendi.

Bu dönemde döviz kuru gelişmelerine paralel olarak Türk lirasının ima edilen oynaklığı arttı. Kredi koşullarında görülen kısmi gevşeme ve alınan tedbirlerin etkisiyle kredi büyümesi yılın ilk çeyreğinde ılımlı bir artış kaydetti. Söz konusu toparlanma ağırlıklı olarak ticari kredilerden kaynaklandı. Finansal koşulların, yılın ilk çeyreğinde bir miktar gevşemekle birlikte, halen sıkı olmaya devam ettiğini değerlendirmekteyiz. Bu dönemde risk priminde gözlenen artışın finansal koşulları sıkılaştırıcı yöndeki etkisi önceki çeyreğe göre arttı."

Bu dönemde işlenmemiş gıda, enerji, alkol-tütün ve altın dışı tüketici enflasyonunun öngörülere kıyasla daha olumlu bir seyir izlerken, işlenmemiş gıda fiyatlarının tahminlerin üzerinde bir artış gösterdiğini dile getiren Çetinkaya, yılın ilk çeyreğinde, enflasyon beklentilerindeki yüksek seviyelerin korunduğunu bildirdi.

Çetinkaya, döviz kuru ve ithalat fiyatlarının tüketici enflasyonuna katkısının bir önceki çeyrek sonuna kıyasla düşürücü yönde olduğunu, iç talep koşullarındaki zayıf seyrin devamıyla iktisadi faaliyetin enflasyonu sınırlayıcı etkisinin belirginleştiğini, buna karşın, tüketici enflasyonu üzerinde işlenmemiş gıda fiyatları ve reel birim işgücü maliyeti kaynaklı baskıların arttığını anlattı.

"Yıllık enflasyondaki azalışta temel sürükleyici bir önceki çeyrekte olduğu gibi temel mal ve enerji grupları oldu." diyen Çetinkaya, şöyle devam etti:

"Temel mal grubu yıllık enflasyonu döviz kurunun gecikmeli etkilerinin azalması, dayanıklı mallardaki geçici vergi indirimlerinin süresinin uzatılması ve iç talepte gözlenen zayıf seyrin devamına bağlı olarak yavaşlama eğilimini sürdürdü. Enerji yıllık enflasyonundaki düşüşte ise elektrik, doğal gaz ve şebeke suyu gibi yönetilen/yönlendirilen enerji fiyatlarındaki gerilemeler belirleyici oldu. Öte yandan, bu dönemde gıda enflasyonu olumsuz bir seyir kaydetti; özellikle taze meyve ve sebzelerde belirgin fiyat artışları izlendi."

Çetinkaya, birinci çeyrekte ithal girdi maliyetleri ve iç talep gelişmelerine bağlı olarak enflasyon ana eğiliminde bir miktar iyileşme gözlendiğini belirterek, yayılım endekslerine göre ekonomik birimlerin fiyat arttırma eğiliminin zayıfladığını söyledi.

Bu görünümde ana sürükleyicinin temel mal grubu fiyat gelişmeleri olduğunu dile getiren Çetinkaya, diğer taraftan hizmet enflasyonuna yönelik göstergelerin yüksek seviyelerini koruduğunu söyledi.

Çetinkaya, "Enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler, finansal piyasalardaki oynaklık, farklı sektörlerde birikmiş maliyetler ve fiyatlama davranışlarına ilişkin belirsizliklere bağlı olarak enflasyon görünümüne yönelik riskler devam etmekte." diye konuştu.

"Ekonomide dengelenme eğilimi devam ediyor"

Çetinkaya, iktisadi faaliyet 2018 yılı dördüncü çeyreğinde Ocak Enflasyon Raporu'nda ortaya konulan görünümle uyumlu şekilde zayıf seyrini sürdürdüğünü kaydederek, bu dönemde, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'nın (GSYİH) bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak ise bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 2,4 oranında daraldığını bildirdi.

Öte yandan, turizmin de desteğiyle mal ve hizmet ihracatının gücünü koruduğunu dile getiren Çetinkaya, döviz kuru gelişmeleri ve yurt içi talepteki daralmaya bağlı olarak ithalat talebinin azaldığını aktardı.

Çetinkaya, "Net ihracatın güçlü katkısı, ekonomideki yurt içi talep kaynaklı yavaşlamayı sınırlamaya devam etti. Böylece, 2018'in ikinci çeyreğinde başlayan dengelenme sürecinin belirginleştiğini gözlemledik." dedi.

"Atılan politika adımları ve alınan tedbirler sonrası yılın ilk çeyreğinde finansal oynaklık ve risk primi göstergelerinde kısmi bir iyileşme gerçekleşti." diyen Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece, 2018'in yılının ikinci yarısındaki daralmanın ardından kamu harcamalarının da desteği ile yurt içi talep ve iktisadi faaliyette toparlanma gözlendi. Diğer taraftan, ihracattaki olumlu seyre karşılık yurt içi talepteki toparlanma ile birlikte ithalattaki artış sonucu net ihracatın dönemlik büyümeye katkısı azalırken, yıllık büyümeye güçlü katkısının sürdüğünü tahmin etmekteyiz. Özetle, 2019'un ilk çeyreğinde ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini görüyoruz.

Finansal koşullardaki sıkılık ve iş gücü piyasasındaki zayıf görünüm iç talebi sınırlamaya devam etmekte. Yurt içi talepteki yavaşlamaya bağlı olarak firmaların dış piyasalara yönelme eğilimi ve pazar çeşitlendirme esnekliği mal ihracatını destekliyor. Gecikmeli döviz kuru etkileri, krediler ve iktisadi faaliyetteki yavaş seyir ithalat talebini sınırlarken; yüksek seviyelerini koruyan hizmet gelirleriyle birlikte dış dengedeki iyileşme hızlı bir şekilde devam ediyor."

PETROL FİYATLARI VE GIDA ENFLASYON ORANI BEKLENTİSİ YÜKSELDİ

Murat Çetinkaya, enflasyon tahminlerinde küresel büyüme ve gelişmiş ülke para politikaları görünümünün yanı sıra enerji, ithalat ve gıda fiyatlarının da önemli rol oynadığını belirterek, uluslararası piyasalarda ham petrol fiyatlarının yılın ilk çeyreğinde, yavaşlayan küresel talebe karşın, arz yönlü etkilere bağlı olarak belirgin şekilde yükseldiğini ve Ocak Enflasyon Raporu varsayımlarının üstünde gerçekleştiğini söyledi.

Çetinkaya, petrol fiyatlarındaki yükselişlerden bahsederek, şu ifadeleri kullandı:

"Spot ve vadeli piyasalardaki gelişmeler ile piyasa beklentileri de dikkate alındığında ham petrol fiyatları varsayımı, önceki rapor dönemindeki 2019 yılı için ortalama 63 dolardan 67 dolara yükseltildi. Benzer şekilde, 2019'a ilişkin dolar cinsinden ithalat fiyatları yıllık ortalama artış oranı varsayımı da yukarı yönlü güncellendi.

Gıda fiyatları enflasyonuna dair esas alınan varsayımlar, yılın ilk çeyreğindeki tarihsel ortalamaların oldukça üzerindeki gerçekleşmeler ve ağırlıklı olarak birikmiş maliyet baskıları kaynaklı risklerden ötürü yukarı yönlü güncellendi. Buna göre, gıda enflasyonu tahminleri 2019 yıl sonu için Ocak Enflasyon Raporu'nda varsayılan yüzde 13 seviyesinden yüzde 16'ya, 2020 yıl sonu için ise yüzde 10'dan yüzde 11'e yükseltildi."

Çetinkaya, maliye politikasının iktisadi faaliyeti destekleyici yönde katkı sağladığını kaydederek, yılın geri kalanında ise kamunun iktisadi faaliyete ilk çeyreğe kıyasla daha ılımlı bir destek verdiği bir çerçeve varsayıldığını söyledi.

Orta vadeli tahminler üretilirken, makroekonomik politikaların orta vadeli bir perspektifle enflasyonu ve risk primini düşürmeye odaklı olarak koordineli bir şekilde belirlendiği bir görünümün esas alındığını dile getiren Çetinkaya, "Bu çerçevede, 2019'da yılında maliye politikasının ekonomideki dengelenme sürecine katkı verecek biçimde oluşturulmaya devam edeceği ve kamu kontrolündeki yönetilen/yönlendirilen fiyatların büyük ölçüde enflasyondaki düşüş sürecini destekleyecek şekilde belirleneceği varsayıldı." dedi.

YIL SONU ENFLASYON BEKLENTİSİ DEĞİŞMEDİ

Çetinkaya, Ocak Enflasyon Raporunu takip eden dönemde TL'nin görece ılımlı seyrinin, talep koşullarının ve geçici vergi indirimlerinin enflasyondaki düşüşü sürükleyen unsurlar olduğunu belirterek, mevcut rapor döneminde işlenmemiş gıda fiyatları ve TL cinsinden ithalat fiyatlarındaki artışların enflasyon görünümünü yukarı yönlü etkilediğini söyledi.

"Buna karşın, hedeflenen patikayla uyumlu bir sıkı para politikası altında çekirdek enflasyon eğilimindeki iyileşme, çıktı açığındaki genişleme ve yönetilen/yönlendirilen fiyat artışlarına ilişkin aşağı yönlü güncelleme yukarı yönlü etkileri telafi etti." diyen Çetinkaya, söz konusu etkilerin birbirini dengelemesi nedeniyle 2019 ve 2020 yılına ilişkin enflasyon tahminlerinde değişikliğe gitmediklerini söyledi.

Çetinkaya, bu doğrultuda, Ocak Enflasyon Raporu'nda yüzde 14,6 olarak açıklanan 2019 yıl sonu tüketici enflasyonu tahmininin mevcut rapor döneminde korunduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Gıda fiyatlarına ilişkin varsayımların yüzde 13'ten yüzde 16'ya güncellenmesi, tüketici enflasyonu tahminini 0,7 puanlık artıcı yönde bir etkide bulundu. TL cinsinden ithalat fiyatlar varsayımının petrol fiyatları kaynaklı olarak yukarı çekilmesi yıl sonu tüketici enflasyonu tahminine 0,3 puan yukarı yönlü katkı yaptı. Öte yandan, enflasyon ana eğiliminde bir önceki rapor dönemine göre gözlenen iyileşmenin 2019 yıl sonu enflasyon tahminine 0,3 puan düşürücü etkisinin olduğunu tahmin ediyoruz.

Ayrıca, eşel mobil uygulamasının sürdürülmesi ve tütün fiyatlarındaki artışın öngörülen vergi ayarlamalarından düşük gerçekleşmesini kapsayan vergi ve yönetilen/yönlendirilen fiyat ayarlamalarının 2019 yılı enflasyonunu sınırlayıcı etkisi 0,6 puan olarak tahmin ediliyor. Yılın geri kalanında Ocak Enflasyon Raporu öngörülerinden sınırlı bir miktar daha aşağıda seyretmesi beklenen çıktı açığının tahmin revizyonuna katkısının ise eksi 0,1 puan olacağını değerlendiriyoruz."

"TÜKETİCİ ENFLASYONU 2020'NİN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE TEK HANEYE ULAŞACAK"

Çetinkaya, "2020 yılı tahminlerine ilişkin olarak ise, gıda fiyatları varsayımının yukarı yönlü güncellenmesinin yıl sonu enflasyon tahminini 0,2 puan yukarı çekeceğini tahmin ediyoruz. Diğer taraftan, ana eğilimin enflasyonu 0,2 puan düşürücü yönde etkileyeceğini öngörüyoruz. Sonuç olarak 2020 yıl sonu enflasyon tahminleri yüzde 8,2 olarak sabit tutuldu." dedi.

Paylaşılan tahminlerin geçen rapor dönemine kıyasla ülke risk priminde ve finansal oynaklıklarda gözlenen artışların kısmen telafi edileceği ve ilave bir şok gelmeyeceği bir çerçeve altında elde edildiğini dile getiren Çetinkaya, bu bağlamda, sıkı parasal duruşun enflasyonu mümkün olan en kısa sürede tek haneye, sonrasında da yüzde 5 hedefine düşürmeye odaklı bir çerçevede oluşturulacağı bir görünümün esas alındığını söyledi.

Çetinkaya, "Buna ilave olarak, yılın geri kalanında maliye politikasının iktisadi faaliyetin dengelenme süreciyle uyumlu bir şekilde belirleneceği ve Yapısal Dönüşüm Adımları çerçevesinde açıklanan tedbir ve teşviklerin finansal koşullardaki toparlanma sürecini destekleyerek ülke risk primindeki iyileşmeye katkı sağlayacağı ve döviz kuru oynaklığını sınırlayacağı varsayıldı." ifadelerini kullandı.

TCMB Başkanı Çetinkaya, şunları kaydetti:

"Bu görünüm altında, 2019'da enflasyondaki düşüşte reel kurun ılımlı bir değerlenme eğilimi sergilemesine bağlı olarak maliyet baskılarının hafiflemesi ve iç talepteki yavaş seyrin belirleyici olacağı değerlendirilmekte. Zayıf iç talep koşullarının sınırlayıcı etkisine karşın, maliyet baskıları, ertelenmiş yönetilen fiyat artışları, enflasyon beklentilerinin yüksek seyri ve fiyatlama davranışlarına ilişkin belirsizlikler, fiyat istikrarına dair risklerin önemini koruduğuna işaret ediyor.

Bu çerçevede sıkı para politikası duruşu ve güçlendirilmiş politika koordinasyonu altında 2020 yılının ikinci çeyreğinde tüketici enflasyonunda tek haneye, 2021 sonu itibarıyla ise yüzde 5 hedefine yakın seviyelere ulaşılacağı öngörülmekte. Risk priminde iyileşme ile beraber, döviz kurundaki istikrarlı seyrin ve dezenflasyona yönelik güçlendirilmiş politika koordinasyonun da desteğiyle geçmişe dönük endeksleme davranışının kırılması ve orta vadeli enflasyon bekleyişlerinin tahmin ve hedeflerle uyumlu noktalara gerilemesi enflasyonla mücadelenin başarısı açısından kritik önem taşımakta."

SORU-CEVAP

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, "Ülkemiz gibi dolarizasyonun yüksek olduğu, piyasayı desteklemek amacıyla çok sayıda döviz likiditesi aracını da piyasanın kullanıma sunulan ülkelerde rezerv tartışmalarının, uluslararası rezerv varlık ya da brüt rezervler üzerinden yapılması en uygun olan yöntem. Bu zaten uzun yıllardır gerçekleşen bir pratik, bugüne has bir şey değil." dedi.

Rezervler konusunun yakın dönemde tartışıldığını ve kapsamlı bir bilgilendirme ihtiyacının farkında olduklarını aktaran Çetinkaya, "Biz TCMB olarak rezervler dahil, verilerin paylaşımında, uluslararası piyasalarda dünyada en iyi pratiklerle uyumlu bir çerçevede devam ediyoruz. Bilançomuzu günlük olarak açıklıyoruz. Yani TCMB'nin faaliyetlerini günlük analitik bilançodan takip etme imkanımız var." diye konuştu.

Çetinkaya, rezerv verilerinin haftalık olarak yayımlandığını ve bunun uluslararası pratik dikkate alındığında en sık frekans anlamına geldiğini vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

"Bunun dışında uluslararası rezervler ve döviz likiditesi tablomuz var. Bu da kapsamlı bir bilgilendirme imkanı sağlıyor ve bunu da aylık olarak yayımlıyoruz. Bunların dışında rezerv gelişmelerini etkileyen alt kalemler ve bileşenlerle ilgili. Bunların da önemli bir kısmı bizim kullandığımız bankalara, özellikle piyasaların etkin işleyişi bakımından bir imkan olarak sunduğumuz likidite araçları başta olmak üzere, bütün alt bileşenler de olmak üzere düzenli olarak yüksek bir frekansta yayımlıyoruz.

Bu çerçevede bakıldığında TMCB'nin verilerinin yayımlanması ve şeffaflığı noktasında dünyadaki en iyi uygulamalara örnek olarak bir noktada duruyoruz. Bununla birlikte elbette zaman zaman gelişmelerle ilgili sorular gündeme gelebiliyor. Sorulardan birkaçına değineyim. İlk hususlardan biri, yakın zamanda tartışılan rezerv rakamlarda gözlenen dalgalanma. Sizler de biliyorsunuz bu dalgalanma istisnai değil, yakın döneme özgü değil ve sıra dışı değil."

"DALGALANMANIN NEDENİ; BANKALAR TARAFINDAN FARKLI YOĞUNLUKLARDA KULLANILMASI"

TCMB Başkanı Çetinkaya, tüm merkez bankalarında olduğu gibi dönemsel dalgalanmaların (TCMB rezervleri) her iki yönde de gerçekleşebildiğine işaret ederek, "TCMB'nin rezervlerindeki dalgalanmalarda en belirleyici unsurlardan birisi, döviz ve TL piyasalarının etkin işleyişini sağlamak adına bankalarımıza sunduğumuz çeşitli likidite araçlarının piyasa gelişmelerine bağlı olarak bankalarımız tarafından farklı yoğunluklarda kullanılıyor olması." şeklinde konuştu.

Çetinkaya, daha aydınlatıcı olması adına bu konuda (rezerv) biraz daha detaya ihtiyaç gördükleri için bu enflasyon raporunda buna özel bir çalışma ayırdıklarını dile getirerek, şu bilgileri verdi:

"Piyasaların likidite gelişmeleri, bankaların likidite pozisyonları ve beklentileri, piyasa faiz gelişmeleri, offshore ve offshore faiz farkları, buradaki beklentiler, riske dair beklentiler ve bununla birlikte maliyet gibi unsurlar... Bu imkanların kullanılması rezervler üzerinde oynaklık oluşturabiliyor. Bunlardan bir kısmını hatırlatmak anlamında söyleyeyim; TL karşılığı döviz depo işlemleri, teminat döviz depo işlemleri, döviz karşılığı TL-swap işlemleri, rezerv opsiyon mekanizması, bunun dışında likiditeyi sağlama, arttırma ya da daraltma yönünde rezerv opsiyon mekanizması ve zorunlu karşılıklarla ilgili bizim dönem dönem aldığımız kararlar... Diğer kalemler zaten enerji ithalatçısı şirketlere satışlar, hazinenin dış borç ödemeleri, cari ödemeleri ve diğer ödemeleri gibi unsular..."

"BRÜT REZERV, ULUSLARARASI YAYGIN BİR PRATİK"

Murat Çetinkaya, diğer merkez bankaları gibi rezervle ilgili iletişimlerini brüt rezerv üzerinden gerçekleştirdiklerini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu aslında uluslararası yaygın bir pratik. Çünkü net rezerv konusunda uluslararası, üzerinde mutabık kalınmış bir tanımlama yok. Net rezervler de analizlerde, değişik parametre ve ölçümlerde kullanılıyor. Hatta bizim Stand-by kapsamında yayımladığımız raporlamamızda da rezerv kalemi var. Ancak zaman içerisinde kullanılan araçların şekillenmesi, çeşitlendirilmesiyle bu kalemi biz de artık bir rutin kalem olduğunu ve analizlerde kullanılmadığını biliyoruz."

Bu anlamda brüt rezervlerin kullanılmasında temel bazı belirleyiciler yer aldığına dikkati çeken Çetinkaya, "Hele bizim ülkemiz gibi dolarizasyonun yüksek olduğu, piyasayı desteklemek amacıyla çok sayıda döviz likiditesi aracını da piyasanın kullanıma sunulan ülkelerde rezerv tartışmalarının, uluslararası rezerv varlık ya da brüt rezervler üzerinden yapılması en uygun olan yöntem. Bu zaten uzun yıllardır gerçekleşen bir pratik, bugüne has bir şey değil." değerlendirmesinde bulundu.

Rezerv tartışılırken aslında rezerv yeterliliğinin tartışıldığını ifade eden Çetinkaya, "Bu tartışmanın brüt rezervler üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etmeye çalıştım. Bu da uluslararası normlarla uyumlu. Tabii bu rezervlere bakarken elbette net rezervler bazı kalemleri ayrıştırarak bakan metrikler de var. Bu da analiz konusunda bakış açılarının farklılığını yansıtır ve doğaldır. Diğer taraftan şunu unutmamak lazım rezervlere bakarken sadece resmi rezervlerin değil, ülkemizde olduğu gibi bankacılık sektörünün finansal kesim rezervleri, şirketler kesiminin yabancı para varlıklarının da hesaba katıldığı bazı metrikler var." diye konuştu.

Çetinkaya, finansal istikrar açısından ülkenin döviz rezervlerinin yeterliliği konusunda değişik parametrelerle, ölçümlerle Merkez Bankası'nda takip ettiklerini aktararak, "Son dönemdeki tartışmalar lütfen yanlış algı oluşturmasın. (Rezerv tartışması) Bizim takip ettiğimiz rezerv yeterliliği kavramları ve kullandığımız metrikler bakımından son aylarda hiçbir parametrede bozulma söz konusu değil." dedi.

"(SWAP) ZAMAN ZAMAN BAZI ARAÇLAR DAHA ÇOK ÖNE ÇIKABİLİYOR"

Murat Çetinkaya, Merkez Bankası olarak her zaman iletişimlerinin rezervleri gelecek dönemde güçlendirme yönünde olduğunu belirterek, bunun dışında cari denge gelişmelerinin takip edildiğini, ihracat ve turizm gelirleri gibi kalemlerin gelecek ayda dönemsel etki yapabileceğini söyledi.

Azalış yaşanılan dönemlerin görüldüğü gibi gelecek aylarda önemli ölçüde artışların da görülebileceğine dikkati çeken Çetinkaya, "Burada kritik nokta şu, bizim de tavsiyemiz, rezervlere bakarken trende bakmak, orta vadeye bakmak ve geniş bir rezerv yeterlilik metrik ayrımıyla bakmak daha sağlıklı olacaktır." dedi.

Çetinkaya, swaplara da değinerek, "Son dönemde tartışıldı. Zaman zaman bazı araçlar daha çok öne çıkabiliyor. Geçtiğimiz mart ayı da böyle bir dönemdi. Swap piyasasındaki gelişmeleri sizler de yakından takip ettiniz. Biz bu araçları kullanırken rezerve olan etkisini biliriz, ama Merkez Bankası olarak rezerve etkisini dikkate alarak bu araçları dizayn etmiyoruz ya da bu araçların kullanımında rezerve etkiyi hesaba katarak bir düzenlemeye ya da değişiklik yapmıyoruz." diye konuştu.

Kullanım imkanının artırılması kademe şekilde gerçekleştirildiğini aktaran Çetinkaya, "O sırada piyasada yaşanan sıkışıklık, offshore, offshore faizleri arasında açılan büyük fark ve piyasada gördüğümüz anomali karşısında piyasadaki istikrarı ve etkin işleyişi desteklemek amacıyla atılmış bir adımdı. O yüzden kademeli olarak adımlarımızı attık ve sonuçlarını gördük. Birkaç gün içerisinde piyasalarda normalleşme yaşandı." ifadelerini kullandı.

"(PARASAL AKTARIM) MERKEZ BANKASI NEDENLERİNİ ANALİZ EDER, GEREKEN TEPKİYİ VERİRDİ"

Çetinkaya, Merkez Bankası'nın parasal aktarımı açısından bakıldığında elbette kısa vadeli faizlerin üzerinde Merkez Bankası ve para politikası duruşunun etkisinin belirgin olduğunu ve bunun böyle olmasını istediklerini, bunun finansal aktarım açısından önemli olduğunu vurgulayarak, ancak kısa vadede enflasyon beklentileri, piyasa likiditesi, vade primi gibi bazı unsurların etkili olabildiğini anımsattı.

Geçen dönemde de piyasada likiditenin homojen dağılmamasının ağırlıklı etkisiyle, beklentilerin farklılaşmasıyla birlikte piyasa faizlerinde olağandan farklı olarak Merkez Bankası politika faizinden bir uzaklaşma gördüklerini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu bizim için önemli. Öncelikle bu etkinin nereden kaynaklı olduğunu anlamaya çalışırız. Bu farklılaşmanın giderek azaldığını görüyoruz ve tekrar piyasa faizleri Merkez Bankası politika faizinin etrafında dalgalanmaya başladı. Kredi ve mevduat faizlerinde normalleşme görüyoruz. Bu bizim için önemli. Kopukluk devam etseydi, Merkez Bankası nedenlerini analiz eder ve ona göre gereken tepkiyi verirdi.

Çünkü parasal duruşun etkin bir aktarım ile piyasada sonuçlarının görülebilmesi Merkez Bankası'nın temel hedefidir. Uzun süreli kopukluk parasal duruş ve aktarım mekanizması açısından dönemsel ve yapısal soruna işaret edebilir. O yüzden bunu anlamaya çalışır ve gereken politika tepkisini de verirdik ancak bugün itibarıyla bunların piyasa faizleri, kredi mevduat faizleri cephesinde normalleşmeye başladığını görmekteyiz. Yakından takip etmeye devam ediyor olacağız."

Döviz Karşılığı TL Swap Piyasası'nın geçici olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine Çetinkaya, sundukları araçların ya da piyasaların geçici olmadığını bildirdi.
Çetinkaya, "Biz ihtiyaca göre farklı araçları devreye alabiliyoruz. Burada yapmaya çalıştığımız şey, piyasanın etkin bir biçimde çalışmasını sağlamak. Piyasa derinliğinin oluşması, sağlıksız fiyat oluşumlarının ya da aşırı oynaklıkların gündeme gelmemesi, bankaların farklı seçenekleri kullanabilecek konumda olmaları. Kullandığımız araçların tamamı buna hizmet ediyor. Bu yönüyle araçlar kalıcı ama ifade etmeye çalıştığım şey; dönemsel olarak bu faktörlerle kullanım oranları ve talep farklı olabilir." diye konuştu.

Belirli bir süre uygulamada miktarları, limitleri artırarak veya azaltarak tepki verebileceklerini dile getiren Çetinkaya, bu anlamda söz konusu aracın devam ettiğini bildirdi.

Çetinkaya, swap piyasasındaki işlemlere ilişkin verilerin paylaşımına dair bir soru üzerine, bu verileri paylaşmaya başladıklarını, bunları daha açık ve detaylı biçimde yayınlamayı sürdüreceklerini anlattı.

"MERKEZ BANKASININ BİR KUR HEDEFİ OLMAZ"

Çetinkaya, swap işlemlerinin nasıl muhasebeleştirileceğine dair bir yorum üzerine, bunun detaylarını paylaşacaklarını, burada zaman sorunu olabildiğini, verilerin yayınlanma frekansı, içeriği ve zamanıyla ilgili toplam resmi görebilme konusunda bazı eksikliklerin olabileceğini söyledi.
Daha fazla ve net bilgilenme ihtiyacı olduğunda bunu karşılayabileceklerini dile getiren Çetinkaya, burada bir sorunun söz konusu olmadığını ifade etti.
Çetinkaya, "Dalgalı kur rejimiyle ilgili ben duruşumuzu söyleyeyim, bugüne kadar hep bunu ifade ettik. Merkez Bankasının bir kur hedefi, bir kur bandı hedefi, belirli bir yeri tutma çabası olmaz. Merkez Bankası enflasyon, fiyat istikrarı hedefi çerçevesinde birçok faktörde olduğu gibi kur gelişmelerinin de etkisini dikkate alır." diye konuştu.

Ancak Türkiye'de bir zorluklarının bulunduğunu vurgulayan Çetinkaya, "Para politikasının tepki fonksiyonu nedir, ne kadar çok ve yoğun kura tepki veriyoruz, bu kavramlarla ilgili tartışmaların olduğunun farkındayım. Buradaki zorluğumuz şu; biz veriye dayalı olarak enflasyona tepki veriyoruz. Bütün iletişimimiz bunun üzerinedir." ifadelerini kullandı.

Çetinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ancak enflasyonda ve fiyat istikrarında istediğimiz noktalara gelememiş olmanın, hele bugünlerde hedeflerden epey uzaklaşmış olmanın, yapısal bir mesele olarak dolarizasyonun yüksek olmasının, dış finansman gibi bildiğiniz bu faktörlerin etkisi karşılaştırılabilir diğer ülkelere göre yüksek bir döviz kuru geçişkenliğinin olması elbette kur gelişmelerine ve oynaklığına karşı para politikası kararları verilirken bunların dikkate alınması gerektirir. Ben bu gelişmelerle ilgili sadece TCMB adına konuşabilirim ve Merkez Bankası'nın duruşu budur, burada herhangi bir değişiklik söz konusu değildir."

"SIKILAŞTIRMAYLA İLGİLİ DURUŞUMUZU NET BİÇİMDE ORTAYA KOYDUK"

Murat Çetinkaya, fiyatlamalar ve faiz oranları konusuna değinerek, merkez bankacılığının finansal aktarım üzerinden çalıştığını, para politikası kararlarının etkinliğinin bunu gerektirdiğini söyledi.

Eylülde kendilerinin ciddi bir sıkılaştırma yaptıklarını dile getiren Çetinkaya, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Duruşumuzu net olarak ortaya koyduk. Hatta metindeki değişiklikle bunu yapısal bir noktaya taşıdık. 'İlave sıkılaştırma yapabiliriz, gerektiğini zaman bir sıkılaştırma döngüsü bile olabilir anlamına gelecek tahmin patikasından sapmaya müsaade etmeyeceğiz' duruşunu ortaya koyduk. Bu çerçevede Merkez Bankası aktarımın çalışmamasına herhangi bir biçimde kayıtsız kalmaz. Piyasa gelişmelerini yakından takip ederiz, analiz ederiz ve buna dayalı olarak da para politikası duruşunu ve diğer araçlarımızı uygulamaya alırız. Burada ifade etmeye çalıştığım bir duruştur, yaklaşımdır.

Karar mekanizmasının ve atacağımız adımların nasıl çalıştığına dair bir çerçevedir. Bu çerçeve dün nasılsa, geçen yıl ve ondan önce nasılsa şu anda da öyle olmaya devam ediyor. Herhangi bir değişiklik yok. Biz tahminlerimizi yaparken net bir biçimde piyasa gelişmelerini, riskleri dikkate alarak bizi hedefe taşıyacak para politikası duruşunu belirleriz. Bunun dışındaki diğer unsurlar tali şeylerdir. Biz piyasadaki fiyat gelişmelerini, fiyatlama davranışlarına bakarız. Orada olası bütün riskleri, özellikle yukarı yönlü riskleri daha da dikkate alarak bulunduğumuz dönemde para politikası duruşumuzu belirleriz."

Çetinkaya, TL'ye güvene ilişkin bir soru üzerine, "Merkez Bankası TL'ye güveni sağlamak için elindeki tüm araçları aynı kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. Konuşma metninde de bunu ifade etmeye çalıştım. Fiyat istikrarının sağlanması bunun için temel şarttır. Bu amaçla para politikası duruşumuzu şekillendiriyoruz. Bunun dışında elbette piyasadaki olası oynaklıklar, algı ve istikrarı bozabilecek unsurlara karşı da elimizdeki tüm araçları, likidite araçlar da dahil olmak üzere kullandık, kullanmaya devam ediyor olacağız." diye konuştu.
- "Kurul, ihtiyaç duyduğu anda ilave parasal sıkılaşma yapabilir"

Rezervlere ilişkin soru üzerine Çetinkaya, rezervler hesaplamaları konusunda farklı uçlara dağılan, farklı rakamlar ve farklı yorumlamalar bulunduğunu belirtti.
Çetinkaya, rezervler konusunda gerekli açıklamalar yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini, rezervlerde trende bakılarak analiz yapılmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini, yakın zamanda bunun görülmesiyle bu soruların geride kalacağını söyledi.

Para Politikası Kurulu faiz kararı metninden "ilave parasal sıkılaşma yapılabilir" ifadesinin çıkarılmasına yönelik soruyu Çetinkaya, şöyle yanıtladı:
"Aslında konuşmamda da bahsettim. Biz ilave sıkılaşma ifadesini çıkararak, aslında şunu söyledik. Enflasyonun hedeflerinden uzaklaşıldığı dönemde bizim projeksiyonlarımız ve tahmin patikamız, bir anlamda ara hedef haline gelir. Biz burada daha dönemsel bir ifadeyi çıkarttık, daha yapısal bir ifadeyi ekledik. Karar metninin bütüncüllüğü içinde bakıldığında yukarı yönlü risklere vurgumuz devam ediyor. Manşet enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanıncaya kadar sıkı parasal duruşun korunacağını ifade ettik. Kurul, ihtiyaç duyduğu anda ilave parasal sıkılaşma yapabilir. Bu çok net. Metni daha yapısal bir içerikle ikame ettik."

Murat Çetinkaya, kredi faizlerine ilişkin soru üzerine, piyasa faizlerinin TCMB politika faizi etrafında dalgalandığını, kredi-mevduat faizlerinde normalleşme gördüklerini ifade etti.

"GIDADA YENİ SEZON ARZININ OLUMLU KATKISI OLABİLİR"

Gıda fiyatlarındaki artışa ilişkin soruya Çetinkaya, "Gıda fiyatları ciddi bir oynaklık unsuru olmaya devam ediyor. Burada dönemsel olarak bakıldığında yakın dönemde sebze-meyvede yeni sezon arzının olumlu bir katkısı olabilir. Ancak gıdada maalesef olumsuz bir durum var. Bunun için koordineli çabalar devam ediyor. Bu bir belirsizlik oluşturmasının yanında refah etkisi var." şeklinde cevap verdi.

Çetinkaya, Merkez Bankasının iletişim politikasının değişip değişmeyeceğine yönelik soru üzerine, iletişime açık olduklarını ve olabildiğince detaylı paylaşımlar yaptıklarını söyledi.

Enflasyon Raporu toplantılarını temel iletişim aracı olarak gördüklerini, bunun dışında ekonomi kavramlarıyla ilgili her seviyede bilgilendirme yaptıklarını anlatan Çetinkaya, ihtiyaç olması halinde iletişimdeki iyileşmelere devam edeceklerini dile getirdi.

Çetinkaya, ihtiyaç olması halinde PPK toplantıları sonrası ilave basın toplantıları yapılabileceğini belirterek, "Kargaşa, gürültü ortamında değil sakinleşmeden sonra iletişimi tercih ediyoruz." diyerek sözlerini tamamladı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle