GeriEkonomi Şeker özelleştirmesine iptal davası
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Şeker özelleştirmesine iptal davası

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) Türkiye Şeker Fabrikaları’na (Türkşeker) ait Kars, Erciş, Ağrı, Muş ve Erzurum Şeker Fabrikalarının satışı için çıktığı ihale için iptal davası açıldı.

Şeker İş Sendikası tarafından, teklifleri 27 Kasım’da alınacak özelleştirmenin iptali için Danıştay’da açılan davada, ÖİB’nin danışman konsorsiyuma hazırlattığı raporda yer verilen, fabrikaların ayrı ayrı satılmasının sakıncaları başta olmak üzere sektörün çökmesini önleyecek tekliflerin hiçbirine uyulmadığı belirtildi. Dava başvurusunda, getirilen üretim şartında açık bulunduğu, bu nedenle fabrikaların kapanabileceği uyarısında da bulunuldu.

Şeker İş Sendikası adına Avukat Gökhan Candoğan, şeker fabrikalarının özelleştirme ihale ilanına çıkması üzerine, Danıştay 13. Dairesi’nde 26 Eylül’de dava açtı. Davada, yürütmenin durdurulması istemli olarak, Türkşeker’e ait Portföy A Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesine dair ÖİB Karar ve İhale Şartları Belgesinin iptali istendi.

Türkşeker’in ülke ekonomisine yılda yaklaşık 500-550 milyon dolar katma değer yarattığı belirtilen dava dilekçesinde, ihalenin dayanağını oluşturan 8 Ekim 2007 tarihli ÖYK kararının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İDDK tarafından yürütmenin durdurulması kararı verildiği anımsatıldı. Yürütmeyi durdurma kararında, Danışman Konsorsiyumca hazırlanan Nihai Strateji Raporuna işaret edildiği aktarılan dilekçede, raporda coğrafi bazlı yaklaşımla ilgili gerekçenin Türkşeker fabrikalarının gerekli olan rasyonalizasyonu sağlaması ve ülke çapında yaygın olan pancar üretiminin devamını güvenceye almak olduğu belirtildiği anlatıldı.

ÖİB KENDİ HAZIRLATTIĞI RAPORA UYMADI

Raporda, fabrikaların ayrı ayrı satılmasının, sadece en iyi fabrikaların satılması riskini doğurabileceği ve uzun zaman alacağı vurgulanarak, bu yöndeki bir tercihin sakıncalarına değinildiğinin de dilekçede altı çizildi.

Buna karşın ihale kararı ile beş olan portföy sayısının altıya çıkarıldığı vurgulanan dilekçede, portföy gruplarına ilişkin sıra önerisine de uyulmadığı ifade edildi.

Türkiye şeker piyasasının son yıllarda ithal mısıra dayalı nişasta esaslı tatlandırıcı üretiminin baskısı altına girdiği kaydedilen dilekçede, “Gerekli tedbirler alınmadığı için pancar tarımı giderek gerileyecektir. AB’de mısır esaslı izoglikoz üretimi pancardan üretilen toplam şeker miktarının yüzde 2’si ile sınırlandırılmıştır. 1999/2000 döneminde AB’de pancar şekeri üretimi 14,5 milyon tondur. Türkiye’de gerekli kontrol olmadığı için mısırdan üretilen izoglikoz kapasitesi 292 bin tona ulaşmıştır. Pancar şekeri üretimi ise 2 milyon ton mertebesindedir” denildi.

Et Balık ve Süt Endüstrisi kurumlarının gerekli tedbirler alınmadan özelleştirilince hayvancılığın çöktüğü belirtilen dilekçede, “Aynı durumla bitkisel üretim ve öncelikle pancar tarımı karşı karşıya kalacaktır” denildi.

İhaleye katılacak firmalara, üretim/yatırım/istihdam zorunluluğu getirmenin yanı sıra rekabet hukuku açısından da, özelleştirme sonrasında tekel durumunun oluşmasına engel olmaya yönelik ihaleye katılım sınırlandırmalarının belirlenmesi gerektiğini anlatılan dilekçede, şunlar kaydedildi:

ALICI FABRİKALARI KAPATABİLİR


“Buna karşın, şartnamenin önemli unsurlarını da içeren ilan metninde, firmalara getirilen tek şartın ‘portföy grubu için Şeker Kurulu tarafından belirlenecek toplam şeker kotası çerçevesinde en az beş yıl yerli pancardan beyaz şeker üretilmesi’ şartı olduğu, üretim/yatırım/istihdam gibi, tekelleşmeye yönelik olası katılımları engellemeye yönelik şartlar gibi önemli konularda hiçbir şart/sınırlama/düzenleme yapılmadığı görülmektedir.”

Bu şartın anlamının portföy A grubuna dahil toplam beş şeker fabrikasının toplam kotası kadar üretim şartı getirilmesi olduğunun altı çizilen dilekçede, alıcının beş fabrikanın dördünü kapatıp geri kalan tek fabrikada toplam kota oranında üretim yapmasını engelleyecek bir düzenleme olmadığı bildirildi.

Gerek şeker pancarı üreticisi çiftçilerin uzak bir noktaya mal teslim etmelerinin güçlüğü sebebiyle oluşacak üretim daralması gerekse de kapanacak fabrikalar sebebiyle oluşacak yöresel istihdam kaybının, özelleştirme ile hedeflenen yararları aşan bir zararın doğumuna sebep olacağı ifade edildi.

KOTA VE FİYAT DÜZENLEMELERİ YAPILMADI

Beş yıl boyunca sabit üretim kotaları, pancar ve şeker fiyatlarının ilişkilendirilmesi, C şekeri kullanımın kapsamının genişletilmesinin önerildiği aktarılan raporda şöyle denildi:

“Bu gerekliliklerin hiçbirisine uyulmadan, aksine, bir dizi hukuka aykırı kararla (Şeker Kurumu’nun kapatılması, nişasta bazlı şeker kotalarının yargı kararlarına aykırı olarak arttırılması gibi) şeker fabrikalarının değerini olumsuz etkileyecek işlemle özelleştirmeden beklenebilecek yararları asgariye indirdikten sonra, bu kararın alınması yerinde olmamıştır.”

ÖİB’nin Türkşeker’e ait fabrikaların değerli arazilerini usulsüz kararlarla bedelsiz olarak devretmeye çalıştığı iddia edilen dilekçede, Ankara ve Malatya şeker fabrikaları arazilerinin bedelsiz devrine ilişkin davalarda yine Danıştay kararları ile hukuka aykırılık tespitleri yapıldığı vurgulandı.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle