Rehn: 2001 sonrası reformlar mevyelerini verdi

Güncelleme Tarihi:

Rehn: 2001 sonrası reformlar mevyelerini verdi
Oluşturulma Tarihi: Haziran 27, 2012 11:45

Avrupa Komisyonu Ekonomik ve Mali İşlerden Sorumlu Üyesi Olli Rehn, “Türkiye'nin 2001 krizi sonrasında uyguladığı reformların meyvelerini verdiğini” belirtirken, “Türkiye'de bankaların sermaye yeterlilik rasyosu birçok Avrupa Birliği üyesinden daha iyi durumda” olduğunu ifade etti.

Haberin Devamı

Rehn, Türkiye ekonomisinin son yıllarda gerçekleştirdiği ekonomik ve finansal reformlar sayesinde güçlü bir büyüme elde ettiğini belirterek, 1990'lı yıllarda, Türkiye ekonomisinin yıllık ortalama yüzde 4 oranında büyüdüğünü anımsattı.
2002-2008 yılları arasında ülkenin büyümesinin ortalama yüzde 6 seviyesine ulaştığını, 2010 yılında ülke ekonomisinin yeniden yükselişe geçerek yüzde 9,2 oranında büyüdüğünü ve büyümesini 2011 yılında yüzde 8,5'le devam ettirdiğini hatırlatan Rehn, “Türkiye, bu arada kamu borcunu yarıya düşürmeyi başardı. Aynı zamanda Türkiye bankacılık sektörünü de revizyondan geçirdi. Halihazırda Türkiye'de bankaların sermaye yeterlilik rasyosu birçok Avrupa Birliği üyesinden daha iyi durumda” dedi.
Türkiye ekonomisinin gelişiminden övgüyle bahseden Rehn, “Piyasalar Türkiye'nin hızlı büyümesini, ihtiyatlı ekonomik ve finansal yönetimini dikkate alıyor” değerlendirmesini yaptı.
Oli Rehn, 1990'lı yıllarda ardı ardına baş gösteren ve son olarak 2001 yılında ülke ekonomisini vuran ekonomik krizler nedeniyle, kriz yönetimi konusunda Türkiye'nin büyük deneyimleri olduğunu söyleyerek, “2001 krizi sonrasında, Türkiye sorumlu ve güçlü mali ve parasal politikaları uygulayarak, gerekli borç yapılandırma mekanizmalarını oluşturmayı başardı, finans sektöründe reform yaptı. Türkiye'nin 2001 krizi sonrasında uyguladığı reformlar meyvelerini verdi. Bugün birçok uzman, Türkiye'nin reformlarının derinliği ve uygulanmasının ardındaki cesareti takdir ediyor” diye konuştu.

-“AB'ye katılım süreci inişli çıkışlı şekilde oldukça yavaş ilerliyor”

Türkiye'nin AB'ye katılımının, birliğin Türkiye'nin bu deneyimlerinden faydalanılması için son derece olumlu olacağını belirten Rehn, “Ben Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğinin destekçisiyim. Buna rağmen, benim elimde olmayan nedenlerden ötürü, Türkiye'nin AB'ye katılım süreci inişli çıkışlı bir şekilde oldukça yavaş ilerliyor. Yakın zamanda Türkiye ve Avrupa Birliği arasında üzerinde anlaşılmış olan 'Pozitif Gündem' çerçevesinde herkesin maksimum çabayı sarf etmesi gerekiyor” çağrısına bulundu.
Türkiye ekonomisinin güçlü yanlarını sıraladıktan sonra Rehn, “Fakat tabii ki, Türkiye'nin ekonomi bahçesi sadece çiçeklerden ibaret değil. Türkiye halihazırda enflasyon ve yüksek cari açık gibi sıkıntılar yaşıyor. Tüm bunlara rağmen, ben yüksek enflasyonun büyük oranda geçici olduğunu düşünüyorum” dedi.
Oli Rehn, buna karşın, cari açığın, ülkenin rekabet gücünü yavaş yavaş aşındığına dair bir gösterge olması ve düşük olan yurt içi tasarrufların yükseltilmesinin de oldukça zor olması sebebiyle daha ciddi bir endişe kaynağı olduğunu düşündüğünü dile getirdi.
Ekonomik kriz nedeniyle AB'deki talep azalmasının Türkiye'ye olası etkilerine de değinen Rehn, “Avrupa'nın, Türkiye'nin başlıca pazarı olması sebebiyle, Avrupa'daki talep azalmasının Türkiye'nin 2012 ihracat büyümesinde ağırlığının hissedileceğini düşünüyorum. Bütün bu değişkenleri de göz önünde bulundurarak, daha kısıtlayıcı bir parasal ve mali politikayla Türkiye'nin ekonomik büyümesinin 2012 yılında yüzde 3,3 olmasını bekliyorum” tahmininde bulundu.

-“Avrupa için Eurobond mantıklı bir yol”

Son aylarda Avrupalı liderler tarafından sıkça gündeme taşınan Avro Bölgesi'nın ortak tahvil (Eurobond) oluşturmak konusundaki taleplerine Rehn'den destek geldi.
Avrupa için Eurobond'un mantıklı bir yol olacağını ifade eden Rehn, şöyle devam etti:
“Kamu borcunda ortaklaşa bir şekilde güvence yaratacak, daha derin, hareketli ve istikrarlı bir piyasa yaratılmasını sağlayacaktır. Geçen kasım ayında Avrupa Komisyonu, ortak tahvil ya da bono ihracı konusunda seçenekleri değerlendirdi. Fakat risk paylaşımında atılacak adımlarda herhangi bir ülkenin sıkılaştırma tedbirlerinin dışında başına buyruk hareket etmesini engelleyecek yasal zorunlukları sağlamak koşuluyla olmalı. Üye ülkelerin mali bağımsızlıkları konusunda karşılıklı çıkarları dengelenmeli. Bu senaryonun hızı ve gelişimi üzerinde çalışılması gerekiyor tabii. Daha sağlam bir ekonomik entegrasyonun sağlanması ve mali istikrarın önündeki ahlaki risklerin minimize edilmesi için orta vade ve uzun vadede izlenecek yol haritası üzerinde çalışmak gerekiyor. Diğer bir deyişle, (Eurobond) ile sağlanacak ekonomik ve politik bir birlik borç konusunda da karşılıklı yardımlaşmayı gerektirir. Ortak istikrar tahvillerinin piyasaya sunulmasının belli bir zaman alacağı için devam eden krize mucizevi bir çözüm olarak görülmemesi gerekiyor. Buna rağmen (ortak tahvil konusunda) önümüzdeki adımları dikkatli bir şekilde planlamalıyız. Ortak tahvil Avro Bölgesi'nin istikrar ve dayanıklılığını artıracak, bölgede kısa zaman içinde bile güveni yeniden tesis edecektir.”
Yakın zamanda Madrid yönetiminin talebi üzerine toplanan Euro Bölgesi liderlerinin, İspanya'ya 100 milyar avro yardım yapma kararı aldığını hatırlatan Rehn, “İspanya için bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması, mevcut devam eden yapısal reformların ve mali konsolidasyonun tatbik edilmesi ile birlikte İspanya kademeli bir şekilde yatırımcıların güvenini yeniden kazanabilir ve yeni istihdam yaratılması ve sürdürülebilir büyüme sağlanabilir' dedi.
Artık Avrupa Komisyonu'nun büyüme merkezli programlara odaklandığını vurgulayan Rehn, “Krizde atılması gereken adımlara istinaden size önemle şunu belirtmek istiyorum. Genelde tasvir edilen tablonun aksine, stratejimiz sadece mali konsolidasyonla sınırlı değil. Avrupa Komisyonu olarak bu konuda büyümeyi artıracak reformları ve yatırımları temelde destekleyecek geniş ve kapsamlı bir yaklaşımımız var” şeklinde konuştu.

-“AB'de bankalar birliğinin kurulması zorunlu”-

Avrupa Birliği içerisinde bankaları düzenleyecek ve denetleyecek ortak bir otoritenin kurulması gerektiği görüşünü aktaran Rehn, şu görüşleri paylaştı:
“Avrupa'da bankalar birliğinin kurulması, mümkün ve hatta zorunlu. Bankacılık sektörü ekonomik şokların etkisini artırarak, diğer üye ülkelere de yayılmasına neden olabiliyor, özellikle Avro Bölgesi'nden... Bankacılık faaliyetleri ulusal sınırların ötesine geçiyor. Yine bankaların sahiplik durumları da ulusal sınırların ötesine ulaşıyor. Bu durumda kriz yönetiminde bu ortak sınırlar ötesi özellikleri yansıtan ortak bir denetim mekanizmasına sahip olmak son derece hayati önemdedir. Çalışmalarımız tüm bankaların ileriye dönük bir şekilde denetlenmesini de içeren tek bir yasal düzenlemenin yapılması, Avrupa denetim mecrasının oluşturulması, Avrupa mevduat sigortası otoritesinin kurulması, Avrupa teminat ve fonlama planının oluşturulması gibi bankacılık sisteminin bazı ögelerinin tasarlanması yönünde ilerliyor.”
Avrupa Komisyonu'nun toplu bir bankalar birliğinin oluşturulması için 2012 yılının sonuna doğru bir dizi tavsiye kararı alabileceğine işaret ederek, “Avrupa çapında tam bir bankalar birliğinin oluşturulması biraz zaman alsa da üye anlaşma metninde değişiklik yapılmadan sağlanabilir. Bu yüzden, çalışmaların geciktirilmeden devam ettirilmesi gerekli” şeklinde konuştu.
Rehn, Avro Bölgesi'nde bazı ülkelerin kurulacak bir bankalar birliğine tabi olmak istemeyebileceğine değinerek, “Fakat Avrupa Bölgesi'nde bankacılık sisteminin büyük oranda birbiri ile entegre olduğu düşünüldüğünde, ortak pazarda finansal entegrasyondan yararlanmak için sadece Avro Bölgesi için değil 27 üyenin tamamı için ortak bir denetleyici bankalar birliğinin kurulması için uğraşmalıyız. Eğer üye ülkelerden bankalar birliğine katılmamayı seçen olursa, bu denetimi sağlayacak gelişmiş bir işbirliği ya da başka bir mekanizma devreye sokulmalı” dedi.

-“Krizi çözecek sihirli bir değnek yok, eğer olsaydı çoktan kullanırdık”

İtalyan ekonomisi ile ilgili endişelere de değinen Rehn, şunları kaydetti:
“İtalya'nın ilerleyen dönemde Avrupa Birliği'nin finansal yardımına ihtiyaç duyacağı yönündeki senaryonun speküle edildiğini düşünüyorum. Genel olarak, 2,5 yıldır, Avrupa Birliği finansal istikrarı korumak ve ekonomik düzelmeyi sağlamak için krizin çözümüne yönelik daha önce benzeri görülmemiş adımlar attı. Örnek olarak, üye ülkeler mali konsolidasyonu artırdı ve yapısal
reformlar için adım attı. İtalya sadece birkaç gün önce, ekonomiyi destekleyecek
ve büyümenin önündeki zorlukları ortadan kaldıracak bir dizi tedbir paketini kabul etti. Dahası, Avrupa'da finansal güvenlik duvarı oluşturduk.
Şimdiden esaslı ilerlemeler kaydettik, fakat önümüzde yapılacak çok şey var. Borçların yığılması nasıl bir anda olmadıysa ve nasıl mali açıklar ve dengesizlikler bir anda ortaya çıkmadıysa, yeniden düzenleme de haliyle biraz zaman alacaktır. Krizi çözecek sihirli bir değnek yok, eğer olsaydı, çoktan kullanırdık.”
Avrupa için ekonomik büyüme tahminlerine de paylaşan Rehn, “Henüz düzlüğü çıkmadık tabii. Fakat yılın ikinci yarısında büyümenin yavaş bir şekilde emarelerinin görülmesi bekleniyoruz. Genel olarak, 2012'de, Avro Bölgesi'nde ekonomik büyümenin nispeten durgun olması, ekonominin yüzde 0,3 oranında daralması bekleniyor. 2013 yılında, ekonomik büyümenin Avrupa Birliği'nde yüzde 1,3 oranında, Avro Bölgesi'nde yüzde 1,0 oranında gerçekleşmesini bekliyoruz. Buna rağmen, büyüme konusunda üye ülkeler arasındaki eşitsizlikler devam edecek” dedi.

“Yunanistan'ın Avro'da kalması gerek”

Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nde kalması gerektiğinin altını çizen Rehn, Yunanistan'ın uygulaması gerekene reformların, tedbirlerin oldukça zor ve zahmetli olduğunu söyledi.

Haberin Devamı

Rehn, “Fakat zorlukları birlikte çözmeye çalışıyoruz” dedi.
Yunanistan için devreye sokulan son iki finansal destek paketinin, Yunan halkının borç hanesine kişi başı 33.600 avro yazılmasına neden olduğunu belirten Rehn, “Tabii ki, biz Yunanistan'ı ileride de desteklemeye hazırız. Fakat Yunanistan'ın da taahhütlerine bağlı kalmasını bekliyoruz. Yapısal reformlar ve mali konsolidasyon Yunanistan'ın rekabet gücünü yeniden elde etmesi, ilerleyen dönemde ekonomik büyümenin temellerini şimdiden kurması için son derece hayati. Yunanistan'ın halihazırda seçmiş olduğu yoldan daha kolay bir yolun olmadığına inanıyorum” şeklinde konuştu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!