Polikarbonat biberonlarda bekleyen tehlike

Güncelleme Tarihi:

Polikarbonat biberonlarda bekleyen tehlike
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 07, 2010 17:47

Polikarbonat biberonlarda kullanılan Bisfenol A (BPA) isimli kimyasal maddenin bebek sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin dünya çapında yarattığı geniş tartışma gündemdeki yerini koruyor.

2008’de Kanada’nın bebek mamaları ve biberonlarda BPA isimli maddenin kullanımı yasaklamasının ardından, son olarak Danimarka da biberonlarda bu maddenin kullanımını yasakladı. Fransa da yasaklayan ülkeler arasında bulunuyor. Bu tartışmaların artmasının ardından, Ocak 2010’da Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’nun da (FDA), BPA’ya ait görüşlerini değiştirdiği ve çocuk gelişimi üzerine bir takım kaygılara vurgu yaptığı belirtiliyor. Şimdi bilim dünyası ve bebek sahibi anneler, Mayıs ayı sonunda Avrupa Gıda Güvenlik Kurumu’nun BPA’ya ilişkin olarak yayınlayacağı yeni bilimsel raporun sonuçlarını merakla bekliyor.

Anadolu Cam tarafından düzenlenen “Gıda Ambalajındaki Etkileşimler” konulu toplantı için Türkiye’ye gelen İsviçreli uzman Dr. Jane Muncke, gıda ambalajlarında bilinenlerle birlikte potansiyel olarak endokrin ve metebolizma bozucu özellikleri taşıyan en az 50 farklı bileşen bulunduğunu belirterek, “Gıda ile temas halinde olan ambalajlardaki kimyasalların yediklerimize geçme olasılığı büyük. Plastik gıda ambalajları ve kaplamalarında bulunan Bisfenol A (BPA) ve diğer Endokrin Bozucu Kimyasalların (EDC) yaratabileceği riskler konusunda bilim dünyasındaki tartışmalar da sürüyor” dedi

GIDA AMBALAJI İLE GIDAYA GEÇEN ZARARLI ETKİLER

İsviçre’de kurulu Emhart Glass şirketinde Çevresel Risk Değerlendirme Uzmanı olarak görev yapan Dr. Jane Muncke, gıdalarla temas eden madde ve malzemelerin içerdiği Bisfenol A, Fatalatlar ve diğer kimyasallardaki son gelişmeleri anlatırken, gıda ambalajları yoluyla gıdalar üzerinde oluşabilecek riskleri değerlendirdi. “Gıda ambalajı doğrudan temasta bulunduğu gıdaya bazı maddeler aktarabilmektedir” diyen Muncke, sürecin büyük ölçüde ambalaj malzemesinin cinsine, yiyeceğin kimyasına, sıcaklığa ve saklanma sürecine bağlı olduğunu söyledi. Jane Muncke’nin dikkat çektiği bir başka önemi konu da gıda maddelerinin sıcak ve soğuk olarak saklanmalarının oluşturabileceği risklerin yanı sıra, pet şişelerin tekrar kullanımı üzerinde oldu. Muncke, “Pet şişeler gerek soğuk gerek sıcak gıdaların saklanmasında kullanılmamalı. Bu ürünler amacına uygun olarak bir kez kullanılmalı” dedi.

Dr. Jane Muncke, en fazla tartışma konusu olan Bisfenol A’nın yüzde 65-70 oranında CD’ler, DVD’ler, elektronik cihazlar, ev aletleri, biberonlar gibi polikarbonatlı plastiklerde bulunduğuna dikkat çekti. BPA’nın yüzde 25-30 oranında kaplamalar, yapıştırıcılar, elektrikli tabakalar, gıda ve içecek kutularının iç kaplamaları, metal kapakların kaplamalarında bulunduğunu kaydetti. Muncke, ayrıca kredi kartı kullanımı sırasında verilen kağıt çıktıların da BPA riski oluşturduğunu belirtti.

BİBERONLARDAKİ TEHLİKE

Dr. Jane Muncke konuşmasına şöyle devam etti:

“Policarbonat (PC) biberonlardan ne kadar BPA’nın aktarıldığı konusunda tartışmalar sürüyor. Bazıları son derece düşük seviyeler olduğunu iddia ederken, diğerleri oldukça yüksek seviyelerin söz konusu olduğunu savunuyor. İmalatçı firmaya bağlı olarak BPA kalıntı seviyelerinde birtakım farklar kesinlikle mevcuttur.”

Jane Muncke’ye göre, kısa süre önce yetişkin insanlarla gerçekleştirilen epidemiyolojik çalışmalarda BPA kullanımına bağlı olarak kalp hastalıkları, diyabet ve erkek cinsel işlev bozuklukları görüldü. Şüphelenilen etkilere yönelik liste daha uzun Obezite de bunun içinde yer alıyor.

Nisan 2008’de Kanada’nın bebek mamaları/biberonlarında BPA’yı yasakladığı hatırlatan Muncke, Ocak 2010’da Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’nun, BPA’ya ait görüşlerini değiştirdiğini ve çocuk gelişimi üzerine bir takım kaygılara vurgu yaptığını belirterek, “Nisan 2010’da Danimarka bebek mamalarında BPA yasakladı. Mayıs sonunda Mayıs ayı sonunda Avrupa Gıda Güvenlik Kurumu’nun, BPA’ya ilişkin olarak yayınlayacağı yeni bilimsel raporun sonuçlarını bekliyoruz” diye konuştu.

“TÜBİTAK UZMANI: GIDA İLE AMBALAJ ARASINDA İSTENMEYEN ETKİ OLUŞMAMALI”

Toplantıda kapsamlı bir sunum yapan TÜBİTAK MAM Gıda Enstitüsü Uzmanı Dr. Canan Doğan, gıda ambalajının temel görevinin gıdayı korumak, aynı zamanda da gıdaya zarar vermemesi yani bileşimindeki moleküllerin gıdaya geçmemesini sağlamak olduğuna dikkat çekti. Dr. Doğan, "Ambalaj, dış etkenlere karşı başlıca savunmayı sağlar ve doğal olarak yüksek derecede bir koruma oluşturur. Ancak, gıda ile ambalaj malzemeleri arasındaki istenmeyen etkileşimlerden oluşan problemler ambalajın dikkatli tasarımı ve yapımıyla üstesinden gelinebilir. En çok bilinen ve istenmeyen etkileşim, ambalaj malzemelerinden gıdaya geçen kimyasal maddeler veya diğer bir deyişle migrasyondur” diye konuştu.

Doğan, gıda ambalajlarının gıda maddelerini içinde tutma ve korumanın yanında gıda maddelerinin duygusal kalite ve güvenliğini sürdürme, gıdayı yararlı bir şekilde sunma ve tüketicilere gıda hakkında bilgi vermek gibi birçok önemli fonksiyona sahip olduklarını belirtti. Doğan, ambalaj materyallerinin sahip olması gereken genel özellikleri de sıralarken, “Ambalaj gıda maddesini, özelliğine bağlı olarak sıcaklık değişimleri, nem, hava, ışık gibi olumsuz dış etkenlerden korumalıdır. Gıda maddelerinin bileşiminde istenmeyen değişikliklere, bozulmalara neden olmamalı ve gıda maddesiyle etkileşim göstermemeli. Özellikle ucuza üretilmiş ve ithal edilmiş plastik kaplarda büyük problemlerle karşılaşılmaktadır” dedi.
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!