GeriEkonomi Oteller sessiz sedasız el değiştiriyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Oteller sessiz sedasız el değiştiriyor

Oteller sessiz sedasız el değiştiriyor
refid:15093361 ilişkili resim dosyası

Türkiye'deki otelcilerin çatı kuruluşu Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı Timur Bayındır ile son dönemde turizm sektöründe yaşananları değerlendirmek için biraraya geldik.

Artık ortalıkta hiç bir İsrailli turistin kalmadığını söyleyen Bayındır, onların boşluğunun ise Arap ve İranlılar sayesinde dolduğunu belirtiyor. Bayındır, bu sene 30 milyonluk bir turist rakamına ulaşmayı beklediklerinin de altını çiziyor.

Otelciliğin hiç de dışarıdan gözüktüğü kadar iyi bir iş olmadığını kaydeden Bayındır, son dönemde yatak bolluğu nedeniyle birçok işletmenin yürümediğini ve el değiştirmek zorunda kaldığını söylüyor...  

- İsrail'den gerçekten söylendiği gibi çok iptal var mı?

Bir an kendinizi onların yerine koyun. Küçük bir ülkedesiniz ve en çok gittiğiniz ülke ile bir anda gerginlik çıkıyor. Buradaki büyükelçisi, eşi, çocuğu can sağlığı nedeniyle geri çekiliyor. Turizm sonuçta rahat etmek işidir ve o ülkeye böyle bir gerginlikte gitmezsiniz. Bu gerilim muhakkak ki etkileyecekti ve etkiledi. İsrail'den hiç gelen giden yok.

- Kaç iptal var?

Bu sayıyı vermek mümkün değil. Ama şöyle bir hesap yapabiliriz: Eskiden İsrail'den 500 bin ve üzeri turist gelirdi. One minute olayı ile 300 bine düştü, bundan sonra da 100 bine düşer. Onlar da burada işi ve akrabası olanlar...

- Turistik amaçlı gelenler bitti yani...

Aynen öyle. Bu mevsimde İsrail'den artık turistik bir gezi olmaz. Ama işler düzelirse tekrar başlar.

Bu arada İsrailli turistler bitti ama onun yerine Arap ve İranlı turistte büyük bir yükseliş var...

- Bu ülkeler bizim İsraille olan restleşmemizden dolayı mı Türkiye'ye geliyor?

Bunda çeşitli etkenler var. Evet, en önemli sebebi bizim İsrail'e karşı Arapların tarafında olmamız. İkincisi, Türk dizileri. Üçüncüsü de onlara en yakın müslüman ülke biziz. Bu üçü birleşince büyük bir artış oluyor. Mesela İranlı turist sayısı ikiye katlandı, 100 binin üzerine çıktı. Suriye de öyle. Vizelerin de etkisiyle artık çok Suriyeli geliyor.

Bir de onlar Suriye'den arabalarına binip Gaziantep'e geliyor, oradan uçağa atlayıp İstanbul'a alışverişe gidiyor. Bu tip turizm de çok arttı.

- Başka ülkelerden rezervasyon iptali var mı?

Bize gelen bu tip bir bilgi yok. Ama şu var: Turist sorunsuz yere gitmek ister. İzlanda'daki olaya bakın. Bizimle bir alakası olmamasına rağmen yüzde 5 iptal geldi. İnsanlar 'ya gidip de dönemezsem' diye düşündü.

Neyse ki artık büyük şeyler, harala gürele bitti. Bu yüzden diğer ülkeleri fazla etkilemez.

- İstanbul'daki durum nasıl?

İstanbul'da bir düşüş var ama otellere bakın çok memnun.

- Nasıl oluyor?

Eren GÜLER yazıyor
hurriyet.com.tr

İstanbul'a 7.5 milyon kişi hava ve deniz yolu ile  geliyor. Havayolu ile gelen kitlenin içinde çok miktarda bizim eski Türkler dediğimiz, kendileri bulundukları ülkenin vatandaşı olmuş ama akrabaları Anadolu'da bulunan grup var. Bunlar eskiden İstanbul'a giriş yapardı ve sayı İstanbul'a yazardı. Şimdi direk uçak koydular ve gümrükler açıldı. Yolcular direk memleketlerine gittiği için İstanbul'un rakamı düştü.

İstatistik olarak azalsa da gerçek turist sayısı artış gösteriyor.

- En çok hangi ülkelerden artış var?

Almanlarda dikkat çekici bir artış var, İran ve Arap ülkelerinden artış var. Araplar artık 12 aya yayıldı ve onlardan herkes memnun. Çünkü sabah kalkıp bir alışveriş merkezine gidiyorlar ve akşama kadar alışveriş yapıyorlar.

- Arapların turizmdeki payı artmaya devam eder mi?

Eğer biz kaçırmazsak artar. Biz çok enteresan bir ülkeyiz. Bir ara çok Romen gelirdi, Polonyalı gelirdi, çok Arap gelirdi. Ama biz onlara laf ede ede kovaladık. Şimdi de gelsinler diye bekliyoruz. Biz eğer gelen müşteriyi kaçırmazsak ve yeni pazarlar edinirsek çok iyi olur. Ama Avrupalıyı da elden kaçırmamak lazım.

- Yeni pazarlar derken?

Hindistan, Çin ve Ortadoğu çok önemli. Özellikle Hindistan'dan biraz turist alabilirsek İstanbul çok hareketlenir. Biz oralarda turizm ofisleri açtık, fuarlara da katılıyoruz. Çin ve Hindistan pazarından çok ümitliyiz.

Oteller sessiz sedasız el değiştiriyor

- Şu anda sektörde durum nedir?

Daha yeni yeni hızlanıyor. Bu ayın sonunda netleşir. Ama bizim 2010 beklentimiz 30 milyon turist. Geçen seneye göre yüzde 10'luk bir artış yakalayabiliriz.

- Türkiye'nin ucuz ülke olma hali devam edecek mi?

İmaj edinmek zordur edinilmiş imajı değiştirmek daha da zordur. Biz zamanında güneydeki otelcilere çok söyledik. Çok yatırım yaptınız çok yatak açıyorsunuz arz talep dengesi aleyhinize işliyor diye. Acentalar da bu yatak fazlalığını çok güzel kullandılar ve pazarlıkla fiyatları indirdiler.

Adamlar bir kere 40 euroya geldiyse bir daha 100 euroya gelmez. Çatlasa 45 euro olur. Türkiye'nin de durumu budur. 'Borçla yatırım yaptık, o gelsin bu gelsin borçlarımızı ödeyelim' diye fiyatları öldürdüler. Antalya'dan Alanya'ya kadar hep otel doldu ve şu anda fazla bir yatak kapasitesi var.

- Hala yapılıyor ama... 

İşin cazibesine kapılma var. Adam bakıyor, senin 500 odan var, her gece dolu. Bir hesap yapıyor, felaket para... Gecede 100 eurodan sezonda 60 milyon euro eder. Bir tane de ben yapayım diyor ama hiç öyle değil o işler. İşin içine girince anlıyorlar.

- Özetle Antalya'da yeni yatırımlara ihtiyaç yok mu?

Antalya'ya katiyen yeni otele ihtiyaç yok. Bir de çok büyük furya vardı. Özal zamanında 50 yıllık arsa verildi, masrafların yüzde 50'si de geri dönüşsüz ödendi. Türk milleti uyanık. Masrafları şişirip oteli bedavaya getirdiler. İşin cazibesi hala devam ediyor ama artık o teşvikler bitti. Teşvik yine verilmeli fakat otele ihtiyaç olan yerlerde.

- Mesela?

/images/100/0x0/55eb0174f018fbb8f8a4d98c
Kars, Van, Urfa, Samsun gibi yerler. Türkiye'nin her yerine yapılmalı. Mesela araba ile giderken yoruldunuz, önüme çıkan ilk kasabada yatayım dediniz ama öyle bir şansınız yok, çünkü otel yok. Bunların olması lazım.

- İstanbul'a ihtiyaç var mı?

İstanbul'da da artık otele gerek yok. Durması lazım. Otellerin kapasitesi yüzde 60 ortalamada gidiyor. İleride müşteri artacak diye sen şimdiden 100 milyon euro yatırır mısın? Bu yatırımları müşteriye paralel götürmek lazım. Ben yatırım yapayım da müşteri gelsin değil. Müşteri potansiyeli yükselirse yatırımını yaparsın.

Mesela Selanik'te hiç yeni otel yatırımına müsaade etmezler. Çünkü kapasitesi gelenlerle yüzde 65-70 doluyor. Dolayısıyla izin vermiyolar ama eskileri muhafaza ediyorlar. Otel sahiplerine yenileme için kredi veriyorlar, destek sağlıyorlar. Eğer otel sahibi yenilemeyi yapmazsa oteli satmak zorunda bırakıyorlar. Türkiye'de de böyle olmalı.

OTELLER SESSİZ SEDASIZ EL DEĞİŞTİRİYOR

Bir de Türkiye'de çok sessiz sedasız oteller satılıyor. Bizim bile haberimiz olmuyor. Para kazanmak çok zor bu sektörde, dışarıdan gözüktüğü gibi değil. Eğer yüzde 60 doluluğu geçemezsen neredeyse hiç para kazanamazsın. 

Millet bakıyor otele, işliyor diye hemen giriyor. Birine fizibilite yaptırıyor, adam da ona 'yüzde 90 dolar' diyor. Yahu nasıl dolar? İstanbul'un bir ucunda otel yapıyorsun. Senenin 3-5 günü dolar, 365 gün dolduramazsın ki. '200 euroya satarsın' diyor. Nereye satıyorsun? 100 euroya sat, öp de başına koy. Ben Harem'deki kendi otelimi satamıyorum 100 euroya. Halbuki sırf 70 euro manzarası eder.

İsmini vermeyeceğim ama yeni yapılan otellerden birinin odasını 60 euroya satıyorlar. Delireceğim, yapılan yatırımın faizi değil. 5 yıldızlı otel yapmak marifet değil bunu 5 yıldızlı fiyata doldurmak marifet. Dolduramayan da gidip başkasına satıyor işte.

- Eurodaki düşüş sizi nasıl etkiliyor?

Bizim için çok kötü. Çünkü herşeyin fiyatı artıyor ama dolar veya euroya yükselmiyor. Ya döviz yükselsin ya da TL fiyatları yükselmesin. Eskiden 100 lira harcayıp karşılığında 10 euro kalıyordu, şimdi 110 lira harcıyosunuz, yine 10 euro kalıyor ama euronun fiyatı düşüyor. Sonuçta karınız devamlı azalıyor. Bu sefer de hizmet kalitesi düşüyor, müşteri tekrar gelmiyor...

Bu otelcilik için büyük handikap.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle