Kriz vurdu, yabancı mimar Türkiye’de iş kovalıyor

Güncelleme Tarihi:

Kriz vurdu, yabancı mimar Türkiye’de iş kovalıyor
Oluşturulma Tarihi: Aralık 18, 2011 00:00

Tabanlıoğlu için, mimarlık alanında dünyanın en prestijli ödüllerinden RIBA’yı almaları nedeniyle İngiltere Konsolosluğunda bir resepsiyon düzenlendi. Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, ekonomik kriz nedeniyle projelerin ABD’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 50 azaldığını söylerken, Murat Tabanlıoğlu, “Pek çok Avrupalı, Amerikalı mimar Türkiye’de iş kovalıyor” dedi.

TABANLIOĞLU Mimarlık, dünyada alanında en büyük ödüllerden biri kabul edilen RIBA’yı (Royal Institute of British Architects’i-Britanyalı Mimarlar Kraliyet Enstitüsü) kazanan ilk Türk şirketi olmuştu. Levent’teki Loft Garden projesiyle RIBA’yı kazanan Tabanlıoğlu Mimarlık onuruna İstanbul’daki İngiltere Konsolosluğu’da bir resepsiyon verdi. Aynı zamanda Avrupa’nın en başarılı 40 mimarı arasına da giren Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, global ekonomik kriz nedeniyle tüm dünyada projelerin azaldığını söyledi.

Türkiye’de iş arıyorlar

Resepsiyonda sorularımızı yanıtlayan Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, mimarların, çizdikleri projelerle birkaç yıl öncesinden ekonominin gidişatını gördüğünü belirterek, “Eğer gelecek yıllarda projeler yavaşlayacaksa mimarlar bunu önceden tecrübe ediyor” dedi. Bu açıdan bakıldığında projelerin ABD’de yüzde 70, Türkiye’de yüzde 50 azaldığını aktaran Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, dünyanın her yerinde yatırımların dikkat çekici boyuta azaldığını söyledi. Murat Tabanlıoğlu ise “Pek çok Avrupalı, Amerikalı mimar Türkiye’de. Çünkü burada iş kovalıyor. Batı’da yapabilecekleri projeler yok, Türkiye’de iş almaya çalışıyorlar” dedi.

Krizden çıkan dersler

Murat Tabanlıoğlu, ekonomik kriz öncesinde Dubai, Londra, New York ve Kazakistan gibi dünyanın hemen her yerinde binlerce bina yapıldığını hatırlatarak şöyle konuştu: “Bunlar, doğru dürüst ekonomisi yapılmadan yapılıyor. Suni, ortaya çıkmış kişiler suni şehirleri doldurmaya başlıyor. Bu kriz ‘sen bunları yapıyorsun ama bunların içini nasıl doldurakcaksın’ dersini öğretti. Dubai’de fuara gidiyorsunuz anormal büyük parklar, dev binalar? Dünya artık böyle fantastik saçmalıklardan bıktı. Dubai’de biz ilk kez bir bina yapıyoruz. Krizden önce benzeri yüzlerce proje vardı. Kriz Araba, Rus’a, Türk’e herkese daha mantıklı olmayı öğretti.”

Mimarlar da seçici olmalı

Melkan Gürsel Tabanlıoğlu, mimarların seçici olması gerektiğini belirterek, “Bina bir heykel değildir. İçinde insanla bina, bina olur. Bir mimar da ‘Projemi çizerim, giderim’ diye bakmamalı. Eğer bir banka projeyi finanse ediyorsa bu akıllı projedir. Onları yapmalı” diye konuştu.

Turistler plato görmeye gelmiyor

MURAT Tabanlıoğlu, “İnsanlar yaşamıyorsa mahalle, mahalle olmuyor” diyerek sadece turistlere yönelik gelişen semtleri eleştirdi. Tabanlıoğlu, turistlerin bir şehre plato görmeye değil, o şehri yaşamaya, lokal halkla kaynaşmaya gittiğini söyledi. Tabanlıoğlu, artık İstanbul’a içinde mimarlar, ekonomistler, sanatçılar olan belediye veya kamu kurumlarının ziyaretler düzenlediğini belirterek, “Biz her ay birkaç böyle grup ağırlıyoruz. Yaptığımız binalar da bu anlamda iyi. İstanbul Modern ile şehrin ilk modern sanat müzesini, Kanyon ile modern alışveriş merkezini, Loft ile modern yaşam alanını ve Sapphire ile de gökdelen görüyorlar” diye konuştu.

Duvarlarla ayrılan siteler çok yanlış

MELKAN Gürsel Tabanlıoğlu İstanbul’da mimari açıdan duyduğu bazı rahatsızlıkları şöyle dile getirdi: “Siteler yapılıyor ve bu yaşamları birbirinden ayırıyor. Kopuk kopuk oluşumlar çok yanlış. Sosyo-ekonomik farklılıkları çizip ayırıyorlar. Şehrin içinde arazi yok yüksek katlı yapılıyor, şehrin dışında neden yüksek bloklar yapılıyor? Şehrin siluetini bozan yapılar mimar olarak benim canımı yakıyor. Türkiye’de yazılı kurallar çok sert ama uygulamada fazla esneklik var. Büyükdere Caddesi, gökdelenlere ayrılıyor ama altyapı hazırlanmadığı için ciddi bir trafik ve yaşam problemi var. Yeşil alanlar yok edildi. Sadece siluet değil sorun. Şehir hem yatay hem de dikey tahrip edilmemeli.”

İstanbul’un çürük raporu açıklansın

DEPREM konusuna da dikkat çeken Murat Tabanlıoğlu, “Duyduğumuza göre İstanbul’un bir çürük haritası çıkarılmış. İstanbul’un çürük raporu açıklansın. Bunun yapılmış olması çok önemli. Bu açıklanmalı ve gerekli önlemler alınmalı” dedi.

Şehrin hafızasında yer etmiş binalara saygılı olunmalı

MELKAN Gürsel Tabanlıoğlu, kentsel dönüşümlerin yanı sıra Nişantaşi gibi bazı semtlerde eski binaların yıkılıp, yenilerinin yapıldığını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu bazı binalar için doğru. Şehrin bir köşesindeyken, şimdi ortada kalmış binalar yıkılabilir, daha iyisi yapılabilir. Ama kötü olan değerli binaların yok edilmesi. Mesela Emek Sineması ve AKM. Beğen beğenme o bir dönemi temsil ediyor. Şehrin hafızasında yer etmiş binalara saygılı olunmalı. Daha iyi bir sinema yapacağız deniyor. Bu daha kötü. Bırak eskisi kalsın. Anneannenin gittiği sinema kalmadı İstanbul’da. Beyoğlu kendiliğinden dönüştü. Zamanla restoranlar, mekanlar, cafeler açıldı. Barış içinde oldu dönüşüm.”

Turistler plato görmeye gelmiyor

MURAT Tabanlıoğlu, “İnsanlar yaşamıyorsa mahalle, mahalle olmuyor” diyerek sadece turistlere yönelik gelişen semtleri eleştirdi. Tabanlıoğlu, turistlerin bir şehre plato görmeye değil, o şehri yaşamaya, lokal halkla kaynaşmaya gittiğini söyledi. Tabanlıoğlu, artık İstanbul’a içinde mimarlar, ekonomistler, sanatçılar olan belediye veya kamu kurumlarının ziyaretler düzenlediğini belirterek, “Biz her ay birkaç böyle grup ağırlıyoruz. Binaları gezip görüyorlar. Bizim yaptığımız binalar da bu anlamda çok iyi. İstanbul Modern ile şehrin ilk modern sanat müzesini, Kanyon ile modern alışveriş merkezini, Loft ile modern yaşam alanını ve Sapphire ile de gökdelen görüyorlar” diye konuştu.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!