GeriEkonomi 'Kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor'
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

'Kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor'

'Kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor'

Kerem Çobanlı Photography reklamcılığın değişimiyle ilgili yaptığı açıklamada; "Türk reklamcılığı aslında bizce çok büyük değişimler göstermiyor. Türkiye'de belli ajanslar, belli ekolleri oluşturuyor zaten biliyorsunuz. Buradaki asıl değişkeni, müşteri tarafı ve ajanslardan beklenenlerin giderek artması olarak görebiliriz. Hiçbirimiz reklama zorla mecbur bırakılmak istemediğimiz için, otomatik olarak geliştirdiğimiz bir savunma sistemimiz var. Reklam görmeye tahammülümüz yok aslında. Dolayısıyla kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor" dedi.

Bu yıl Kırmızı Kampanya / En İyi Kültür, Sanat ve Eğlence Kampanyası kategorisinde Kırmızı kazandığınız Anadolu Üniversitesi Palto Film Günleri için hazırladığınız “Sinemadan Çıkmış İnsan - 11. Palto Film Günleri” kampanyası ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

(Nasıl bir brief ile yola çıkıldı, hangi iç görü üzerinden ilerlendi, bulunan yaratıcı fikir nasıl doğdu, tasarım aşamasında neler yaşandı, vb.)

Tabii ki. Aslında brief’e varan süreç (brief’i kimin, nasıl verdiği) normal iletişim süreçlerinden biraz farklı. Kısaca anlatalım. Biz Taylan Özgür Akçam, Aksel Ceylan ve Efe Kaptanoğlu’ndan oluşan 3 kişilik bir ekibiz. Normalde hepimiz ayrı ayrı ajanslarda çalışan insanlarız ve 2 yıldır gönüllü olarak Palto Film Günleri özelinde bir araya gelip iletişim kampanyasını hazırlıyoruz. Taylan, aynı zamanda Palto Film Günleri’nin kurucularından biri. Yani müşteri de biziz, ajans da biziz gibi bir durum var. O yüzden brief’i de revizyonları da kendi kendimize veriyoruz. Ama kağıt üzerinde de bir ajans değiliz. Bir tabelamız yok. Ajans mantığında çalışan bağımsız yaratıcılarız. O yüzden yarışmalara kampanyada birlikte çalıştığımız insanların şirketleri üzerinden katılıyoruz. (Batuhan Türkay ve Kerem Çobanlı’ya sevgiler.)

Kampanya fikrine gelince, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam kitabı çok sevdiğimiz bir kitap zaten. “Sinemadan çıkmış insan” anlatımı da hala geçerliliği olan, sinemayla haşır neşir birçok kişinin aşina olduğu muhteşem bir pasaj. Biz de “bunu niye kullanmıyoruz, sinemayı daha güzel anlatan bir pasaj var mı ki?” dedik. Sonra kullanılmamış olmasına şaşırdık. Ve Yusuf Atılgan’ın oğlu Mehmet Atılgan’la telif kullanımı hakkında görüştük. Hayal ettiklerimizi duyunca o da heyecanlandı ve seve seve kabul etti. Biz de kampanyamızı; oyuncu, yönetmen, seyirci, senarist yani gerçekten sinemadan çıkmış insanlarla, sinemadan çıkmış insanların duygularına odaklanarak anlatmaya karar verdik. Birçok ünlü isimle temasa geçtik ve projeyi anlattık. Çoğu da kampanyamızda yer almayı kabul etti.

Kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor

Tabii uygulama aşamasına geldiğimizde birçok kişinin yüreği, emeği vardı bu işte. Başta festivali birlikte yürüttüğümüz Mesut Tasasız, Su Lokum, Candaş İnceer var. Bu sene kampanyamızın fotoğraflarını çeken Kerem Çobanlı var. Tanıtım filmini çeken Engin Erden var. Filmin müziklerini yapan Burak Ekinil var. En büyük destekçimiz Anadolu Üniversitesi ve A.Ü. İletişim Bilimleri Fakültesi var, dekanımız var, hocalarımız var. Arkadaşlarımız, eşimiz, dostumuz, sevenlerimiz var. Kampanyamızda yer alan oyuncu, yönetmen, senarist bir sürü ünlü isim var.

Biz aslında her Palto Film Günleri kampanyasında, gönüllülük esasıyla bir araya geliyoruz. Bağımsız, kolektif bir yapı oluşturarak, yaratıcılığın sadece alışageldik ajansların tekelinde olmadığını hatırlatıyoruz ve buradan hareketle büyük işler yapmayı hayal ediyoruz.

2 senedir Palto işlerimiz farklı yarışmalarda ödüllere layık görüldü. Bu sene de sıfır bütçe ve sinemadan çıkmış insanların bolca emeğiyle yapılmış bir kampanya yaptık ve bizim için çok prestijli olan Kırmızı Ödülü’nü aldık. Ödül alan tüm işleri kutluyoruz. Son olarak diğer ödül alan işlerden küçük bir farkımız olduğunu da hatırlatmak istiyoruz; bizim aldığımız ödüller ajansta değil evlerimizde duruyor.

Türk reklamcılığındaki değişimler nelerdir? Sektörün geleceğine ilişkin görüş ve beklentilerinizi paylaşabilir misiniz?

Türk reklamcılığı aslında bizce çok büyük değişimler göstermiyor. Türkiye'de belli ajanslar, belli ekolleri oluşturuyor zaten biliyorsunuz. Buradaki asıl değişkeni, müşteri tarafı ve ajanslardan beklenenlerin giderek artması olarak görebiliriz.

Bu durumu devamlılığı olan bir yapıda karşılayabilmek zor, dolayısıyla sektörel olarak doğal seleksiyona yoğun olarak maruz kalıyoruz. Kimimiz yurt dışına, kimimiz daha sakin bölgelere, kimimiz ise farklı sektörlere kayabiliyor. Hem sektörden hem de sektör dışından insanların yani reklama maruz kalan herkesin, bildiğimiz anlamda reklama gösterdiği bariz bir reaksiyon var. Hiçbirimiz reklama zorla mecbur bırakılmak istemediğimiz için, otomatik olarak geliştirdiğimiz bir savunma sistemimiz var. Reklam görmeye tahammülümüz yok aslında. Dolayısıyla kaliteli iş üretme zorunluluğu giderek artıyor. Burada da fark yaratan asıl değişken yine müşteri. Palto Film Günleri'nin iletişim kampanyalarını hazırlarken bildik müşteri yapısının olmaması, ortaya çıkan işlerin kalitesini bariz bir şekilde arttırıyor. Gündelik ajans süreçlerinde ‘öğrenilmiş çaresizlik’ olarak kodlayabileceğimiz durum ortadan kalktığında neler başarabileceğimizi, yaptığımız 'reklam'a inanırsak hem işi üretecek olan yaratıcıları, hem de izleyecek olan son kullanıcıyı mutlu edebileceğimizi deneyimliyoruz. Bu işlerin iki yıldır kocaman ajanslar arasından sıyrılıp ödüller alabiliyor olmasının, tüm sektöre anlamlı bir mesaj verdiğini düşünüyoruz.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle