GeriEkonomi Kadının fendi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kadının fendi

Kadının fendi

62 yaşına kadar ev hanımı olan Dilek Terimer, Türkiye’nin en eski duvar kâğıdı üreticilerinden Halley’in kurucusu olan eşi Suat Terimer vefat edince mecburen işin başına geçti. 8 yıldır şirketi yöneten Dilek Terimer, bu yıl 16 milyon lira ciro hedefliyor.

TÜRKİYE’nin en eski duvar kağıdı üreticilerinden Halley Duvar Kağıtları ve Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Yönetim Kurulu Başkanı Dilek Terimer, eşi Suat Terimer vefat ettiğinde, 62 yaşında bir ev hanımıydı. O zamana kadar hiç çalışmamış ve iş hayatını tanımamış bir kadın olarak işin başına geçti. Terimer’in, inançlı, ilkeli çabaları ve sürekli öğrenme isteği sayesinde, 8 yıldır başarıyla yönetilen şirkette 80 kişi çalışıyor ve bu yıl 16 milyon lira ciro hedefleniyor. Adeta ‘kadının fendi erkekleri yendi’ öyküsüne dönüşen hikaye devam ediyor. Çerkezköy OSB’deki fabrikada başlanan 3 milyon dolarlık yeni yatırım tamamlandığında, maliyetler düşecek ve cirodaki payı yüzde 10’larda olan ihracat hızla yükselecek. Dilek Terimer, şöyle anlatıyor öyküsünü:

MUTLU BİR EVLİLİK

“Konya doğumluyum, asker kızıyım. Eşim merhum Suat Bey ise Üsküp göçmeni bir aileden gelmeydi. 20 yaş fark vardı aramızda. 52 yıl çok güzel bir evlilik hayatı yaşadım. Çünkü kocamı çok sevdim. 15 sene kadar önce ağır hasta oldu ve 8 yıl önce de vefat etti. Evlendiğimiz yıl 1964’te kurmuştu Halley Duvar Kağıtlarını. Birikmiş paramız vardı ve düğün yapmayıp onu sermaye yapmıştı. Bir de ortağımız vardı (İsmet Titiz). Halen de ortaklık sürüyor. Çerkezköy’de 20 dönümlük fabrikamızda üretim yapıyoruz. 8 yıl önce Suat Bey vefat etti. Öncesinde uzun bir hastalık dönemi oldu ve aslında şirkette bu durumdan çok olumsuz etkilenmişti.

İŞ BAŞA DÜŞÜNCE

Eşim vefat edince, doğal olarak, şirketi satma ya da tasfiye gündeme geldi. Ben o güne kadar şirket, bilanço, tazminat ne demek bilmiyordum. Sadece bir ev kadınıydım. Eşim bana günlük para bırakırdı ben de evimi çekip çevirirdim. Kapatmayı da satmayı kafamdan attım. 2008’di ve önce kendime bir iş hukuku kitabı aldım. Bir muhasebeci ve bir avukat tuttum. Her imzada onlara danışarak, kitabı okuyarak yürüdüm. Şirkete her şeyi biliyor gibi gelip işi yönetiyordum. Aslında blöf yapıyordum ama bu blöfü gören olmadı. Çocuğu da olmayan bir kadın olarak çok zordu. Bu arada maneviyatımı güçlendirmek için de mutlaka ‘ben hacca gitmeliyim’ dedim. Yazıldım ve 2009’da hacca niyet ettim. Kontenjan doluydu ama çok şükür rabbime mucizevi bir şeyler oldu ve gitmek nasip oldu. Çok gönülden istemiştim. Bu öyle bir şey ki oraya giden bilir ancak. Bana çok büyük güç verdi. Sonra birkaç kez umreye de gittim. Çünkü bir kez oraları gören duramıyor. Beni Medine çok etkiledi. Kabe çok yüce ama Medine benim için bambaşka bir yer oldu.

EŞİM İÇİN OKUL YAPTIRDIM

2009’da bir şey daha kısmet oldu ki eşimin sağlığında çok istediği bir şey vardı. Okul yaptırmak isterdi. Ben de Bayrampaşa’da 750 öğrencilik bir Anadolu Lisesi yaptırdım ve teslim ettim. Sonra başka okullar yaptırmak da nasip oldu. İşler de zamanla düzeldi.
Mesela o dönemde Azerbeycan’a çok iyi mal satıyorduk. Ayda 3-4 TIR gönderiyorduk. Bazı olumsuzluklar olmuş ve Azeriler mal almamayı bırakmışlar. Ben de aldım müdürümü yanıma gittim Azerbeycan’a. Tebriz’de müşteriyle konuştum, sonra da çok uğraştım ama müşteri ikna olmadı. Ancak daha sonra İstanbul’daki Azerbeycan Konsolosu ile tanıştık ve orada kendimiz üç mağaza açtık. Bu arada hammadde tedariki için de bir fabrakaya ortak oldum.

ERDOĞAN’A ANLATINCA

Bu arada, sektörümüz adına piyasada çok sıkıntılı bir dönem başladı. Kore’den duvar kağıdı ithalatı patlama yapmıştı ve biz yerli üreticilerin direnecek gücü kalmamıştı. İthal ürünlerin fiyatları çok düşüktü. Sayın Cumhurbaşkanı’nın bir gezisine katıldım. Seyahat boyunca heyetle incelemelerde bulunduk. Seyahatin sonuna doğru ben sektörümüzün durumunu kendisine anlatmak istedim. Ancak korumalar v.s. mümkün değildi. Taner Yıldız bey bakandı ve ben de kendisinden rica ettim. Biz öyle konuşurken, Sayın Cumhurbaşkanı bizi gördü ve ‘bir hanımefendi galiba benimle konuşmak istiyor lütfen önünü açın gelsin’ dedi. Ben de fırsat bu fırsat sektörün durumunu anlattım. ‘Benim fabrikam da sektördeki diğer üreticiler de bu ithalat yüzünden kapanma noktasındayız’ dedim. Kendisi hemen Taner Bey’i çağırdı ve bu konuyu ayrıntılı inceleyin ve çözün dedi. 1 yıl içinde kota getirildi ve ithalatçıya çok yüksek bir vergi geldi. Bütün üreticiler kurtulduk. Bize 3 yıl süre tanıdılar. Yeni yatırım, yeni istihdam ve fiyatları indirme sözü verdik.”

Koreliler Türkiye’de fabrika kurdu

DİLEK Terimer, “Biz, yeniden yatırıma başladık. Şu anda makinelerimiz geliyor ve Kasım ayında üretimimiz başka türlü olacak. Maliyetlerimiz çok düşecek. Kağıdı vinille kaplama işini de kendimiz yapacağız. Bunu yapınca tekstil tabanlı maliyet de ortadan kalkacak. Ayrıca enerji tasarrufu, bina ağırlığı gibi binalara yönelik bazı yeni standartlar getirildi ki bu da sektörümüzü destekleyen bir gelişme oldu. Otel, okul, hastane ve rezidanslarda bu yeni standartlar geçerli olacak” diyor. Terimer, gümrük vergilerinin de etkisiyle Türkiye’de üretimin cazip hale gelmesi üzerine eskiden Türkiye’ye duvar kağıdı ihracatı yapan Korelilerin de Türkiye’de üretim yatırımına yöneldiğini belirtti.

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle