GeriEkonomi Hayvanlar da teminat sayılsın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Hayvanlar da teminat sayılsın

Hayvanlar da teminat sayılsın

Hayvancılık sektöründe çiftçinin finansmana erişimindeki en büyük problemlerden birinin teminat olduğunu ifade eden Ziraat Bankası Kredi Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Göğebakan, “Hayvan alımı için finansman sağlandığında hayvanları yaygın olarak teminat alamıyoruz. Bir taşıt kredisinde otomobil nasıl kolayca teminat alınarak bireysel alınıyorsa hayvanlarda da sistem bu kadar basit ve hızlı olmalı” dedi.

2012 yılı itibariyle 17.9 milyar TL olan tarım kredileri bugün 54 milyar TL’yi aşan Ziraat Bankası, tarım kredilerinde sektörde yaklaşık yüzde 65 pay alıyor. Tarım sektörünün, Ziraat Bankası tarafından kullandırılan kurumsal nakdi krediler içine yüzde 24 pay ile en çok kredi kullandırılan sektör olduğuna dikkat çeken Ziraat Bankası Kredi Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Göğebakan, finansa erişimin kolaylaştırılmasına ve tarımsal üretime yönelik finansal enstrümanların geliştirilmesine yönelik çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

Özellikle küçük işletmeler için teminatların çeşitliliğinin arttırılması gerektiğine ve bu işletmelerin örgütlü şekilde üretim yapmalarının teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çeken Göğebakan, hayvancılık ve meyve yetiştiriciliği alanında, hukuki ve uygulamaya ilişkin teknik alt yapı tamamlandığında, bu konularda kredi verilmesi noktasında iyi sonuçlar vermesini bekledikleri bazı düzenlemelerden bahsetti.

EKSİKLİKLER VAR
Bankanın finanse ettiği ne ise, kredinin teminatının da o ürün ya da varlık olmasında fayda olduğunu ifade eden Göğebakan, “Eğer bir konut alımı finanse ediliyorsa teminat olarak konutu ipotek alıyoruz. Otomobil de aynı şekilde ya da bir fabrikaya makine alımı yapılıyorsa kredinin teminatı da otomobil ya da makinenin kendisi oluyor. Ancak, biz bankalar olarak otomobili rehin alabiliyorken, sütünden, etinden, gübresinden, derisinden kısaca her şeyinden yararlanılan hayvanlarda bunu yapamıyoruz.

Ülkemizde hayvan varlığının artması için hayvan rehini uygulamasının tam ve yaygın olarak hayata geçirilmesi gerekiyor. Özellikle damızlık hayvan alımına yönelik kredilerin teminatı, hayvanların kendisi olabilmelidir. Bununla ilgili bir takım yasal mevzuat oluşturuldu. Ancak, teminat vasfı oluşturma konusunda hala önemli eksiklikler var. Örneğin, bir otomobili rehin almak için bilgisayarda birkaç işlem yapmak yeterli iken hayvan rehininde bunu yapabilmek mümkün değil. Yasal mevzuattaki noksanlıklar giderildiği ve teknik alt yapı tıpkı otomobil rehininde olduğu gibi basitleştirilip hızlandırıldığı taktirde hayvancılık alanında teminat sorunu çok önemli ölçüde aşılmış olacak” dedi.

SORUN KALMAZ
Hayvancılığın otomobilden çok daha üretken olduğuna dikkat çeken Göğebakan, “Hayvansal üretimde yatırımın ana unsurlarının başında hayvanlar geliyor aslında. Araçların nasıl plakası varsa hayvanların da kulak küpeleri var. Araç plakası ve motor şase numarası devletin sicilinde kayıtlıdır. Ancak, hayvan küpe numaraları sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında var. Bakanlık iç işleyişlerinde bu küpe numaralarını kullanıyor. Otomobil rehini Emniyet Genel Müdürlüğü’nün sisteminde direkt olarak yapılabiliyor. Bankalar web ortamında bu uygulamaya ulaşabiliyor ve rehin tesis edebiliyor. Eğer kulak küpe numaraları, örneğin hayvan bilgi sistemi gibi bir sistem oluşturulup kullanıma açılır ve hayvancılıkta da otomobil rehini gibi kolay bir sistem oluşturulabilirse hayvancılıkta teminat bulma diye bir sorun kalmayacaktır. Uzun vadeli kredi olması halinde krediyi teminatsız verme imkanımız yok. Rehin alınamayacağı için başka enstrümanlara yöneliyorsunuz. Çiftçinin finansmana kolay erişimi için teminat türlerini çoğaltmak gerekiyor” diye konuştu.

Hayvanlar da teminat sayılsın

Ziraat Bankası Kredi Politikaları Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Göğebakan

Kıymetli teminat unsuru
AYNI durumun meyve bahçeleri için de geçerli olduğunu belirten Cengiz Göğebakan, “Meyve ihracatı ülkemiz ekonomisi önemli bir kalemdir. Meyve bahçesi tesis etmek için uzun vadeli krediler kullandırmak gerekiyor. Ki bu kredinin ilk üç hatta bazen dört yılı ödemesiz dönem olmak zorundadır. Ancak, burada da teminat sorunu ortaya çıkıyor. Meyve bahçesi tesisi için kullandırdığımız kredilerin önemli bir kısmı, meyve bahçesinin makineleri olan fidanların finansmanına yöneliktir. Ama bunların finansmanı için de uzun vadeli kredi kullandırmanız ve bu uzun vadeli krediler için teminat oluşturmanız gerekir. Eğer meyve ağaçları daha fidan boyundan itibaren numaralandırılır, tapu sicili ile ilişkili bir ağaç siciline kaydedilir ve bu sicil aynı hayvancılık için belirttiğim gibi rehin tesisine uygun bir alt yapı ile bizlerin ulaşımına sunulursa meyve bahçesi yatırımları da kendi doğal teminatlarını oluşturmuş olacaktır. Her ikisi de sigorta ile desteklendiğinde bankalar için kıymetli birer teminat enstrümanı olacaktır” dedi.

ÇKS’ler lisansa dönüştürülmeli
TÜRKİYE’de tarımsal üretim yapıldığında bu üretimin faaliyetinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından tutulan Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kaydedilmesi gerektiğinin altını çizen Cengiz Göğebakan, sözlerini şöyle sürdürdü: “ÇKS tamamen beyana dayalı bir sistemdir. Mevcut haliyle bir kira kontratı yapıp, GTH İl/İlçe Müdürlüklerine müracaat ederek ben bu tarlada şu ürünü üreteceğim diyerek ÇKS’ye kayıt yaptırılabilir. Bu belge esasen sizin çiftçilik faaliyeti yaptığınızı da gösteren bir belgedir. ÇKS belgesi herkesin bu şekilde alabileceği bir belge olmaktan çıkarılıp, tarımsal üretim yapabilmek için bir lisans/ruhsat haline dönüştürülmelidir. Böylece başvuran herkesin değil, yalnızca yapılacak tarımsal faaliyet konusunda belli vasıfları taşıyan kişilerin sahip olabileceği ve üzerine kaydedilen arazilerde belirtilen ürünlerin üretiminin yapılabileceğini onaylayan ya da bu üretime izin veren bir lisans/ruhsat belgesi haline getirilir. O arazilerde o ürünlerin yetiştirilebilmesi için de bu lisans belgesinin bulunması zorunlu hale getirilirse, o zaman bu lisans belgesi de bir kıymet haline gelir ve kıymeti olan herşey gibi teminat vasfı kazanır. Aynı elektrik üretim lisanslarında ya da sağlık kurumu ruhsatlarında veya şehir içi taşımacılık izin belgelerinde olduğu gibi.” Her yıl devlet tarafından yapılan tarımsal destekleme ödemelerinin de çok önemli bir teminat unsuru olduğunu belirten Göğebakan, “Bunun için bütçe ödeneklerinin uygunluğuna göre yılın belli dönemlerinde yapılan destekleme ödemelerinin temlik edilebilmesine imkan tanınması halinde, üreticilerin destekleme ödemelerini temlik ederek, ihtiyaç duydukları kaynağa, ihtiyaç duyduğu zaman daha kolay ulaşabileceğini” ifade etti.

Asıl kazanan üretici olmalı
KOOPERATİFÇİLİĞİN önemine de değinen Cengiz Göğebakan, “Kooperatifçilikte güç birliği oluşturulabiliyor. Böylece tek tek bakıldığında küçük ölçekleri nedeniyle finansal rantabileteden uzak olan işletmeler, bir araya geldiklerinde uygun ekonomik ölçeğe kavuşuluyor. Ölçek küçük olunca teknoloji kullanımı azalıyor ya da kullanılan teknoloji daha pahalıya mal oluyor. Üretim maliyetleri artıyor. Karlılık ve verim düşüyor. Sermaye birikiminiz azalıyor ya da olmuyor. Finansmana erişim de güçleşiyor. Küçük işletmeler ürünlerinin fiyatını kendileri belirleyemiyor. Çoğunlukla da tarımsal ürünlerini işlenmemiş şekilde ham olarak satıyorlar. Tarladan sofraya ya da tarladan sanayiye denilen zinciri tarımsal üreticilerin organizasyonları ile birlikte kurmalıyız. Böyle olmayınca üreten değil, ürünün alım satımına aracılık eden kesim daha çok kazanıyor. Onlar da ticaret yapıyorlar. Bunda yanlış bir şey yok ama asıl kazananlar, üretimi yapanlar olmalı. Örneğin, küçük ölçekli üreticiler çiğ süt üretiyorlar. Önemli kısmının süt soğutma tankları olmuyor ve sütlerini müstahsiller vasıtasıyla firmalara pazarlamaya çalışıyorlar. Bu üreticiler ayrıca yem alırken de bireysel hareket ettikleri için girdi maliyetleri de yüksek oluyor. Bu üreticiler bir kooperatif çatısı altında birleştiklerinde hem toplu yem almak suretiyle girdi maliyetlerini düşürebiliyor, hem ortak soğutma tankları kullanarak sütlerinin kalitesini ve süt işleyen firmalarla toplu şekilde fiyat belirleyerek gelirlerini arttırabiliyorlar. Bir de buna sütü işleyerek peynir, yoğurt, yağ gibi nihai ürüne dönüştürebilmeyi eklediklerinde ürünün katma değeri de kendilerinde kalabiliyor” dedi.

Kefalet verebilen yapı
ÖZELLİKLE küçük ölçekli üreticilere hizmet veren ve köylere kadar girmiş olan Tarım Kredi Kooperatiflerinin yalnızca kredi kooperatifi olmaktan çıkarılarak aynı zamanda ortaklarına kefalet de verebilen bir kurum haline dönüştürülmesi gerektiğini belirten Cengiz Göğebakan, “Bu üreticiler teminat oluşturmakta güçlük çekebilir. Tarım Kredi Kooperatiflerinin ortaklarına kredi vermenin yanı sıra kefalet de verebilen bir yapıya dönüştürülmesi halinde bu küçük ölçekli üreticilerimizin gerçek anlamda düşük maliyetli finansmana erişimi çok daha kolaylaşacaktır” dedi.

Sözleşmeli üretimde kâr ortaklığı modeli
KÜÇÜK ölçekli üreticilerin üretim, pazarlama ve bunlar için uygun finansmana erişiminde teminat dışında, sözleşmeli üretim modeline de dikkat çeken Cengiz Göğebakan, “Üretimde büyük ve küçük işletmeler ile tarıma dayalı sanayi firmaları kısmen entegre olmuş durumdalar. Aralarındaki bağlantıyı sağlayan da sözleşmeli üretim modelidir. Diğer sektörlerde buna fason üretim ya da taşeron deniliyor. Tarımsal üretimde fiyat önceden bilinemiyor. Bir ekim yapıyorsunuz ve en erken 8 ay sonra ürün alabiliyorsunuz. Bu ürünün miktarını ve fiyatını da iklim ve doğa koşullarından tutun, rekolteye ve piyasada koşullarına kadar pek çok bilinmeyen belirliyor. Sözleşmeli üretim modelinde, bu bilinmezlikler altında çoğunlukla hasat dönemindeki koşullara atıf yapan fiyat anlaşması da yapılır. Bu durum üreticiler için bilinmezliğin kısmen de olsa devam etmesi anlamına gelir. Bu nedenle sözleşmeli üretim modelinin, büyük işletmelerin ya da tarımsal sanayi firmalarının zarar riskini yöneteceği ve üreticiye zarar yansıtmayacağı kar ortaklığına imkan verecek şekilde geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun için de mevcut yönetmeliklerde küçük düzenlemeler yapılması yeterli olacaktır. Esasen tarif ettiğimiz model katılım bankacılığını işaret ediyor. Eğer sözleşmeli üretim modeli kar ortaklığı anlaşmasını da kapsayan bir yapıya dönüştürülürse küçük ölçekli üreticilerimizin kazancı da artacaktır” ifadelerini kullandı.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle