Harvard’lı gelin Coca-Cola yerine aile kuyumcusunu seçti mücevher markasına imza attı

Güncelleme Tarihi:

Harvard’lı gelin Coca-Cola yerine aile kuyumcusunu seçti mücevher markasına imza attı
Oluşturulma Tarihi: Aralık 29, 2009 00:00

Rizeli Mehmet ve Ahmet Topal’ın 50 yıl önce Kapalıçarşı’da açtığı ‘Özen Kuyumculuk’ ikinci kuşağın çabasıyla mücevher markasına dönüştü. Markalaşma projesi, Harvard’da master yapmış, Coca-Cola’da işbaşı yapacakken aile şirketinde karar kılan ailenin gelini Ayşegül Tuncer Topal’ın eseri oldu.

TÜRKİYE’nin en iddialı olduğu sanayi sektörlerinden kuyumculuk ve mücevheratta artık, geleneksel anlayışın yerini, markalaşma projeleri alıyor. 5 yıl öncesine kadar Kapalıçarşı’da ‘Özen Kuyumculuk’ olarak esnaf görünümünde faaliyet gösteren firma, ikinci kuşak gençlerin ve özellikle de Harvard’da master yapmış, küresel şirketlerde çalışmış ailenin gelini Ayşegül Tuncer Topall’ın çabasıyla, markalaşma yolunda önemli adımlar atmayı başardı. Yaklaşık 50 yıl önce Rizeli iki kardeş Mehmet ve Ahmet Topal’ın İstanbul’a gelerek Kapalıçarşı’da açtığı kuyumcudan marka yaratmaya çalışan Ayşegül Tuncer Topal şöyle başlıyor anlatmaya:

Markalaşma kararı

“Aslında eşim Ekrem Bey’in babası ve amcası 1930’larda İstanbul’a gelmişler. Sonra da Kapalıçarşı’da kuyumcu olmuşlar. Uzun yıllar böyle yürümüş, 2000’lere gelindiğinde de pırlantaya girmişler. Toptan ticaret ağırlıklı çalışıyorlarmış. Bir tane de Kapalıçarşı’da kuyumcu dükkanı varmış. Eşim ve kardeşi Fahrettin Bey 2002’de işe ağırlığını koşmuş. Ben de evlilik vesilesiyle aileye girince 2004’ten sonra işe karıştım ve markalaşma projemiz de böyle başladı.”

Coca-Cola yerine kuyumcuya

Ayşegül Tuncer Topal, aile şirketine girmeden önceki hayatını şöyle özetliyor: “Aslında benim kariyer çizgim ve planım çok farklıydı. İstanbul doğumluyum, aslen Ağrılıyız. Babam Prof. Dr. Erman Tuncer’dir ve ben de Boğaziçi İşletme’yi bitirdim. Pricewaterhousecoopers’da çalıştım, sonra da Harvard’da master yapmak için ABD’ye gittim. Masterımı bitirip döndüğümde de Coca-Cola ile anlaşmıştım, iş başı yapacaktım. Yani küresel şirketlerde yola devam edecektim. İşletme okuduğum için pazarlama kurumsallaşma ve markalaşma alanlarında bir şirkette neler yapılması gerektiğini küresel anlamda öğrenmiştim. Eşim aile şirketimizin başındaydı ve yeni arayışlar içindeydi.”

Hedef dünya markası olmak

Ayşegül Tuncer Topal, aklında hiç yokken eşinin teklifi üzerine aile şirketine katılma kararı aldığını belirtiyor ve şöyle konuşuyor: “Gençler olarak büyük hedefleri başarabilirdik. Dünya markası olmayı hedefledik. Çünkü en doğru vizyon bu olabilirdi. Eşim sektörü anlattı ve ‘senin çok farklı donanımın var, biz alaylıyız sen mekteplisin, başarırız’ dedi. Ben de zaten sektörün gelişmeye açık bir sektör olduğunu görüyordum. Ucuz değil, kaliteli, özgün tasarımlı ve marka olmuş ürünlere geçiş yapma kararı aldık.”

Belçika’da pırlantayı komşu şirkette üretimi öğrendim

AYŞEGÜL Tuncer Topal, ‘mektepli mantalitenin’ verdiği vizyonla işe girdiğini başlamadan önce Belçika’ya gidip pırlanta üzerine eğitim aldığını anlatıyor. “Ayrıca sektörde üretimi de yakından görmeliydim. Bunun için de bir aile dostumuzun şirketine (Efe Kuyumculuk) girdim ve 4 ay kadar orada üretimi yakından gördüm” diyen Ayşegül Tuncer Topal, şöyle devam ediyor: “Bu sektörde dünya markaları genellikle ‘aile soyadıyla’ adlanır. Biz de soyadımızı istiyorduk ama ‘topal’ biraz hafif kalıyordu. 2004’te tüm kurumsal kimliğimizi ‘Topall’ olarak değiştirdik ve yeniden yola koyulmuş olduk.”

Körfezin emir ve kral aileleri müşteri oldu

AYŞEGÜL Tuncer Topal, İstinyepark’taki başarıdan sonra Hillside Beach Club Fethiye’de de mağaza açtıklarını söylüyor ve kısa sürede 3 bin 500 kişilik bir A plus müşteri portföyüne ulaştıklarını belirtiyor. Topal, “İstinyepark’ta Körfez ülkelerinden çok zengin yeni müşterilerimiz oldu. Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve ailesinden, Katar ve BAE’deki Emirlik ailelerinden ilgi gördük. Osmanlı Türk geleneğinden yaptığımız modern ürünler ilgi çekti. Geçen yıl, içindeki ürün fiyatları 30 bin-100 bin dolar arası değişen bir kültür serisiyle ‘Kelimeler ve Kubbeler’ ile ses getirdik. 25 parçalık bir mücevher koleksiyonuydu ve ayetler işlenmişti. Bu koleksiyonu vitrine bile koymadık, hepsi satıldı” diyor. Topal, bu koleksiyonu gören ünlü lüks mağazası Harrods’un Topall’ın yeni koleksiyonlarına talip olduğunu da belirtiyor.

250 markayı geçip İstinyepark’a girdik

İLK Topall mağazasını da Türkiye’nin en lüks markalarının adeta yarışarak yer tutabildiği İstinyepark Alışveriş Merkezi’nde açtıklarını söyleyen Ayşegül Tuncer Topal, şöyle konuşuyor: “A Plus müşteriye geçiş yapmak istiyorduk. Doğru nokta için de araştırma yaptık. İstinyepark’ta karar kıldık. Bize ‘heveslenmeyin lüks dünya markalarını alıyorlar’ dediler. Mücevher için 5 mağaza ayırmışlar ama 250 marka başvurmuştu. Bakanlar devreye girmişti. Zafer Kurşun Bey ile görüşmek için tanıdıkları araya soktum. Erman Hoca’nın kızı olarak randevu almayı başardım ve ikna ettim. 2007’de İstinyepark açıldı ve en az ‘6 ay zarar ederiz’ diye korku içinde dükkanı açtık. Ancak ilk haftadan itibaren neye uğradığımızı şaşırdık.”
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!