GeriEkonomi ‘Fon’ Türkiye’nin kartviziti olacak
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Fon’ Türkiye’nin kartviziti olacak

Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, “Bankalarla, sektörle güvene dayalı ilişkileri oturtmaya başladık. Bugün Varlık Fonu’nu bilmeyen Avrupa’da, Amerika’da, Asya’da çok az kurum var. Bu, Türkiye’ye uzun vadeli bir güven oluşturacak. Varlık Fonu’nun 2023 vizyonu, Türkiye’nin uluslararası kartviziti olmaktır ve olacak” dedi.

TÜRKİYE Varlık Fonu Genel Müdürü Zafer Sönmez, Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından bu yıl 8’incisi düzenlenen ‘Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde konuştu. “Vizyon 2023” oturumunda konuşan Sönmez, “Bankalarla, sektörle güvene dayalı ilişkileri oturtmaya başladık. Bugün Varlık Fonu’nu bilmeyen Avrupa’da, Amerika’da, Asya’da çok az kurum vardır. Ana kurumların hepsi bizi tanır ve çok daha iyi tanıyacaklar. Bu, Türkiye’ye uzun vadeli bir güven oluşturacak. Varlık Fonu’nun 2023 vizyonu, Türkiye’nin uluslararası kartviziti olmaktır ve olacak” dedi.

KİLİT TAŞIDIR

Türkiye Varlık Fonu’nun 1923’ten bu yana ülkenin finansal sektördeki en heyecanlı hikayesi olduğunu belirten Sönmez, şöyle konuştu: “Buna yüzde 100 inanıyorum. Hiç kimsenin tanımlayamadığı, ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyi yapıyoruz ama dünyada bunun örnekleri var ve dünyadaki standartlara getirmeye çalışıyoruz. Varlık Fonu, Türkiye ekonomisinin mucize çözümü değildir ama Türkiye ekonomisindeki en önemli kilit taşlarından biridir. Bu kilit taşını büyüteceğiz. Varlık Fonu banka değildir, kredi vermez. Merkez bankası değildir, para politikası belirlemez. Hazine değildir, devlet için borç bulmaz. Buraya maaşlarınızdan kesintiler gelmez. Özelleştirme idaresi değildir. Hepsinin farklı farklı yetkileri, yol haritaları vardır. Hepsi çok değerli kurumlardır. Varlık Fonu, Türkiye’nin stratejik yatırım platformudur, finansal güç merkezidir. Bunun için sermaye getirisi peşindedir. Bunun için portföy şirketlerindeki değer yaratımı, Türkiye’nin stratejik yatırımlarına katkıda bulunma, Türk şirketlerinin nasıl bölgesel ve global liderler haline getirileceğinin peşindedir.”

Piyasaları değiştirme ve iyileştirmeyi amaçladıklarını, bunu da finansmanla yapacaklarını dile getiren Sönmez, “Bugün Türkiye’deki aile şirketleri nasıl büyüdüyse, ben buna ‘Devlet AŞ’ dedim, seven oldu, sevmeyen oldu ama Devlet AŞ’yi bu şekilde büyüteceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Sönmez, doğru insan kaynağıyla Türkiye Varlık Fonu’nun büyüyeceğini ve gurur duyulacak bir platform haline geleceğini anlattı. Varlık fonu rakamlarının bu senenin ortasında daha şeffaf bir hale geleceğini, bunun da kendilerine daha çok derinlik kazandıracağını söyleyen Sönmez, doğru planlandığı halde üst kalitede sonuçlar elde edileceğini belirtti.

Zafer Sönmez, şunları kaydetti: “Önce yol haritasını belirledik, arkasına da stratejik planı koyduk. Bugün 2023 ve 2028’e kadar hangi şirketlerde, ne kadar değer yaratacağımız, hangi diğer alanlarda, nereye geleceğimiz, her yıl bazında nereye geleceğimizi adım adım biliyoruz. Stratejiyi tanımladık. Önemli olan bunu gerçekleştirmede göstereceğimiz kararlılık. Buna da cesaret deniyor. Ben cesaretli olduğumuzu düşünüyorum.”

‘Fon’ Türkiye’nin kartviziti olacak

PAKDEMİRLİ’DEN KOYUN ETİ TAVSİYESİ

TARIM ve Ormancılık Bakanı Bekir Pakdemirli, ikinci günün konuşmacıları arasında yer aldı. Tarımın herkesin sakız gibi çiğnediği bir konu olduğunu belirten Pakdemirli, “Herkes konuşuyor. Tarımı üzerinden siyaset yapılan bir konu olmaktan çıkarmalıyız” dedi. Et fiyatlarıyla ilgili tartışmalara da değinen Pakdemirli, Türkiye’de et üretiminin 400 bin tonlardan 1.1 milyon tona çıktığını söyledi. Buna karşı ithalat yapılmasını tüketim artışıyla açıklayan Pakdemirli, şunları söyledi: “15 yıl önce ortalama 6 kilogram et yeniyordu. Artık 15 kilogram yeniyor. Et yemede, domuz eti dışarıda bırakıldığında, AB ortalamalarını yakalamışız. Balığı ise 6 kilo yiyormuşuz, hala öyle yiyoruz. Et yiyen bir toplum haline gelmişiz. Koyun eti çok daha sağlıklı ve lezzetli. Gıdadan sorumlu bir bakan olarak bu tavsiyede bulunayım” dedi.
Herhangi bir ürünle ilgili bir soru işareti olması durumunda 184 numaralı hattın aranmasını isteyen Pakdemirli, hayvan üreticilerinin bir bölümünde ise Nişantaşı hayvancılığı diye bir kavramın ortaya çıktığını belirtti. Pakdemirli, “Nişantaşı hayvancılığı diye bir şey var. Gidiyor hafta sonu, uçağına binerek ve şöyle bir buzağın başını okşuyor. Bir sene sonra bakıyor ben para kazanmamışım diyor” dedi.

50 MİLYAR EURO’LUK ‘YERLİ’ KATKI

TÜRKİYE’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) CEO’su Gürcan Karakaş ise mega trendlerin tetiklediği değişimlerden bahsederek batarya teknolojisinin gelişmesiyle elektrikli araçların alınabilir hale geldiğini ve içten yanmalı araçlara karşı alternatif hale geldiğini ifade etti. Karakaş, şöyle konuştu: “Projemizin harekete geçireceği ekosistemin 15 yıl içinde Gayrisafi Milli Hasıla’ya katkısı 50 milyar Euro, cari açığa olumlu katkısı 7 milyar Euro ve istihdama katkısı ise doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 20 bin kişi olacak. Mobilite ekosistemine ilişkin mega trendlerin tetiklediği üç boyutta değişimler yaşanıyor. Bu değişimlerin otomobilin teknolojik boyutundakiler, sosyal hayattakiler, kanun yapıcıların ve devletlerin tutundukları trendler olduğunu görüyoruz. Batarya teknolojisi ile elektrik motorlarındaki gelişmelerle elektrikli araçların alınabilir hale gelmesi, ciddi bir şekilde içten yanmalı araçlara alternatif oluşturuyor. Çevre bilincinin gelişmesi ve emisyon kanunlarının da baskısıyla bu süreç hızlanıyor.Otomobiller, evdeki cihaz, buzdolabı, bina, site, şehir, şehrin trafik güvenlik sistemleriyle iletişim kurabilen akıllı bir cihaza veya yürüyen bir bilgisayara dönüşüyor. Bunların hepsini birleştirdiğimizde kullanım alanlarıyla beraber cep telefonunun başına gelen her şey, şu an otomobilin başına geliyor. Cep telefonuyla sadece birine telefon edebiliyorken şu an her bir şeyi yapabiliyoruz. Otomobil de farklı olmayacak.”

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle