GeriEkonomi Fener’de futbol oynadı, New York’a ’Dervish’le yerleşti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    3
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fener’de futbol oynadı, New York’a ’Dervish’le yerleşti

Fener’de futbol oynadı, New York’a ’Dervish’le yerleşti
refid:10965334 ilişkili resim dosyası

Ankaralı Salim Görür, 7 çocuklu bir ailenin ferdi olarak hayata atıldı ve 1968’de 650 bin liralık transferle Fenerbahçe’de top koşturdu. Görür, 1972’de gittiği New York’ta, Dervish restoranın ve 3 akaryakıt istasyonunun sahibi oldu. New York Belediyesi ve polisine yemek veren bir şirketi de var.

TÜRK insanının ’maceracı ruhu’ girişimcilikle birleşince ilginç öyküler çıkıyor ortaya. 1942 Ankara Altındağ doğumlu Salim Görür de böyle bir hayat öyküsü yazmış durumda. Çocuk yaşta Altındağ Telsizler’de çıplak ayakla futbola başlayan ve bu konudaki yeteneği ile hasta taraftarı olduğu Fenerbahçe’de oynamayı da başaran Salim Görür, 1972’de yerleştiği New York’ta da başarılı bir girişimci olarak koşturuyor. Görür’ün şu anda New York Manhattan’da Broadway’e çok yakın 3 bin 300 metrekarelik kendi mülkü ’Dervish’ adlı bir restoranı var. Ayrıca 3 tane akaryakıt istasyonu işletiyor ve bir de catering (hazır yemek) şirketi kurdu. Bu şirketle New York Belediyesi’ne ve polis departmanına da hizmet veriyor. New York’ta 100 kişilik doğrudan istihdamı olan Görür’ün 1.5 yıl önce Moskova’da kurduğu şirketi de Türkiye’den inşaat malzemesi ihracatı yapıyor.

Onbir Ateş’i unutamam

Ankara’da çocukluk yıllarında futbolcu olma ateşiyle yandığını anlatan Salim Görür şöyle başlıyor konuşmaya: "Telsizler’de çıplak ayakla oynardık. Okulda da her ders arası top koştururduk. Babam Hasan Görür, inşaatçıydı ve ikisi kız 7 çocuğunu kıt kanaat geçindirebilirdi. Türkiye’nin zor günlerinde Altındağ’da bir gecekonduda yaşardık. Benim ilk amatör lisanslı futbolcu olduğum kulübüm de Onbir Ateş olmuştu. O günlerimi hiç unutamam."

Hasta Fenerbahçeliyim

Çocukluğundan beri hasta Fenerbahçeli olduğunu söyleyen Salim Görür, "Fenerbahçeli olduğum için en çok da Lefter, Şeref, Can, Mehmet Ali, Küçük Fikret abi gibi futbolcuları örnek alırdım. Büyük maçlarda kale arkasında top toplayıcı da olurdum ki onlarla konuşabileyim. Askerlikte ordu milli takımında oynadım. Sonra Altay, Petrol Ofisi derken 1968’de Fenerbahçe’ye transfer oldum. 650 bin liralık o dönem için rekor transfer ücretiyle. Fenerbahçe’de çok mutlu oldum" diyor.

Amerika hayalinin peşinde

Futbol tutkusunun dışında Amerika’ya gitme isteğinin de küçük yaşlardan itibaren içinde olduğunu anlatan Salim Görür, bu konuda da şöyle konuşuyor: "Futbolcu olmam bunu kolaylaştıracaktı. İlk 1970’te gittim. Ancak futbol sezonu başlamıştı ve olmadı, döndüm. Sonra 1972’de kesin karar verdim ve bir menejer vasıtasıyla Los Angeles Aztek’e transfer olmayı denedim, yine olmadı ama Almanların New York’ta kurduğu bir Alman takımı vardı. 1972’de bu takıma Hota Bavieran’a transfer oldum. Maç başına 125 dolar veriyorlardı ve bu da bana yetiyordu. New York o dönemlerde çok ucuzdu çünkü."

Manhattan hayalim Dervish restoran ile gerçek oldu

AKARYAKIT istasyonu işi gerilerken Manhattan’da iş yapma hayalinin peşine düştüğünü anlatan Salim Görür, şöyle devam ediyor: "Emlak komisyoncusu bir arkadaşım bana şimdi restoranım olan yeri tavsiye etti, mülkünü aldım. Almak için de bir istasyonumu sattım. 4 kat gibi 3 bin 300 metrekarelik bir bina. İlk başta İtalyan-Fransız restoranı olarak açmıştık. Sonra Türk restoranına çevirdik. Restorana Dervish adını vermemizin nedeni ise burada çok çalışana ’derviş gibi çalışıyorsun’ derler. Biz de hem kültürümüzü yansıtır diye hem de çok çalıştığımız için restoranımıza Dervish adını koyduk."

İlk işim taksicilik oldu akaryakıt işiyle büyüdüm

NEW York’ta futbol oynarken bir iş kurmayı hep düşündüğünü söyleyen Salim Görür, şöyle konuşuyor: "Bizdeki plaka hakkına burada madalyon denir. Taksi madalyonu aldım ve bir süre taksicilik yaptım. 1977’de bir şoföre kiraya verdim ve Cengizhan’ın Bisikleti adlı restorana ortak oldum. Ortağımla el ele verip restoranı iflastan kurtardık, para da kazandık. Sonra hissemi sattım ve 1979’da akaryakıt istasyonu işine girdim. Hepsi New York’ta 14 istasyona kadar yükseldim. Körfez Savaşı’ndan sonra bu iş aşağı gitmeye başladı."

Yorumları Göster
Yorumları Gizle