GeriEkonomi Ekonomistler faiz artırımı bekliyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ekonomistler faiz artırımı bekliyor

Ekonomistler faiz artırımı bekliyor

TCMB'nin "örtülü faiz artış"larının ardından PPK'da doğrudan faiz artırımı yapması bekleniyor; artırım beklentileri çeşitlilik gösteriyor.

Merkez Bankası'nın (TCMB) son dönemde uyguladığı örtülü faiz artışları olarak da adlandırılan likidite adımları ardından 24 Ocak'taki Para Piyasası Kurulu (PPK) toplantısında doğrudan politika faizi, koridorun üst bandı ve geç likidite penceresi faizlerini artırması bekleniyor, artırım miktarına ilişkin beklentiler çeşitlilik gösteriyor.

Reuters'ın 18 ekonomistin katılımı ile yaptığı ankete göre koridorun üst bandı olan gecelik borç verme faizinde 6 katılımcı 150 baz puan, 6 katılımcı 50 baz puan, 2 katılımcı 100 baz puan, 2 katılımcı 75 baz puan, 1 katılımcı 25 baz puan artırım, bir katılımcı ise sabit tutulmasını bekliyor. Politika faizinde 9 katılımcı 50 baz puan artırım beklerken, 4 katılımcı 100 baz puan, 2 katılımcı 25 baz puan artırım, 3 katılımcı ise sabit tutulmasını öngörüyor.

TCMB'nin bu hafta piyasayı fonlamak üzere kullanmaya başladığı geç likidite penceresi faizinde ise 7 katılımcı 100 baz puan, 4 katılımcı 200 baz puan, 2 katılımcı 150 baz puan, 2 katılımcı 50 baz puan, 1 katılımcı 300 baz puan, 1 katılımcı 75 baz puan artırım, bir katılımcı ise sabit tutulmasını bekliyor.

Koridorun alt bandı olan gecelik borç alma faizinde 9 katılımcı sabit tutulmasını, 3 katılımcı 75 baz puan, 2 katılımcı 50 baz puan, 2 katılımcı 25 baz puan, 1 katılımcı ise 125 baz puan artırım bekliyor.

TL'de son dönemde dolar karşısında rekor değer kayıpları görülürken, hükümet kanadından faizlerin düşük tutulması gerektiği yönünde açıklamalar devam ederek, TL'deki değer kaybının önüne geçmek için faiz dışı araçların da kullanılabileceği vurgusu yapılıyor.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN ‘FAİZ’ AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan TCMB'nin kurdaki oynaklığı önlemek için elindeki enstrümanları kullanacağını ancak prensip olarak faiz oranlarını aşağı çekmek gerektiğini belirterek, yüksek faiz eleştirilerini sürdürüyor ve döviz durundaki hareketliliği Türkiye ekonomisine dışarıdan yapılan bir darbe olarak yorumluyor.

Bu çerçevede TCMB geçen hafta Perşembe gününden beri "örtülü faiz" artışları olarak da adlandırılan likidite adımları uyguluyor. Yüzde 8 seviyesinden fonlamasını sıfıra indiren TCMB, yüzde 8.5 faizle BIST repo pazarından fonlamasını da kısarken, bankaları yüzde 10 faiz ile fonlama yaptığı geç likidite penceresine yönlendiriyor. TCMB böylece ortalama fonlama faizini yükseltmeyi amaçlarken, 11 Ocak'ta yüzde 8.31 olan ortalama fonlama maliyeti dün yüzde 9.09'a yükseldi. Ancak bu fonlama mekanizmalarının günlük faaliyetlere para politikası aracı olarak konu edilmesi orta-uzun vadede reel sektörün ve bankaların nakit akış sistemi ve TCMB'nin kredibilitesi açısından sürdürülebilir görülmüyor.

TCMB eski Başkanı Erdem Başçı tarafından da piyasalarda "örtülü faiz artışı" olarak alınan benzer uygulamalar sıklıkla kullanılmış öngörülebilirliği düşük olması nedeniyle tartışılan bu uygulamalar kısa vadede olumlu piyasa etkileri yaratmayı başarmıştı. Ancak eski başkan döneminde TCMB'nin faiz koridorunun da üstünde yer alan ve Türkiye'de bugüne kadar cezai bir faiz olarak bilinen geç likidite penceresi hiç kullanılmamıştı.

Morgan Stanley ekonomisti Ercan Ergüzel, dün yayınladığı "Alışılmadık: Versiyon 2.0" başlıklı raporunda, TCMB'nin kullandığı yeni araçların yabancı yatırımcının TL spekülasyonunu daha öncekinden çok daha verimli yönettiğini söyleyerek, yerli bireysel ve kurumsal yatırımcının döviz talebinin nedenlerinin hala değişmediğini belirtti.

Ergüzel, "TCMB'nin politika faizi ile koridorun üst bandını 25 baz puan artırmasını ve gerektiğinde fiili üst bant olan geç likidite penceresi ile swap gibi yeni alışılmadık araçları kullanmaya devam etmesini bekliyoruz. Daha fazla volatiliteye karşı daha iyi bir koruma sağlamak için ise TCMB geç likidite penceresinde 100 baz puan gibi daha büyük bir artış da yapabilir" dedi.

TCMB politika faizini yüzde 8, faiz koridorunun alt bandı olan gecelik borç alma faizini yüzde 7.25 seviyesinde tutarken, koridorun üst bandı olan gecelik borç verme faizi yüzde 8.50, geç likidite penceresi  faizi ise yüzde 10 seviyesinde bulunuyor.

Anket katılımcıları arasında bütün faizlerin sabit tutulmasını bekleyen tek kurum olan Odeabank'ın ekonomisti Şakir Turan, TCMB'nin son iki haftada aldığı TL ve döviz likidite tedbirleri ile TL'deki değer  kaybının kısmen yavaşladığını söyleyerek, "Yılın ilk iki haftasında yüzde 8.30 civarında olan TCMB ortalama fonlama faizi likidite duruşunun sıkılaştırılması ile yüzde 9.10'a kadar yükseldi. Buna paralel  birçok finansal göstergemiz ve risk primimizdeki bozulma da son birkaç günde duraksadı" dedi ve şöyle devam etti:

"Kısa vadede aldığı bu likidite tedbirlerinin sonuçlarını görmek, orta vadede ise iç talepteki toparlanmanın gücüne ilişkin daha net sonuçlar elde etmek isteyeceğinden, TCMB'nin gelecek haftaki toplantıda faizleri değiştirmeyeceğini veya sadece sınırlı bir artırım yapacağını öngörüyoruz. Bununla birlikte, orta vadede küresel ve yerel dinamikleri bir arada düşündüğümüzde TCMB'nin 2017 içinde ortalama fonlama faizini yüzde 10'a kadar çıkarmak zorunda kalabileceğini tahmin ediyoruz."

"BU YIL FAİZLERDE 200-250 BAZ PUAN ARTIŞ GERÇEKLEŞEBİLİR"

AA Finans Analisti, ekonomist Haluk Bürümcekçi Merkez Bankasının son günlerde piyasadaki TL likiditeyi azaltan kararlar alarak ortalama fonlama maliyetini yüzde 9,09'a kadar çıkardığını ifade etti.

Bürümcekçi, şunları kaydetti:

"Enflasyonun ilk yarıda çift haneye ulaşacağı beklentime paralel olarak bu yıl içinde faizlerde 200-250 baz puan toplam artış gerçekleşebileceğini düşünüyorum. TCMB'yi faiz artışına iten en büyük faktör; TL'nin diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinden belirgin ayrışarak, enflasyonu hızlandıracak aşırı değersiz bölgeye doğru hızla gelmiş olmasıdır. Ayrıca ABD'de gelen son verilerin güçlü olmasının yanında ABD Başkanı Trump'ın mali genişlemeye yöneleceği tahmini Fed’in planlanandan daha şahin olabileceği beklentisini güçlendirerek küresel faizlere de yukarı yönlü baskı yapmaktadır."

"CÜZ'İ BİR ARTIRIM YAPILABİLİR"

Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Direktörü Ali Kırali, küresel ve yerel dinamikler bir arada düşünüldüğünde Merkez Bankasının 2017 içinde ortalama fonlama faizini yüzde 10'a kadar çıkarmak zorunda kalabileceğini ifade etti.

TCMB'nin PPK toplantısında güvercin bir tavır takınarak politika faizi veya faiz koridorunda faiz artırımını pas geçme veya sadece cüz'i bir artırım yapma ihtimalini yüksek gördüğünü söyledi.

Kırali, Merkez Bankasının son iki haftada aldığı TL ve döviz likidite tedbirleri ile TL'deki değer kaybının kısmen yavaşladığını belirtti.

Yılın ilk iki haftasında yüzde 8,30 civarında olan TCMB ortalama fonlama faizinin likidite duruşunun sıkılaştırılması ile yüzde 9,10'a kadar yükseldiğine işaret eden Kırali, "Buna paralel birçok finansal göstergemiz ve risk primimizdeki bozulma da son birkaç günde duraksadı. Kısa vadede aldığı bu likidite tedbirlerinin sonuçlarını görmek, orta vadede ise iç talepteki toparlanmanın gücüne ilişkin daha net sonuçlar elde etmek isteyeceğinden, TCMB'nin faizleri değiştirmeyeceğini veya sadece cüzi bir artırım yapacağını öngörüyoruz." dedi.

"FONLAMA FAİZİ YÜZDE 10'A ÇIKABİLİR"

Ali Kırali, yılın kalan döneminde, hem enflasyon dinamikleri hem de makro ekonomik ve finansal istikrar açısından TCMB'nin para politikasını daha da sıkılaştırması gerektiğini söyledi.

Kırali, bu dinamikleri ve küresel gelişmeleri göz önünde bulundurarak TCMB'nin 2017 içinde ortalama fonlama faizini yüzde 10'a kadar çıkarmak zorunda kalabileceğini ifade etti.

Bu sıkılaşmanın orta ve uzun vadede ülke risk primini kalıcı olarak iyileştireceğinden, sermaye akımları, finansal koşullar, enflasyon ve büyüme görünümü açısından da olumlu sonuçlar verebileceğini tahmin eden Kırali, büyüme üzerinde oluşabilecek baskının ise makro ihtiyati tedbirler ve maliye politikası araçları ile dengelenebileceğini dile getirdi.

TL'DEKİ DEĞER KAYBI

Geçtiğimiz yıl Kasım ayında Trump'ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından dolar dünyadaki para birimleri karşısında değer kazanmaya başlamış, TL'deki değer kaybı ise benzer gelişmekte olan para birimlerine göre daha yüksek olmuştu.

Türk ekonomisinde kuru baskılayan ana unsurlar arasında TCMB'nin siyasi endişelerle TL'nin sert değer kayıplarına karşın faiz adımlarını kullanmaktan çekinebileceği endişesi, faiz adımlarının kullanılması halinde siyasilerle yaşanabilecek gerilim ihtimali, Türkiye'ye tek yatırım yapılabilir notu veren kredi kuruluşu Fitch'in 27 Ocak'taki değerlendirme tarihinin yaklaşması, anayasa değişiklik süreci ve jeopolitik gelişmeler öne çıkıyor.

Ocak ayı PPK toplantısının sonuçları 24 Ocak'ta saat 14.00'da açıklanacak.

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle