GeriEkonomi Dünya kullanıyor Türkler inanmıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dünya kullanıyor Türkler inanmıyor

Dünya kullanıyor Türkler inanmıyor

Yıllardır birçok farklı sektörde kullanılan yapay görme teknolojileri üreten Vispera’nın kurucusu Aytül Erçil, “Yapay görme teknolojileriyle dünyada ilk 3 şirket arasındayız. ‘Türkiye’de ileri teknolojiyi yabancılar üretir’ önyargısı nedeniyle müşterileri ikna edemiyoruz” dedi.

PROFESÖR Aytül Erçil araştırmacı, akademisyen ve girişimci bir iş insanı. Kurucusu olduğu Vispera şirketi alanında dünyada ilk 3 şirket arasında. Otomotiv, gıda, perakende gibi sektörlere yapay görme teknolojileri üreten, yani resimlerden otomatik ürün tanıma hizmeti veren Vispera dünyada 15 ülkede hizmet veriyor. Yazılım alanındaki başarılarıyla Türkiye’de ezber bozan Prof. Aytül Erçil, “En çok Türkiye’de zorlanıyoruz. Çünkü yabancı hayranlığı var. Türkiye’deki şirketler bir Türk şirketinin teknoloji geliştirebileceğine inanmıyor” diyor. Aytül Erçil, sorularımızı şöyle yanıtlıyor:

Sizle ilgili araştırma yaparken, “Türkiye’de böyle işler de yapılıyormuş, bravo” diye düşündüm...

Türkiye’de de ileri teknolojiler üretenler var. Türkiye’nin iyi üniversitelerinde bilgi birikimi var, yaratıcı, çalışkan, yenilikçi kişiler var. Sanayi kuruluşlarının ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojileri üretmek mümkün. Biz yıllardır bu işleri yapıyoruz. Maalesef sanayi kuruluşları üniversitelerle ortak çalışmalar yürütmeye sıcak bakmıyor. Üniversitelerde yapılan projelerin üretime geçmesinde sorunlar yaşanıyor.

Dünya kullanıyor Türkler inanmıyor

Siz aslında akademisyensiniz. Nasıl girişimci oldunuz, iş kurdunuz?

Amerika’dan Türkiye’ye döndükten sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde sanayi kuruluşlarıyla ortak çalışmalar yapmak için ortam aradık. 90’lı yıllarda sanayi kuruluşları buna yanaşmadı. Türkiye’de yüksek teknoloji ürünü yapılmıyordu. Şirketler ileri teknoloji ürünü gerektiren noktalarda yabancı şirketlerle çalışıyorlardı. Bu beni ve ekibimdeki diğer akademisyen arkadaşlarımı yıldırmadı. TÜBİTAK ve AB fonlarından destek bularak çalışmalarımıza devam ettik. Ürün üretip, Ar-Ge yaptık, ürün prototipleri ürettik. Ancak bunları pazarlayamıyorduk. Oradaki çalışma arkadaşlarımla birlikte VİSTEK adında ilk şirketimizi kurduk. O yıllarda melek yatırımcılar yoktu, risk sermayesi bilinmiyordu. Ürün üretmek için en az 1 yıl fonlanmanız gerekiyor. Yüksek teknolojili ürünlerin Ar-Ge’si için destek bulmak çok zordu. O yüzden de proje yapıyorduk.

Ne yapıyordunuz Vistek’te?

Resimlerden otomatik ürün tanıma hizmeti sağlayan ‘yapay görme’, görüntüleri işleme, öğrenen makine teknolojileri geliştiriyorduk. Türkiye’de yaptığımız iş tam anlaşılmayınca İtalyan SCM şirketiyle tam otomatik mobilya üretimi üzerine bir proje yaptık. O proje uluslararası başarı ödülü aldı. Sonra SCM bizi AETNA Grup adında bir başka İtalyan şirkete tavsiye etti. Onlarla da tam otomatik paketleme hattı projesi yaptık. AB tarafından başarı öyküsü seçilen bir iş oldu.

Türkiye’de anlaşılmayınca direkt yurtdışına mı çalıştınız?

Aynen. 10 yıla yakın İtalyan şirketleri için teknoloji ürettik. Hatta onlar gelip bizim ürettiğimiz teknolojiyi Türkiye’deki şirketlere 2-3 katına sattılar.

Siz akademisyenliğe de devam ettiniz...

Evet. Şirketi kurduğum iki öğrencimle birlikte araştırma geliştirme yaparak, uluslararası projelerle ayakta duruyorduk. Daha girişimci olan Sabancı Üniversitesi’ne geçmiştim. O arada Vistek’i birlikte kurduğum iki öğrencimden biri bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Bu bizi alt üst etti. 2006’da Sabancı Üniversitesi Inovent’i kurdu ve Vistek’e ortak olmak istedi. Kabul ettik. Sabancı Üniversitesi’nin ortaklığıyla geliştik. Ürün yapabilme kabiliyetimiz arttı. Hızla büyüdük.

Neler yaptınız?

Bizim konumuz görüntü işleme. Yapay görme, ‘machine vision.’ Akıllı makineler üretiyorduk. Doğru lastikle doğru jantı eşleştirme gibi. Ford ve Arçelik’le çalıştık. Aygaz tüplerinde ezik, hasar var mı? Bunları tespit eden sistemler kurduk.  Bardak kalite kontrol sistemi yaptık. Üzerinde 100 civarında hata olasılığı olan bardaklardan dakikada 200 tanesi hattan geçerken hatalı olanları tespit eden bir makine geliştirdik. Paşabahçe ile çalıştık bir dönem. Dünyada 2 şirket vardı bunu yapan. Paşabahçe için ayrıca camın içinde fırında erimeyen taş gibi farklı maddeleri ayıklayan bir makine yaptık. Bunlar en ileri yapay zeka teknolojileri içeren projelerdi.

Vistek’i neden sattınız?

2009’da Alman ISRA Vision şirketi ortaklık teklifiyle geldi. ISRA otomasyon ve yapay görme alanında Avrupa’da 1, dünyada ise 3 numaralı şirketti. 30 ülkede faaliyet gösteriyorlardı. Ben Vistek’i çocuğum gibi gördüğüm için çok zorlandım bu kararı verirken. Önce yarısı, 4 yıl sonra da tamamını sattım. Ancak bu arada Almanya’da da Ar-Ge yapma şansımız oldu. ISRA ile birlikte çok ürün geliştirdik.

Dünya kullanıyor Türkler inanmıyor

KAMERALARLA RAF İZLİYORUZ

Vispera ile neye odaklandınız?

2014’te biz Vispera’yı kurduk. Proje değil ürün yapmaya odaklandık. Perakende alanında çalışıyoruz. Endevour’un bir programı var onlarla çalıştık. Müşterilerin yüzde 26’sı raflarda aradıkları ürün yoksa başka markanın ürününü alıyor. Rafları doğru tasarlamak için markalar milyonlar harcıyor. Bu kârda yüzde 8 fark yaratıyor. Birçok şirketin bunlar için personeli var, ayda yüzlerce satış noktası gezip raporluyorlar. Biz sabit kameralarla izliyoruz. Her anı izleniyor. Ürün rafta olmadığı anda yeni sipariş verilebilir. Hangi mağazalar iyi, hangi satış noktaları karlı bunların raporlanması çok değerli. Bize ödedikleri para sayesinde ciroda yüzde 20 artış sağlayan müşterilerimiz var.

15 ÜLKEDE OFİS AÇTI

Hâlâ daha çok yurtdışına mı iş yapıyorsunuz?

Dünyada 15 ülkedeyiz. Amerika, Almanya, Brezilya, Cosra Rica, Hindistan, Polonya, Pakistan, Irak, İspanya, İsrail, Sırbistan, Suudi Arabistan, Ürdün’de faaliyet gösteriyoruz. Yurtdışında Hindistan’da da bir Vispera ofisi var. P&G, Unilever, CocaCola, Philip Morris, Chobani, Henkel, Strauss Grup ve  Polonya’da alkol firması var müşterilerimiz arasında. Bilcom’la çalışmaya yeni başladık. İsrail ve Polonya’da iş yaptığımız partner şirketler var. Türkiye’de kendimizi anlatmamız hala zor. Bizim dünyada 2 rakibimiz var. Bizi İsrail biri Fransız kökenli şirketler. Türkiye’deki şirketler önce yabancılara gidiyor. Ya da bu işleri ileri teknoloji kullanarak yapmamayı tercih ediyor.

Henüz yolun başındakilere ne önerirsiniz? Ancak yurtdışında eğitim alır çalışırsam bunları yapabilirim diye düşünenler çok...

İnternetten her türlü teknolojiyi takip etmek artık kolay. MIT ve Stanford Üniversitesi’nin tüm dersleri açık. Yazılımın her dalında kendinizi geliştirmeniz mümkün. Stajlar çok iyi değerlenmeli. Bir startup ve bir büyük şirkette mutlaka staj yapmalı gençler.

KANSEROJEN İNCİRLERİ AYIRMA

Sektörlerde ortak nokta yapay görme mi?
Evet. Yapay zeka teknolojileriyle başka güzel projeler, makineler de tasarladık. İncirler kurutmak için yere serildiğinde nem kaparsa bir tür küf oluyor, aflotoksin denilen bir kanserojen madde bu. Biz aflotoksinli incirleri bulup ayırt eden bir makine yaptık. Normalde bu işi kadınları bir odaya kapatıp rengine göre incirleri ayıklayarak yaptırıyorlar. Aflotoksin kadınlar için de tehdit. İncirleri bu sistemle ayıkladığınızda milyonlarca lira tasarruf oluyor ve kimse kanser olmuyor.

PROF. AYTÜL ERÇİL KİMDİR?

Boğaziçi Üniversitesi’nde elektrik mühendisliği ve matematik eğitimi aldı. Sonra ABD’ye Brown Üniversitesi’ne gitti. 1983’te yüksek lisans ve doktorayı tamamladıktan sonra General Motors Araştırma Laboratuvarı’nda 5 yıl araştırmacı olarak çalıştı. 9 yıl sonunda Türkiye’ye döndü ve Boğaziçi Üniversitesi’nde ardından da Sabancı Üniversitesi’nde bulundu. Boğaziçi Üniversitesi’ndeyken bir AB projesiyle Vistek şirketini, ilk girişimini kurdu ve bu şirkette geliştirdiği teknolojilerle ilkleri yaptı. İki kız çocuk annesi Erçil’in şirketiyle ve kişisel olarak aldığı çok sayıda ödül var.

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle