GeriEkonomi Dönüşüm iş dünyasından başlamalı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Dönüşüm iş dünyasından başlamalı

Dönüşüm iş dünyasından başlamalı
refid:13606037 ilişkili resim dosyası

Makina Tanıtım Grubu'nun Başkanı Adnan Dalgakıran ile dün başladığımız röportaj, bugün iş dünyasına sert eleştirilerle devam ediyor...

I. Bölüm: Türkiye'nin tarihini değiştireceğiz...

- Makina Tanıtım Grubu'nun çalışmalarına bürokrasiden destek var mı?

Destek yok diyemem ama eksik. Çok daha hareketli olmalı, Türkiye hızlı olmalı. Hızlı olamazsak tren geçip gidiyor. Bu işin bir siyasal tarafı bir bürokratik tarafı bir de iş dünyasının kendi örgütlenmesi var. Bu üçü kafa kafaya çalışmalı ama iş dünyasından da ciddi çalışma ve öneriler gelmeli.

- İş dünyasından destek görüyor musunuz?

İnanılmaz bir destek geliyor. Bizim yaptığımız tabanda büyük bir ihtiyacı temsil ediyor zaten. Ama iş dünyası kendi şikayet ettiği mekanizmaları kendi kurumlarında uyguluyor. Merkezi anlayışa karşıdır ama kendi kurumlarında tamamen merkeziyetçidir. İşte bürokrasiye karşıdır, ama kendi uygulamalarında bürokratiktir. Bunlar gerçek.

Mesela İSO'nun seçimleri kıran kırana geçer ama kürsüye çıkanlar ne anlatır? Oradan hangi entellektüel birikim çıkıyor? Buradan çıkmazsa bu bürokrasi ve siyaset ne yapacak? Yine iyi bile işliyor. Demokrasi tabandan gelir. Bir bürokrat sanayiyi sanayiciden iyi bilemez. Ama orada bir güven oluşturmak lazım. Sadece isteme noktasında kalırsanız o zaman siyaset ve bürokrasi size güvenmemeye başlar.

İŞ DÜNYASININ TEMSİL YETENEĞİ YOK

- Ne olacak peki?

Şu değişim olacak; birikimli insanlar bu mekaznima içinde sessiz kalıyor. Böyle bir mücadelenin içine girmiyor çünkü karşıdaki fikri bir mücadele yapmıyor. Bu insanları öne çıkarabilsek Türkiye'nin makus talihi değişir.

Ama Türkiye'de profesyonel seçimciler var. İhracatçı değil birlik başkanı olur, sanayici değil onu temsil eder... Seçimlerden 6 ay evvel oturup seçim çalışıyorlar. Bizim böyle bir vaktimiz yok. E iş bu profesyonel seçimcilerin eline kalınca da iş dünyasının temsil yeteneği kayboluyor.

KAYMAĞINI YEDİKTEN SONRA BİZE GELİYOR

- Ne yapılması lazım?

Eren GÜLER YAZIYOR

İş dünyası örgütleri çok daha fikir üreten kurumlar olmalı. Sadece belirli sözler ezberleyen ve onları söyleyen mekanizmalardan çıkmalı.

İşte sadece,'Vergiler yüksek, kayıtdışı giderilsin, kurlar şöyle olsun' gibi sözler üzerine oturmamaması lazım. Peki sanayicinin tüccarın şunun bunun bu örgütlere aktardığı kaynak ne? Milyar doların üzerinde... Bunları söylemek için bu kadar paraya gerek var mı? Bana 5 bin dolar verin ben hergün söyleyeyim.

Burada bence strateji üreten tek iş dünyası temsilcisi TÜSİAD. Onun dışında ciddi bir örgütlenme ve çalışma yok. Dönüşüm iş dünyasının içinden başlamalı.

Bak mesela İtalya tekstilde öncü bir ülke ve gücünü kaybetmiyor. Çünkü o makinalarla yenilikleri önce kendisi uyguluyor. Kaymağını yedikten sonra da sana geliyor. Artık herşey çok hızlı. Burada devletin görevi, strateji oluşturmak. Türkiye'nin ciddi bir sanayi politikasına ihtiyacı var.

- Ee bu hep söylenir zaten...

Çünkü aşağıdan fikir gelmiyor. Herşey kavga üzerine kurulu. 'O onu demiş bu bunu demiş.' Ortada fikir yok. Onu bırak daha Türkiye'nin sanayi envanteri bile yok. Biz sektör olarak çıkardık ama bunu bütün sektörlerin yapması lazım.

Bakın mesela bizim Turqum uygulaması çok önemli. Bu aynı zamanda bir makina standardizasyonu oluşturacak. Türkiye'ye her yerden makina girer ama biz satarken her ülkeye ayrı standart gerekiyor. Adam seni bu standartlarla kontrol ediyor. 'Ben şunu isterim, ben bunu isterim' deyince senin maliyetlerini bir anda fırlatıyor. Biz daha bu analizleri bile yapamadık. Burada garibim bir Adnan çıkmış anlatıyor işte.

- Turqum'dan başka projeniz var mı?

MAYSİM adını verdiğimiz bir projemiz var. Biz burada her bir işlemeye bir numara verdik. İşte dedik ki mesela, 'dik işleme 313, kaynak 212...' Atıyorum bunları. Tüm operasyonlara bir numara verip bilgi işlem merkezi oluşturduk. Bu şekilde tüm yan sanayiyi kayıt altına alıyoruz. Hepsine gidip yaptıkları işe bakıyoruz.

- Ne faydası olacak ki bunun?

Sen bir ürün çizdin ve yaptırıcaksın diyelim. Mesela kaynak yaptıracaksın. Bir düğmeye basıyorsun ve bu işi yapanların tüm listesi ortaya çıkıyor. Aynı şekilde adam yurtdışında bu işi yapanların tüm listesini görebilecek.

BUNLARI YAZAMAZSIN AMA YİNE DE SÖYLÜYORUM

İş dünyası sadece basit bir takım önermelerle ortaya çıkmasın. Orada takılıp orada duruyorsun, üstelik bunu yıllardır bürokrasiye de siyasete de kabul ettirememişsin. Ama maalesef bu örgütlenme biçimi ortak menfaatleri içerimiyor. Hadi ihracatçılar birliği tamam, hepsi ihracatçı.

Ama odalar birliğine bakın, bakkal da üye Carrefour da, ihracatçı da var ithalatçı da, büyüğü de var küçüğü de. Bunların hangi birinin menfaatini savunacaksınz? Hepsinin menfaati ayrı. İşte o yüzden de ortada bir yerde, herkesin kendine birşey çıkaracağı ama hiç bir işe yaramayan bir söylem ortaya çıkıyor.

Muhtemelen bunu da yazamazsın zaten ayrı mesela. Çok kişiye söyledim ama tık diye dönüyor. Odalar Birliği, aman kardeşim.

ZAMANINDA BABAMA DA SÖYLEDİM...

Bu örgütlerdekilerin hepsi benim arkadaşım ama kavgamı da ederim. Ben okuldan sonra babamın işyerine ilk geldiğimde şunu söyledim, 'burada baba oğulsak beraber çalışmayalım.' 15 gün kavga ettik ama sonra sistemi oturttuk. Dalgakıran Kompresör ben geldiğimde 100 metrekare bir yerdi, şimdi dünyanın en büyük beşinci üreticisiyiz.

İş dünyası birleşip doğru şeyler söylesin, proje getirsin, bürokratlar da inansın. Bizim bilgi sahibi liderlere ihtiyacımız var. Ben böyle insanları öne çıkmaya davet ediyorum, kenarda kalmasınlar. Ama maalesef bu kavga gürültü nedeniyle köşede kalıyorlar.

HERKES KENDİ KURUMUNA SAHİP ÇIKSIN

- Siz çok kızmışsınız....

Benim kimseye kızgınlığım yok aslında, özeleştiri yapıyorum. Herkes kendi özeleştirisini yapsın. Hepimiz için söylüyorum ben bunu. Dönecekler, üye oldukları kurumlara 'benim için ne yaptın' diyecekler. Bunu sormadıktan sonra hiç bişey değişmez Türkiye'de. Boşuna da sızlanmasınlar.

5 bin kişilik bir birlik 50 kişi ile seçim yapıp başkan seçiyorsa kalanların söz söylemeye hakı yok. Herkesi kendi kurumuna sahip çıkmaya ve yöneticilerine hesap sormaya davet ediyorum. Bütün dönüşüm buradan başlayacak. Eğer Türkiye'de bir birikim varsa ve biz buna sahipsek kendi kurumlarımızı birikimli ve proje üreten insanlardan oluşturacağız, sonra baskı yukarıya doğru gidecek. Ama aşağısı zayıfsa üst taraf ciddiye almıyor.

LANET OLSUN BÖYLE İŞADAMLIĞINA...

Biz, hepimiz, Türkiye'deki gelir seviyesini yükseltmeliyiz. İşimiz sadece para kazanmak değil, lanet olsun öyle işadamlığına... Biz başka bir format yakalamalıyız artık. Birbirimizi yiyerek değil neyi paylaşamıyoruz? Dünyada böyle güzel bir coğrafya var mı? Yemin ederim yok...

- Yurtdışına yönelik bir çalışmanız olacak mı?

Evet, yurtdışında da çalışma yapacağız. Ama sadece makina değil, diğer sektörlerle de işbirliği yaparak çok daha büyük bir kampanya. Türkiye'yi sadece deniz kum gibi şeylerle tanınan bir ülke olmaktan çıkarıp, teknoloji üreten bir ülke olduğunu anlatacak bir çalışma yapacağız.

- Bütçe?

E tabi, çok daha büyük bir bütçe ile olacak bu. Belki Başbakan Erdoğan'dan da destek isteyeceğiz. Yaptıklarımızı yurtdışında anlatabilirsek oradaki imajı değiştirmeye başlarız ve herkes bundan faydalanır.

Ayrıca yurtdışında makina ticaret merkezleri kuracağız. Ortak mekanlar oluşturacağız. Nihai tüketiciyi elinde tutacak mekanizmaları oluşturuyor artık firmalar. Biz de böyle yapacağız. Biz fasoncu değil de kendi markaları ile var olan bir ihracat hamlesinin içine giriyoruz.

eguler@hurriyet.com.tr

I. Bölüm: Türkiye'nin tarihini değiştireceğiz...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle