Mayıs ayında gündeme gelen demir krizinde müteahhitler fiyat artışı nedeniyle dar boğazda olduğunu söyledi ve ‘çözüm olmazsa iş bırakacağız’ açıklaması yaptı. Bunun üzerine inşaat çeliği ithalatında daha önce yüzde 30 olan gümrük vergisi oranı, Güney Kore için yüzde 5.6, Malezya, AB üyesi ülkeler ve serbest ticaret anlaşması yapılan bazı ülkeler dışındakiler için yüzde 10’a düştü. Ancak yapılan vergi indiriminin sorunun çözümüne katkı sağlanmadığı söylendi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye İnşaat Müteahhitleri Meclis Başkanı ve İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Genel Başkanı Tahir Tellioğlu, müteahhitlerin ikinci kez iş bırakmak için izin istediğini açıkladı. Demirin ton fiyatının 2017 yılının başından bu yana yaklaşık olarak 1.600 TL’den 2 bin 450 TL’ye ulaştığını belirten Tellioğlu, demir krizininde çözüm önerilerini ise şöyle sıralamıştı: “İthalat vergisinin sıfırlanmalı, ihracata yüzde 10 vergi konulmalı. Demirdeki KDV’nin yüzde18’den geçici olarak da olsa sıfırlanmalı veya yüzde 9’a indirilmeli. Demirin demir cevherinden üretilmesi teşvik kapsamında desteklenmeli ve kamu müteahhitlerinin demirdeki aşırı fiyat artışından dolayı oluşan zararları fiyat farkı ödenerek giderilmeli” açıklamasını yapmıştı. Çelik üreticileri ise “Hurda, elektrot ve refraktere zam geldi çelik fiyatları yükseldi” açıklaması yaptı.

MALİYET ARTIYOR

Çelik sektörü temsilcileri, inşaat sektör temsilcisinin “inşaat çeliği fiyatları yüksek, çelik üreticileri fiyat indirsin” söylemine anlam vermekte zorlandıklarını belirtti ve bu gibi söylemlerin Türk çelik sektörünün dünyadaki konumu ve dünyadaki çelik ticareti gelişmeleri hakkında bilgi eksikliğinden kaynaklandığını vurguladı. Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “Ocak ayından itibaren yüzde 46 artan hurda, nisan ayının ortalarından itibaren bugüne kadar yaklaşık 4 ay içinde yüzde 31’lik artış göstermiştir. Çelik üretiminin önemli sarf malzemelerinden olan elektrot fiyatı ise yaklaşık 2 ayda yüzde 1000 civarında artış göstermiştir. Yine aynı şekilde sarf malzemesi olan refrakterlerdeki fiyatlar son iki ayda ton başına 800 dolardan 1.300 dolarlara çıkarak yüzde 62 civarında artış gerçekleşmiştir. Çelik üreticileri bu gelişmeler karşısındaki tüm çabaları ile fiyatların daha fazla yükselmesini engellemeye çalışmaktadır. Bu gelişmeler durumunda elde edilen ürünün, maliyetlerinden kaynaklı fiyat artışlarının, ürün fiyatlarına yansıması gayet doğaldır. Alım gücünü zorlaştıran fiyat artışları aynı zamanda finans gücünü de zorlaştırmaktadır. Bu husus üreticiler tarafından da hiç istenmeyen bir durumdur. Türk müteahhitleri kâr marjlarından fedakarlık etmeye yanaşmayarak, düşük kâr marjları ile hatta kimi zaman kârsız satış yaparak ayakta kalmaya çalışan çelik üreticisinden fedakarlık beklemesi abesle iştigaldir” dedi. Ekinci, hammadde fiyatlarında artışa paralel olarak dünyada da nihai mamul olan çelik fiyatları arttığını ve bu gelişmeler devam ettiği müddetçe de mamul fiyatlarında artışın devam edeceğini belitti ve “Türk çelik sektörü uluslararası piyasalardan bağımsız değerlendirilemez. Diğer taraftan dünyadaki çelik üreticisi ülkeler iç piyasasını korumaya alırken, ülkemiz ise dampingli ürünlerin hedef pazarı haline getirilmeye çalışılıyor. Bir sektöre ayrıcalık tanınırken çelik sektörümüzün zor durumda bırakılması doğru değildir” diye konuştu.

ÇELİK SEKTÖRÜNÜ BALTALAYAN ÖNERİ

Konuyla ilgili açıklama yapan Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), ise “Çelik fiyatları dünya piyasalarındaki arz/talep dengesi yanında, girdi maliyetlerinin seyrine ve döviz kurlarına göre oluşmaktadır. Türk çelik sektörünün tek başına fiyatları belirleme gücü bulunmamaktadır. İnşaat demirinde tükettiğinin 3 misli kapasitesi ve 2 misli üretimi bulunan Türkiye, inşaat demirinin en ucuz satıldığı ülkelerin başında gelmektedir. Türkiye iç piyasasında geçerli fiyatlar, bugün dünya piyasalarında en ucuz olarak bilinen Çin ve BDT piyasalarının dahi altındadır” ifadelerini kullandı. Toplam inşaat maliyeti içinde demir payının yüzde 1’in altında olduğu belirtilen açıklamada, “Bir bardak suda fırtına koparılmaya çalışılmaktadır. İnşaat sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesi isteniyorsa, bunun doğrudan doğruya gündeme getirilmesi, çelik sektörü üzerinden mesnetsiz, ekonomik ve teknik geçerliliği olmayan iddialarda bulunulmaması, daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Cevherden üretimin teşvik kapsamına alınması, gümrük vergilerinin sıfırlanması ve ihracata vergi uygulanması, inşaat sektörünün sıkıntılarına çözüm olmaktan çok, çelik sektörünü baltalayacak önerilerdir. Çelik üretimine milyarlarca dolar yatırım yapan kuruluşlar, hangi yatırımı ne şekilde yapmaları gerektiğinin bilincindedir” denildi. Açıklamada son aylarda çelik sektörünün bazı girdi kalemlerinde ciddi artışlar yaşandığı ve bu durumun dünya genelinde çelik üretim maliyetlerinin hızla artmasına neden olduğu da belirtildi.