GeriEkonomi ‘Başarı çiftçimizle birlikte geldi’
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

‘Başarı çiftçimizle birlikte geldi’

‘Başarı çiftçimizle birlikte geldi’

DENİZBANK’ın tarım bankacılığı konusunda yakaladığı başarının ‘birlikte’ hareket etmekten kaynaklandığını ifade eden DenizBank Trakya Bölge Müdürü Ahmet Çelik, “Başarı, sorunları birlikte konuşup, çözümleri birlikte üretmekle yakalandı. Sadece bankacılık yapıyor gibi duruyoruz ancak biz çiftçiyle beraber yağmur duasına bile çıkıyoruz. Burada en önemli nokta çiftçiyle birlikte hareket etmek” diye konuştu.

AYDIN, Kars ve Antalya’dan sonra ‘Tarım Zirvelerinin’ dördüncüsü yoğun bir katılımla Edirne’de gerçekleştirildi. Hürriyet ve DenizBank işbirliğiyle gerçekleştirilen zirvede bölgedeki tarımın sorunları ve çözüm önerileri masaya yatırıldı. Edirne Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Gürkan’ın da yer aldığı ‘Tarım Zirvesi Edirne’ye Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Üyesi ve Reklam Direktörü Zeynep Tandoğan, DenizBank Tarım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak ve Hürriyet Reklam Grup Koordinatörü Gürcan Korkmaz katıldı. Zirve’de bir panel de düzenlendi. Panelin moderatörlüğünü Hürriyet yazarı Noyan Doğan üstlenirken, paneldeki konuşmacılar arasında Hürriyet Ekonomi Müdürü Sefer Levent, Hürriyet yazarı Vahap Munyar, DenizBank Trakya Bölge Müdürü Ahmet Çelik, Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk ve Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz yer aldı. 

YARISI YATIRIMLARA

Düzenlenen panelde konuşan Ahmet Çelik, Trakya’daki çiftçinin finansal olanaklara ulaşımının diğer bölgelere göre daha iyi olduğuna vurgu yaptı. Banka olarak performanslarının bölgede çok iyi olduğunu söyleyen Çelik, “Edirne’de bankaların toplam verdiği kredinin yüzde 20’sini biz veriyoruz. Özel bankalar arasında değerlendirme yapıldığında ise yüzde 50’sini bankamız sağlıyor. Verdiğimiz kredilerin yarısı bir üretim döneminin giderlerinin karşılanması için, diğer yarısı ise yapılacak yatırımlar için kullanılıyor. Bunun en başında ise hayvancılık yatırımları geliyor. Bölge hastalıktan ari olduğu için hayvancılık yatırımları çok daha fazla oluyor” dedi. 

İŞBİRLİĞİ İÇİNDEYİZ

Yaptıkları işte başarının nasıl yakalandığı konusunda da paylaşımlarda bulunan Çelik, “Aslında başarının yakalanmasında DenizBank’ın iş modelinin çok büyük payı var. DenizBank’ta yapılacak işi modellerken sürekli ihtiyaç analizleri ve çözümler konusunda muhteşem işbirlikleri yapıyoruz. Hem üreticilerimizle hem de STK başkanları ile işbirliği içinde çalışıyoruz. Bütün bunlar aslında finansmanın çiftçiye ulaşmasını kolaylaştıran unsurları oluşturuyor. DenizBank’ın bu sektörü kredilendirmek gibi bir iştahı vardı. Ama aslı başarı sorunları birlikte konuşup, çözümleri birlikte üretmekle yakalandı. Bir taraftan sadece bankacılık yapıyor gibi duruyoruz ancak biz çiftçiyle beraber yağmur duasına bile çıkıyoruz. ‘Tarım bankacılığı nasıl yapılır’ diye bana soru sorsanız, çiftçiyle beraber hareket ediyorsanız bu işi yapabiliyorsunuz diyebilirim” ifadelerini kullandı.

DOĞRU ELEŞTİRİLERLE DOĞRU YOLU BULABİLİRİZ

EDİRNE’ye daha önce birçok kez geldiğini ve yazılar yazdığını anlatan Vahap Munyar, “Yazdığım bir yazı sonrası yerel bir internet sitesinde yazıma farklı bir akış açısıyla yorum getirilmişti. Daha önce Edirne Ticaret Borsası Başkanı olan Mustafa Yardımcı döneminde onun davetiyle Edirne’ye gelmiştim. Dönemin Edirne Valisi ise Hasan Duruer’di. Daha önce de Mardin’de görev yapmıştı. Valiye Edirne’nin milli gelirdeki sıralaması nedir diye sordum. O da bana insani gelişmişlikte 12’nci sırada yer alıyor Edirne dedi. Brüksel ile yarıştıklarını söyledi. Ancak bir şey daha anlattı bana. Kanalizasyon ve arıtma konusunda Hakkari ile aynı durumda dedi ve ben de yazdım. Sonrasında yerel internet sitesi bu yazımı bir hayli eleştirmiş. Edirne’yi aşağılıyor demişler. Ancak burada bir durum tespiti var. Eğer bu konuda iyileştirme yapılmazsa çok da iyi noktalara gelinemez demek isteniyor. Sonra Yardımcı, tarımla ilgili de tarım alanlarının miras yoluyla bölünmesi konusunu gündeme getirdi. 15-20 dönümlük hatta 5 dönümlük yerler olduğunu söyledi. Bu kadar alanda yapılan tarımın kimseyi geçindiremeyeceğinden bahsetti. 15-20 dönüm yeri olanın bile traktör aldığını, köyde evin önünde yattığını dile getirdi. Bu tip küçük arazilerin birleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Yine o yerel internet sitesi demiş ki, ‘Mustafa Yardımcı’yı övdü. Edirne’yi yerdi.’ Olaya böyle yaklaşırsak hiç bir olayı düzeltemeyiz. Hiç bir zaman geleceği göremeyiz. Önemli olan doğru eleştiriler ve doğru tespitler varsa birlikte doğru yolu bulmak için çalışmaktır” diye konuştu.

ÇİFTÇİ DESTEKLENİRSE İŞSİZLİK SORUNU ÇÖZÜLÜR

EDİRNE’nin ayçiçeği ve çeltik üretiminde büyük paya sahip olduğunu ifade eden Cengiz Yorulmaz, ancak her iki üründe de ülkenin dışa bağımlı olduğuna dikkat çekti. İki üründe de üreticinin büyük sıkıntıları olduğunu ifade eden Yorulmaz, “Para kazanamıyoruz. Buğdayda gümrük vergilerinin düşürülmesi bizi çok zorladı. Biz insanların sofrasına giden yemekleri yetiştirmek için sabahın erken saatlerinden itibaren çalışıyoruz. İthalat baskısı bizi çok zorluyor. Ayrıca girdi maliyetlerimiz sürekli artıyor. Verilen destekler de yeterli değil. Çiftçimizi, genç nüfusu üretimde tutmak için gerçek desteklere ihtiyacımız var. Büyük üreticiler bu desteklerden faydalanabiliyorlar ancak küçük üretici alamıyor. Eğer genç çiftçilere, üreticilere daha fazla destek verilirse Türkiye’de ne hayvan sorunu kalır ne de işsizlik. Çiftçi göz ardı edilmemeli” diye konuştu. Mazot ve gübre fiyatlarının çok yüksek olduğunu belirten Yorulmaz, “1 kilogram gübre alabilmek için 2.5 kilogram gübre satmam gerekiyor. Çiftçi bunun altından kalkamıyor” dedi. 

GIDA SAVAŞLARINA HAZIR OLMALIYIZ

DÜNYADA çok ciddi savaşlar yaşandığını dikkat çeken Sefer Levent, “Suriye’de yaşananlar gibi sıcak savaşlardan bahsetmiyorum. Dünyada ticaret üzerinden bir savaş yaşanıyor. Bunun bir adım ötesinde ise çok daha vahim bir durumla karşı karşıya kalacağımızı düşünüyorum. Bu da gıda savaşları aslında. Ülkeler, zincirleme bir şekilde kendi politikalarını belirlemedikçe, kendi stratejik ürünlerini tespit etmedikçe, günlük çözüm ürettikçe ileride çok ciddi sıkıntılar yaşanacak. Türkiye her ürünü kendi üretecek diye bir şey yok. Ancak stratejik ürünlerin de belirlenmesi gerekiyor. Tarımda ortaya bir felsefe ve model koyulmalı. Stratejik ürünleri tespit edip destekler ona göre verilirse ileride olası gıda savaşlarında Türkiye’nin de çekecek bir silahı olur. Bunu bugün yapmazsak yarın çok daha vahim, çok daha kötü sonuçlarla karşılaşabiliriz” diye konuştu. Tarımla ilgilenen nüfusun gerilediğini, çiftinin gelirlerinin azaldığını, maliyetlerinin de yükseldiğini söyleyen Levent, “Çiftçilerin de birey olarak bazı şeyleri yapması, gıda savaşlarına hazır olması gerekiyor. Her şeyi devletten beklemek de doğru bir yaklaşım değil. Elimizdeki ürünün ve toprağın değerini iyi bilip pazarlık masasına daha güçlü oturmak için çalışmalar yapmalıyız” dedi.

TON BAŞINA 75 LİRAYA KADAR AVANTAJI VAR

LİSANSLI depoculuk konusunun tarım için çok ciddi öneme sahip olduğunu dile getiren Özay Öztürk, “Tarımda ticaretin çok hızlı bir şekilde lisanslı depolara yönlendirilmesi gerekiyor. Edirne Ticaret Borsası’nın da ortakları arasında olduğu 40 bin ton kapasiteli lisanslı bir depo mevcut. Çok büyük avantajları var. Türkiye ölçeğinde lisanslı depolara bakıldığında fabrika ve sanayici yoğunluğu olduğu görülür. Ancak bizim ürünlerin toplamının yüzde 98’i üreticilere ait. Lisanslı deponun üreticilere çok ciddi avantajları var. Harman dönemlerinde çok yoğun bir şekilde ürünlerin piyasaya hızlı sürülmesiyle fiyatlar düşebiliyor. Bunun önüne geçebilmesi ve pazar zenginliği yaratılması açısından içinde lisanslı depoculuğu barındıran ürün ihtisas borsaları kuruluyor. Tüm Türkiye’deki lisanslı depolar ürün ihtisas borsasına bağlanacak. Buradaki üretici elektronik ürün senedini satacağım demesinin ardından Türkiye’nin her yerinden görülecek. TMO, muhafazadan çekiliyor. TMO, ‘ben buğday fiyatlarında regülasyon görevimi yapacağım ancak bunları depolamayacağım’ diyor. Bunu yapacak olan lisanslı depolardır. Buradaki ürünleri alacak. TMO alım kısmında olacak. 20 ton buğday lisanslı depoya konduğu anda 1200-1450 TL arasında bir avantajı oluyor. Çünkü kira desteği sağlanıyor. Harç muafiyeti sunuluyor. Ton başına 75 TL’ye kadar avantaj sağlanıyor” ifadelerini kullandı.

YERLİ TOHUMLAR CANLANIYOR

HÜRRİYET ile Edirne’de yapılan dördüncü zirve olduğunu söyleyen Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, bundan önceki zirvelerin ekonomi ve turizm zirveleri olduğunu belirtti. Yapılan tüm zirvelerin Edirne için olağanüstü derecede geri dönüşleri olduğuna dikkat çeken Gürkan, “Zirvelerden sonra, Hürriyet’in sihirli ellerini değdirmesinden sonra Edirne’deki turizm hareketliliği yüzde 40’a yakın oranda artış gösterdi” dedi.

TOHUMLAR TOPLANACAK

Trakya’da yeraltı sularının 300- 350 metrelere kadar düştüğüne vurgu yapan Başkan Gürkan, “Edirne’de daha düne kadar 8 metreden su çıkardığımız yerlerde şimdi 80- 90 metrelerde su çıkarmaya başladı. Bu tarımın ve insanlığın geleceği için çok ciddi bir tehdit. Hepimizin bu konuda uyanık olması gerekiyor. Yapacağımız bu tarım uygulamasıyla sizlerin yeni alanlara da bakabilmenizi de istiyoruz. Yeni üretim araçlarına, yeni gıda çeşitlerine, üretimde çeşitliliği artırarak sizlere yeni pencereler açmayı hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki çiftçi olmazsa bu ülkede ne sanayici ne basın  ne televizyon olur ne de yaşam olur. O yüzden çok değerli, kutsalsınız.”

‘BU PROJEYİ ÇOK ÖNEMSİYORUZ’

HÜRRİYET’in her zaman üreticinin yanında olduğunu ve üreticinin sorunlarının çözümü için takipçi olduğunu dile getiren Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Üyesi ve Reklam Direktörü Zeynep Tandoğan, Hürriyet ve DenizBank işbirliği ile gerçekleşen ‘Tarım Zirveleri’ni 7 bölgeden 7 şehirde düzenlemek hedefiyle yola çıktıklarını, bu yola DenizBank ile çıktıkları için çok mutlu
olduklarını belirtti.

ÇOK GERİ DÖNÜŞ ALDIK

Tarımın, Türkiye için çok stratejik ve çok önemli bir sektör olduğuna dikkat çeken Tandoğan, “Rakamsal olarak baktığımızda dünyada 5’inci, Avrupa’da 1’inci sıradayız. Üretimimiz gayet verimli ancak tabi ki çok gelişim alanlarımız var. Üretimde kârlılık, verimliliğin artırılması, üretimde teknolojinin kullanılması. Maliyet verimliliği, nüfusa oranla üretim gibi pek çok kriter açısından bakıldığında ciddi gelişim alanlarımız olduğu, sorunlarımız, sorularımız olduğu da gerçek. O anlamda bu projeyi çok önemsiyoruz. Bu projede Hürriyet’in görevi, 70 yıllık bir marka olarak yayıncılık yapan, her zaman üreticinin yanında olan, onun sorunlarının çözümlerini takip eden, bu anlamda gündemi organize eden bir marka olarak bizim bu toplantının sonunda amacımız buradan aldığımız her şeyi doğru yayıncılık çizgimizle yayınlamak, takipçisi olmak ve soru ile sorunlara çözüm getirmek olacak. Bugüne kadar tarım, gıda ve hayvancılık alanında birçok habere imza attık. Et fiyatlarından, meyve-sebzedeki sıkıntılara, tarımı ve çiftçiyi etkileyen doğal afetlerden halkın cebini yakından ilgilendiren raflardaki ürünlere yansıyan zamlara kadar geniş bir yelpazede tarım ve hayvancılığın nabzını tutmaya çalıştık. Yaptığımız haberlerin ardından hem sosyal medyadan hem de okuyucularımızdan bir hayli fazla geri dönüş aldık” diye konuştu.

SEÇİLMİŞ MEMLEKET 

Hürriyet’in kâğıt baskı olarak her gün 1.2 milyon kişiye ulaştığını, dijital alanda ise günlük 60 milyon kez görüntülenen internet sayfasına sahip olduğunu belirten Zeynep Tandoğan, “Dijitalde her gün 5.5 milyon tekil kullanıcıya ulaşıyoruz, 60 milyon kere sayfa görüntülenme yapılıyor. Bu, gerçekten sadece Türkiye’de değil, Avrupa yayıncılığında da önemli bir büyüklük. O büyüklüğü de sizlerin lehine kullanmak için her türlü aksiyonu alıyoruz” dedi.

Edirne’yi ‘seçilmiş memleket’ olarak tanımlayan Tandoğan, “Kardeşten öte arkadaşa, ‘seçilmiş kardeş’ denir ya işte Edirne’de bizim için seçilmiş memlekettir. O yüzden Edirne’de olmaktan çok memnunum” ifadelerini kullandı. 

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle