GeriEkonomi Alman ayakkabıcı Türkiye’de hızlı büyüdü, Asya için ‘kapı’ seçti
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Alman ayakkabıcı Türkiye’de hızlı büyüdü, Asya için ‘kapı’ seçti

Alman ayakkabıcı Türkiye’de hızlı büyüdü, Asya için ‘kapı’ seçti
refid:15156408 ilişkili resim dosyası

3.4 milyar Euro cirolu Alman ayakkabı devi Deichmann’ın sahibi Heinrich Deichmann, 2009 yılında yüzde 15 ile en yüksek büyümeyi Türkiye’de yaşadıklarını söyledi. Doğu Avrupa’ya Avusturya kapısından açıldıklarını hatırlatan Deichmann, Asya kapısı ilan ettiği Türkiye’den Suriye, İran, Irak, Azerbaycan, Gürcistan’a açılabileceklerini belirtti.

ABD dahil 20 ülkede faaliyet gösteren, 3.4 milyar Euro ciroyla dünyanın en büyük ayakkabı gruplarından Deichmann’ın Almanya Essen’deki merkezi... Şirketin başına 36 yaşında (şimdi 47) geçen Heinrich Deichmann’ın ofisinin sadeliği, mütevazı tavrı ve hiçbir ‘üçüncü kuşak’ kompleksi taşımaması dikkat çekiyor. 1913’te dedesi tarafından kurulan, babası Heinz-Horst Deichmann’ın (Forbes milyarderler listesinde 4.3 milyar dolar servetiyle 197. sırada) bir deve dönüştürdüğü Deichmann’ı, kriz yılı 2009’da yüzde 10 büyütmeyi başarmış. 40 farklı ülkede üretimi bulunan grup geçen yıl Türkiye’den 1.4 milyon çift ayakkabı aldı. 2.900 mağazada yılda 138 milyon çift ayakkabı satan bir ayakkabı imparatorluğunun başında olmasına rağmen sadece 25 çift ayakkabısı bulunan Heinrich Deichmann ile işlerini ve işin dışındaki yaşamını konuştuk.

Asla kredi kullanmayız

Dünyadaki önde gelen ayakkabı gruplarından birisiniz. Halka açılmayı, ortak almayı hiç düşünmediniz mi?
Borsadan, bankalardan bağımsızız. Bunun çok avantajı var. Finansal krizde bankalar kredi vermekte çok titiz davrandı. Kredi muslukları kesilince bazı şirketler çok sıkıntı yaşadı. Asla kredi kullanmıyoruz. Geçen yıl 300 mağaza açıp, yüzde 10 büyümeyi de nakitle, tamamen öz kaynaklarımızla yaptık. Borsada kağıtlar analistlere göre düşüyor-çıkıyor. Kısa vadeli bir dünya... Biz ise uzun vadeli düşünüyoruz. Organik büyürüz. Spekülatif büyüme yok.

Ama daha önce inorganik büyümeleriniz de oldu; zincirleri, markaları satın aldınız.
Fakat organik büyümek, 1-2 mağaza açmak bir zincir almaktan daha pahalı. Biz özellikle babamın zamanında 1970 ve 1980’lerde çok satın alma yaptık. Ama organik büyümek daha sağlıklı ve güvenli.
/images/100/0x0/55ea79ccf018fbb8f88269af


5 yılda 200 mağaza hedefi

Siz Türkiye’ye girdikten kısa süre sonra ekonomik kriz çıktı. Planlarınız değişti mi?
Türkiye dinamik! Demografik yapısı, ekonomik büyüme oranı Avrupa’da yok gibi. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yaşanan en büyük ekonomik krize rağmen Türkiye’de büyüdük. Geçen yıl aynı metrekare kıyaslamasında bile yüzde 15 artış var. Faaliyette bulunduğumuz bütün ülkeler içinde en hızlı büyüyeni oldu ve ciro hedefinin çok üstüne çıktık. Pek çok perakendeci sıkıntı çekti ama biz krizin fırsat yüzünü gördük. Alışveriş merkezlerinden çıkanların yerine girdik.

2010 nasıl geçiyor?
İlk 6 ayda çok iyiyiz. Hedefleri yakaladık. 2007’de girdiğimiz ve şu anda ciromuz içinde küçük bir payı olan Türkiye bizim için daha da önemli olacak. 5 yılda Türkiye’de 200 mağazaya ulaşırız. Yüzlerce mağazalık potansiyel var.

Asya’da Türkiye adımı

Asya kıtasındaki ilk mağazalarınızı da Türkiye’de açtınız.

Asya’ya açılmamızda Türkiye bir köprü olacak. Gaziantep’e gitmiştim ve neredeyse Suriye’deydik. Avusturya bizim Doğu Avrupa’ya açılan kapımız olmuştu. Türkiye’de Asya’ya açılan kapımız olabilir. Türkiye’deki yönetim ile Suriye, İran, Irak, Azarbeycan, Gürcistan’a açılabiliriz.

Ailem çok yememe sınır koydu

Sabahları müsli ve yoğurt, öğlenleri ofiste sadece meyve yerim.
Akşamları yemeği dört gözle bekliyorum. Bütün gün beklediğim için de çok yiyorum. Ailem de çok yiyorum diye sınır koyuyor.
Akdeniz mutfağını tercih ederim. Sağlıklı olduğu için daha çok yiyebiliyorum.
Et, balık severim.

Boğaz’da yemek keyfi unutulmaz

Sadece lezzet peşinden koşarım.
Bir mekanın hijyen standartlarının yüksek olmasını arzu ederim.
Tasarımı da çok önemserim.
Fakat yemekler güzel olmadıkça tasarımın hiç bir anlamı yoktur. Güzel yemek varsa kötü tasarıma katlanılır.
Boğaz’daki yemek keyfini unutamıyorum.
Seyahatlerimde yerel restoranlara giderim.

Babam kadar başarılı olayım

Çok erken yaşta, 36’ımda şirketin başına geçtim.
Küçük yaşlardan itibaren kendimi buna hazırladım.
26 yaşımda şirkette aktiftim.
Babam her zaman benim için iyi bir örnek oldu. Ticaret adamıydı ama yoksullara da yardım ederdi.
Babam kadar başarılı olabilirsem bu beni çok mutlu eder.

En güzel fikirleri duşta bulurum

Genellikle çok erken kalkmam, 06.45’de uyanırım.
Çok erken kalkarsam mesela 05.00-06.00 gibi; sorun olur.
İyi, mutlu uyanırım.
Çocuklarımı kahvaltıda görmek beni mutlu eder.
En verimli dönem sabahlardır. En güzel fikirler duşta ya da traş olurken aklıma gelir.
Aslında en yaratıcı fikirleri koşarken bulurum.

Sabırsızım, oyalayan sunum istemem

Toplantı sayısı ya da süresi konusunda sınırım yok; gereği kadar.
3 tane çok ciddi toplantı yaparsam sonrakiler çok verimli olmaz.
Sabırsız biriyim, sunumları eğer içeriği iyi ve gerekliyse tercih ederim. Konuya gelene kadar bizi çok oyalarsa istemem.
Hem dinlerim hem konuşurum. İyi dinleyici olmak insanları yönetirken ve karar alırken çok önemli.
Fikir alırım, çok soru sorarım. Eğer yeterli bilgi alamıyorsam kendi düşüncemi dile getiririm.

Piyano çalarım, klasik müzik severim

Siyaset ve ekonomiyle ilgiliyim; çok kafa yorarım.
Özellikle klasik müziğin romantik periyodunu severim.
Kuyruklu bir piyanom var. Eskiden daha sık çalardım, şimdi nadiren. Artık daha çok dinliyorum.
Oğlumla tenis, futbol oynuyoruz. Geçenlerde futbol maçı yaparken lifimi kopardım.
Kızımla ise hafıza oyunları oynuyoruz.
Dev bir ayakkabı şirketine sahibim ama sadece 25 çift ayakkabım var.

Araba manyağı değilim, Audim var

Sadece bir tane arabam var: Audi A8
İşte de özel hayatımda da onu kullanıyorum.
Çoğunlukla kendim kullanıyorum. Ama çok yoğun iş temposu olan günlerde şoför desteği alıyorum.
Araba manyağı değilim.
Benim için önemli olan güvenlik, geniş iç mekan, bir de hantal ve yavaş olmasın.
Eşimin de Mini Cooper’ı var.

Sabahları evin küçük havuzunda yüzerim

Spor yapmak çok önemlidir. Haftada 3 gün mutlaka spor yaparım.
Koşarım ve tenis oynarım.
Yazları evin küçük havuzunda her sabah 20 dakika yüzerim.
Açık hava sporlarını, doğada olmayı sevirim.

Bakir pistte ilk izi bırakırım

Yazın trekking, tırmanma kışın ise kayak tatili yaparım. Alpler’de evimiz var.
Pistte değil, Alpler’de kimsenin kaymadığı, bakir yerlerde kaymayı severim.
Çok riskli bir şey bu biliyorum. Çığ tehlikesi bile var.
Dağı bilenlerle çıkarım. İlk izleri bırakmak bana büyük keyif verir.
Teknem yok. Mutlaka deniz tatili de yaparız. Çocuklar en çok onu seviyor çünkü.
Yorumları Göster
Yorumları Gizle