GeriEkonomi 630 şirket 40 bin çalışan
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

630 şirket 40 bin çalışan

630 şirket  40 bin çalışan

Son dönemlerde birçok önemli yatırıma ev sahipliği yapan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi (İAOSB) bugün 8 milyar dolarlık üretim hacmi ile Türkiye’nin en önemli OSB’leri arasında yer alıyor. İAOSB Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, 630 firma ve 40 bin çalışan ile Türkiye’nin büyümesine güç kattıklarını söyledi.

HÜRRİYET gazetesi tarafından Taş Yapı ana sponsorluğunda ve İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin (İAOSB) desteğiyle düzenlenen ‘Hürriyet OSB’lerle Buluşuyor’ zirvesinde bölgenin dinamikleri ve gelecek planları masaya yatırıldı. Bölgede alt yapı ve üst yapı çalışmalarının tamamlandığını anlatan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Uğurtaş, “630 firmamız var ve burada 40 bin çalışan mevcut. 8 milyar dolarlık üretim hacmine sahibiz. İAOSB, şehrin hemen yanında bulunuyor. Burada birçok ilki yaptık. Bugün çalışan kadınların en önemli sorunu çocuklarını emanet edebilecekleri güvenli bir kreş bulmaktır. Türkiye’de ilk kreşi yapan organize sanayi bölgesi olduk. Bunun yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ‘İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Nedim Uysal Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’ projemizi hayata geçirdik. Burası eğitilmiş teknik eleman yetiştiriyor. Eğitim konusu çok önemli ve Türkiye’de örnek gösterilen bir okul. Sayın Bakanımız burayı ziyaret ettiği zaman ‘Hayalimiz buydu’ dedi. İlk olup diğerlerine de klavuz olmasını istedik. OSB’ler Türkiye’nin en önemli yatırımlarıdır. Tüm sanayiceler ve siyasiler bu bölgelere sahip çıkmalı. İşletme sahiplerinin buradaki becerileri arttırma konusunda çalışmaları var. Bunun yanında 120 MW gücünde bir santralimiz var. Bölgemizde tüm çalışanlara cevap verebilecek şekilde kurguladığımız sağlık birimimiz mevcut. Türkiye’de ilk robot yarışmasını yaptık. Üniversite sanayi işbirliğinin 7’ncisini gerçekleştirdik” dedi.

NORMAL DÜZENE DÖNMELİ

Son dönemlerde sanayicinin yaşadığı zorluklar hakkında da bilgi veren Hilmi Uğurtaş, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kırılgan 5’linin içinde dört ülke değişti. Ancak Türkiye sabit kaldı. OHAL’in kaldırılması lazım. Normal hukuk düzenine dönülmesi şart. O zaman düzelme olacaktır ve belki sıkıntıların birçoğu ortadan kalkacaktır. Türkiye’de son 10 yılda sanayinin payı geriledi. İnşaat sektörü, hizmetler sektörü yani ürütmeyen sektörler Türkiye’yi ileri taşımayacak sektörler gelişti. Sanayi olmadan ülkenin gelişme şansı yoktur. Ama ne yazikki biz bunu ikinci plana atmış durumdayız.
OSB’lerle ilgili kanunlar çıkmadan önce bizlere de sorular soruldu. Ama bir takım çıkar grupları baskıları ile beklenmedik tablolar ortaya çıktı. OSB’lerin sonunu getirecek bir madde eklendiğini düşünüyoruz. Bugün OSB’nin bir parselini istediğiniz kadar kiracıya bölüp verebilirsiniz. Küçük sanayi sitelerinden dönmüş olan yerler için yapılıyor. ‘Biz kiracıya veremiyoruz’ dediler. Meclise geldi, özellikle şehir merkezindeki OSB’nin sonunu getirecek bir maddedir bu.”

120 MİLYON DOLARLIK SANTRAL

Son dönemlerde enerji politikalarındaki değişimlerle zor günler yaşadıklarını anlatan Uğurtaş, “İAOSB sanayicilerine ‘kesintisiz enerji’ güvenini vererek, ucuz elektrik sunmayı hedefledik. Doğalgaz santrallerinin birçoğunun kapanmak zorunda kaldığını görüyoruz. 120 milyon dolarlık doğalgaz santrali kurduk. Arkasından enerji politikaları tepetaklak oldu. Biz santrali çalıştıramıyoruz” dedi. Uğurtaş, “Emsal oranlarımız ile ilgili konular gündeme geliyor. Her OSB’nin farklı emsal oranları var. Kimi yerde 2, kimi yerde yüzde 1, yüzde 0.80... OSB’er için doğru bir yol olmalı. Herkesin farklı olmaması gerekiyor. Ama bu da gerçekleşmedi. Gelir vergisi ve stopaj sıkıntısı henüz çözülemedi. Buradaki gelirler yine OSB yatırımlarında kullanılabilir. Kiracılardan kurumlar vergisi alınmaz ama bizim kazançlarımızdan, bize stopaj uygulanıyor. Bizden vergi alınmaması lazım. Davayı açıyoruz parayı geri alıyoruz ve bu çark devam ediyor; bunu halledemedik” diye konuştu.

 

SANAYİCİNİN ATEŞİNİ SÖNDÜRMEMELİ

TÜRKİYE’nin üretime odaklanması gerektiğinin altını çizen Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Başkanı Salih Esen, “Sanayicinin içindeki ateşi söndürmemeli. Bunun için herkesin destek vermesi gerektiğini düşünüyorum” dedi. Salih Esen, şöyle konuştu: “Hayatımız boyunca sanayinin gelişmesine katkı yapıyoruz. Şunu biliyoruz üreten bir Türkiye bağımsız bir şekile egemenliğini sürdürebilir. Ama günümüzde sanayicilik çok kolay bir iş değil. Bu işe başlamaya karar verdiğinizde bir işyerine sahip olmanız gerekiyor. Bir OSB’de olmanız daha doğru ama bu yerlerin de yerel yönetimler tarafından desteklendiğini görüyoruz. Birçok firma kurulurken kredi kullanmadan kendi arsasını alıp binasını yapma gayretinde. Ama burada da kamulaştırma sorunu ortaya çıkıyor. Bu da çok uzun sürüyor. 22 metrekarelik bir yerin kamulaştırması 5 yıl sürebiliyor. Tüm bunlardan sonra işletmenizi kurmanız lazım, istihdam sağlayacaksınız ama bunun da kalitesi çok önemli. Diyelimki bunları da buldunuz, finansman ayağını da koymak sorundasınız. Finansal kârlılık için önünüzü görmeniz lazım. Ama Türkiye koşullarında önünüzü görmek zor olabiliyor. Yetkililer sanayinin önünün açılması konusunda büyük bir çalışma içerisinde ama öngörülebilir bir takım olayları zamanında görüp pozisyon alamazsak başarılı olamıyoruz. Girdilerimizin büyük bir kısmı döviz cinsinden. Avrupalı firmaların bizim gibi sorunu yok. Bizden sonraki nesillere sanayici olma aşkını nasıl vereceğimizi bilmiyorum. Bu konuda da karamsarım. Sanayicinin içindeki bu ateşin sönmemesi konusunda kişisel kabiliyetlerin yanında ülkeyi yönetenlerin de katkı sağlaması lazım.”

Yapılan çalışmalarda mutlaka sanayicinin de görüşlerine başvurulması gerektiğinin altını çizen Esen, “Bizde gerçek sorunu ortadan kaldırmak yerine, yasaklarla kaldırmak gibi bir zihniyet oluyor. Çek yasasında da böyle oldu. Değişiklik yapıldı ve geri alındı. Ekonomi yasaklarla idare edilemez. Şimdi bazı firmalara döviz ile borçlanma kısıtlanacak. Peki hangi kurumundan ‘görüş istenildi.’ Sanayici biziz, piyasaları bilen biziz ama böyle bir karar alınacak ve sektördekilere danışmayacaksınız. Döviz ile borçlanmanın önüne nasıl geçeceksiniz? TL ile borçlanacak gidecek yine döviz alacak. Yapılması gereken şirketlerin kendi içinde bir regülasyona tabi tutulmasıdır. Bankacılık sektörümüz sağlam olduğu için bunları atlatıyoruz. Bankalar bunlara bakarak firmaları değerlendirse çok daha iyi olur. Bankaları düzene sokuyoruz ama şirketleri düzene sokmak için nasıl bir gayretin içindeyiz. Yasaklarla çarklar ilerlemiyor maalesef” dedi.

 

EN ÖNEMLİ KONU NİTELİKLİ İŞGÜCÜ

SANAYİCİLERİN en önemil sorunlarının başında nitelikli işgücünün geldiğini anlatan İAOSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Fatih Uysal, “Bu konuda bir takım çalışmalar yapılıyor. Bugün ara eleman dediğimiz, endüstri meslek lisesi mezunlarıdır. Bu konu her geçen gün daha da hassaslaşıyor. Bir tesisten başka bir tesise kaymalar yaşanıyor ve maliyetler artıyor. Bugün endüstrideki en önemli konu çalışandır. Sanayicinin de taşın altına elini koyması gerekiyor. Her şeyi devletten beklemek doğru değil. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Meslek liseleri özel olarak açılabiliyor. İşletmeler tarafından da çok rahat yönetilebiliyor. Bunları yapmak mümkün. Biz bunu kendi bünyemizde kurduk ve fayda sağlıyoruz. Şu da bir gerçek, özelikle halkımızda ‘endüstri meslek liselerine başarısız öğrenciler gidiyor’ zihniyeti var. Bu nedenle de çocuklarını buraya göndermiyorlar. Üniversiteye göndermeye çalışıyorlar. Maalesef ara eleman konusunda da engeller oluyor. Çalışan bulamadığımız noktada diğer bir firmanın çalışanını alıyoruz” dedi.

DÖVİZİN ÖNÜNÜ AÇIN

Bazı yatırımların Türkiye yerine farklı ülkelere gittiğini gözlemlediklerini dile getiren Fatih Uysal, şöyle devam etti: “Özellikle de Almanya ile yaşananlar bizi zor durumda bırakıyor. Bu konuda çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yüksek faiz politikasının da doğru olmadığına inanıyorum. Doğru olsaydı, döviz artık istikrarsız olma pozisyonuna gelmezdi. Otomatik olarak ihracatı etkiliyor bu dengesiz döviz. Rekabet kabiliyetimizi azaltıyor. İthalat artıyor, ihracat azalıyor. Bu da yurtiçinde herkese yansıyor. Bunun önüne geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Günlük sorunları halının altına süpürmekle bu işler çözülmez. Dövizin önünün açılması gerekiyor.”

Enerji konusunda da bazı çalışmalar yapılması gerektiğinin altını çizen Fatih Uysal, “YEKDEM sabit değil. Her ay değişken. Böyle bir belirsizlik içinde enerji en büyük maliyetlerden birisi. Sanayici nasıl bir ortamda fiyat verecek? Uzun dönemde plan bütçe yapmamız çok zor. Türkiye’de sanayicilik cambazlık gibi bir şey. Doğalgaz santralleri zararına çalışıyor” dedi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle