GeriEkonomi 3 proje riskte
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

3 proje riskte

3 proje riskte

Dünya Bankası, 2019’dan itibaren petrol ve doğalgaz arama ve çıkarma projelerini fonlamayacağını açıkladı. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’a göre bu karardan Irak, Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) ve Ukrayna etkilenebilir. TAP, TANAP ile Türkiye’ye gelecek Azerbaycan doğalgazını İtalya’ya ulaştıracak boru hattı.

DÜNYA Bankası Grubu, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında 2019 senesinden itibaren petrol ve doğalgaz sahası aramalarına yönelik sağladığı teşvik ve finansmanı durdurma kararı aldı.

Grubun elindeki toplam büyüklüğü 280 milyar dolar civarında olan fonun yüzde 2’si petrol ve doğalgaz aramaları için ayrılmış durumda. Dünya Bankası’nın açıkladığı bu kararın sektör üzerindeki etkisi nasıl olacak? Bunu uzmanlara sorduk. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Dünya Bankası’nın desteklediği üç önemli petrol ve doğalgaz projesinin bu karardan olumsuz etkilenebileceğini belirterek, projeleri şöyle sıraladı: Irak’ta petrol ve doğalgaz yataklarında üretimin artırılması, Ukrayna’nın kaynak çeşitliliği çalışmaları ve Trans Adriyatik Doğalgaz Boru Hattı (TAP) projesi.

Birol, söz konusu projelerle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Bu projelerden biri, Irak’taki petrol ve gaz yataklarında üretimin artırılması. Irak’ın yoksulluktan kurtarılması için petrol ve doğalgaz gelirlerinin artırılması gerekiyor. İkinci proje ise TAP. Arz güvenliği açısından çok ciddi ve önemli bir proje. Bir diğer proje ise Ukrayna. Ukrayna şu anda enerjinin çok büyük bir kısmını tek bir ülkeden alıyor ve kaynak çeşitliliği yapmaya çalışıyor. Bu da engellenmiş olacak. Yani Dünya Bankası bu politikayla Irak’taki projenin ülkeye ekonomik katkısını engellemiş olacak. TAP projesi için de bence önemli bir negatif sinyal veriliyor.”

NE KADAR UYGULANABİLİR
Birol, konuyla ilgili bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, Dünya Bankası’nın bu karara iki şartla istisna uygulayabileceğini anımsatarak, şartlardan birinin, petrol veya doğalgaz yatırımı yapılacak ülkenin çok yoksul bir ülke olması, ikincisinin de ülkede yapılacak yatırımın, iklim değişikliğiyle ilgili alınan kararları olumsuz etkilememesi olduğunu ifade etti.

Bu şartlara bakıldığında “yoksulluğun sınırı ne olacak?” ve “ülkelerin iklim değişikliği hedefleri nasıl değerlendirilecek?” sorularının akla geldiğini dile getiren Birol, bu şartların Afrika ülkeleri düşünülerek konulmuş olabileceğini söyledi.

Birol, Dünya Bankası kararının ne kadar uygulanabilir olduğu konusunda kafasında bazı soru işaretleri olduğunu da ekleyerek, “Bankanın dünyada her yıl yapılan petrol ve doğalgaz yatırımlarının içindeki payı yüzde 0.4 seviyesinde. Ancak burada politik bir mesaj veriliyor. Dünya Bankası herhangi bir kuruluş değil. Bu sinyalin diğer yatırımcılar için ne kadar etkili olup olmayacağını bekleyip görmemiz lazım. Bu sinyal yatırımcıların kaynak bulma konusundaki çabalarını köstekleyebilir ama eğer projeler gerçekten karlı yatırımlar ise bu zorlama olsa da bir şekilde finansın bulunacağını düşünüyorum. Bu karar gerçekten son derece önemli bir siyasi mesaj fakat etkinliği konusunda ciddi kuşkularım var” dedi.

1.5 MİLYAR EURO'YU AVRUPA ERTELEMİŞTİ
İKLİM Haber Kıdemli Analisti Arif Cem Gündoğan, Dünya Bankası açıklamasının tüm dünya ekonomileri için önemli bir sinyal olduğunu belirterek, “Bu noktada tek istisna enerji yoksulluğunun belirgin şekilde yaşandığı bazı çok az gelişmiş ülkeler olabilecek. Dünya Bankası Başkanı Jim Yong Kim tarafından açıklanan bu taahhüdün yanı sıra banka tarafından finanse edilen projelerin iklim değişikliğine etkisinin 2018’den itibaren detaylı ve şeffaf şekilde kamuoyuna bildirileceği de belirtiliyor. Bunlar kalkınma finansmanı sağlayan en kritik kurumların önceliği açıkça düşük karbon ekonomisine verdiğinin göstergesi.

Öte yandan Dünya Bankası’nın kısa vadede petrol ve doğalgaz iletim, dağıtım, enerji üretimi, LNG terminalleri, işleme rafinerileri, petrokimya endüstrisi gibi alanlarda finansman desteğinin önünü kapatmadığını da belirtmek gerekir. Dünya Bankası’nın bu kararı kadar çarpıcı diğer gelişme, Avrupa Yatırım Bankası (EIB) Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) projesine sağlamayı düşündüğü yaklaşık 1.5 milyar Euro’luk finansmanı ertelemesi oldu. Güney Gaz Koridoru’nun önemli bir bileşenini oluşturacak TAP’ın finansmanda 2 yıldır zorluk yaşaması yeni iklim rejiminde fosil yakıtlara dayalı sektörlerin işinin daha zorlu olacağının bir diğer göstergesi” dedi. İklim Eylem Ağı Kanada İcra Direktörü Catherine Abreu, “Dünya Bankası’nın planı özellikle kapsamlı olduğu için çarpıcı- sadece zengin ülkeler değil, tüm dünyayı kapsıyor” dedi. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) Sürdürülebilir Finans Merkezi Global Direktörü Leonardo Martinez-Diaz ise “Bu, Dünya Bankası’nın banka kredilerinin Paris Sözleşmesi ile daha uyumlu olmasını sağlayacak önemli bir açıklaması. Diğer çok taraflı kalkınma bankalarını da benzer taahhütlerde bulunmaya çağırıyoruz” dedi.

CHATHAM HOUSE: BU BİR DÖNÜM NOKTASI
CHATHAM House da “Dünya Bankası Petrol ve Gaza Destek Olmayacak - Şimdi Ne olacak?” başlıklı bir makale yayınladı. Chatham House araştırmacılarının kaleme aldığı söz konusu makalede, “Petrol/gaz arama ve üretimini finanse etmeme kararı, kalkınma yardımı için bir dönüm noktası oluşturuyor” denilerek, diğer yandan gelişmekte olan üretici ülkelere karşı adil olunması gerektiği savunuldu.

Makaleye göre, 2000 ile 2015 yılları arasında yaklaşık 4.8 milyar dolarlık resmi kalkınma yardımı petrol ve doğal gaz akışının geliştirilmesine, 22.2 milyar dolar ise genelde bununla bağlantılı kabul edilen termal elektrik üretimine gitti. Makalede ayrıca şunlar kaydedildi: “Bu tutarlar, giderek hızlanan ve daha büyük iklim finansmanına kıyasla küçük kalsa da, petrol ve gaz sektörünün riskini azaltmaya yardım ediyor ve böylelikle büyük miktarda özel finansmanın petrol ve gaz sektörüne girmesine katkı sağlıyor. 2000’li yılların sonundaki yüksek emtia fiyatları, iyi yönetilen fosil yakıtların gelişmekte olan ülkeler için ‘dönüştürücü bir fırsat’ sunabileceği ve ‘yardımdan mezun olabileceği’ fikrini destekledi.

Kalkınma bankaları ve donör ülkeler çoğu zaman, fosil yakıtların sunabilecekleri konusunda iyimser bir görüş aldılar. Şimdi birçok ülke fiyat düşüşleri ve devamında gelen milli borçlar karşısında bu beklentileri revize ediyor. Norveç ve Suudi Arabistan da dâhil olmak üzere pek çok üretici, küresel enerji karbonsuzlaştırmasının ihracat pazarları üzerindeki etkilerine hazırlanıyor. Diğer yandan düşük gelirli ülkeler, iklim değişikliği için göz ardı edilebilir tarihsel sorumluluğu ve gelişime olan acil ihtiyaçları dikkate alındığında, emisyonlarını artırma hakkına sahip. Bununla birlikte, petrol ve gaz projeleri ve bağlantılı büyük ölçekli termik güç altyapısı on yıllar boyunca kalıyor. Bu tür yeni yatırımlar, yenilenebilir enerji, depolama teknolojileri ve akıllı sistemlerin maliyetleri o kadar hızlı düştüğünde, kalkınma ihtiyaçlarını rekabetçi bir şekilde karşılayabilir mi?

Dünya Bankası’nın duyurusu bir dönüm noktasına işaret ediyor. Diğerleri zaten pratik yollarla ilerliyorlar. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, petrol ve doğalgaz ihraç eden ortak ülkelerdeki düşük karbon geçişinin mali risklerini analiz etmeye başladı.”


Yorumları Göster
Yorumları Gizle