GeriEkonomi 2011 yılı bütçe tasarısı komisyonda
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

2011 yılı bütçe tasarısı komisyonda

Şimşek, 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısını TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sundu.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı bütçesinin makro ekonomik gerçekler çerçevesinde hazırlandığını belirterek, “ Bu yıl da bütçe açığı açısından Maastricht kriterini tutturacak ender Avrupa ülkelerinden birisi olacağız”dedi.

Bakan Şimşek, sunuş konuşmasında, ülke imkan ve ihtiyaçlarını esas alarak, titizlikle hazırlanan 2011 Yılı Bütçesinin, AK Parti Hükümetlerinin 9. bütçesi olduğunu hatırlattı.

2011 yılı bütçesinin ülkenin dört bir tarafına ihtiyaç duyduğu yatırım götüren, reel kesimi destekleyen, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklı, toplumsal refahı, ekonomik ve mali istikrarı gözettiğini belirten Şimşek, bütçenin, makro ekonomik gerçekler çerçevesinde hazırlandığını söyledi.

Sunuşunda dünya ve Türkiye ekonomisinin görünümüyle ilgili değerlendirmede de bulunan Şimşek, 2008'in son çeyreğinden itibaren dört çeyrek üst üste daralan dünya ekonomisinin, 2009'un son çeyreğinden itibaren yeniden büyüme trendine girdiğini, son 60 yılın en ağır krizini yaşayan dünya ekonomisinin 2009 yılında yüzde 0,6 daraldığını hatırlattı.

Küresel ekonominin 2010 yılında ise yüzde 4,8 oranında büyümesi beklendiğine işaret eden Şimşek, 2009 yılında yüzde 11 daralan dünya ticaret hacminin ise 2010'da yüzde 11,4 artacağının tahmin edildiğini belirtti.

Dünya ekonomisinde 2009 yılının ikinci yarısında başlayan toparlanma eğiliminin 2010 yılının ilk yarısında devam ettiğini belirten Şimşek, ancak, gelişmiş ülkelerdeki makro ekonomik problemlerden ötürü küresel ekonominin son aylarda bir yavaşlama eğilimine girdiğine ilişkin sinyaller alındığını söyledi.
Gelişmiş ülkelerdeki sıkıntılar nedeniyle kriz öncesi dönemdeki potansiyel büyümeye erişimin zaman alacağının görüldüğünü ifade eden Şimşek, bu süreçte gelişmekte olan ülkelerin pozitif yönde ayrışmasının da sürdüğünü bildirdi.

Türkiye'nin son 60 yılın en büyük küresel krizinden etkilendiğini, 2009 yılında ekonominin daraldığını, işsizlik oranlarının yükseldiğini ifade eden Şimşek, Türkiye ekonomisinin yüzyılın krizi diye anılan bu krizden güçlü ve hızlı bir şekilde çıkmasının da sevindirici olduğunu bildirdi.

Krizin etkilemediği hiçbir AB ülkesi olmadığına işaret eden Şimşek, “Sağlam makro ekonomik temelleri ve kriz sürecinde aldığı önlemler sayesinde, Türkiye ekonomisi dünyadan pozitif yönde ayrışarak hızlı bir toparlanma sürecine girmiştir. Bu ayrışma özellikle büyümede, istihdamda, kamu finansmanı dengelerinde, uluslararası kredi notlarında ve ülke risk primi gibi temel göstergelerde kendini açık bir şekilde göstermektedir” diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin 2010'un ilk yarısındaki yüzde 11'lik büyüme performansıyla dünyada ilk sıralarda yer aldığına işaret eden Şimşek, mevsimsellikten arındırılmış GSYH verilerine baktığımızda Türkiye'nin kriz öncesi seviyesine döndüğünün rahatlıkla görüldüğünü söyledi.“Özellikle ikinci çeyrekte azalan baz etkisine rağmen beklentilerin üzerinde gelen büyüme performansı hepimize büyük moral ve güç verdi” diyen Şimşek, şöyle devam etti:

“Krizin olumsuz etkilerini büyük ölçüde üzerinden atan Türkiye ekonomisinin, yılın ikinci yarısında bir miktar yavaşlaması beklense de 2010 yılını yüzde 6,8 bir büyümeyle tamamlayacağını öngörüyoruz. Bu ihtiyatlı bir tahmindir. Son dönemde açıklanan veriler ekonomik faaliyetlerdeki toparlanmanın üçüncü çeyrekte de güçlü bir şekilde devam ettiğini göstermektedir. Türkiye ekonomisindeki toparlanmanın en ayırt edici özelliklerinden birisi büyümenin istihdam yaratmasıdır. Türkiye ekonomisi 2007'den bu yana 3 milyona yakın ilave istihdam yaratmıştır. Aynı dönemde istihdam ABD;de yaklaşık 6,5 milyon, 27 Avrupa ülkesinde ise 2,2 milyon azalmıştır. İstihdamdaki güçlü iyileşmelere rağmen işsizlik oranı hala yüksek seviyelerdedir. Hükümet olarak bunu daha aşağıya çekmek için gerekli tedbirleri almaktayız.”

“2011'DE MAASTRİCHT KRİTERLERİNİ TUTTURACAĞIZ”

Hükümetin gerçekleştirdiği yapısal reformlar sayesinde ülkenin risk priminin de düştüğüne işaret eden Şimşek, Türkiye'nin risk primi göstergeleri kredi notu A düzeyinde olan İspanya, İrlanda ve İtalya gibi gelişmiş ekonomilerden daha iyi duruma geldiğini ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa iç piyasada Türk Lirası cinsinden 10 yıllık vade ile borçlanıldığını kaydetti.

Başta finansal piyasalar olmak üzere, Türkiye ekonomisinin bu küresel şoka karşı büyük bir dayanıklılık gösterdiğini belirten Şimşek, siyasi ve ekonomik istikrar ve gerçekleştirilen yapısal reformlar sayesinde sağlam makro ekonomik temellere sahip bir ülke olarak krize karşı direnç gösterdiklerini söyledi. Türkiye'nin kamu borcunun düşük seviyesinin Türkiye'nin olumlu yönde ayrışmasına destek olan bir diğer husus olduğuna işaret eden Şimşek, bunun 2002'den bu yana uygulanan sıkı maliye politikasından kaynaklandığını, 2005-2008 yılları boyunca tam 4 yıl Maastricht kriterini sağladıklarını söyledi.

“Hükümetimizin güçlü iradesi ve Orta Vadeli Programımız ile Mali Planımız mali disiplinin en büyük teminatıdır” diyen Maliye Bakanı, Türkiye'nin 2011 yılında da bütçe açığı açısından Maastricht kriterini tutturacak ender Avrupa ülkelerinden biri olacağını bildirdi.

Krize karşı proaktif önlemler aldıklarını, likidite ve fon akışının sorunsuz bir biçimde işlemesini ve kredi mekanizmasının normalleşmesini sağlamak, reel sektöre destek olmak, istihdamı teşvik etmek ve finansman kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla çok sayıda önlemi hayata geçirdiklerini anlatan Şimşek, Türkiye'nin, ilk defa bir krizi uluslararası kuruluşlardan destek almadan başarıyla atlattığını söyledi.

“KRİZİN FATURASINI HALKA ÇIKARMADIK”

Son 60 yılın en büyük krizini kendi tedbirleriyle atlattıklarını belirten Şimşek, ancak daha da önemli krizin faturasını halka çıkartmadıklarını ifade etti.
Kriz süresince Türkiye'nin ihtiyacı olan memur alımına devam ettiklerini, kamu çalışanlarına ve emeklilere enflasyonun üzerinde maaş artışları yaptıklarını, karayolları, demiryolları ve havaalanları yapmaya devam ettiklerini anlatan Şimşek, krizde birçok ülkede maaşların dondurulduğunu, emeklilik yaşı ve vergi oranlarının artırıldığını ve yeni vergiler uygulamaya konulduğunu kaydetti.

İKİ TEMEL SORUN CARİ AÇIK VE İŞSİZLİK

Türkiye'de hala çözüm bekleyen bazı yapısal sorunların bulunduğuna işaret eden Şimşek, makro ekonomik açıdan bakıldığına iki temel sorunun cari açık ve işsizlik olduğunu bildirdi.

Bunların farkında olduklarını ve bu sorunların giderilmesi için çözüm üretmeye devam ettiklerini belirten Şimşek, Türkiye ekonomisinin yapısal özellikleri nedeniyle, yüksek oranda büyüdüğü her dönemde cari açık verdiğini, 2010 yılında cari açığın 39,3 milyar dolar seviyesine çıkacağını ve bunun GSYH'ye oranının yüzde 5,4 civarında olacağını öngördüklerini ifade etti.

Mevcut küresel likidite koşulları ve Türkiye'nin sağlam makro ekonomik temelleri dikkate alındığında cari açığın finansmanının önümüzdeki birkaç yılda sorun olmayacağını öngördüklerini vurgulayan Şimşek, bunun orta ve uzun vadede çözümü için gerekli tedbirleri aldıklarını ve almaya devam ettiklerini söyledi.
Cari açığa neden olan hususlardan ilki olan enerjide dışa bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir enerji kaynağının harekete geçirilmesi ve nükleer enerji konusunda çalışmalarda bulunduklarını anlatan Şimşek, daha ileri teknoloji üreten ve daha yüksek katma değer yaratan bir üretim yapısına kavuşmak yönünde AR-GE reformu gibi alanlarda ciddi adımlar attıklarını ifade etti.

Teşvik sistemini de cari açığı azaltacak bir biçimde yapılandırdıklarını belirten Şimşek, Türkiye'nin rekabet gücünün artırılması anlamında altyapı yatırımlarına büyük önem verdiklerini vurguladı.

Dünya ile rekabet etmek için eğitime büyük önem verdiklerinin altını çizen Şimşek, geleneksel sektörlerin değişim ve dönüşümü için de çalışmalar yaptıklarını, markalaşmayı ve özgün ürün geliştirmeyi teşvik ettiklerini, geleneksel sektörlerin fiyat avantajı sağlayacağı bölgelere taşınmasını desteklediklerini kaydetti.

İŞSİZLİK ORANLARI DAHA DA AŞAĞIYA İNECEK

Yapısal sorunlardan bir diğerinin işsizlik olduğuna işaret eden Şimşek, Türkiye'de de işsizlik oranının küresel krizin getirdiği belirsizlik ortamında yüzde 16'lar düzeyine çıktığını, ancak ekonomik faaliyetlerdeki canlanma ve istihdamın artırılmasına yönelik alınan tedbirler sayesinde Temmuz 2010 itibarıyla yüzde 10,6 seviyesine gerilediğini, mevsimsellikten arındırılmış işsizlik oranlarında da benzer bir düşüş görüldüğünü belirtti.

Önümüzdeki aylarda mevsimsel etkilerden ötürü işsizlik oranlarında bir miktar artış olacağına dikkati çeken Şimşek, bu nedenle 2010'un tümünde ortalama işsizlik oranının yüzde 12 civarında olmasını beklediklerini bildirdi.Şimşek, “Ancak önümüzdeki birkaç yıl içerisinde işsizlik oranlarını daha aşağıya çekmeyi hedefliyoruz” dedi.

Türkiye'de işsizlik sorununu çözmek için birçok tedbir aldıklarını anlatan Şimşek, aktif işgücü politikaları çerçevesinde işgücünün niteliğinin artırılmasına yönelik eğitimlere ağırlık verdiklerini, bölgesel kalkınma projelerini hızlandırarak yeni istihdam alanları açtıklarını ve yeni uygulanan teşvik sistemi sayesinde yatırımları ve istihdamı artırdıklarını, istihdam üzerindeki yükleri azaltarak yeni ve kayıtlı istihdamı teşvik ettiklerini kaydetti.

Çalışmaları süren Ulusal İstihdam Stratejisi'nin ana eksenlerden biri olarak işgücü piyasasının esnekleştirilmesinin de yer aldığına dikkati çeken Şimşek, bu kapsamda, güvenceli esneklik modellerinin yaygınlaştırılmasının planlandığını söyledi.

Şimşek, erişilebilir bir eğitim sistemiyle herkese temel beceri ve yetkinliklerin kazandırılmasını amaçladıklarını vurguladı ve sözlerine şöyle devam etti:
“Gerçekleştirdiğimiz yapısal reformlar ve krize karşı aldığımız önlemler neticesinde, ekonomide başlayan toparlanmanın kalıcı olmasını sağlayacağız. Sağlam ekonomik temellerimiz Türkiye'nin orta ve uzun vadeli görünümü konusunda ümitli olmamızı mümkün kılmaktadır. Türkiye, genç nüfusu, güçlü girişimci kültürü ve uygulamaya koyduğumuz yapısal reformlar sayesinde geleceğe emin adımlarla yürümektedir.

Son 60 yılın en büyük krizine rağmen göreve geldiğimiz 2002 yılında 3 bin 492 dolar olan kişi başına milli geliri, 10 bin doların üzerine çıkarttık. Küresel krizin başında dünya ekonomileri sıralamasında 17'nci sırada yer alan Türkiye, IMF tahminlerine göre gelecek sene 16'ncı sıraya gelecektir. 2002 yılında ise 26'ncı sıradaydık.”

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle