Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.

Hürriyet'i Takip Et

Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

İki büyük şirket satışında sona gelindi

Emek Kaplangil / hurriyet.com.tr
28 Aralık 2011
    İki büyük şirket satışında sona gelindi

    Küresel ekonomi yavaşlarken, Türkiye ekonomisinin büyüme hızından çok fazla şey kaybetmemesi şirket evlilikleri ve satın almalar tarafındaki hareketliliğin sürmesini sağlıyor. Bu alanda hem Türkiye'deki hem de Türk yatırımcılar için yurtdışındaki fırsatları sektörün önde gelen kurumsal finansman şirketlerinden Daruma Corporate Finance’nin yönetici ortaklarından Bertan Yördem ve Orkun Altuğ ile konuştuk.

     

     

    1998 yılında kurulan ve yüzde 100 Türk sermayeli olan Daruma, edindiği tecrübeyi önce 2003'te Almanya'da açtığı ofisle ardından da 2005-2009 arasında Bulgaristan ve Romanya'da faaliyete geçirdiği iki temsilcilikle yurtdışına ihraç etmiş bir kurum.

     

    2008'de yaşanan kriz sonrası bu ülkelerdeki ofislerini kapatan Daruma, şimdi Türkiye'ye odaklanarak hem buradaki hem de bölgedeki fırsatları yakalamayı hedefliyor.

     

    Yabancı şirketlerin Türkiye'de özellikle enerji, perakende ve hizmet sektörlerine ilgi gösterdiğine dikkat çeken Yördem ve Altuğ, Avrupa'da yaşanan krize rağmen yabancı yatırımcıların 'temeli olmadan karar vermediklerini' ve Türkiye'deki şirket birleşmesi konusunda kılı kırk yardığına dikkat çekti.

     

    Son dönemde Türkiye'den, Avrupa'ya giden yatırımcı sayısında önemli oranda artış olduğuna da vurgu yapan Yördem ve Altuğ, 2012'inin başında Türkiye'deki şirket birleşmesi tarafında perakende sektöründe iki önemli işleminin sona erdirileceğinin de bilgisini verdi.

    /_np/2074/14172074.gif 

    İşte Yördem ve Altuğ ile gerçekleştirdiğimiz o röportaj:

     

    - İş modeliniz nasıl işliyor:

     

    Yördem: Yatırım bankacılığı hizmetleri vermek amacıyla finansal danışmanlık yapıyoruz Biz bir banka veya doğrudan yatırımcı değiliz dolayısıyla kendi bilançomuzu kullanmıyoruz. Bankalar, yatırımcıları fonlar ya da çok uluslu kurumlar ile Türkiye'deki ya da Bulgaristan, Romanya'daki iş adamları arasında bir köprü rolü oynuyoruz.

     

    Müşterilerimize borç finansmanı (kredi bulma) ya da sermaye finansmanı sağlanması  konusunda hizmet verip, danışmanlık veriyoruz.

     

    Altuğ: Rafta ürünleri olup da müşteriye bu ürünleri veren bir firma değiliz. Daha çok terzi işi ve anahtar teslimi bir çalışma modelimiz var. Genelde firmalara büyüme finansmanı tarafında hizmet veriyoruz. Bu noktada da firmanın ihtiyaçlarını anlayıp, en optimum yapıyla karşılanmasına çalışıyoruz. Bu yapı yeri geldiğinde bir kredi, sermaye ortaklığı ya da sermaye ile kredi arasında mesela sermaye benzeri krediler olabilir. Yaptığımız iş aslında birden çok finansman katmanını içeriyor. Bunun karşılığında da başarı pirimi alıyoruz.

     

    - Neden firmalar, yatırımcılar ya da bankacılar sizin gibi çalışma modeline sahip bir firmaya ihtiyaç duyuyor?

     

    Yördem: Bizim yaptığımız aslında bir finansal mühendislik. Bizimle çalışmak onlara ellerinde olmayan bir kurumsal finansman ekibi sağlıyor. Çünkü firmalar her zaman büyüme ihtiyacında olmadığı için bünyelerinde böyle bir ekip tutmazlar. Diğer taraftan bankalar ya da yatırımcılar ise piyasadaki deneyimimiz nedeniyle bize ihtiyaç duyuyorlar.

     

    - Özetlemek gerekirse her iki taraf da aslında sizin tecrübenizi mi satın alıyor?

     

    Yördem: Kesinlikle

     

    - 2011'de şirket evlilikleri ve satışlar açısından nasıl bir yıl oldu?

     

    Yördem: 2008'den beri Türkiye'ye ilgi arttı. Bu hem yabancı yatırımcıların hem de Türkiye'de de ofisleri olan özel sermaye fonlarının ilgisi olarak ortaya çıktı. Örneğin Acıbadem Hastaneleri bir Malezyalı gruba satıldı. Bu grup, bir hastane grubu. Bizim dünyamızda buna stratejik yatırımcı diyoruz. Firmaların bu anlamdaki ilgisi 2008'den beri artarak geldi. Öte yandan, Medical Park, Memorial ve Alman Hastaneleri için yabancılara alım ve satımlar gerçekleştirdik. Oradaki yatırımcılar ise özel sermaye fonlarıydı.

     

    PERAKENDE, ENERJİ VE HİZMET SEKTÖRLERİ ÖNE ÇIKIYOR

     

    - Peki şirket evlilikleri ve satışlarında önümüzdeki dönemde en çok ilgi görmesini beklediğiniz sektörler hangileri?

     

    Yördem: Bu sektörler aslında Türkiye'nin dinamiklerine bağlı ve buna paralel hareket edenler olacaktır. Perakende gibi Türkiye'deki nüfusun tüketim kabiliyetine göre hareket eden, enerji gibi Türkiye'nin büyümekte olduğu bir alanda imkan yaratacak işletmeler ya da sağlık sektörünün de içinde yer aldığı Türkiye'nin henüz girmekte olduğu hizmet sektörü öne çıkacaktır.

     

    Sağlık sektöründe bu anlamda önemli bir potansiyel bulunuyor. Özellikle devletin, kamu özel ortaklığı dediğimiz projelerinin başlıyor olması bu sektördeki hareketin devamını sağlar.

     

    /_np/1149/15331149.jpg

     

    SATIN ALACAK HASTANE KALMADI

     

    - Yani önümüzdeki dönemde hastane zincirlerinden yine satın alma ya da birleşme haberlerini duymaya devam edeceğiz?

     

    Yördem: Büyük fonların yatırım yapabileceği ölçekte zincir hastane grupları kalmadı.Medicana hariç büyük hastane zincirlerinin hepsi bu işlemlerini tamamladılar. Geriye kalan işlemler küçük hastanelerin konsolidasyonu şeklinde olacaktır.

     

    Altuğ: Türkiye'de önümüzdeki dönemde bazı gruplarla daha önce fon şeklinde giren finansal yatırımcılardan bir ya da iki tanesinin, çok kısa vadede olmamak koşuluyla elindeki varlığı stratejik yatırımcıya satma ihtimali var...

     

    - Size bu yönde gelen bir talep var mı?

     

    Hayır. Henüz bize gelen bir talep yok.

     

    - Peki hangi sektörler, fonların ellerindeki varlıkları stratejik yatırımcıya satması için olgunlaştı?

     

    Altuğ: Şu anda hiç bir sektör tam anlamda bu olgunluğa ulaşmadı. Fonların, yatırımları ellerinde tutma süresi genelde 5 ila 7 sene arasında. Bu fonların Türkiye'ye 2006'dan sonra gelmeye başladığını düşünürsek. Henüz bu süre dolmuş değil. Ayrıca fonların girişi 2008'den sonra hızlandı. Belki ilaç sektöründe bundan kısmen bahsedilebilir.

     

     

    AVRUPA'DAKİ DURGUNLUK BİZE YARIYOR

     

    - Avrupa'da durgunluk endişesi sizin sektörünüzü de vurabilir mi?

     

    Yördem: Çok değil. Çünkü Avrupa'daki endişeler daha çok finansal piyasalar tarafında yaşanıyor. Reel endüstride hala hareketlilik görüyoruz. Reel endüstride hem büyüme hem de Türkiye'ye girme çabaları görüyoruz. Bu durgunluk bir anlamda, yatırımcıları bizler gibi nüfusun dinamik olduğu bu nedenle özellikle perakende sektörünün canlı olduğu piyasalara itiyor. Para büyümeyi takip ediyor. Çünkü paranın bir yatırıma yönelmesi gerekiyor. Fonlar, aldıkları paranın üzerine oturamaz. Belki işi daha sıkı tutarlar ancak yatırımlarına bir şekilde devam eder. Diğer taraftan bizim bir de borç finansmanı kolumuz var. Türkiye'deki firmalar yatırımlarına devam ettiği sürece bu alan da canlı olarak yürüyor.

     

    - Küresel ekonomideki problemler özellikle yabancı yatırımcılara Türk şirketlerini pazarlamayı daha da kolaylaştırıyor mu?

     

    Yördem: Tüm yatırımcılar profesyonel ve hatta benzer sektörlerde deneyime sahipler. Yana yakıla Türkiye’ye girmeleri söz konusu değil. Bir ortaklık yaparken kılı kırk yarıyorlar. O nedenle bir şirketi boyayıp satmak gibi bir durum söz konusu olmaz. Diğer taraftan bizim işimiz itibar işidir. Bir yatırımcıyı kandırarak bu sektörde yer alamazsınız.

     

    - Yatırımcılar Türkiye'ye gelirken özellikle neye bakıyorlar?

     

    Yördem: Özellikle finansal yatırımcılar, bir takım riskleri göze alıyorlar ancak planlarını 5 ila 7 yıl arasında yaptıkları için bu riskler bu süre içerisinde telafi edilebiliyor. Asıl baktıkları şey ilgilendikleri sektördeki reel dinamiklerdir.

     

    - Biraz da rakamlara girersek 2011'de Türkiye'de şirket birleşmeleri ve satın almalarında ne kadarlık bir hacim gerçekleşti?

     

    Yördem: Şu anda elimizde net bir rakam yok. Çünkü, bu işlemlerden bazıları açıklanıyor bazıları açıklanmıyor. Tamamlanan işlem var, tamamlanmayan işlemler var. Onu ancak Ocak, Şubat gibi konuşmak daha doğru olur.

     

    HEDEF 2011'İ 400 MİLYON DOLARLIK HACİMLE KAPATMAK

     

    - Peki sizin bu yıl içerisinde gerçekleştirdiğiniz işlemlerin hacmi nedir?

     

    Yördem: Bunların hepsini açıklayamayız. Ama işlem adedi olarak bu seneyi şirket birleşmeleri ve evliliği tarafında 6 ya da 7 işlemle kapatırız diye düşünüyorum. Bunların hepsi ortalama 50 milyon dolar civarındaki işlemler. Toplamda 400 milyon dolarlık bir hacme yaklaşacağımızı tahmin ediyorum. Ancak bu miktarı söylerken şuna dikkat etmek gerekiyor; bu tamamen şirketin gerçekleşen satış oranına denk gelen tutardır. Yani bir şirketin yüzde 30'unu satıyorsanız, bu miktara denk gelen tutardır. Yoksa, o şirketin yüzde 100'ünün değerlemesi sonucu ortaya çıkan miktar değildir.

     

    Bu yıl sağlık sektöründe dört işlem yaptık. Alman Hastaneleri'nin satışı bunların en büyüğü oldu. Bunların hepsi de büyümenin finansmanı şeklinde oldu.

     

     

    BÖLGE ÜLKELERİNDE TÜRK MARKASININ DEĞERİ ARTTI

     

    - Cari açık sıkıntısı olan bir ülkeyiz? Son dönemde doğrudan kaynak girişi beklendiği kadar hızlı artmıyor? Bu nedenle sizin de rol oynadığınız bu işlemler Türkiye için önem arz ediyor. Acaba, devletin bu işlemlerin artması için ne gibi adımlar atması gerekiyor?

     

    Altuğ: Bu yatırımlar cari açığı çözmez. Bu işlemlerin hepsini yabancılar tarafından gerçekleştiğini düşünmeyin, Türkiye'de artan şekilde ülke içinde işlemler gerçekleşiyor. Ama yabancıların gelmesi için istikrar önemli bir rol oynuyor ve şu anda tek parti hükümeti olduğu için ekonomi, kamu ve mali bürokrasi hızlı şekilde işliyor. Bunu muhafaza etmek ve mümkünse artırmak gerekiyor. Bir de sektörel bazda yapılması gereken şeyler var. Teşvikler yoluyla; ki bu yapılıyor belli sektörlere katkı yapılabilir.

     

    Ayrıca, Türkiye gelecek 10 yıl içerisinde bölgesinde önemli bir gıda tedarikçisi olacak. O nedenle, bazı firmalar özellikle Ortadoğu’ya ve Kuzey Afrika’ya ihracat yapmak için de fabrikasını Türkiye'ye getiriyor. Bu tür dinamikler de sermaye akımını etkileyebiliyor. Yani, Türkiye'nin stratejik olarak bölgedeki rolünü artırması da bu anlamda olumlu katkı yapıyor. Son dönemde Türk markasının değeri bölge ülkelerinde arttı. Bununla birlikte, ihracata yönelik teşvikler ve lojistik maliyetinin indirilmesi de bu noktada önemli. Son nokta olarak, devletin bütçesi el verdiğince elektrik gibi ana girdi kalemlerinde üreticilerin elini rahatlaması da yabancı sermayeyi cezbetmekte önemli rol oynayacaktır. Üretici, bu anlamda yurt dışındaki rakipleriyle eşit şart istiyor.

     

    /_np/1148/15331148.jpg

     

    - Türkiye'deki yatırımcılar için önümüzdeki dönemde fırsatlar nerede yatıyor?

     

    Yördem: Türkler, dünyanın her yerine gidiyor. Daruma olarak bizim 18 ülke ile ilişki ağımız var ve bu ülkelerin tamamından Türkiye'deki şirketlerle ortaklık ve/veya satın alma teklifleri geliyor. Ancak, son dönemde özellikle kriz sonrası Avrupa'dan Türk yatırımcılara şirket satışı konusunda gelen tekliflerde artış var.

     

    - Türklerin büyümek için gittiği ülkelerin başında hangileri bulunuyor?

     

    Yördem: Türkiye'nin çevresindeki tüm ülkelere gidiyor. Rusya, Romanya, Bulgaristan, Irak, Suriye gibi ülkelere gidiyor.

     

    TÜRK YATIRIMCISI AVRUPA'YA MARKA OLMAK İÇİN GİDİYOR

     

    - Son dönemde öne çıkan bölge ya da ülke var mı?

     

    Altuğ: Öncelikle Avrupa... Türk sermayesi ana prensip olarak çok uzağa akmıyor. Kontrol edilebilir uzaklığı seçiyor. Daha o kadar açılmadık. Özellikle Avrupa, Rusya ve Kuzey Afrika bu anlamda öne çıkıyor. Neden Avrupa dediğimiz zaman ise; buraya giden Türkler daha çok marka yatırımlarına gidiyor. İyi bir üretim bazı olan bir firmasınız diyelim, satışınızı güçlendirmek için Avrupa'da iyi dağıtım ağı ve marka değeri olan firmaları almak stratejinizle uyumluluk gösteriyor.

     

    Öte yandan, Avrupa'da hala sermaye birikimi mevcut. Mesela, bizim şu anda üç tane İspanyol müşterimiz var ve Türkiye'den şirket satın almak istiyor. Ama, sıkıntıya düşmüş firmalar da var.

     

    Yunanistan'da belli fırsatlar bakan müşterilerimiz var. Rusya'ya olan ilgi de büyük. Burada önümüzdeki dönemde gıda tarafında önemli fırsatlar olabilir. Çünkü gıda tarafında büyük eksiklikler var.

     

    Türk işadamı, “ben kendimi yurtdışında büyütecek firma alabilirim” demeye başladı. Böylece, kriz sonrası orta ölçekli firmaların dahi perspektifleri genişledi.

     

    SEKTÖRDE 2012'DE ÖNEMLİ BİR BÜYÜME BEKLENMİYOR

     

    - 2012 için şirket evlilikleri ve birleşmelerinde nasıl bir performans bekliyorsunuz?

     

    Yördem: 2011 gibi devam edeceğini çok büyük değişim olmasını beklemiyorum. 1 Ocak ile 31 Aralık arasında çok büyük fark olmayacaktır. Sektörde marjinal bir büyüme bekliyoruz. 

     

    - 2012'de Türkiye'de 1 milyar doların üzerinde şirket satın alma ya da birleşmesi olmasını öngörüyor musunuz?

     

    Yördem: Türkiye'de bu anlamda bırakın tek kalemde 1 milyar doları, bir yılda gerçekleşen 100 milyon doların üzerindeki işlemler bile bir elin parmaklarını geçmez. Milyar dolarlık işlem ağırlıklı olarak özelleştirmelerde olur. Ya da Mey içki satışı gibi durumlarda olur. Yoksa, milyar dolarlık işlem özel sektörde pek karşılaşılan bir durum değildir.

     

    GEÇMİŞE BAKILDIĞINDA FRANSA TEPKİSİ KALICI OLMAZ

     

    - Fransa ile son yaşanan gerginlik, sektörü nasıl etkiler? 16 milyar dolarlık bir ticaret ve 8.3 milyar dolarlık yatırımları var?

     

    Yördem: Siz bunu söyleyince aklıma 90'lı yıllarda İtalya'ya kızdığımızda almış olduğumuz İtalyan araba ve buzdolaplarını yaktığımız görüntüler geldi. Bunlar doğru değildi. Bunun çok etkileyeceğini düşünmüyorum. Bence bu biraz daha gündelik bir durum. Bundan sonraki süreçte, Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkileri kökten sarsacak olaylar gelişecekse bunun baştan çok daha büyük projelerde ortaya konması gerekir. Olay çok taze olduğu için bu konuda çok öngörümüz yok. Ama, yatırımlar konusunda çok da siyasete girmemek gerektiğini düşünüyorum.

     

    Ama özetle, geçmişteki değerlendirmelere bakıldığında bu tip siyasi türbülansların gündelik yaşamda değerini yitirdiğini gördük.

     

     

    PERAKENDEDE İKİ BÜYÜK İŞLEMİ SONLANDIRACAĞIZ

     

    - Önümüzdeki dönemde müşterileriniz arasında büyük bir birleşme ve satın alma hazırlığında olan firma var mı?

     

    Yördem: Evet, var... Şu anda bitirmeye çalıştığımız bazı işler var. Önümüzdeki dönemde iki tane işlemi nihayete erdirmeyi planlıyoruz. Kısmetse, 2012'nin başında tamamlamayı düşünüyoruz.

     

    - İşlemin hacmi ve sektörü ne kadar olacak?

     

    Yördem: Hacmi bu yıl içerisinde bitirdiğimiz diğer işlemlere yakın biçimde 50 milyon dolarlar seviyesinde olacak. Bunlar, Türkiye'nin dinamikleriyle uyumlu şekilde perakendeyle ilgili sektörlerde olacaktır. Yasalar gereği işlem bitmeden bu konuda bilgi açıklayamayağımız için daha fazla ayrıntı veremiyorum.

     

    twitter.com/emekkaplangil

     

    ekaplangil@hurriyet.com.tr

    Her türlü hakkı saklıdır.

    Hürriyet Turuncu - Yorumlarınızı Yazınız
    Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
     ADnet  
    Reklam için
    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding