Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Kırgızistan ziyaretinde yaptığı konuşmada mafya ve rüşvet vurgusu dikkat çekti. Erdoğan Kırgızistan'da iş yapan Türk işadamlarının güven konusunda sıkıntıları olduğunu belirterek, "Mafyaya, çeteye karşı çok ciddi mücadeleler vermek lazım" dedi.
Erdoğan Kırgızistan'da / Foto Galeri
8 yıl önce Başbakanlığa gelmeden kullandığı bir ifade olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ekonomideki sıçramanın iki sır kelimesi vardır; biri güvendir, ikincisi istikrardır. Türkiye güveni sağlarsa, ardından istikrarı sağlarsa ekonomik sıçramayı da yapacaktır demiştim. Bunun için mafya ile çetelerle çok ciddi mücadelemiz oldu. Yolsuzluklarla çok ciddi mücadelemiz oldu. Bunun neticesinde Türkiye dünyanın 26. büyük ekonomisiyken şimdi 17. büyük ekonomi haline geldi. Eğer bunları başaramasaydık, olduğumuz yerde sayar veya daha da geri giderdik.
Diyorum ki senede bir milyar dolar, 1953'ten göreve geldiğimiz ana kadar ortalama küresel sermaye çeken bir ülkeydik. Fakat 2008 yılında 22 milyar dolara çıktı bizim çektiğimiz küresel sermaye. Ben Atambayev kardeşime de özellikle bugün söyledim; bakın burada Türk işadamları var ancak güvende sıkıntı var. Şu anda tahmini olarak 7 milyon dolar kadar bu yağmalamalarda Türk işadamlarının işyerlerinden götürülenler var. Buna karşı yeni bir hükümet olarak güvende önemli tedbirler almak lazım. Mafyaya, çeteye karşı çok ciddi mücadeleler vermek lazım. Yolsuzluğa karşı mücadeleler vermek lazım. Yolsuzluğa karşı mücadeleler vermek lazım. Rüşvet gibi bu tür yolsuzlukları ortadan kaldıracak ağır tedbirler almak lazım. Çünkü küresel sermaye buraya geldiği zaman herkese rüşvet dağıtmaya yönelirse burada niye dursun? Zaten vereceği rüşvet onun kazancıdır. O zaman burada durmasına gerek yok. O zaman memleketinde işine devam eder. Hem çile, hem de burada işkence... Böyle bir durum olmaz. Burada istikrar da olmaz. Ama biz bunu başarırsak, güveni sağlarsak sadece buraya Türk işadamı gelmez, onun yanında Batılı da gelir, Orta Doğulu işadamları da gelir. Kırgızistan'ın altyapısı buna müsait. Onlar geldiği andan itibaren inanıyorum ki Kırgızistan da o sıçramasını yapacaktır. İşsizlikte büyük adımlar atacaktır, büyümede bir anda hemen kendisini hissettirmeye başlayacaktır.”
Türkiye'nin şu anda büyümede dünyada üçüncü, Avrupa'da birinci olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin küresel finans krizine rağmen böyle bir noktaya geldiğini vurguladı. “Kırgızistan niye olmasın? O da olacak” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Ama yapacağımız şu, diyeceğiz ki 'Biz bu işi başaracağız.' Ama, 'Benim mafyam iyidir' demeyeceğiz. 'Benim hırsızım iyidir' demeyeceğiz. Tepesine tepesine bineceğiz çünkü bu zulümdür, bunlara fırsat vermeyeceğiz. Zulüm ile abad olunmaz. Asla bunlara fırsat vermeyeceğiz. Bizim önceliğimiz ne olacak? 'İnsanı yücelt ki devlet yücelsin.' Esasen, bugün bana eşlik eden işadamlarımız, bu niyetimizin, bu arzumuzun somut bir ifadesidir. İşte onlar bu arayışla buraya geldiler. İşte bu kardeşlerim, işadamı arkadaşlarım istiyorlar ki 'Kırgızistan'da aradığımız havayı bulduğumuz anda biz buraya gireriz, biz buraya yatırım yaparız.' Sektörlerinde icabında burada Kırgız işadamlarıyla ortaklıklar kurabilirler, hatta üçüncü ülkelerle yatırımlara girebilirler. Bunlar Türk-Kırgız girişiminin de örneğini oluşturur. Bütün bu attığımız adımlarla birlikte Türkiye-Rusya-Kırgızistan olarak üçlü olarak da bir adım atabiliriz. Aramızda da bunu konuştuk ve bu Kırgızistan'a yönelik yatırımların artmasına dönük bir adım olabilir. Bunu başarırız.”
Türkiye'nin uluslararası yatırımları çekmek için çok büyük çaba harcadığını söyleyen Başbakan Erdoğan, önce ilgili yasanın değiştirildiğini, yatırımlarda “yerli-yabancı” ayrımını kaldırdıklarını ve “yabancı” ifadesini kullanmaya son verdiklerini, yerine “uluslararası sermaye, küresel sermaye” ifadelerini kullandıklarını anlattı. “Yabancı” kelimesinin kendisine itici geldiğini ifade eden Erdoğan, “Kucaklayıcı olacağız. 'Yatırım ortamını iyileştirmek için, ilgili tüm tarafların katılımıyla bunu başarabilmek için bu ifadeyi kullanmamız lazım' dedim. İstişare içinde, diyalog içinde yoğun çalışmalar yaptık. Her yıl dünyanın en büyük uluslararası şirketlerinin yöneticilerini yaklaşık 40 kişi kadar İstanbul'da topladık, topluyoruz. Bir gün, karşılıklı olarak düşünce cimnastiği yapıyoruz, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bizzat benim de katıldığım toplantılarda Türkiye'nin yatırım ortamını konuştuk, aksaklıkları dinledik. Neler olursa, neler değişirse yatırımcı Türkiye'ye gelir bunları değerlendirdik.” diye konuştu.
Küresel kriz öncesinde uluslararası yatırımların Türkiye'de 22 milyar dolar seviyesine ulaşarak rekor kırıldığını anlatan Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu şunun için söylüyorum, bir ülkenin kalkınmasında, üretiminde, özellikle de istihdamında, uluslararası yatırımlar çok önemli rol oynuyor. Zira, uluslararası yatırım gelirken pazarı da beraberinde getiriyor. Bunun için çok önemli. Ülkeyi uluslararası yatırımlara kapattığınızda, bundan yatırımcı değil, o ülkede yaşayanlar, vatandaşlar zarar görüyor. Uluslararası yatırımcı rahatsız olduğunda, ürktüğünde, çekindiğinde, bundan en büyük zararı vatandaş görüyor. Zaman zaman Türkiye'de de tartışmalar olduğuna şahit olduk. Uluslararası yatırımcılara karşı hasmane tutumlar sergileyen, az da olsa bir kesimin olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde, bürokrasinin, yargının, uluslararası yatırımlar konusunda çekinceli, yavaş, gönülsüz davrandığına şahit olduğumuz dönemler yaşadık ve yaşıyoruz. Biz 8 yıl boyunca bu anlayışla da mücadele ettik. 8 yıl boyunca uluslararası yatırımın, ülkenin bağımsızlığına, birliğine, bütünlüğüne kastetmediğini, tam tersine ekonomiye güç katarak, bağımsızlığı perçinlediğini ifade ettik. Sermayenin dini yoktur, sermayenin ülkesi yoktur, sermayenin bu noktada özellikle kavimi yoktur. Öyleyse uluslararası yatırımın ekonomi üzerindeki olumlu etkisini göstererek, uluslararası yatırıma karşı direnci çok büyük ölçüde kırdık. İşte, Kırgızistan'a da en büyük kardeş tavsiyemiz, uluslararası yatırımları çekme noktasında her türlü kolaylığı sağlaması olacaktır. Tabii önce şunu söylemek durumundayım, Türk yatırımcıların, burada, Kırgızistan'da, yabancı yatırımcı gibi görülmeleri, inanıyorum ki büyük yanılgı olacaktır. Biz birbirimize yabancı değiliz, aynı atanın evlatlarıyız.
İşadamlarımız, vatandaşlarımız zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyorlar. İnanıyorum ki Kırgız makamlarının da çabalarıyla, tüm bu sıkıntıları aşacağız. Kırgızistan'da uluslararası yatırımcılar konusunda yeni bir yaklaşım benimsenmesi, iş ve yatırım ikliminin cazip hale getirilmesi, yatırımcılara gerekli hukuki güvencelerin ve idari kolaylıkların sağlanması, hiç kuşkusuz ekonomiye önemli katkılar sağlayacaktır."